medyada türkçenin kullanımı hakkında yardım lütfen - Herşeyde biraz 2de1


Herşeyde biraz 2de1 » Eğitim » Üniversiteler » medyada türkçenin kullanımı hakkında yardım lütfen

Üniversiteler Üniversitelerdeki sorunlarınız, ödevleriniz, tezleriniz ve benzeri konularda paylaşımda bulunabileceğiniz bölüm...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink) Alt 27-02-2007, 00:33
Bölüm Moderatörü
 
eLFiDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Hąγąt Gúz£Ldi®
 
Kayıt: 07.02.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 5.364
Rep gücü: 30
Rep derecesi: eLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor Sanki

Exclamation medyada türkçenin kullanımı hakkında yardım lütfen

 
slm
medyada türkçenin kullanımı ile ilgili makale , resim ve video olarak yardımcı olurmusunuz!
mesela reklam panolarındaki yada afişlerdeki yazım hataları olabilir !!!!!
şimdiden herkeze teşekkürler!!!!!!!!!!
2 3 hafta ya kadar vaktim var en az!!!!
eLFiDa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:12
Banned
 
NİRVANA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639
Rep gücü: 0
Rep derecesi: NİRVANA Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Exclamation

 
Türk Dil Kurumu Yanlış Yapıyor

Ulusların birlikte yaşayabilmesi için öncelikle ülkülerinin (hedeflerinin, amaçlarının, ideallerinin...) ve kültürlerinin bir olması gerekir.

Kültür birliğini sağlamanın en önemli aşaması, kültürün en önemli taşıyıcısı olan dilin korunmasıdır.

12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti (bugün Türk Dil Kurumu adını almıştır)'nin amacı "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek." olarak belirlenmiş.

Ama bugün, bu amaca erişilemediğini, Türk Dil Kurumu'nun teknolojik gelişmelere uzun süre tepkisiz kaldığını görüyoruz. Son teknoloji ürünleri, yabancı dildeki adlarıyla etrafımızı sararken, Türk Dil Kurumu uyuyor! Ve biz bu adları ezberleyip benimsedikten aylar sonra TDK karşılık bulduğunu açıklıyor. İnsanlar "fax" sözcüğünü kabullendikten sonra, "belgegeçer" sözcüğünü kullanmayı teşvik etmenin anlamı var mı? Belgegeçer kelimesini TDK haricinde kaç kurum ya da kişi kullanıyor? Artık "belgegeçer" kelimesini belletmek için çok geç! Fax sözcüğü için geçerli olan bu durum, yabancı dilden dilimize geçen birçok farklı sözcük için de geçerli.

Türk Dil Kurumu'nun teknolojik aletlere karşılık bulma konusundaki nadir başarılarından biri "computer" sözcüğüne karşılık olarak bulunan "bilgisayar" sözcüğü. Bu sözcük ilk kez 1969 yılında Aydın Köksal tarafından önerilmiş.

"...Hele ilk kez 1969'da önerdiğim bilgisayar sözcüğüyle birlikte kıyamet koptu." [1]

Aydın Köksal hocamızın bu sözleri, hızlı davranıldığı takdirde (insanlar yabancı sözcükleri kabullenmeden) yabancı sözcüklere karşılıklar bulunarak, yeni sözcüklerin (bilgisayar gibi) halka kolaylıkla benimsetilebileceğini kanıtlıyor. Aydın Köksal bu karşılığı 1969 yılında değil de 2000 yılında teklif etseydi "bilgisayar" sözcüğü de sadece Türk Dil Kurumu'nun kullandığı "aykırı" sözcüklerden biri olarak kalmaz mıydı?

Öğrencilere önce "kelime", "hâl", "cümle", "zamir", "sıfat" gibi Arapça ve Farsça sözcüklerin belletilmesini, sonra da "kelime" sözcüktür, "hâl" durumdur, "cümle" tümcedir, "zamir" adıldır, "sıfat" ortaçtır denerek öğrencilerin beyinlerinin bulandırılmasını ise anlamak imkansız... Öğrencilere önce bu sözcüklerin Türkçesini (sözcük,durum,tümce...), sonra Arapça ve Farsçasını öğretmek çıkarlarımıza daha uygun düşer sanırım.


