HIZLI ARAMA
| Trabzon Trabzon resimleri, şehir merkezi, tarihi yerleri, camiler, şehir tiyatroları, geçim kaynağı, üniversiteler, devlet kurumları, hastaneler, türbeleri, şarkıları, türküleri, halk oyunları, şiirleri, sanatçıları, ozanları, ve daha fazla bilgiler. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ![]() Akçaabat Akçaabat tarihin ilk çağlarından beri adı ve ünü bilinen Trabzon’un batı yakasındadır. İki kent arasındaki uzaklık yıldan yıla azalmaktadır. Yakın bir gelecekte Akçaabat ile Trabzon’un birleşip bütünleştiği görülecektir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tek doğal limanı olan Akçaabat, öncelikle bir liman kenti olarak önem kazandı. Trabzon Limanı yapılmadan önce bölgeye gelen yük ve yolcu gemileri, fırtınalı havalarda Akçaabat Limanı’na kaçmak zorunda kalırlardı. Akçaabat Limanı, tarih boyunca bu yöreye gelen deniz taşıtlarının en güvenilir barınağı oldu. Akçaabat, bir liman kenti olmanın yanı sıra tarihin akışı içinde tütünü, tereyağı, zeytinlikleri, balıkçılığı, Salı günleri kurulan açık pazarı, son yıllarda ünlenen köftesi ile Doğu Karadeniz’in kıyı kentleri arasındaki özel konumunu korudu. Değişik zamanlarda Trabzon’a gelen bilginler, gezginler, araştırmacılar, yazdıkları kitaplarda Akçaabat’tan da söz etmişleridir. Xenephon, Ruy Conzales de Clavijo, Evliya Çelebi, P.Minas Bıjiskyan, Charles Texier, Teophile Deyrolle, W.J.Hamilton, Seline Balance bunlar arasında yer alır.Akçaabat, Trabzon'un 13 km. batısında, deniz kenarında ve deniz seviyesinden 10 metre yüksekte kurulmuş şirin bir ilçedir. Nüfus, özellikle sahil kesiminde yoğunlaşmıştır. İlçe, hayvancılık alanında gelişmiş olup, hayvansal ürünleri işleyen sanayi tesisleri vardır. Akçaabat'ın kıyıları tabii birer plaj niteliğinde olup, kamp kurmaya uygun yerler vardır. Özellikle Mersin Köyü ve Akçakale Kamping ve plaj için de elverişlidir. Kıyı boyunca uzanan tütün ve zeytin bahçeleri ilçenin doğal görünümüne renk katar. İlçenin bir diğer turistik varlığı da Sera Gölü'dür. Trabzon ile Akçaabat arasında denize dökülen Sera deresi vadisinin sahile 3 km mesafede 1950 yılında meydana gelen bir yer kayması sonucu kapanmasıyla oluşmuştur. Göl ve çevresinin görünmeye değer tipik bir görünüşü vardır. Akçaabat Trabzon'un en çok nüfusa sahip olan ilçesidir. Merkez nüfusu 50.290 kişidir. ![]() Konum Ülkemizin Doğu Karadeniz kıyılarında sıralanan en güzel yerleşim yerlerinden biri olan Akçaabat; 38.2 doğu boylamı ile 40.4 kuzey enlemi arasında, deniz seviyesinden 10 metre yükseklikte 385 kilometrekarelik yüzölçümü ile Trabzon ilinin hemen batısında yer alır.1997 yılı nüfusu 37 500 olan ancak bugün civar belde belediyeleri ile birlikte 70 Bini aşkın şehir nüfusu ve 125 bini bulan toplam nüfusu ile Trabzon'un en büyük, Karadeniz Bölgesinin ise en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Akçaabat, aynı zamanda ulaşım açısından önemli bir kavşak noktasındadır. Batısında Çarşıbaşı, güneyinde Düzköy ve Maçka ile