HIZLI ARAMA
| Şiir Köşesi Şiir aşıkları; buyrun.. En güzel sözler buraya.. |
![]() |
| | #11 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Kurumuş Bir Gözyaşı kurumuş bir gözyaşı gülümsedi yüzüme duydukların yalan değil dedim bir kez daha gülümsedi ağlayarak sonra alsana canımı dedi, sonra sevsene beni en baştan özlesene tekrar tekrar akıtsana gözyaşını benim yerime, öldürsene beni tekrar kendinin yerine.. bir sokakta, karanlık bir rüya hem yeni doğmuş, hem eskiden kalma verilmiş, bir gözyaşı eskiciye gözyaşına gizlenmiş bir hasret hasrete sarılmış biri, gülümsedi yüzüme kurumuş bir gözyaşı birdaha birdaha gülümsedi, duydukların yalan değil dedim ağladı benim yerime, hem yeni doğmuş hem eskiden kalma özlemler büyüt dedi içinde, yenilerini akıt yaşların, öldürsene beni tekrar kendinin yerine.. gülümseyerek.. Selcan Adalı |
| | |
| | #12 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() ALdıgım Nefessin. . . . . .Tek istediğim ; Ilık meltem olup bahar kokan saçlarına düşmek, yüreginde yanmış bir soluk olup dudaklarından toprağa süzülmek. . . " Bir tebessüm kadar güzel, Nefesim kadar değerlisin. . . " Karanlıkların içinden yüreğine sesleniyorum yine..Bir avuçlarımda yıldızlar, bir yanımda münzevi çığlıklar. Hasretin yanıyor kirpiklerimde.Sensizlikte yüreğim, bir yanı tutturulmuş aşk mektupları gibi kırgın, acıya diz çökmüş yıllar gibi hayata kırgın..Oysa bir tutsan ellerimi, bir öpsen yüregimi, tüm düşlerimi baharlara kanatlanacak..Boşver aldırma bana, herşeye inat seni " sensizlikte bile seviyorum. . . " Biliyorum gözyaşlarımla sönecek yoklugunun alazları..Gözyaşlarını bulutlarla serme kirpiklerime, bırak hasretinle kavrulsun sensizligin tüm hücrelerini...Gece bitip perdelerin arasında gözlerine doğan gün ışığı gibi düşmek istiyorum yüreğine...Senin sırtın biliyorum sert duvarları..Sıvası dökülmüş duvarlara yaslanıyorum sana yaslanır gibi. Ve titrak yüreğimle kurduğum tüm cümleler duvardan dönüyor .Ve karsımda senin icin topraga verdiğim cicegim...Gecenin karanlıgına inat seninle konusur gibi cicekle konusuyorum..Biliyorum sessiz ve derinden dinliyor beni...Senin gibi suskun ama gülümsedigini hissediyorum...Bazen babamdan kalan sigara paketlerine uzaniyor ellerim...Oysa ben sigara icmiyorum ki !....Anlıyorum ki; sensizligi tütün sarar gibi cigerlerimde yakmak istiyor yüregim. Zulasında sakladığım ölümü soluyorum yoklugunun sindigi ayazlarda...Bir olsaydın yanımda, yıldızlarla Ay senin saçlarına dolardı...Susardım, senin gülüşlerin yüzümün cografyasına düştügünde. . . Gecenin avuçlarında güller yolluyorum vakitli vakitsiz sana..Bazen ağlışıyoruz İkindi yağmurlarıyla...Ben onlara senin gülüşlerini anlatıyorum, onlar ise bu imkansız sevdaya ağlıyorlar..Gözyaşlarımızı toplayıp kurak iklimlerde koşuyor gözbebeklerimiz...Bir kalem olsam, yetim çocukların yürekleriyle resmedilmiş utangaç yanaklarını bırakırdım cemrelerin kirpiklerine...Bazen de gülüşlerini seriyorum kelebeklerin gözbebeklerine..Ve sen yaşarken uzaklarda, ben seni yaşıyorum suskunlugumda...Tek istediğim ; Ilık meltem olup bahar kokan saçlarına düşmek, yüreginde yanmış bir soluk olup dudaklarından toprağa süzülmek. . . Gülümsediğinde, sulardan nice kuğular kanatlanır başka iklimlere..Soluk aldıgında nice ceylanlar ovalarıma iner..Gülistan yüreginde yaşarken, her kelimen bir ezgi olur dudaklarımda..Su diye düşlerini icerim sebillerden..Utanırım bazen, gözlerindeki nemli kirpikleri kurutamadigim icin...