Dipnotlar

[1] Prof. Dr. Aydın KÖKSAL, Kaynak: Aydın Köksal (Erişim Tarihi: 18.02.2002)
NİRVANA Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:14
Banned
 
NİRVANA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639
Rep gücü: 0
Rep derecesi: NİRVANA Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
İngilizce ve Türkiye
İngilizce'nin hayatımıza bu denli yerleşmesinin başlıca nedeni -anlam veremediğim- "kendimizi küçük görme" düşüncesidir. Yabancı dil, öncelikle birey olmak üzere toplumların kültürel gelişim sürecinde bir "araç" olmalıdır. Ancak ülkemizde, yabancı diller (şu an için sadece İngilizce) bir araç olmaktan öte amaç olarak görülmektedir. Bu durumun olumsuz sonuçları kısa vadede toplumda sosyal ve kültürel yozlaşma olarak ortaya çıkıyor; bununla birlikte, uzun vadede -küreselleşmenin de etkisiyle- ülkenin kimlik kaybı ile sonuçlanacağı kaçınılmaz bir gerçektir (her ne kadar birileri bu durumu görmezden gelse de).

Atatürk, asla batının taklit edilmesini öğütlememiştir. O, batının örnek alınmasını, çağdaş medeniyetler seviyesine giden yolda bizlere kılavuzluk etmesini, ve gerekli zemin oluşturulduğunda bu seviyenin ilerisine geçmek hedeflendiğinde araç olmasını öğütlemiştir. Ancak, şu an görüyoruz ki, toplumumuzun büyük bir çoğunluğu bu tavsiyeleri unutuvermiş, bir batı hayranlığıdır gidiyor.

Henüz sorunun tespiti konusunda sıkıntılarımız olmasına rağmen, çözüm önerileri üzerinde de tartışmanın faydalı olacağı inancındayım. Çözüm, "Dil milliyetçiliği"nden başka bir şey değildir. Ancak, her alanda yaşadığımız kavram kargaşasını maalesef burada da sergiliyoruz. Dil milliyetçiliği asla Türkiye'nin ve Türkçe'nin içe dönük bir yapıya dönüşmesi değildir, aksine dilin ve kültürün girişimci olmasını temel alır. Dil milliyetçiliği beraberinde kültür milliyetçiliğini hedefler. Türkçe'nin ve Türk kültürünün diğer kültürlerle-dillerle ortak bir paydada buluşmasını ve kaynaşmasını hedeflerken, bu yapının özünü-benliğini korumasını vurgular. Fransızlar ve Almanlar bu konuda gerçekten başarılı olarak gördüğüm iki millet. Dillerine ve de dolayısıyla kültürlerine o kadar sahip çıkıyorlar ki, İngilizce'yi ticari, siyasi,sosyal ve benzer alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamada bir araç olarak kullanmaktan öteye geçirmiyorlar. Çeşitli yerlerde kulak misafiri olduğum ve bir çoğunuza da tanıdık gelecek hadiseyi hatırlatmak isterim: Fransa'da, yerel halk iyi derecede İngilizce bilmesine rağmen, günlük konuşmalarında turistlerle İngilizce kullanmaktan azami ölçüde kaçınıyorlar.

Dil sorunu ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Türkiye'nin toplumsal ve kültürel alanlarda bir atılım yapamayışının, okullarımızdaki İngilizce eğitimin yeterli ve etkili olamayışının temel nedeni yabancı diller konusundaki -yukarıda değinmeye çalıştığım- yanlış zihniyettir.


28 Haziran 2005
Onuralp Söylemez
NİRVANA Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:15
Banned
 
NİRVANA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639
Rep gücü: 0
Rep derecesi: NİRVANA Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Ortak Türkçe

Atatürk, Cumhuriyetin 10. yılı kutlamaları münasebetiyle gazetecilerle yaptığı konuşmada şöyle demiştir:

"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya, Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından kaçabilirler. Dünya, yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprülerini sağlam tutarak... Dil, bir köprüdür. Tarih, bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli."

Atatürk'ün ileri görüşlülüğünün de bir örneği olan bu tarihî konuşmasından elli dört yıl sonra -1987'de- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, yeniden yapılanma sürecine girmiş; bu sürecin sonunda Türkiye, hiçbir hazırlığı olmaksızın Türk Cumhuriyetleri'nin bağımsızlığı ile karşı karşıya kalmış; Büyük Türkolog Gaspıralı İsmail Bey'in "Dilde, fikirde, işte birlik" düşüncesi, 90'lı yıllarda yeniden gündeme gelmiştir. "Dünya Türklüğü'nün yakınlaşması ve dayanışması fikri, 90'lı yıllardan çok önce, kültür, siyaset ve hatta iktisat sahasında zaman zaman ortaya atılan, tartışılan, yazılıp çizilen ve yaşanan bir vakıadır. Ancak yakınlaşmanın, dayanışmanın ve bütünleşmenin temel unsurları, millî benlik, millî kimlik ve millî kişilik kavramlarına bağlı değer ve davranışların tarihî ve sosyolojik gerekçeleri, gerçeklikleridir. Bu müşterekliklerin varlığı ve daha çok temellendirici olmasının sağlanmasında en önemli bağ ise dil birliğidir." (DAĞAŞAN, 1994:1)