çevrili bulunan ve Düzköy ilçesi ana yolu olan Söğütlü vadisini bünyesinde barındıran Akçaabat, yörede bulunan yaylaların geçiş noktasındadır. Karadeniz Bölgesi'nde yer almasına ve coğrafi olarak bu bölgenin özelliklerini taşımasına rağmen iklim olarak Akdeniz iklimi özelliklerini taşıyan ilçenin yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılıktır. Bu iklim özelliğinden dolayı Akçaabat'ta zeytin ve narenciye yetişir. ![]() Tarihçesi İlçenin kuruluş dönemine ışık tutan kaynakların çoğu yok olup gitmiş olan Akçaabat'ın tarihi Trabzon tarihi ile iç içe girer ve Trabzon tarihinin bütünlüğü içerisinde yer alır.Bu sebepledir ki bazı kaynaklarda ilçenin propontos (pontos önü,girişi,kavşağı) olarak belirtildiği gözlenir.Şehrin kuruluşuyla ilgili araştırmalar ilk yerlilerin Ege kıyılarından gelerek buralara yerleştiğini öne süren batılı araştırmacılar ile buraların Asya kökenli ya da Türk olduğunu ortaya koyan araştırmacılar arasında yoğunlaşır. Tarihi seyir içerisinde çınar ağaçlarının bolluğundan dolayı Platana ya da Pulathane diye anılan ilçe sonraları ticaretin gelişmesi ve paranın bol olması nedeniyle Akçaabat adını almıştır. Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen, Akçaabat'ta Roma,Bizans,Komnenos ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür. 1884 yılında ilçe olan Akçaabat'ın, Osmanlı Dönemine ait kaynaklarda şehir merkezi "Pulathane", ilçe geneli ise Akçeabâd" olarak geçmektedir. Kentin Adı Kentin bilinen ilk adı Pulathane’dir. Bu sözcük Polathane biçiminde de söylenir. Daha sonra Polathane ve Akçaabat adı uzun süre bir arada kullanıldı. Şimdilerde yalnızca Akçaabat deniliyor. Trabzon tarihi adlı kitabın yazarı Şakir Şevket Puluthane sözcüğünün kökenini şöyle açıklar: “Trabzon Devleti putperestlerin elinde iken kasaba halkı Platane denilen kavak ağacına taptığından nahiyenin (bucak) adı o ağacın adından gelmektedir.” Değişik kaynaklarda Platene, Platana, Blaten, Blatan, Platna, Platina, Polta biçiminde yazılan bu sözcük, çınar ağacının Grekçe karşılığı olan platys sözcüğünden türemiştir. Platys sözcüğünden nos ekiyle türetilen platanos, batı dillerinde platana, Farsça ve Türkçe’de Pulathane yada Polathane biçimine dönüşerek günümüze ulaşmıştır. Pulathane adının ne zaman Akçaabat olarak değiştiği bilinemiyor. Söylenceye göre MÖ 500 yıllarında buraları ele geçiren İranlılar (Persler), sabahın ilk saatlerinde kasabaya ilk girdiklerinde ak badanalı evlerle donanmış şirin bir belde ile karşılaşınca buraya Akkent, Akbelde, Akyurt anlamında Akçaabat adını verirler. Abat sözcüğünün Farsça’da yer, yurt gibi anlamlar taşıması bu görüşün kanıtı olarak gösterilir. 1515-1555 yılları arasında düzenlenen tapu tahrir defterlerinde Akçaabat nahiyesi başlığı altında şu bilgiler yer alıyor: Yayla ve Dernekler Hıdırnebi, Karadağ, Haçka, Işıklar, Büyük Oba,gibi Akçaabat yaylalarının hepsi ayrı bir güzellikte birer doğa harikasıdır.