Üzülürüm inceden inceye, kapılarına bir gül tomurcugunda düsemedigim icin...Gelemesem de gözlerine, bir cemre olup ıslatamasam da ellerini; ben senile yaşıyorum...Her soluk aldıgımda adına bir cicek ekiyorum gönül toprağıma. . . Gül yüreklim, her nefesinle ben hayata tutunurum.Her gülüşünde ise acılarımı sararım rüzgarınların avuçlarında..Yüreğime iyi bak ne olur..Aldığın her nefeste yeniden sana doğuyorum. . . İsmaiL Sarıgene. . |
| | |
| | #13 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() ÖyLesine Yuttum Ki SesLi HarfLerimi. . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) Korkar oldum noktalar koymanın ardından yeni cümleler kurmaya. Artık yokmuşsun, artık yokmuşum, artık yokmuşuz. Gün batımları yokmuş oturduğumuz odanın sarı duvarlarına yansıyan. Ellerin yokmuş en beklenmedik anda ellerimle kavuşan. Aşklar yokmuş artık, bir zamanlar var olduğuna inanılan. . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) İçimde kırılan bir ayna kaldı sadece. Geceler yokmuş artık, gündüzler de… Saatlerin kadranları kırılmış, küsmüş zamana. Kala kala bir rüya kalmış geceleri buluştuğum. Bir zamanlar bir romantiğin sarhoş eden gitar sesini dinlediğimiz yer de silinmiş gitmiş haritalardan. Ne çok şey kalmamış, ne çok hiçbir şey var olmuş yaşanıp bitmişlerden. . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) En çok da isminin içinde geçenleri. Bir pusula ömründe ilk kez yanlış yönü göstermiş. Gururuyla intiharı seçmiş, düşüp kırılmış yanlış yönü gösterdi diye. Güney de yokmuş artık, kuzey de… Sabahları yaşadığımız doğu silinip gitmiş, batıysa hiç olmamış ki daha önceden zaten. . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış. Sadece üç nokta… Apostroflar yokmuş artık, virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine. Ne bir ünleme rastlayabilirmişiz artık bu ucunu göremediğimiz sokağın ortasında, ne de kendini sorgulayıp duran tek bir soru işaretine. . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) Yok olmuş dakikalar, saatler, saniyeler. Ve sen biraz da. Sahi biz hiç var olduk mu dersin? Belki olduk, belki olmadık. Aslında ne kadar yanıldık, ne kadar aldandık. Biz koskoca birer yalandık. Odanda dağınıklığını toplayan bir gölge vardı ya hani, o da yok artık. Dağınıklığın da yok, serzenişlerin, boşvermişliklerin de. Artık biz yokuz ki. . