HIZLI ARAMA
| Şiir Köşesi Şiir aşıkları; buyrun.. En güzel sözler buraya.. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Çanakkale Şiirleri ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi, - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya - Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı" Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında; Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk. Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil, Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb, Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı: Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam; Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam. Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer; O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere, Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!.. Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm? Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm. Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer; Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi. Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek. Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!.. Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb. Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına; Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle, Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana... Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini; Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân... Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran; O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın; Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif ERSOY |
| | |
| DiLrUbA isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | Ruhsar (18-03-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | BİR YOLCUYA Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir. Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir. NECMETTİN HALİL ONAN |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | ÇANAKKALE “Söyle arkadaşım” dedi Anadolulu Mehmet Yanıbaşında ki Anzak erine “Nerelerden kopup gelmişin Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine” “Dünyanın öbür ucundan” dedi gencecik Anzak “Öyle yazmışlar mezar taşıma Doğduğum yerler öylesine uzak Örtündüğüm topraksa gurbet bana” “Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet “Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet Sende artık bizdensin Sende bencileyin bir Mehmet” Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Ya sen” dedi Mehmet Oyun çağındaki İngiliz erine “Yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne” “Yaşım sonsuza dek on beş” dedi ufak tefek İngiliz eri “Köyümde askercilik oynar coştururdum trompetle bizimkileri Derken kendimi cephede buldum Oyun muydu gerçek miydi anlamadan Bir sahici kurşunla vuruldum Sustu boynumdaki trompet Son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu’da bana bir yer kazıldı Mezar taşıma ‘Onbeşinde trampetçi’ yazıldı Öyküm de künyem de bundan ibaret...” Yağmur yağıyordu usul usul toprağa Gözyaşları düşerek üstüne sanki Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa Sahibini yitiren bir trompet “Ya sizler” dedi Mehmet Dünyanın dört kıtasından Mezar dolusu erlere “Hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiz yerlere?” Kimi İngiliz’di kimi İskoç Kimi Fransız’dı kimi Senegalli Kimi Hintli kimi Nepalli Kimi Avustralya’dan Yeni Zellanda’dan Anzak Gemiler dolusu asker Her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak Tırmanmışlardı dağa bayıra Siper siper yara gibi yarılan toprak Mezar olmuştu savaş ardından onlara Kiminin burada yattığı sanılır Kiminin adı bilinse de mezarı bilinmez Kiminin de mezar taşında On altı,on yedi on sekiz yaşında Ebedi istirahate çekildiği yazılı Çanakkale topraklarında Her birinin erken biten yaşam öyküsü Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı “Anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler” adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet “Bende yüzyıllarca yaban ellerde Neyin uğruna bilmeden can vermişim Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına İlk kez Çanakkale’de ermişim Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak Değil mi ki sizler alamazsanız bile Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale...” Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı Kızıştıkça kızgınlığı dindiren Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe Döndüren bir savaş Kıyasıya bir savaştı Ama saygı üreten bir savaş Yaklaştıkça birbirine Karşılıklı siperler Gönüllerde yakınlaştı Düştükçe vuruşanlar toprağa Dostlar gibi kaynaştı Savaş bitti Ölenler kaldı sağlar gitti Köylü köyüne döndü evli evine Kır çiçekleri geldiler akın akın Çekilen askerlerin yerine Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar Kilim kilim yayıldılar toprağa Siper siper Toprağın savaş yaralarını örttüler Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle Silah yerine sapan tutan elleriyle Geri aldı savaş alanlarını doğa Can geldi toprağa silindikçe kan izleri Yeryüzünde cennet oldu öylece O cehennem savaş yeri Şimdi Çanakkale Gelibolu Bahçe bahçe Ülke ülke Mezar dolu Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının Kavga bitirmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Huzur içinde uyusun” Vuruştukları topraklarda Kavgadan kinden uzakta Yanyana dostça yatanlar BÜLENT ECEVİT |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | ÇANAKKALE Uzaklarda bir ada var, Halkına derler İngiliz, Hem medeni, hem canavar, Fendinden emin değiliz. Doğrulukta Rus Kazağı, Onun yanında sofudur. Topu tutar dört bucağı Denizlerin Moskofu'dur. Budur en gizli emeli: Müslümanlar uyanmasın! Uçtan uca İslam ili Kendine arpalık kalsın.. Allah dedi: "Kabul olsun". Ümmetimin bedduası, Dağılsın ordusu Rus'un, İngilizlerin donanması.. Türk dedi: "Demek yaradan Kurtarmayı ister bizden; Karaları Kızıl Rus'tan, Denizleri İngiliz'den... Türk köyünden kalktı geldi. Hazırladı siperine... Bu geliş ok gibi deldi, İngiliz'in ciğerini. Moskof dedi İngiliz'e: "Çanakkale aşılmalı; Kızıl, Kara, Akdeniz'e Hakimiz, anlaşılmalı..." İngiliz, Fransalı'yı, Aldı beyaz kotrasına... Tutmuşum sandı yalıyı, Geldi Boğaz sefasına... Beş Mart'ta iki donanma, Kal'amıza saldırdılar... Toplarımız coşkun suya, Zırhlıları daldırdılar... İngilizler korktu kaçtı, Rus ümidi kesti artık; Anarşistler bayrak açtı, Rus ilinde düştü Çarlık... Çok geçmeden birdenbire, Parçalandı Rus ülkesi, Sevinçle düştü tekbire, Elli milyon Türk'ün sesi... Ancak "Turan" hayal değil. Hakikata döndü bugün... Türk bilecek yalnız bir dil, Bizim için bu düğün... Çanakkale dört devlete, Galebeye sen çevirdin! Çar kölesi yüz millete, İstiklali sen getirdin! Senden ötürü bilsen daha, Kurtulacak nice ülke... Ne Afrika, ne Asya'da, Kalmayacak müstemleke... Çünki nasıl karalarda, Artık yoksa Rus zorbası; Gezemeyecek deryalarda, İngiliz'in donanması... ZİYA GÖKALP Yeni Mecmua, Nüsha-i Fevkalade, 1331 Bu Önemli gün için Değerli Katkılarınızı bekliyoruz...Lütfen teşekkürlerinizi bir dize şiir ile yapınız |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ..yeniden basLasin.. Kayıt: 18.02.2007
Mesajlar: 3.230 İtibar Gücü: 53 | Çanakkale Bir efsanedir Çanakkale Savaşı, Kalktı binlerce şehidin naaşı, Destanlaştı Mehmet oğlu Koca Seyit Onbaşı Vurdu kardaş,kardaşı... İnglizler kurdu tuzakları, Siper ettiler zavallı Anzakları Düşmanlar Türk'ün gücünden ürktü, Baş mimarımız Atatürktü Kahramanca savunduk tepeyi,dağı,bayırı Destanın adı Anafartalar,Seddülbahir; Conkbayırı Bayrakları bayrak yapan kandı,Çanakkale'de döktük kanı, Satmadık hiçbir zaman bu cennet vatanı Tarihin akışını değiştiren, Türk'ün şan ve şerefini zirveye eriştiren, Vatana sevgi duygusunu geliştiren, İman gücünü bayraklaştıran, Ve orada savaşanları kutsallaştırıp kahramanlaştıran, Görkemli bir destandır Çanakkale Mayın gemimiz Nusred'ti Yüce Rabbim'e bin şükür bize yardım etti Şehid oldu binlerce er, Çanakkale ebedileşen zafer... Çanakkale 250Bin şehidin kefensiz yattığı, Türk'ün şanına şan kattığı, Ve bir devrin battığı yerdir... Şuheda yetmez sana abide,anıt, İşte Çanakkale en büyük kanıt... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| ŞiirLeri ,TürküLeri... | ahSenTi | Ağrı | 0 | 22-12-2007 16:14 |
| 18 Mart Çanakkale Zaferi..M.Akif Ersoy Çanakkale Şehitlerine | Philip | Dini Konular | 4 | 19-03-2007 12:50 |
| FiLiStiN ŞiiRLeRi | ahSenTi | Dini Konular | 6 | 07-12-2006 19:37 |
| Atatürk şiirleri | @izci@ | Öğretmenler Odası | 28 | 02-12-2006 13:54 |
| özlköse şiirleri | ozelkose | Kendi kaleminizden şiir ve deneme yazılarınız | 2 | 02-12-2006 02:26 |