İlkbahar ve yaz başlangıcında yaylalar şenlenir, büyük bir şevk ve heyecanla dernekler kurulur. Yöredeki yayla derneklerinin en görkemlisi her yıl 19-20 Temmuz tarihlerinde (Orak yedisi) Hıdırnebi Kayası'nın arkasında bulunan Argolos çimeninde yapılan Hıdırnebi Şenliğidir. Özellikle yayla turizminin canlandırılması açısından büyük önem taşıyan ve1998 yılında hayata geçirilen Yayla-Kent Projesi ile Hıdırnebi Yaylasının turizm açısından değeri artmıştır. Bu gün Akçaabat merkezinden yarım saat Trabzon'dan 45' dakikalık bir yolculuktan sonra ulaşılan Hıdırnebi Yaylası 1700 rakımında doğal güzelliği ve turistik tesisleri ile aranan ve tercih edilen bir tatil beldesidir. Yeşili, mavisiyle ve her bir yeri birer doğa harikası olan Karadeniz'in mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken yerlerinden Hıdırnebi Yaylasına İstanbul'dan uçakla ulaşmayı düşündüğünüzde Trabzon Havalimanından itibaren yapacağınız 45 dakikalık karayolu yolculuğu da içerisinde olmak üzere 2 saat sonra bu düşüncenizi yerine getirmeniz ve bir doğa harikasını gezmiş olmanın mutluluğunu1700 rakımında yaşamanız mümkün. Sera Gölü Akçaabat merkezinden 5 km. uzaklıkta bulunan Sera Gölü'nün genişliği 150-200 metre, uzunluğu ise yaklaşık 4 km.dir. 1950 yılında oluşan ve bir set gölü olan Sera Gölü : Trabzon'dan ilçeye girişte Derecik adını alan yerde bulunan ve Akçaabat'ın doğal güzelliği ile bilinen turizm yerlerinden biridir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Çaykara Çaykara Trabzon’un doğa harikası Karadeniz’in sahil kesiminde olan Of ilçesinden 25km içeride Solaklı ve Yeşilalan derelerinin birleştiği vadide bulunmaktadır. İlçemizin sınırlarını Doğuda Rize’nin İkizdere, Güneyde Bayburt vilayeti, Batıda Sürmene, Kuzeyde Dernekpazarı ilçeleriyle çevrilidir.Yüzölçümü 637 km2 dir. Merkez ilçeye bağlı Uzungöl, Karaçam ve Ataköy adında belediyeleri ve 29 köyü vardır. Nüfusu 25.000 dir.(1990 sayımına göre)Çaykara 01.01.1948 yılında ilçe olmuş, 13.05.1948’de ise Belediye olmuştur. Değirmenlerin yanında akan suyun ismi Çaykara idi. İsmini oradan almıştır. Bölgemizin arazisi 3’üncü zamanda teşekkül etmiştir. Bu nedenle çok sarp ve dağlık yapıya sahiptir Çaykara’da her mevsim yağışlı geçer. İlçemiz orman bakımından zengindir. Bu ormanlarda, yüksek kesimlerde ladin’in çeşitleri, yükseklik azaldıkça gürgen, kestane ve kızılağaç türlerine rastlanır. İlçede tarım yapılan arazi çok azdır. Arazinin eğimli oluşu sürekli toprak kaybına neden olur. Tahıl çeşitleri arasında en çok mısır yetiştirilir. Endüstri bitkilerinden fındık ve çay üretilmektedir. Fakat bunlar halkımızın geçimini sağlaması için yeterli değildir. Bu durumda ilçemiz nüfusunun diğer bölgelere göç etmesine neden olmaktadır. Hayvancılık köylerdeki otlak arazinin yetersizliğinden az bir miktarda yapılmaktadır. Eskiden halkın yaşamında önemli yeri olan yaylacılık günümüzde önemini korumakla birlikte, dinlenme ve tatil yapmaya elverişli yerler olmuşlardır. Çaykara, ilimin ve irfanın her çeşidi ile, ülkemize hizmet vermiş değerli vatan