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) Ancak, bana aldırmadan geçip giden zaman kalabilirdi ardımdan. Devam etti takvim yaprakları ardı ardınca koparılıp atılmaya. Aylar yıllara dönüp gitti. Artık ay yok, yıldızları da kaybettim ne zamandır. Sahi gökyüzü var mıydı seni sevdiğim zamanlar? Bilmiyorum ama, banyonda her sabah baktığın aynada gördüğün benim siluetim yok artık. Ya da telefonlarda duyduğun sesim. Yoklar ne zaman var oldu? Veda etmeyi mi unuttuk artık olmayanlara yoksa? . . (Öylesine yuttum ki sesli harflerimi. . .) İki şehir, bir köprü vardı bir zamanlar. Eskiden izlediğimiz filmler yok artık, ilk kez gittiğimiz bale de oynanmadı bir daha hiç. Belki bir tiyatro oyununun ta kendisi bizdik. Tanrım, sen ve ben ne çok şey yitirdik. Birdik, bizdik, “en”dik, tektik… Sahi biz ne zaman bittik? Ne kadar zaman geçtiyse üzerinden, bu gece o kadar yutuyorum sesli harflerimi… “Ah”larımı yutuyorum artık. Avaz avaz susuyorum, sessiz sessiz çığlıklar atıyorum bu gece kendi kendime. Bitenlere gülüp başlamak isteyenlere ağlıyorum. Hüzünler mutlu ediyor beni, mutluluklara ağlıyorum. Her şey ters dönüyor ama ben yırtıp atıyorum bir kağıda yazdığım seni, yutuyorum bütün sesli harflerimi. . . Elveda sevgili. . . ELif Demiröz. . |
| | |
| | #14 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() YokLugun VarLıgıma MusaLLa. . Umuda gebe yüreğimi kanatıp, sonsuzluğa yürüyorum birkaç cümleye sığmayan yalnızlığımla. Yol alıyorum kanlı bıçağın keskin yüzünde. Ayaklarım yalınayak ve gözyaşlarım çıplak. Ne dipsiz kuyularda Züleyha' sını arayan amber kokulu Yusuf'um ne de Leyla'sı için çölleri aşan Mecnun’num. Ben yalnızlığa mülteci, ben yokluğa kelepçeli.Kozasından yeni çıkmış ipekböceği gibi yalnızlığı taşımakta acemiyim, hüzne boyalı yüzümle yokluğunda hep ölüme gebeyim..Ne olur örtme üstümü giderken. Ben kambur halimle hep acıların en delikanlı hamalıyım, söyleyemesen de ben hep yalnızlığına yamalıyım. . . Yalnızlığın gölgelerine eğilip sağır cümlelerin topal satırlarını bir bir topladım bu gece. Doğum günü hediyesi olarak yine ayrılıklar sunuldu yüreğimize. İnsanlar, bilmeseler de her zaman hak ettiklerini yaşarlar. Ben hep yalnızlığa tutsak, ben hep sevdaya ırak..Acıyı kurşun rengi gecenin küçük çaydanlığında demleyip hediyene bakıyorum gözüm yaşlı, gönlüm yaralı. Yaprakları taş dibeklerde dövülüp yüreğimde demlenmiş yalnızlığındı dudaklarıma zorla içirdiğim. Bedenimi acının eleğinden geçirip arda kalanlarıyla günahlarına közlediğim bendim. Ben sana hasret, sen ayrılıklara müebbet. Sen dilimden akan ıslak duayken, ben avuçlarında solandım. Sen, gözlerimde umut iken " sendeki ben. . " hep sevdana uçurum. . . Hicranı kalabalık yüreğimde yine hüzünlerin suflesinde yeniden sahne alacağım karanlıkların son sahnesinde. Başrollerde hüzün, ben ve bir de sen...Oysa acıyı bal eyleyip mutluluğu sahte gözyaşlarıyla oynayacak kadar usta değilim ben . Ben fakir cümlelerin hüzün kokan satır aralarında ağır aksak yürüyen figürandım sadece..Herşeyi unutup gerçeğime dönüyorum. İçimdeki kanayan yaralarıma, yüreğimde yanan yalnızlığıma bakıp bakıp sensizliğin suskun kaldırımlarına düşüyorum. Dizlerim yılgın, yollarım hep sana kırgın..Elimde kurdelelerle süslenmiş hediyen, yüreğimde kekeme yalnızlığım. Düşünüyorum, düşündükçe karanlıkların debisinde yavaş yavaş boğuluyorum. Haklısın belki de. Yaralı bedenin, yamalı bir kalbin doğum gününde alacağı en büyük hediye yalnızlıktan öte ne olabilirdi ki ! Boşlukları ağrılı kelimelerin bile dolduramayacağı