Bilindiği üzere Orhun Kitabeleri'nden yola çıkıldığında ilk şeklinin milâdın ilk senelerine kadar dayandığı düşünülen Türkçenin başlangıçtan 13.yüzyıla kadar tek bir yazı dili vardı. 13. Yüzyılda Türk yazı dili, Kuzey-Doğu ve Batı Türkçesi olmak üzere ikiye ayrılmış ve 19. yüzyıla kadar bütün doğu ve kuzey Türklüğü, "Kuzey-Doğu Türkçesi"ni; bütün batı Türklüğü de "Batı Türkçesi"ni kullanmıştır. Rus ve Çin istilâsından sonra 19. Yüzyılda ise batı kolu içinde Azerî; kuzey-doğu kolu içinde Kazan Türkçeleri ayrı yazı dili hâline gelmiş; 1917 Bolşevik İhtilâlinden sonra da başlıca Türk ağızları, ayrı yazı dillerine dönüştürülmüştür.

DAĞAŞAN (1994:1), 1917 Bolşevik İhtilâli'nden sonra Sovyet rejiminin "Türk soylu halkların üzerinde uyguladığı ve onların seksen yıl boyunca millî benlik, millî kimlik, millî kişilik açısından uyuma, asimilasyon ve aşırı farklılaşma dönemi yaşamalarına neden olan baskının dil birliğimizi bozmaya yönelik bilinçli bir politika" olduğunu savunuyor.

Millî benlik, millî kimlik, millî kişilik yönünden uyutulmaya, uyuşturulmaya çalışılan Türk soylu halklar, bugün seksen yıllık uykudan uyanmışlar ve millî birliği kurma ülküsü çevresinde toplanmışlardır. Amaç: "Dilde, fikirde, işte birlik!" sağlamak; ama öncelikle dilde birliği sağlamak...

Dün, çıkarlarını Türklüğün dağınıklığında gören ve millî birliğimizi bozmak isteyenlerin öncelikle dil birliğimizi bozmak için gösterdikleri gayreti; bugün, Türk Cumhuriyetleri, dil birliğini kurmak için göstermektedirler. 16-23 Mayıs 1992 tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştirilen "Türk Cumhuriyetleri Eğitim Bakanları ve Türk Toplulukları Eğitim Temsilcileri Konferansı'nda Millî Eğitim Bakanları'nın ortak imzasıyla 20 Mayıs 1992 tarîhinde kabul edilerek açıklanan "Ortak Türkçe Önerisi"nde şu görüşlere yer verilmektedir:

"Ortak dilimizin ülkelerimizdeki kullanımında zaman içinde ve çeşitli etkilerle ortaya çıkan farklılıkların azaltılması ve her ülkede kullanılan lehçelerdeki karşılıklı etkileşimler yoluyla ortak bir Türkçenin oluşması ve zamanla bu Türkçenin bütün Türk ülkelerinde edebî dil hâline getirilmesi konusunda mutabakata varmış bulunuyoruz. Bu amaca varmak yolunda her ülkenin gayret içinde bulunması ve aşağıdaki ortak çalışmaların yapılması önerilmiştir:

Lehçelerimiz arasında terim birliğini sağlamak üzere ortak bir "Terminoloji Komisyonu" kurulacak ve komisyonun tespit edeceği sözler, Türk ülkelerinde yaygınlaştırılacaktır.
Her ülkenin müfredat programları, amaca uygun olarak yeniden düzenlenecek ve ortak Türk Edebiyatı esasına göre örneklendirme yapılacak.
Ortak Türkçe'nin oluşmasında;
Birbirinden sözler almaya,
Dilimizin zenginleşmesine,
Dilimizin öz köklerinden kaynaklanmasına önem verilecektir." (MEB, 1993:71)
Bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri, her konuda kendilerine öncü ve model olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti de ayrı coğrafyalarda yaşayan; fakat güçlü ortak kültürel unsurlara sahip bu yeni bağımsız devletlerle her alanda işbirliği yapmayı, yakınlaşmayı bir politika olarak benimsemiştir. Bu politikaların ilk uygulamasını başlatan Millî Eğitim Bakanlığı, başta Azerbaycan olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tataristan ile eğitim alanında ilişkilerin geliştirilmesini, işbirliğini öngören "mutabakat zabıtları" imzalamıştır. Uluslararası anlaşmaların gereği olarak Ocak 1992 tarihinden itibaren Millî Eğitim Bakanlığı, Türk Cumhuriyetleriyle "orta, lise ve yüksek öğretim öğrencilerinin karşılıklı değişimi" uygulamasını başlatmıştır. Bu uygulama çerçevesinde Kasım 1993 tarihine kadar, Türk Cumhuriyetleri'nden orta ve yüksek öğretim düzeyinde 7541 öğrenci, Türk eğitim sistemine girmiştir. Yaklaşık bir yıllık sürede, toplam öğrenci sayısı %23 artarak 8148'e ulaşmıştır. Bu sayı, başlangıçta Türkiye Cumhuriyeti tarafından plânlananın yaklaşık on katıdır. (AÇIKALIN, DEMİREL, ÖNSOY, 1996:7-10)