evlatlarını yetiştirmiştir ve yetiştirmeye devam etmektedir. Alan ve nüfus yönünden küçük olmasına karşılık, ülke yönetiminde etkili olmuş, seçkin devlet adamları ve çalışkan halkı ile sesini yurt düzeyine duyurmuştur. Bölgemiz halkı İslam öncüleri arcılığı ile hicri 8.Yüzyılda Müslüman olmuştur. Büyük Türk hükümdarı Fatih’in 1461 yılında Trabzon’u alışından daha önce Of ilçesine bağlı olan ilçemiz insanı İslam dinini kabullenmiştir. Yöre insanımızın dini bağları kuvvetli olduğu gibi vatanımızın bölünmezliğine birlik ve beraberliğine her zaman sahip çıkmış ve çıkmaktadır. Tarihe bakıldığı zaman bununla ilgili bir çok olayla karşılaşırsınız. Çaykara insanımız çalışkan ve hareketlidir. Düşünen kafa, yıkılmayan insan ve işleyen kolların ahenginden doğan hareketli bir yaşantıları vardır. Nereden bakarsanız bakınız, Çaykara’mız böyle mert, asil, zeki ve dürüst insanlarla doludur. İlçede olan cezaevi yıllarca boş kalması, kapatılmasına neden olmuştur. Dünyanın neresine giderseniz gidiniz, Çaykara esnafı gibi mallarını gece gündüz dışarıda bırakan başka bir yer göremezsiniz. Bu hususlar insanımızın sahip olduğu bütün duyguları anlatmaktadır. çaykara yaylası |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 25.01.2007 Yaş: 23
Mesajlar: 2.636 İtibar Gücü: 0 | Çaykara İlçesinin Tarihi (Kısaca) İlçemiz “Çaykara”ismini,Solaklı deresinin kenarında,eski değirmenlerin yakınında yerden çıkan kaynak sudan almıştır. Kadahor ismiyle 1925 yılından 1948 yılına kadar Of ilçesine bağlı nahiye (Bucak) idi. Çaykara 01.01.1948’de ilçe oldu.13.05.1948 tarihinde de ilçenin belediye teşkilatı kuruldu.Çaykara’nın ilk belediye başkanı Akdoğan köyünden merhum Hasan EROL’dur.İlçemizin ilk kaymakamı Mahmut KESKİN,üçüncü kaymakamı eski Büyük Millet Meclisi Başkanlarından Necmettin KARADUMAN’dır. Çaykara’nın tarihini Trabzon tarihi ile birlikte incelemek gerekir.Trabzon ile Çaykara her yönüyle birbirine bağlı olduğu gibi;tarihi,folklorik ve kültürel bakımdan da birbirinden ayrı düşünülemez.Önemli olan bir hususu burada belirtmem gerekiyor.Tarih öncesinde Kafkasya’dan Trabzon’a inen atalarımız (eski ecdadımız) Türk Boyları Kop ve Zigana dağlarını değil,daha çok Kemer-Soğanlı ve Haldizen dağlarını yani Bayburt-Çaykara-Of yolunu tercih etmişlerdir.Bu bakımdan Trabzon tarihiyle Çaykara tarihi arasında bir paralellik ve beraberlik izlenmektedir.Of-Çaykara-Bayburt yolu Karadeniz’i Kafkasya’ya dolayısıyla İran’a ve anayurdumuz Orta Asya’ya bağlayan tarihi ve stratejik önemi haizdir. Trabzon’un 2700-2800 yıllık bir tarihe sahip olduğunu 1 göz önünde bulundurduğu- muzda,Çaykara’nın da bu kadar eski bir tarihi olduğunu söyleyebiliriz.