devasa bir yalnızlıktı doğum günü hediyem..Elimde yalnızlıkla süslü hediyen, kirpiklerimde yorgun bir kelebek gözbebeklerimin nemini emen. . Umuda gebe yüreğimi kanatıp, sonsuzluğa yürüyorum birkaç cümleye sığmayan yalnızlığımla. Yol alıyorum kanlı bıçağın keskin yüzünde. Ayaklarım yalınayak ve gözyaşlarım çıplak. Ne dipsiz kuyularda Züleyha' sını arayan amber kokulu Yusuf'um ne de Leyla'sı için çölleri aşan Mecnun’num. Ben yalnızlığa mülteci, ben yokluğa kelepçeli. Ölüme dilenci yüreğimle imkânsızlığına inat gözümden sakındım seni. Gözlerindeki Cennete bakıp bakıp terinden kıskandım tenini..İmkansızdı biliyorum bu aşk. Tıpkı kanatları kırık kelebeğin mavi gökyüzüne duyduğu aşk kadar imkansızdı bu sevda.. Ama aldırmadım imkânsızlığına, yıkılmadım yalnızlığına. Bir nefes bildim sevgini, üşümüş gönlünü dilimdeki dualara sarıp yüreğimdeki ılık meltemlerde büyüttüm seni.. Seni yaşarken hiçbir zaman durmadım. Yokluğunda, varlığına sarıldım; varlığında gözlerine...Gidişlerim hep acılarında yanmaya; gelişlerim ise hep sanaydı. . . Yalnızlığın hediyesini alan yüreğimde nice birikmiş kelimelerim var oysa. Ama dilim sana lâl, gözlerim hicranını taşıyan sal..Kozasından yeni çıkmış ipekböceği gibi yalnızlığı taşımakta acemiyim, hüzne boyalı yüzümle yokluğunda hep ölüme gebeyim... Ben kambur halimle hep acıların en delikanlı hamalıyım. Söz sana sevgili acı olsa da taşırım devasa yalnızlığını. Giderken ne olur karanlıkları örtme üstüme . Ve giderken söyleme ne olur . Gerçi biliyorum söylemediklerini gebe kalmış cümleleri. Evet, evet ben ömür boyu yalnızlığına yamalıyım. . . “ Ben seni gülüşlerin için sevseydim; hiçbir zaman günahlarına kefil olmazdım. Ben senin acılarını sevdim. Acılarını bedenimde közleyip gözlerindeki Cenneti solumak için sevdim seni. . . ” Gidiyorum işte. . Aşılmaz dağlarında bir avuç toprak. . Kırılmaz dallarında. . Açan bir yaprak olmaya gidiyorum. . . Denizlerinde bir yudum deryâ. . Gözlerinde solmaz ziyâ olmaya gidiyorum. . . Suskunluğun baş harflerini ezerek. . Gidiyorum işte. . . Bakışlarına tutsak. . Dudaklarına yasak halimle. . Günahlarında ateş olmaya gidiyorum. . . Sakın üzülme sen. . Közlerin yaralarıma devâ. . Heybemde acılarını toplayıp. . Düşlerinde solmaya gidiyorum. . . Sakın üzülme sen. . Yokluğun varlığıma musallâ! . . İsmaiL Sarıgene. . |
| | |
| | #15 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() Sigaram da bitti... Artik karanligi bile goremiyorum. Belirsiz bir imge var: adini koyamiyorum. Acik olan radyomdan yayilan melodiler duvarlara carpip yere dusuyor. Halim nihavent makaminda motiflerle bezeniyor. Korkuyorum yurumeye... Ya bir sessizligin ustune basarsam? Gece ruzgara direniyor. Biraz daha guclu eserse, supurecek karanligi. Tozlardan secemiyorum ruyalarimi. Gozlerime yagmur doluyor. Corak sakallarima yagiyorum... Bir Turku dolaniyor us'uma. Hayir, dolanmiyor! ! ! ! Resmen volta atiyor. Giderken, 'Iste gidiyorum cesmi siyahim' donerken, 'Bad-i sabah esen seher yeli' ni birakiyor dudaklarima. Tespih ceker mirildaniyorum. Tukettigim safaklari kaziyorum geceye.... Herseye isyan edip, gaz lambasini yakiyorum. Guluyorum kendime; 'Ulan ne bicim adamsin, ne alemi var simdi Diogenes'ligin? ' Sonra ficimdan cikip golgeme ihsanlarimi arz ediyorum. Opusmeyi unutan dudaklarimi tercume edilmis bir kitabin kelimeleriyle florte zorluyorum. Madem anlasilmiyorum, madem baska dilde konusuyorum ben de kendimi tercume ederim. Turkce'ye uyarliyorum kendimi. Ceviremiyorum yalnizligimi. 