Gerek Türkiye'ye öğrenci getirilmesi gerekse Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri'nde orta ve yüksek seviyede okullar kurması gibi uygulamalar ve Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Cumhuriyetleri arasında yapılan antlaşmalar göstermektedir ki dilde ve kültürde bütünleşme çabaları, Türkiye'yi merkez almaktadır. Bu nedenle, "Türkiye Türkçesi"nin Türk Cumhuriyetleri'nde yaşayan soydaşlarımıza, özellikle de Türk soylu öğrencilere en kısa sürede ve en pratik yollarla en üst seviyede öğretilmesi, sevdirilmesi, dilde birlik sağlanması ve ortak Türkçe'ye geçiş açısından büyük önem, hatta zorunluluk taşımaktadır. DAĞAŞAN (1994:22)'ın da vurguladığı gibi, "tutarlı, kararlı ve sabırlı eğitim politikaları sonucunda Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nde ve Sovyet sisteminin baskısından kurtulan Türk Toplulukları'nda Rusça'nın baskısı ve ortak anlaşma dili olma niteliği kırılabilecektir." Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmadan önce, Türkçenin öğretimine yönelik herhangi bir köklü metot geliştirilmediği bilinen bir vakıadır. Bu konuda yabancılar için Türkçe öğretimine yönelik basılı araç-gereç(kitap) geliştirilmesini amaçlayan birtakım çalışmalar yapılmış; ancak bu çalışmalar, ortak bir metot geliştirme amacı etrafında toplanmamış ve ferdî yaklaşım olmaktan öte gidememiştir.

Ne yazıktır ki Türk Cumhuriyetleri'nin bağımsızlıklarını kazanmalarından bugüne dek geçen süre içinde de Türkçe öğretimine yönelik bir metot hala geliştirilememiştir.


Yararlanılan Kaynaklar

AÇIKALIN, Aytaç, Ö. DEMİREL, R. ÖNSOY, Türkiye'de Yüksek Öğrenim Gören Türk Cumhuriyeti Öğrencilerinin Sorunları, Ankara, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 1992
MEB, Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları Arasında Yapılan Anlaşmalar, İlişkiler, Faaliyetler, Ankara, M.E.B.Yayını, 2.Kitap, 1993
DAĞAŞAN, Dursun, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nden Gelen Öğrencilerin Türkiye Türkçesi'ne İntibakta Karşılaştıkları Güçlükler, Basılmamış Y.L.T.G.Ü.S.B.E., 1994
NİRVANA Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:21
Banned
 
NİRVANA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639
Rep gücü: 0
Rep derecesi: NİRVANA Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

Exclamation

 

MEDYADA TÜRKÇENİN KULLANIMI
Türkçemiz son yıllarda içten ve dıştan ağır saldırılara uğruyor. Her geçen gün ölümcül yaralar alıyor. Bu tabloların baş sorumlularından biri hiç kuşkusuz basın-yayın kuruluşları ve özellikle de bazı televizyonlar. Yetmişbeşbin kelimenin olduğu Türkçe televizyon ekranlarında beşyüz ila bin kelime arasında konuşuluyor. Bu öylesine tahminen yapılmış bir çalışma değil. Türk Dil Kurumu’nun RTÜK için yaptığı bir araştırmanın sonucu. Yetmişbin kelimeye sahip Türkçe beşyüz ila bin kelime arasında konuşuluyor radyo mikrofonlarında ve televizyon ekranlarında.

Bazı yayın kuruluşlarının Türkçe’ye karşı özensizliği daha isimlerinden başlıyor. Bir bölümünün ismi tamamen İngilizce; Star, Flash, Show, CINE-5, Number One, Radyo Suit, Power FM, Klasik FM, Kiss FM, Sky-TV, Radyo Mix, Radyo Contect, Radyo Stop. İsimleri İngilizce olmayanlar da onları ne yapıp, ne edip İngilizce telaffuz ediyorlar. Örneğin gurur duyduğumuz gerçekten benim de beğeni ve ilgiyle takip ettiğim NTV, açılımını biliyor musunuz? Nergis Televizyonu, ama “en-ti-vi” diye okuyor kendisini, öyle tanımlıyor. Bir zamanlar HBB vardı, o da “Has Bilgi Birikimi”, yani adı tamamen Türkçe, harflerin anlamı Türkçe, o da kendisine “eyç-bi-bi” tanımlaması yapmıştı.