İlk yerleşim tarihi olarak 1583 yılı Tahrir Defterlerinde Çaykara’nın Dernekpazarı ile birlikte 10 köyü vardı. Bugün bu rakam köy sayısı olarak 44’e ulaşmıştır.2Yani Trabzon’a oranla bu yüksek kesimlerde yerleşim ve nüfus azdı.Sonradan iskanlarla bu yüksek bölgeler kalabalıklaştı. Eskiden şimdikinin tam tersine sahiller yerine yüksek yerler yerleşim için tercih ediliyordu. Çünkü sahil kesimi ve alçak yerler sıtma gibi bazı hastalıkların yaygın olduğu sağlığa pek elverişli olmayan havası ağır yerlerdi. Tarihçi Prof.Dr.Fahrettin KIRZİOĞLU’nun 1994 yılında Trabzon’un fetih şenlikleri dolayısıyla yayınlanan Trabzon fetih yıllığında çıkan “Milli tarihimizde Trabzon bölgesi”isimli makalesinde şöyle diyor bu değerli tarihçimiz:”Azerbaycan ile Anadolu’daki gibi Trabzon bölgesinde de Türk soyundan ilk gelenler at eti yiyen,kısrak sütü içen,saygın ölüleri için şahsi eşyasıyla birlikte gömüldüğü kurganlar yapan ve madencilikte ileri olan atlı göçebe kavim olan Kimmerlerdir.Kimmerler,kendileri gibi Orta Asya’dan gelen ve aynı biçimde yaşayan soydaşları Sakalar (İskit) öncü atlı göçebelerinin,(Milet’lilerin Trabzon’a gelip koloni kurmalarından takriben bir asır önce)M.Ö.720’de ilk defa Karadeniz’in kuzeyine yayıldılar.Tarih otoriterlerimizden Prof.Dr.A.Zeki Velidi Togan’ın tespitlerine göre M.Ö.2000 başarından M.Ö.VIII.yüzyıla kadar Kimmerler,Karadeniz’in kuzeyinde “Kımır”hece kaymasıyla Kırım’da ve aşağı Tuna boylarında yaşıyorlardı.Büyük çapta ilk Kimmer göçleri M.Ö.713 yılında Kafkas geçitlerini aşarak Aras-Çoruh-Karasu-Fırat boylarına yayıldı. Tevrat’ta (Tekvin x,2,Tevarih-i Evvil 1,5) Nuh-Nebi oğlu Yafes’in büyük oğlu “Gomer”[Gomer’in oğlu Aşkenaz (Of ilçesinin İşkenaz isimli köyün adını çağrıştırıyor)] diye anılan Kimmer’lerden ilk göç eden bir kol Trabzon’un güneyine yerleştiğinden Trabzon-Bayburt arasındaki dağa eskiden Kimmerius dağı ve günümüzde “Kemer Dağı” denilmesine sebep olmuşlardır.Bu coğrafyadaki hatıra ,efsanevi İonya’da Miletos’tan gelen gemicilerin Trabzon’daki geçici kolonisinden daha önceki bir ilk Türk yerleşmesini ispatlıyor. Şimdi de genç ve dinamik tarihçilerimizden değerli hemşehrimiz Haşim ALBAYRAK’ın Çaykara tarihi hakkında yazdıklarına kısaca bir göz atalım:”Yunanlılar, Trabzon ve Of’a gelmezden önce bu bölgede yaşayan insanlar vardı.Bunlar da Türklerdi.Bu Türkleri,bu bölgede koloniler kuran Yunanlılar egemenlikleri altına alarak onlara kendi kültürlerini benimsettiler.Hz.İsa’dan sonra da benimsedikleri din olan Hıristiyanlıkla da bu bölgede yaşayan Türk halkını Hıristiyanlaştırarak Rumlaştırdılar.Ticari amaçla koloniler kurmak için bu bölgeye yerleşen Yunanlılar,sadece kıyılara gelip yerleşmişlerdir.Yukarı bölgelere yerleşmeleri çok zordu.Yunanlıların koloni kurmaktaki amaçları yeni yerler fethetmek değil,ticaret yapmaktadır.Bunun için hem ulaşım hem de savunma açısından sadece kıyı bölgelere yerleşmişlerdir.Bundan dolayı yüksek yerlerdeki insanlar,yani Türkler arasına Yunanlı katılım oranı çok azdı.Bu duruma göre kıyı şeridi hariç olmak üzere bugün Of’un köyleri ve tüm Çaykara’da bulunan halkın arasında 2500-3000 yıl önceki Türklerin torunlarının olması şüphe götürmez.Demek ki Of ve Çaykara’nın ilk yerleşenleri,sonradan gelenlerin ilkel kavimler dediği Orta Asya kökenli Türklerdir. Çaykara,Etilerden,Koman,Çepni