HIZLI ARAMA
| Şiir Köşesi Şiir aşıkları; buyrun.. En güzel sözler buraya.. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | .:: yıLmaz erdOğaN ::. Yılmaz Erdoğan'ın Hayatı (1968 - ....) Tiyatro, dizi ve film senaryosu, dans gösterisi, hikâye ve şiir yazarı olan Yılmaz Erdoğan, 1967 yılında “her şeyin bittiği yerde başlayan şehir” olarak tarif ettiği Hakkari'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ni kazandı fakat ağır basan tiyatro tutkusu eğitimini yarıda bırakmasına neden oldu. Tiyatroya 1987 yılında Ferhan Şensoy'un "Nöbetçi Tiyatrosu"nda amatör yazar ve oyuncu olarak başladı. Ardından da Levent Kırca'nın "Olacak O Kadar" adlı televizyon programında başyazar olarak görev yaptı. TRT'de yayınlanan "Umut Taksi" adlı diziyi yazıp bu dizide oyuncu olarak rol alan Erdoğan, daha sonra Türkiye'nin en büyük oyuncu kadrosuna sahip olan "Gereği Düşünüldü" isimli oyunu yazdı. Türk sanatseverler tarafından çok beğenilen oyun dört yıl kapalı gişe oynadı. Bu oyundan sonra tiyatro çalışmalarına Yasemin Yalçın Tiyatrosu'nda başlayan sanatçı, "Haşlama Taşlama" ve yine bu tiyatroda 5 yıl sahnelenen "Kadınlık Bizde Kalsın" adlı oyunları yazdı. Yılmaz Erdoğan tiyatro yaşamına bundan sonra ortağı Necati Akpınar ile birlikte kurduğu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde devam etti. Burada yine başrollerini Demet Akbağ ile paylaştığı "Bir Demet Tiyatro" adlı diziyi yazdı. Dizide “Mükremin Abi” tiplemesiyle de izleyenlerin beğenisini topladı. Yine kendisinin yazdığı "Otogargara" adlı oyun “Gereği Düşünüldü” adlı oyun gibi tiyatro severlerin yoğun ilgisiyle dört yıl kapalı gişe oynadı. Bu arada sanatçının kendisinin yazıp oynadığı tek kişilik "Cebimdeki Kelimeler" adlı oyunu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde sahnelendi. Oyun yazarlığının yanı sıra şair yönüyle de bilinen Erdoğan, "Kayıp Kentin Yakışıklısı” adlı ilk şiir kasetini müzikseverlerin beğenisine sundu. Bu albüm; Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı 17 şiirden ve bu şiirlere eşlik eden Metin Kalender, Nizamettin Ariç ve Ali Aykaç'ın bestelediği ezgilerden oluşuyor. Şair'in albümdeki şiirleri aşkı, sevdayı, korkuyu ve çocukluğunu geride bırakışını anlatıyor. Ayrıca sanatçının albümündeki şiirlere Türk Sanat Müziği'nden örnekler, türküler, etnik müzikler gibi geniş bir müzik yelpazesi eşlik ediyor ve albümde sanatçının kendi sesinden kısa bir türkü de bulunuyor. Başarılı sanatçı, albüm çalışmasının ardından, 2001 yılına gelindiğinde; o güne dek en çok izlenme başarısı göstermiş olan Vizontele isimli sinema filmine yönetmen, senarist ve oyuncu olarak imzasını attı. 1970’lerin başlarında Van-Gevas’ta geçen filmin ana konusu bu yöreye vizontelenin (televizyonun) ilk defa gelişi üzerine kurulmuş. Reklam filmlerinde de oynayan sanatçı, Broadway’da sahnelenmek üzere hazırlanan “Sultans of the Dance” isimli gösteriye de senarist ve süpervizör olarak imzasını attı. TİYATRO OYUNLARI: Kanuni Sultan Süleyman ve Rambo, Kadınlık Bizde Kalsın, Otogargara, Cebimde Kelimeler, Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü, Bana Bir Şeyhler Oluyor. KİTAPLARI: Hüzünbaz Sevişmeler, Kadınlık Bizde Kalsın, Kayıp Şehrin Yakışıklısı, Haybeden Gerçek Üstü Konuşmalar, Anladım TELEVİZYON DİZİLERİ: Bir Demet Tiyatro... SİNEMA FİLMLERİ: Vizontele... bUnLarda keyifLe dinLediğim şiircikLeri ![]() ALKOL İKİNDİSİ biz ne zaman içsek köfte geç gelir ve oturur muhabbetin terkisine çıplak bir efkar sözcüğü biz ne zaman içsek sabah akar meyhanecinin cebine günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan biz ne zaman içsek iç değilizdir aslında dışımızda bronz bir akşam sözcüğü çırıl bir efkar sözcüğü üften püften bir kar beklentisi delikanlı kıvamında sevda değilse de tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık biz ne zaman içsek iç değilizdir aslında bu alkol ikindisi şiirde şimdi burada açılsaydın adımın baş harfi gibi belki ağustos kokardı ağustos sen... fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara seninle boyuna sevilmiş sen yalanı sevdasından büyük sen bir bil sen.! biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz genzimizde göl göz yaşları... biz ne zaman içsek iç değilizdir aslında... dışımızda bronz bir izmir akşamı.! |
| | |
| Law için teşekkür edenler 5 kişi. | KúL_KédíSí (09-10-2008), Màvĩmєζєk (18-08-2008), oNLy_yOu (27-07-2008), rock_qolik15 (09-10-2008), tutsak (20-06-2008) |
