#1 (permalink)
10-06-2006, 15:59
|
Kendini aşan 2de1'ci
Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 20 Mesajlar: 3.809 Rep gücü: 18 Rep derecesi:  | TÜRKİYE AB KRİZİ KAPIDA!!!  | |  | | | Türkiye Yavaş Yavaş AB İle Krize Doğru Gidiyor
Krizin patlak vermesine neden olacak ilk kıvılcım Türkiye’nin 25 üyeli blok ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşmasında öngörüldüğü üzere limanlarını Kıbrıs’ın gemi ve uçaklarına açmayı reddetmesi olacak. Geçtiğimiz sene yapılan Ankara Protokolüyle gümrük anlaşması yeni 10 üyeyi de kapsayacak şekilde genişletilmişti. Brüksel’de üst düzey bir AB yetkilisi, “Yılın ikinci yarısında kriz yaşayacağız, çünkü Ankara Anlaşması ve Kıbrıs sorununu çözmüş değiller” diyor.
77. Sayımızın manşetini İngiliz Reuters Ajansı'ndan Paul Taylor yazdı
TÜRKİYE, İstanbul: Bu senenin sonunda, özellikle seçim politikalarının AB reformlarının önüne geçmesiyle her iki tarafın da gözünün açılmasıyla patlak verecek olası bir krize doğru Türkiye yavaş yavaş ilerliyor.
Türkiye’nin üyelik yönünde attığı adımları hızlandırmak bir yana, 3 Ekim tarihinde başlayan katılım müzakereleri öyle görünüyor ki, Türklerin Avrupa’nın içtenliğini sorgulamaya başlamasıyla pek çok Avrupalının da Türkiye’nin nihayetinde istenip istenmediği konusunda yoğun tartışmalar yaşamasıyla her iki tarafın da geri adım atmasına neden oldu. İcra organı Avrupa Komisyonu’nun Türk ve Avrupa dışişleri bakanları 12 Haziran tarihinde bir araya geldiklerinde ve müzakerelerin ilk 35 faslı gerçek anlamda görüşülmeye başladığında Ankara’ya kritik önemde geçici bir rapor sunması bekleniyor.
AB yetkilileri raporda, ifade özgürlüğü, dini ve azınlık hakları ve ordunun geçmişteki reformlara rağmen siyasi hayattaki rolü gibi uzun zamandır süregelen sorunlara işaret etmesinin beklendiğini söylüyorlar.
Kimliğinin gizli kalması koşuluyla açıklamada bulunan bir AB yetkilisi, “Esas sorun reform sürecini kesintiye uğratmalarıdır” diyor.
Krizin patlak vermesine neden olacak ilk kıvılcım Türkiye’nin 25 üyeli blok ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşmasında öngörüldüğü üzere limanlarını Kıbrıs’ın gemi ve uçaklarına açmayı reddetmesi olacak. Geçtiğimiz sene yapılan Ankara Protokolüyle gümrük anlaşması yeni 10 üyeyi de kapsayacak şekilde genişletilmişti. Brüksel’de üst düzey bir AB yetkilisi, “Yılın ikinci yarısında kriz yaşayacağız, çünkü Ankara Anlaşması ve Kıbrıs sorununu çözmüş değiller” diyor.AB’nin genişlemeden sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn, Reuters ile mart ayında yaptığı bir mülakatta, Kıbrıs nedeniyle yaşanacak bir “tren kazası”nı önlemek için çaba harcadığını ifade edip Ankara’ya reform alanında adım atması yönünde telkinde bulunmuştu.AB’ye üye tüm ülkeler gibi Kıbrıs’ın da katılım müzakereleri konusunda veto hakkı var. Kıbrıs gözden geçirme aşamasında sert bir yaklaşım sergileyeceği uyarısında bulunmuştu. Yine de mali piyasalardaki dalgalanmaya rağmen Türkiye’de AB ile kriz yaşanacağına ihtimal verilmiyor. Gerçekten de son dört yıla damgasını vuran AB politikası manşetlerde artık yer almıyor.
Türk analizciler Hükümetin AB reformlarını cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine giderek yaklaşıldığı bir dönemde bir kenara ittiğini ifade ediyorlar.
Hükümetten bir yetkili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarına AB dosyasından ziyade iç politikaya eğilmelerini söylediğini ifade ediyor. Türk medyası türban sorunu, güneydoğuda Kürt ayrılıkçı ayaklanmanın yeniden yoğunlaşması ve İslami kökenlere sahip AK Parti’nin cumhurbaşkanlığına kimi aday göstereceğine dair tartışmalarla çalkalanıyor.
Resmi politikada herhangi bir değişim yaşanmadığına dair ufak bir işaret, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili iki günlük konferansa hükümetten muhtemelen Erdoğan’ın Almanya ziyareti nedeniyle kalabalık bir heyetin katılmamış olmasıydı. İktidar partisinden katılan tek temsilci olan Zekeriya Akçam, AB’nin bu büyük ve çoğunluğu Müslüman ülkeye yönelik tavrındaki “yeni belirsizliklerden” sitemkar bir ifadeyle konuştu. Akçam, “Karamsar değilim, ancak 3 Ekim tarihinden sonra yarısı dolu bardağın boş tarafını görmeye başladım” diyor.
Son yaşananlar 70 milyon nüfusundan övgüyle bahseden Türkiye’yi AB’ye entegre etmenin on yılı aşkın bir süreç dahilinde olsa dahi ne kadar zor olduğunu ortaya koydu. Genelkurmay Başkanı halkı üst düzey bir yargıcın türban takan bir kadın aleyhine verdiği karar nedeniyle vurulmasının ardından laiklik yanlısı gösterilerde bulunmaları çağrısında bulundu.
Hükümet “terörizm propagandası” yaptığına kanaat getirilen gazetecileri hapis cezası öngören yeni bir anti-terör yasası teklif etti. Bazı eleştirmenler Türk liderlerin göründüğü kadarıyla ne zaman Avrupa ile bir sorun yaşansa ev ödevlerini yerine getirmektense Türkiye’nin Avrupa için vazgeçilmez olduğunu öne sürerek “şeref ya da onur” merkezli yaklaşım sergilediğini söylüyorlar. Türk analizciler AB ile müzakerelerin Kıbrıs sorunu nedeniyle topyekün sona ermesi gibi bir şey olacağına ihtimal vermediklerini, Brüksel’in engelin aşılması için bir orta yol bulacağını dile getirerek ifade ediyorlar. (İngiliz Reuters Ajansı- 29 Mayıs 2006) | |  | |  | |
| |