Televizyonların dilimize karşı özensizliği görevlendirdiği spiker ve sunucularla da kendisini gösteriyor. Okuduğunun anlamını tam bilmeyen, kelimeleri doğru dürüst seslendiremeyen, vurgulaması, anlaması yetersiz kişiler eğer fiziksel açıdan güzellerse televizyonlarda baş köşeye rahatlıkla oturabiliyorlar. Bizim örnek almamız gereken, mükemmel işleyen ABD ya da Avrupa’daki televizyonculuk sistemlerinde, basın-yayın kuruluşlarında çalışabilmek için iletişim alanında eğitim görmek, uzun bir staj döneminden geçmek gerekiyor. Bizde ise hep televizyona çıkabilmek için ya manken olmak, ya da güzellik yarışmasına katılmak en önemli koşul haline gelmiş durumda. Tabii her geçen gün bu biraz düzeliyor ama hala “evet düzeldi” diyebilmiş değiliz. Gerekli eğitimi almadan televizyonlara çıkanlar ekran başındakilere çoğu kez “saç-baş yoldurtmaktalar”. “Yaralıları buradan çıkarmak zor, güç oldu.”, “Maddi olanağımız imkan verirse.” Yani “zor” aynı, “güç” aynı. “Olanak”, “imkan” aynı. Hele şu “kapalı spor salonu ‘full’ dolu.” Yani spor salonu kapalıdır biliyorsunuz, açık bir spor salonu yok. Açık olursa adı spor salonu olmaz zaten. Bu cümleler Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun uzmanları tarafından radyolarda ve televizyonlardan tesbit edilen cümleler oradaki yayınlarda kullanılan cümleler. “Türkiye’nin şartları ve koşulları bunu…” demiş bir spiker. “Biraz bayağı uzun bir ara oldu” hem “biraz” demiş, hem “bayağı uzun” demiş, “ciddi çaba ve gayret göstermek lazım” demiş. Yani hem “çaba” hem “gayret” demiş. “ilginize, alakanıza çok teşekkür ederim” demiş. İlgi ve alaka aynı sözcükler. “Faydalı ve yararlı işler yapacağız”. Hem “faydalı” demiş, hem “yararlı” demiş. “Sohbet ve söyleşi yapacağız”. “Buradan kendilerine saygı ve hürmetlerimi sunuyorum” gibi veciz cümleler radyo ve televizyonlardaki spikerler tarafından sarf edilmiş ve uzmanlar tarafından da bunlar tespit edilmiş.

Ulusal düzeyde yayın yapan televizyonlarımızdaki argo ve kaba sözcüklere de şöyle bir kulak kabartalım isterseniz. “Argo” aslında bir dilin zenginliğidir. Yani biz bu işle uğraşanlar argoyu bir dilin zenginliği, bir kültürel zenginlik olarak kabul ederiz. İyi ama tabii bunu yayınlarda kullanmayız, önümüze gelene söylemeyiz. Ulusal düzeyde yayın yapan televizyonlarda hangi cümleler kullanılmış bir bakalım. Bu örnekler RTÜK İletişim Dergisi’nde yer alan ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu uzmanlarının tespit ettiği cümleler. Dolayısıyla affınıza sığınıyorum. “Bir yerin mi söküldü anam?” Ulusal bir televizyonda adam çıkmış bunu söylemiş. “Bir yerin mi söküldü anam?”, “şıllık”, “a anladım onu şarkıcılıktan sonra dürtükleyecektin”, “Aldın mı üçün birini?”, “Ne oluyor yahu, kızlardan biri biraz defolu”, “Fışşş baldırlara bak be, yerim o baldırları be.”, “Niye çıktın oraya gavat?” Bunlar Radyo ve Televizyon Üst Kurulu uzmanlarının ulusal televizyonlarda spikerlerin ağzından tespit ettiği cümleler. “Sabah kalkıp gazını çıkaran sanatçı oluyor”, “Fişek gibi, zıpkın gibi konser” ve daha niceleri…

Yabancı kelimelere özenerek onları yalan-yanlış kullanmaya ne demeli. “Kongrenin saat 10’da start alması gerekiyordu.” Yani “start”, “başlama” sözcüğü yerine “start” demiş. “Daha önceki backroundunda da bu tür başarıları var.”, “Ultra cesur hırsız fuarda demo yapan şirketin standından cep telefonu çaldı” sözlükle incelemek lazım cümleleri… “Transparan gelinlik.”, “Yabancı starlarla ilgili flash dedikodular”. Bu cümleler halen çok sık kullanılıyor. “Galiba momentumu yakaladık”. Can Baydarol burada mı? Göremiyorum salonda. Hocam AB’ye tam uyum burada var, çünkü cümlelerin yarısı İngilizce. “Hep birlikte scorboarda bakıyoruz.”, “Enflasyon dataları açıklanacak.”, “Kendi prime time’ını yaratma” Bunlar hepsi uzmanlar tarafından tespit edilmiş cümleler ve en sonuncusunu okuruyorum: “VIP biletleri Ulusoy Travel Center’den temin edilebilir.” Burada üç tane Türkçe sözcük var. Biri “Ulusoy”, biri “temin edilebilir”.

