HIZLI ARAMA
| Şiir Köşesi Şiir aşıkları; buyrun.. En güzel sözler buraya.. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 01.06.2007
Mesajlar: 2.223 İtibar Gücü: 29 | Ve Ben Kaybolurken Var Olmaya -I- Ve ben kaybolurken var olmaya... Şaşkınlıklara doğan bir sabahın güneşine açıyordu gözlerini... Öyle uykusuz olmalıydı ki kalktığında işe geç kaldığını düşünerek saatin gonklayan sesini duyamadan geç bir vakitte uyanmıştı... Son zamanlarda bunalımlardaydı yine. Bilmiyorum, bu defa mantığını değil aklına ne eserse onu uygulamayı seçti. Ve aklına esen deli rüzgardan telefonunu kapayarak başladı düşüncelerine ters yolculuğa... Her gün giyindiği klasik giyiminden bıkmış olamadığına şaşkınlıkla gülümseyerek, annesinin doğum gününde aldığı kot pantolonunu ve siyah ti-şörtünü giydi. Saat 10:00... Ve " ilk kez hayata bu kadar geç başladım " diyordu aynanın karşısında... Her gün sakal tıraşı olmak da neydi öyle... " Kirli sakalımla duracağım bu gün. Veya yeni doğacak her gün... Saçlarımı da şöyle taradım mı olmuştur demek. Ama yok düzensiz olsun ya da, farketmez! Nasıl olsa eski bir delikanlı yok nişanlısıyla buluşmaya çıkacakmış gibi değil mi dostum! Ben neler söylüyorum böyle? En iyisi susmak..." Ayakkabılarını her gün özenle boyayan titiz ve prensipli adamın yerini başkası almıştı sanki. Bu defa ayakkabı rafından tozlu ketenlerini çıkardı ve üzerindekilere aldırmadan giydi. Belki de hayatını değiştirmeye karar vermişti. Başlangıç yapmaya sonlardan başlıyordu. İşe de gitmemişti tuhaf! Ve apartmanın kapısından ayrıldı... Nereye gidiyordu. Bir planı var mıydı bu delikanlının... Adımları ilk defa bu kadar yavaş ve temkinliydi. Sanki ayaklarını atacağı yerde narin bir çiçek varmış da onu incitmemek pahasına özenle adımlarını atıyordu birer birer... Bunalmış insanlar, bunalımlarını gidermek için ya sahile ya da insan kaynayan bir yerlere çekilir, uzaktan seyrederlerdi hayatı... Dünyada yokmuş gibi... Yaşıyor ama hayatın dışındaymış gibi... Nereye gidiyordu bu adam!... Gittiği yolun sonu var mıydı? Ne bir deniz kenarı ne de insanların olduğu bir mekan vardı adımlarını yönelttiği yolda... Rotasız bir adamın haritası olur muydu? Bu yorgun genç nereye gidiyordu... ... 00:09 15/07/07 Devam edecek inşAllah... VesseLam |
| | |
| Hayâ isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | BurcuUu_ (23-07-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() || NefeSimSin || Kayıt: 02.06.2007 Yaş: 17
Mesajlar: 9.366 İtibar Gücü: 58 | O GüzeLYüreĞine SağLık CanıSım.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Zaman Kaybımsın !! Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 5.732 İtibar Gücü: 47 | yüreğine sağlık arkadaşım harika olmuş devamını çok bekletmee |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 01.06.2007