ve Hazar Türklerinden,Miletos’lulardan, Cenevizlilerden, Bizanslılardan,Osmanlı İmparatorluğundan, Türkiye Cumhuriyetinden günümüze kadar uzanıp gelen bir tarihi,engin kültürü ve folkloru topraklarında taşır.3 Yine Çaykara’mız değerli öğretmenlerinden İsmail ÇOLAK’ın,Çaykara Müftülüğünün öncülüğünde çıkarılmaya başlanan aylık Çaykara Gazetesinin 10 Nisan 2002 tarihli 1.sayısında sekiz madde halinde Trabzon tarihini özetlemesi sanıyorum bu konuya ayrı bir açıklık ve canlılık sağlar.Anılan sekiz madde şunlardır(Çaykara tarihi Trabzon tarihi ile birlikte daima ele alınmalıdır: 1-Jakop Philip Falmerayer “Geshichte Kaistertum Trapezat”adlı eserinde (1827-Münih baskılı)Trabzon’a ilk gelenleri Kafkasya kökenli,Türk soyuna bağlı Turaniler olarak belirtir. 2-Dünyanın en eski tarihçisi Heredot’a göre Trabzon ve yöresinin halkı İskit (Saka)Türkleridir. 3-Trabzonlu tarihçi Şakir Şevket,Trabzon Tarihi adlı eserinde Trabzon’un yerli halkının Türk olduğunu,bunların Skit-Maron-Kolk-Khaldi gibi isimler taşıdıklarını yazar. 4-Amasya’lı tarihçi Hüseyin Hüsamettin ise Amasya tarihinde Trabzon’a yerleşenler için Turanü’l Asl(asıl Turaniler)olarak ifade eder. 5-Trabzonlu Mehmet Aşıki,”Menazıru’l-Avalim”adlı eserinde Trabzon’un yerli halkının Orta Asya kökenli olduğunu savunur. 6-Diyarbakırlı Sait Paşa,Mir’atu’l İber adlı eserinde “Tibar,Şalip,Musnik kavimleri ile şenlenmiş olan Trabzon ve Amasya şehirlerimize M.Ö.VIII.yüzyılda Yunanlılar göç etmişlerdir”diye yazar. 7-Hasan UMUR’un “Of ve Of Muharebeleri”eserinde Trabzon yöresinde Koman Türklerinin yerleştiğini yazar.4 8-Halen hayatta olan Trabzonlu değerli tarihçi Ahmet Can BALİ ise Trabzon ve çevresine ilk yerleşenlerin Türklerin bir kolu olan Trablar olduğunu savunur. M.Ö.2000 yıllarından beri ilk Türk yerleşim yörelerinden olan Trabzon-Of ve Çaykara’nın İslam’ı tanıması 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Bizanslıların son devleti Trabzon Pontus Krallığına son vermesiyle hızlanmış ve yüz sene içinde Trabzon-Of ve Çaykara bölgesi kamilen müslüman olmuştur.Gerçi 1461 yılından önce Trabzonun kale surlarının dışında yaşayan,demircilik sanatında çok mahir olan Çepniler ve IX.yüzyıldan itibaren Türklerin müslüman oluşundan sonraki tarihlerde Kafkaslardan güneye Harşit-Trabzon-Çoruh bölgelerine gelip yerleşen diğer Türk boyları da Müslüman dı.Nitekim merhum tarihçimiz Mahmut GULOĞLU,tarihi tetkiklerinde bu konuda şöyle diyor:”13.yüzyılın ortalarında hayli küçülmüş olan Trabzon Devleti Çepnilerle sarılmaya başlandı.Oğuz Boyunun Üçoklar soyundan Sungurlu Aşiretine bağlı Çepniler Trabzon Devletinin sınırlarına yerleştiler.Kale içi şehirde (Trabzon’un içi) Hıristiyan krallar varken kale dışı şehirde İslamlık hızla yayıldı.