Bir de “dublaj Türkçesi” meselesi var. Dublaj Türkçesi, televizyonların dilimize ihanetinin bir parçasını oluşturuyor. “İhanet” sözcüğü tam yerine oturuyor bu tespitlerde. Televizyonlar sayesinde biz de artık “Kendine iyi bak.”, “Hey sorun ne bebeğim.”, “Senin için üzgünüm.”, “Ciddi olamazsın.”, “Kahretsin”, “Okey, şey bunu bilmeliydim.”, “Bunu duyduğuma sevindim dostum” ya da “Başım büyük belada”, “Dostum sana fikrini sorduğumu hatırlamıyorum.”, “Hey ahbap kendine bir iyilik yap.” diye saçma sapan cümleler söylemiyor ya da söylenenleri duymuyor muyuz? Bunlar çeviri yapanların olduğu gibi İngilizce formatı alıp, Türkçe’ye yerleştirmesiyle oluşan ve de gençlerin çok sık kullandığı ama aslında Türkçe ile ilgisi olmayan Türkçe kullanımları.

Peki şarkılar masum mu? Televizyonda seslendirilen sözde müzik parçaları da Türkçe’yi sırtından vuruyor. Tabii bunlara radyolar da dahil. RTÜK birkaç zaman önce çok meşhur olan bir şarkıyı sık sık yayınlandığı için radyo ve televizyon kuruluşlarına ceza vermeye kalkmış, yer yerinden oynamış, “İletişim özgürlüğü yok ediliyor… Abdülhamit sansürü uygulanıyor” diye. Şimdi bakın aslında sizler de o şarkıyı dinlediniz Çünkü ulusal televizyonlar bunu öyle çok yayınladılar ki. Affınıza sığınarak, çok sık dinlediğiniz ve aslında hiç gerekli tepkiyi vermediğimiz bu şarkının sözlerini şarkının müziği olmadan sizlere okuyacağım. İletişim özgürlüğü mü, yoksa rezalet özgürlüğü mü? Siz karar verin. Şarkının sözleri çok önemli “Kuşu kalkmaz” melodisini hatırladınız herhalde. Sözlerini okuyorum benim burada okumamın bir sakıncası yok onun için özür de dilemiyorum. Çünkü saatlerce, günlerce ulusal radyolarda, televizyonlarda yayınlandı hiç kimse de bir şey söylemedi: “Bu zavallı Hatçe düşmüş bir kere - Çalışıyor pavyonda küsmüş feleğe - Açmış kalçasını tef tef çalar - Sallar, çalkalar her gece - Sulanır hergele salyası akar - Döndü’ye kalkmayanın Hatçe’ye kalkar - Hergeleye baksanıza hergeleye - Maskesi düşmüş dönmüş keleğe - Koca eşek hergele - Sen nereye böyle - Telaşlı, telaşlı acelece - Çıkınca işin içinden her gece - Koş koş meyhaneye, kerhaneye koş, - Sonra niye gelir evine boş boş - Kuşu kalkmaz, kuşu kuşu kalkmaz - Canım, kuşu kalkmaz, kuşu kalkmaz”

Ulusal televizyonlarımızda biz günde yirmi kere gençlere bu şarkıyı çok sevenlere nereyi hedef göstermişiz değerli dostlar: Kerhaneyi. Güzel faydalı yer kütüphaneye gitme efendim, sinemaya gitme, müzik dinlemeye gitme, konsere gitme… Bir adam gelmiş söyleşi yapıyor onu dinlemeye gitme, kerhaneye koş koş diye şarkı yapmışız ve defalarca yayınlamışız. Tabii televizyonlara haksızlık etmemek lazım. Daha nitelikli şarkı da var: “Yatağıma gel”, “Ellere var da bize yok mu?”. Kompozisyon ödevi veriyorum, hadi yazın “Ellere var da bize yok mu? konusundaki görüşlerinizi rica ediyorum. “Bir kereden bir şey olmaz…” Bak nasıl derin bir felsefe. Bir kereden birşey olmaz. “Kız hepsi senin mi?” Bu da mı siyasi hocam? “Kaldıramazsan kaldırırlar…” Bunların hepsi şarkı adı ve yayınlanan şarkılar… Ha beğenmediysen “Hocam ya gel bana sahici sahici”, ya da “Anca gidersin”, “Git dilediğin yerde oturum başkanlığı yap abi.”, “Bak zaten sana kıl oldum abi.” Bu da şarkı, bunlar şarkılar. “Hadi yarim bana he de”, “Yarim tavla tavla beni tavla, salla pulları salla, valla geldim oyuna”, “Havam yerinde alaturka oldum, oynamadan duramam” “Neremi, neremi?” “Yapcaz şimdi, yatcaz şimdi” En son şarkı da “Hüp.” “Hüp” diye şarkı yaptık bir de markamız oldu.