Mesajlar: 2.223 İtibar Gücü: 29 | EyvAllah sağolasınız. Yürümekten yoruldu. Dinlenmek için etrafında öylesine bir yer aradı. Gördüğü manzara onu öyle etkiledi ki adımlarının yönünü değiştirerek tek bir ağacı olan rüzgârlı yüksek tepeye çıktı... Ağacın dibine oturdu ve ağrıyan ayaklarını biraz ovalayarak gözlerini kapadı. Sesleri dinliyordu... Bir kaç dakika sonra gözlerini o muazzam yeşil çimenlerin dokunulmamış güzelliğine açtı. Doğa ile mi konuşuyordu, bilmiyorum ama dillerindeki "sus" derin sohbete adamıştı sanki yerini... Nefes alıyorken, tepenin üzerindeki tek ağaç onun için değeri biçilemez bir varlıktı. Sırtüstü uzandı, yeşil çimenlerin esrarengiz kokusuyla beraber uykuya adadı genç görünen ama yiten bedenini...Üç saatlik uykunun sonunda kalktı, tekrar sırtını ağaca dayadı ve yanağından üç damla yaşın akmasına izin verdi yüreği... İkindi olmuştu vakit. Üzerinde çimen kokusu ve tenini okşayan rüzgârın vedasıyla yenibaştan yürümeye devam etti... Arkasına döndü, sanki sevdiğinin yüreğinden ayrılıyormuş gibi gözlerinde yaşlar ve yüreğinde bin bir hüzünle tekrardan rotasız bir yolu seçti ayakları...Yalnızlığı sevmemiş olmalı ki, annesi aklına düştü. Aklına düşen annesi yüreğine bir de kocaman ateş düşürmüştü. Annesinin yanına yürüyerek gitme ihtimali yoktu. Cebinde elli lirasıyla böyle bir kaçamak yaptı hayatından... Belki de hayatını bulacaktı. Artık insanların arasındaydı. Ama "o" değildi orada bulunan. Taksi durağından bir taksiye bindi ve annesinin adresini verdi. Şoför oldukça ilginç bir hızla verilen adrese getirdi genç adamı. Taksiden indi delikanlı. Şoför "bekleyeyim mi ağabey ?" dedi. Hiç bir yanıt vermedi ve cebinden bozuklukları çıkarıp taksiciye verdi.Annesinin yanına gelmişti. Yine yüreği hüzünlenmesine izin verdi. Gelmişti sonunda. İlk önce Allah’ ın selamını verdi. Dua ile kabristanın kapısından annesinin yanına usulca gelerek, gözyaşı yağmuruna tutuldu annesinin toprağı. Üzerinde kuru çiçekleri görünce daha da fenalaştı. Hiçbir şey diyemiyordu. Suçlu bir çocuk gibi ayaklarına bakarak ağlıyordu içli içli. Annesinin onu okşamasını o kadar istiyordu ki, bütün varlığını verebilirdi bir defa annesini görebilmek için. Varlığını vermek? Neyi vardı ki yaşlanmış gönlünden, tükenmiş bedeninden ve yorgun düşmüş sesinden başka... İlk defa " anne " diyebildi. Oturdu, onun toprağına sarılışı mezarlık bekçisini de hüzünlendirmiş olacak ki, o da ağlamaya başladı. Ve hüzün yağmuruyla ıslanıyordu kabristan... "Annem, annem, ahh annem..." diyerek bayılmıştı toprağın üzerine...Güneş rahatsız eden ışıklarını ıslak gözlerine vuruyordu. Sessizliğin belki en çıldırtıcı ve ürkütücü anlarıydı. Korkuyu geçirdi aklından... Korku! Ne olabilirdi onun düşüncelerine göre? Çocukluğundan kalma hayaletler mi yoksa rüyalarına karabasan gibi çöken varlıklar mı?... Kalkmayı denedi ikinci defa. Kalktı ve değişen sadece dışarıda kahvaltısını hazırlayan bekçiyi görmek olmuştu. Bir an içini sevinç kapladı. Kısacık bir an sadece. Sonrasında yine adlandıramadığı bir hüzün... Onu bu kadar etkileyen neydi?...Devam edecek inşAllah 17.07.2007 19:52VesseLam |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | ![]() ![]() birdn annemi özledim lütfen dewamini bekliyoruz cok bekletmeyin olarmi yüreginize saglik... |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 20.07.2007 Yaş: 26