'Ben' diye yazilan 'Sen' diye okunuyor. Soruyorum kendi kendime 'Sen kimsin? ' Yunus BEKTASOGLU |
| | |
| | #16 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() - Korkma ilerle - Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar Aldanıp yaşama kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan Çevir gözlerini içlerine At bir adım daha İlerle korkma uçurumlarından Alıştırıldığımız yaşam kendi yaşamımız değil İç savaşlarımızda yenen de yenilen de biziz Öldürmek için peşine düştüğümüz kendi yaşamımız yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız kendimiziz. Korkma yürü yollarına Salına salına sarsıla sarsıla Henüz ıslak ve nemliyken şekillendir Bittiğinde öğrenilen yaşam neye yarar Kaç hayat yaşanır ki bir ömre kaç yaşam sığar.. Dionisos... En muhteşem eser dolu dolu yaşamdır. Öner Kaçıran |
| | |
| | #17 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() HARCAMALAR Mektuplar aldım sevindim, Birinde denmiş geliyorum Öbüründe yazılmış geleceğim. Bekledim bekleyorum. Bir yaşam verdim. Açtım bir başkasını, Uzun-uzun yazmış gel. Okumadan arkasını Gittim gidiyorum Bir başka yaşama bedel. Biri demiş sen, biri demiş ben. Seni ben anladım, beni sen. Bir yaşam daha verdim Beklerken, giderken, dönerken. Kaldı elimde üç-beş mektup, Üç-beş yaşam. Bir onları da açsam okusam Önceki yaşamları unutup Ya beklesem, ya da gidip arasam. Ne bir iz geliyorum deyenden, Ne de gel yazandan. Bunları düşünüp dururken Bir yaşam daha gitti elimden Başkalarınca saklamak varken. Ama ben umudluyum bundan; - Yüzümden, gözümden belli - Umudu umudumla harcadığımdan.. Bundan sonra belki Bir yaşam daha çıkar mektubumdan. Özdemir Asaf |
| | |
| | #18 (permalink) |
| Kayıt: 03.11.2006
Mesajlar: 67 İtibar Gücü: 11 | ![]() Gerek Yok Benzetmeye gerek yok; Güneş'i soğutup,Dünya'yı ısıtmaya, Ay'ı karartıp,yıldızları sarartmaya. Hayat yalın,acımasız, İnsanlar mutsuz. Gerek yok umutsuzluğa, Gerek yok ağlamaya,sızlanmaya. Yaşam devam ediyor, Mücadele gerek acımasızlığa, Dört elle tutunmak gerek yaşama... Şadi Ünal |
| | |
| | #19 (permalink) |
![]() bir düş-tük kırıLdık.. Kayıt: 12.10.2006
Mesajlar: 3.515 İtibar Gücü: 65 | Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Nazım Hikmet RAN Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Geç Anladım | BonJuk | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 11-09-2007 17:20 |
| anladım | vendetta | Şiir Köşesi | 4 | 03-08-2007 20:12 |
| anladım.. | MaVi DüŞ | Paylaşmak İstedikleriniz | 4 | 05-04-2007 14:26 |
| Anladım... | adLer | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 12-01-2007 13:06 |
| AnLadım..(mı?) | aSi MeLeq | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 24-07-2006 14:17 |