[Tabii bu yayılma Of ve Çaykara’yı yani merkezden uzak olan yüksek yöreleri kapsamıyor(A.C.N.)] İslamlığın yayıncılarından Ahi Evren Dede,14.yüzyılın başında ölünce Boztepe’ye gömüldü.5 Bu ifadeler elbette belgelerle sabit tarihi bir gerçektir.Bizim burada üzerinde durduğumuz husus;fetihten sonra egemenlik,Of ve Çaykara’yı da içine alacak şekilde Osmanlı Devletine geçtikten sonra aralarında tek tük Müslüman olmakla birlikte çoğunluğu Hıristiyan olan Of ve Çaykara halkının nasıl Müslüman olduğudur. Tapu Tahrir Defteri kayıtlarından anlaşıldığına göre bugünkü Çaykara İlçesi dahilinde 1486’da iki,1520’de beş,1554’de 70 kişi ve 1583 yılında da 921 kişiden oluşan bir Müslüman topluluğu yaşamaktaydı. XVI.Asrın sonlarında 1000 kişiye yaklaşan Müslüman nüfusun büyük bir ekseriyetinin dışarıdan geldiği,arşiv belgelerinin değerlendirilmeleri sonucunda anlaşılmaktadır.Geriye kalan az sayıdaki Müslümanın bölgenin yerli halkı olduğu ve bunların ihtida ederek müslüman oldukları görülmektedir.İlk Tahrir Defterlerinde görülen Hıristiyan Türk gruplarının zaman içinde giderek azaldığı dikkatten kaçmamıştır.Muhtemelen müslüman olanlar bu Hıristiyan Türk topluluklardır. Of ve Çaykara halkının Hıristiyanlıktan,İslamlığa geçişinde mürşidlik yapan Maraşlı köyünde kabri bulunan Maraşlı Şeyh Osman Efendi(R.A.)hakkındaki bilgiye gelince:bu konuda en eski bilgi Trabzonlu tarihçi Şakir Şevket’in kitabında yer almaktadır.Of,Çaykara ve Dernekpazarı ilçeleri halkının Hıristiyan olduğu,fetihten 80-100 sene sonra İslamlaşmasında Maraşlı Osman Efendinin büyük etkisinin bulunduğunu belirtmektedir.Merhum Şakir Şevket,Trabzon tarihi isimli eserinde bu konuda şöyle diyor:”Maraş ulemasından Osman Efendi namında bir zat Bayburt yoluyla her nasılsa oraya (Of-Çaykara bölgesi)düşerek biraz tazyik olunmuş ise de rehber-i hidayet-i ilahiye ile o bölgenin (Of-Çaykara)en muteber papazlarını iskat ve ilzama muvaffak olarak papazların ve ahalinin ekserisi kabul-i din-i mübin-i İslam eyledikleri mukayyettir.(Bkz.Trabzon Tarihi I.cilt ist.1294 (1877),sayfa:98) Merhum Saçaklızade Osman Efendi Maraşlı (Paçan)köyünde Hicri 960,miladi 1552-1553’te vefat etmiştir.Allah yattığı yeri nur etsin. Maraş il yıllığında (1484-1541)yılları arasında yaşamış olup Saçaklızade Osman Efendinin,Saçaklı ailesinden olduğu,Of ilçesi(Paçan) Maraşlı köyü ve çevresinde İslamiyeti bu bölge halkına kabul ettirmek için yoğun gayret sarf ettiğinden bahsedilir.Ayrıca bu kıymetli zatın Paçan(Maraşlı)köyünde vefat ettiği ve bu köye de “Maraşlı”ismi onun için verildiği yazılır.6 Çaykara’nın tarihi hakkında şu son sözlerimizi ifade ederek bu konuyu noktalayalım: Tarihi varlığı M.Ö.2000 yıllarına kadar inen Çaykara,kronolojik sıraya göre önce ilk Türk Boyu olan Kimmerler olmak üzere,Etiler,Sakalar,sakaların çeşitli boyları(Kıpçaklar,Khaldiler,Turaniler...)nın M.Ö.VI.yüzyıldan M.Ö.63 yılına kadar Miletoslular (Pontus)ın M.Ö.63 yılından Doğu Roma İmparatorluğunun Büyük Roma İmparatorluğundan ayrıldığı tarih olan M.S.4.yüzyıl başlarından 1204 yılına kadar Bizanslıların ve 1204’ten 1461 yılına kadar yine Bizans asıllı Trabzon Pontus Krallığının dönemlerini yaşadıktan sonra 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethiyle Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine geçer.