Mesajlar: 28 İtibar Gücü: 0 | ellerine sağlık |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Kayıt: 01.06.2007
Mesajlar: 2.223 İtibar Gücü: 29 | Bekçiye yaklaştı ona bir şeyler söylemek istedi. Yorulmuş sesi daha fazla dayanamamıştı anlaşılan. Bulunduğu yer annesiyle tek buluştuğu noktaydı. Kabristana bir yıldır uğramıyordu. Bir yıl olmuştu annesi vefat edeli. Düşünmek dahi istemiyordu onu toprağa gömdüğü günü. Çünkü annesi içinde hala yaşıyor, geceleri onu alnından öpüyordu… Bekçi konuşmaya yenik düşen suskunluğunu anladı. Sükûnete anlaşma yapmışlardı. Bir bardak sıcak çay iyi gelecekti kendisine. Gülümseyen ve güven veren bir sesle anlaşmayı bekçi bozmuştu. “Buyur delikanlı, Allah ne verdiyse. Fukaranın sofrasında öyle büyük nimetler olmaz ya! Yetindiğinle idare et bakalım” dedi. Zeynullah o kadar yorulmuştu ki o da kırık bir tebessümle başladı çayını yudumlamaya… Bekçi “Adın nedir oğlum?” dedi. “ Zeynullah efendim.” Diyebilmişti. Zeynullah! Ne güzel bir isim. Annesi ile babası vermişti bu ismi ona. Allah ın süsü demekti. Annesi yine yüreğini okşamaya gelmişti. Hüzün bulutları yine toplanmıştı. Babasını düşündü. Daha küçücükken babasını da yitirmişti Zeynullah. Bekçi, anlamamıştı bu derin susuşları ama kafasına koyduğu bir şey vardı. O da Zeynullah ın derdini unutturmaktı… Bekçi yine tebessüm ve samimiyetiyle Zeynullah a yaklaştı. İnsanların kalbine nazikçe dokunmayı biliyordu. Bu zamana kadar çok insan görmüştü. Yalnız bu delikanlı başkaydı. Bekçi yine sordu “ Peki Zeynullah, derdin nedir neden bu kadar üzgünsün ve çok düşüncelisin oğlum?” dedi. Cevap gecikmedi bu defa, “ Ben yok olmak istiyorum ağabey. Dünyada yaşamaktan yoruldum. Babamı hiç görmedim ve annemi bir yıl önce kaybettim. ” Bekçi Zeynullah ın gözlerinin içine baktı. Sanki içini okuyordu, dertlerini sonra hayatını… Ve nişanlısı Hasret’i… Zeynullah ı bir anda ter bastı. Sanki ruhu tekrardan güçleniyordu. Bekçi ona bir şeyler yapmış olmalı. Ses çıkmıyordu ikisinden de. Zeynullah, mert hayattan kopmayan bir gençti. Prensiplerini yitirmeden yaşayan, işini seven dürüst bir delikanlıydı. Kimse fark edememiş temelindeki taşların kayıp gittiğini. Bekçi daha fazla konuşmak istemedi. Anlamadığı işlerde pek üzerine düşmezdi. Zeynullah ı da anlamadan bıraktı. Yol uzundu devam etmesi gerekiyor. Daha yürümeden yorulmamalıydı. Annesinden ayrılışını atlatabilmek için geriye dönmeden ayrılmak istedi. Bekçinin elini öptü ve rahatlayan ruhuyla kaldığı yerden yarım kalbiyle yola devam etti… 24/07/07 SALI 11:15 Devam Edecek İnşAllah VesseLam |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şehit olmaya giden LORAN | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 08-12-2007 09:20 |
| 2de 1 in balkizi olmaya geldim | balkiz | Tanışma / Kaynaşma | 43 | 08-10-2007 10:20 |
| Bardak DeğiL, GöL OLmaya ÇaLış.. | BurcuUu_ | Hikayeler ve Efsaneler | 7 | 01-10-2007 18:58 |
| Bardak DeğiL, GöL OLmaya ÇaLış.. | BurcuUu_ | Hikayeler ve Efsaneler | 0 | 25-09-2007 16:08 |
| mektup arkadası olmaya ne dersınız | merveli | 2de1-Café | 155 | 06-01-2007 11:22 |