Bir süre önce RTÜK bir televizyon kanalına Türkçe’yi özensiz kullandığı için uyarı cezası vermiş. Şarkıcı Seda Sayan programın sunucusu olarak çiçekçi kadınlarla konuşuyormuş. Sözüm meclisten dışarı lütfen kimse üzerine alınmasın çiçekçi kadınlar dediği hepsi bizim kardeşimiz, vatandaşımız, hani “çingeneler” var ya yani Türkçe’yi kullanmaları açısından söylüyoruz. Esmer vatandaşlarımız, hepsi canımız ciğerimiz ama hani Türkçe’yi nasıl kullandıklarını hayal ediyorsunuz. Şarkıcı Seda Sayan, programın sunucusu olarak çiçekçi kadınlarla konuşurken, “Niye gülüyon gı?”, “Ay bu soruları ben hazırlamıyorum bacım.”, “Ya dur kı...“Nereye gidiyon kı?”, “Ne kikirdiyon sen ya gel” gibi ifadeler kullanmış. RTÜK uzmanları hazırladıkları raporda program sunucusu Seda Sayan’ın röportaj yaptığı çiçekçi kadınlardan daha kötü Türkçe konuştuğunu raporlarına yazmışlar.

Televizyonlarda gösterilen filmler, diziler, “televole” ve “paparazi” gibi programlar Türkçe’nin canına okumak için üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getiriyorlar. Doksan dakika süren “Erkek Güzeli Sefil Bilo” filminde RTÜK uzmanları 100’ü aşkın müstehcen, argo ve kaba söz saptamış.

Radyo televizyon yayınları hakkındaki yasa, yayın kuruluşlarına Türkçe’yi özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanma görevi veriyor ve bunlara uymayan kuruluşlara RTÜK önce uyarı, sonra geçici yayın durdurma cezası uygulamasını öngörüyor. RTÜK’deki uzmanlar diyorlar ki, “Bu yasaya aynen uyulsa Türkiye’de halen yayın yapan 260 televizyonla, 1.200 küsür radyodan ancak birkaç tanesi açık kalmayı başarabilir. ”

Evet dilimizi nasıl kurtarabiliriz?. Dilimizi kurtarmak için Türkçe’yi basın-yayın kuruluşlarının çok özenli ve çok doğru kullanmaları gerekiyor. Birinci önlem bu. İkincisi yabancı dille eğitime paydos denmeli. Türkçe’nin bir bilim dili olmadığı, yabancı dillerin bilim dili olmaya daha yatkın oldukları gibi iddialar var. Bana göre bu tamamen safsata. Bundan bin yıl önce dünyanın bilim dili Türkçeydi.

Türkçe dünyanın en eski dillerinden bir tanesidir. Hiçbir dil Türkçe kadar bilim dili olmaya yatkın ve uygun değildir. Yabancı dil öğretilmelidir ama eğitim ana dille yapılmalıdır. Çok önemli bir konu olan yabancı dille eğitim, mutlaka sona erdirilmelidir. Bu konuda bilim adamlarına görev düşer. Bu çok önemli. Türk dilinin yabancı kelimelerin istilasına karşı korunabilmesi için bilim ve teknik alanlarındaki buluşların, ilgili kavramların, anında Türkçe karşılıklarının bulunması gerekir. Bu durumda hangi bilim dalında teknik ve bilimsel yeni bir kavram ortaya çıkmışsa, o daldaki Türk bilim adamlarına büyük görev düşmektedir.