İlçemiz halkı XVI.asır ortalarında Kahramanmaraş ilinden İslam’ı tebliğ için gelen üç kardeş Alperenlerin Of ve Çaykara yöresinde yaptıkları İslam Dinini tanıtıcı,öğretici ve öğütleriyle ve dışarıdan iskan yoluyla gelen müslüman Türk sülalelerinin etkileriyle topluca İslam dinini hak din olarak kabul etmişlerdir. Bugün Çaykara’nın hem tarihi ve hem de turistik önemi haiz bir yeri olun Sultan Murat yaylasında Sultan IV.Murat 1635 yılında İran seferinden dönerken ordusuyla bu yaylada konaklayarak Cuma namazını kılmış ve birkaç gün burada konaklamış olmasından dolayı birkaç yaylanın merkezinde olan bu yaylaya “Sultanmurat”ismi verilmiştir.İlçe merkezinden 17 Km. güneybatıda ve denizden 1900 m. yükseklikte bulunan bu yaylada ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasında istilacı ve işgalci Rus ordularına karşı savaşan Osmanlı ordularının bir şehitliği vardır.Burada bir subay ve 70 er olmak üzere 71 Mehmetçik Rus askerleriyle savaşarak şehit düştüğünden bu tepeye “Şehitler Tepesi”ismi verilmiştir.23 Haziran 1916’da şehit olan bu kahraman vatan evlatlarının anısına bu tepeye şehitler abidesi dikilmiş olup,gönderinde Şanlı Türk Bayrağı bağımsızlığımızın simgesi olarak dalgalanmaktadır. İlçemiz 1916 yılı Martında Rize sahillerinden çıkartma yapan Rus birlikleri tarafından işgal edildi.Of ve Çaykara halkı Rus işgalini önlemek için Of-Rize sınırında İyidere bölgesinde bir aya yakın bir zaman Ruslarla kahramanca savaştı.Direniş kırılınca Rus ordusu Of’u ve Çaykara’yı işgal etti. 27 Şubat 1918 yılına kadar bölgede kalan Ruslardan Çaykara 27 Şubatta kurtarıldı. Her yıl 27 Şubatta Çaykara’nın kurtuluşu törenlerle kutlanır. 7 ![]() |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 25.01.2007 Yaş: 23
Mesajlar: 2.636 İtibar Gücü: 0 | ben burda yasıyorum ıste com ısledım oraları yaf ![]() ![]() |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | çok Teşekkürler ... katkılarını bekliyorum |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 25.01.2007 Yaş: 23
Mesajlar: 2.636 İtibar Gücü: 0 | asılben tsk edıyorumm konu ıçın ınsanın memleketını bole yerlerde gormek daha bı guzellık verıyorr elımden geldığı kadar sıze katkıda bulunacağım ama once sıtenızı tanımaya calısıyorumm |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | eline sağlık çok güzell fotoğraflar yaa şu güzelliğe bak yeşili ayrı güzel, beyazı ayrı mavizi ayrı bi güzelll... Teşekkürler. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ilçeleri | **Zerd@** | İzmir | 30 | 20-05-2008 19:08 |
| Rize | otel,hotel,seyehat,turizm,turkey,belediyesi,resiml eri,ilçeleri | asiprenses | Rize | 3 | 03-02-2008 12:41 |
| Trabzon'un eli boş kaldı | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 31-12-2007 23:40 |
| Aksaray ilçeleri ve ileçelr hakkında bilgiler.. | RoSe_Lu | Aksaray | 7 | 01-08-2007 23:17 |
| Trabzon'un belalısı | Haberci | Spor haberleri | 0 | 21-11-2006 01:50 |