Eğer “computer” Türkiye’ye ilk geldiğinde Hacettepe Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı ona “bilgisayar“ karşılığını bulmasaydı, şimdi biz bilgisayara “computer” demeye devam edecektik. Dolayısıyla Türkçe, bilim ve teknik alanındaki yeni buluşlara karşı korunmalıdır. Bizler de önerilen kelimeleri hayatımıza sokmaya özen göstermeliyiz. Neden “toprak aşınması” demiyoruz da “erozyon” diyoruz “merkez”e ne oldu da “center” dilimize dolandı. “Kışkırtma” yerine “provokasyon”u niye tercih ediyoruz? “Seçenek” dururken “alternatif” de nereden çıktı? “Yasal” ya da “kanuni” yerine, niçin “legal” kelimesini kullanıyoruz. “Atılgan” ve “saldırgan” gibi iki muhteşem sözcüğümüz varken, “agresif” dememizin bir alemi var mı? “Destekçi” yerine niye “sponsor” diyoruz. “Tasarım” diye neden “dizayn” sözcüğünü kullanıyoruz? Bunlar çok önemli. Bir kavgada yanlış hedef seçmemeliyiz. Yıllarca bu ülkede aydınlar, aklı başında insanlar, “Türkçe”-“öz Türkçe” kavgasına girdiler. Bu, bana göre bize en az yüz yıl kaybettirdi. Bana göre ve benim gibi bu işin önemini sizlere anlatmayı kendine görev edinmiş insanlara göre “mesela” da bu dilin sözcüğüdür, “örneğin” de “olanak” da bizimdir, “imkan” da “duyarlılık” da “hassasiyet” de bizim Türkçemize aittir. Dolayısıyla bu tür kavgayı artık geride bırakmak ve bunun saçmalığını herkese anlatmak gerekiyor.

Türkçe isimler konusunda da özen göstermeliyiz. İşletmeleri, basın-yayın organlarında çalışan insanlar olarak özendirmeliyiz. Özendirici haberler ve programlar yapmalıyız. Dil konusundaki yurt dışından birkaç örnek; dil konusunda Fransa kendi diline en duyarlı ülkelerden biri. Fransa’da bir radyo kanalı güvenlik güçlerinden “aynasızlar” diye söz edince, ülkenin radyo ve televizyon denetleme kurulu, bu radyoya bir günlük yayın durdurma cezası verdi ve kimse bunu eleştirmedi. ABD’de yerel bir radyo kanalında argo dille yayın yapılması üzerine kendilerine uygulamayı durdurma uyarısı yapıldı. Ancak yayınların aynı şekilde sürmesi üzerine radyo 20 bin dolar cezaya çarptırıldı. Tüm bu cezalara karşın, radyo kanalı ısrarlı bir şekilde argo yayınlarını sürdürünce yayın lisansı iptal edildi. Ülkeler bu konudaki uygulamalarda çok hassas.

Erkan TAN
TV 8 Ankara Program Müdürü-Spiker
NİRVANA Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:31
Bölüm Moderatörü
 
eLFiDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Hąγąt Gúz£Ldi®
 
Kayıt: 07.02.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 5.364
Rep gücü: 30
Rep derecesi: eLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor Sanki

 
nirvana yardımın için teşekkür ederim gönderdiklerini kaydettim saol!!!!!!!!
bide görsel kaynaklar için yardımcı olabilirmisiniz !!!!!!
umarım fazla birşey istemiyorumdur
tekrar teşekkürler!!!!
eLFiDa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:38
Banned
 
NİRVANA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639
Rep gücü: 0
Rep derecesi: NİRVANA Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

 
Alıntı:
eliffff19 isimli üyeden alıntı Mesajı göster
nirvana yardımın için teşekkür ederim gönderdiklerini kaydettim saol!!!!!!!!
bide görsel kaynaklar için yardımcı olabilirmisiniz !!!!!!
umarım fazla birşey istemiyorumdur
tekrar teşekkürler!!!!
elifçim sana özel mesajla bazı linkler verecektim bu bölümlerde görsel birşeyler bulabilirsin ancak özel mesaj bölümün kapalı..
Türk Dil Kurumu
sitesinin arşivlerinde konuyla ilgili can dündar'ın yazılarıda kasetleride var bilgisayarına indirebilirsin.
NİRVANA Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink) Alt 27-02-2007, 02:45
Bölüm Moderatörü
 
eLFiDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Hąγąt Gúz£Ldi®
 
Kayıt: 07.02.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 5.364
Rep gücü: 30
Rep derecesi: eLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor SankieLFiDa Rep Yağıyor Sanki

 
tekrar deneyebilirmisin
özel msj açılmışmı!!!
eğer linkleri gönderebilirsen çok sevinirim
ben pek resim bulamıyorum!!!!
eLFiDa Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
lütfen yardım? arthurking1 Windows İşletim Sistemi 0 02-09-2007 15:15
LÜtfen Yardİm Silkroad_Zengini Silkroad Bot 1 21-08-2007 00:06
Lütfen Yardım fuzuli89 Üniversiteler 20 18-08-2007 16:39
Lütfen Yardım :( Mr.Melih vBulletin Destek 2 04-05-2007 23:33
lütfen yardım... prenses500 Msn Messenger 0 10-11-2006 15:52


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:44 .

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671