| | #2 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. ANLADIM anladım sabahları açılır esnaf çarşıları yeminle "bedreddinim bir ağaca asılır" anladım en büyük yalan yemindir edilir sabahları gecesini hatırlamayan esnafların tüm merasimleri gömdüm ömrümün reklam amaçlı takvimlerine anladım kimse üzgün değildi bayraklar yarıya indiğinde bir tek el isteyen yordam ve özür dileyen anladım herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm evet yüzümdü her görüşmeye taşıdığım kandırılmaya gönüllü bir gönülle az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim göz gördüm başka açılara ayarlı uzun bir yüz gördüm meğer filmin sonu diye ayarsız fin yazardı se end zamanında bir zamanlar fransızlar hep fransız kalacaklar sabah sinemasında pazarları aklımı alıp doğduğum evin müze olma isteğine saklayacaklar ama kavaklar büyüyecek herkesten gizli boyatmak bir kavağın becereceği iştir ancak anladım ki ağaçlar toprağa acı verdikçe büyüyorlar her pazartesi and içip cumaları marşa basan camiler dolusu yemin edip taburlarca yalan söyleyen bu toprakta bu ağaç kuruyacaktır elbet anladım kimseye acı vermeden büyünmüyor namusum ve şerefim ve çocukluğumun üzerine beton dökerim ki tüfek filan değil çimento icat edildi de bozuldu mertliğin mimarisi esrarlı bir ülkeye göçtü sabrin taş ustaları anladım altı dükkan olsun istiyor evinin ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları benim taş ustamın karısı ve her yerde şube açmak istiyor iskender kebabını icat eden büyük iskender’in çocukları ki gölge filan etmez yoğurtlu bir ziyafet çekerdi diyojen’le karşılaşsaydı. anladım bursalı iskender’in romalı arkadaşından daha çoktur uygarlığa katkısı oysa bu satırlarla üstünü örten ben kelimelerle sargı bezi ve melhem yapan ozanlığı en çok kendini üzen ben anladım sadece öğlenleri açarım yaramı ve hiçbir yerde şubesi olmaz bu kanamalı hastanın anladım. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. AŞK HAYATI sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın teni yakmasıydı, bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasaydı... "bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu! |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. BAŞKALAŞAN AŞK adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması... adını anmak... yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak... biraz gülünç, biraz sitemkar... güzeldi... adının türkçedeki yankısı özeldi... seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, sülalesi kandilli yoğurtçunun mekanında... denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikte.... güzeldi.. ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi... Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... cümlelerimiz öznesiz... umursayan yok Kanlıca'daki yoğurdu... ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık... |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. BEYOĞLU'NDAN DOLMABAHÇE'YE TAŞINAN BİR ARALIK AKŞAMI Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne Dolmabahçe da çay tadında.... Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu. Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında... Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum... Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük... Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti... ... Soğuğun ve karanlığın vehameti! Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş, daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler, yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat! Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle: Bende sana yetecek kadar ben kalmadı... |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL bizi bilirsin avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda... bizi bilirsin saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz. limonla! tespih yaparız, düş kırıklarından... bizi bilirsin ağzının içinde oturmak isteriz. ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz ağzını... bizi bilirsin, yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarına gömülmeyi... |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. BÜYÜYORUM büyüdükçe, sentetik zamanlara kangren ayaklar bastım, izi kaldı ömrümün... kara çaldılar yüzüme bütün kara parçalarında elbette "afrika dahil" parça başı çalışan kiralık katildi zaman gülüşüm sivas yangını ağlarsam kızma... ölmek bile yakışıyor bazı adama... |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. CEMRE gözüme ilişti gözün içimde infilak saati! yasak baktın nikotin sıcaklığıma, bir sigara daha yaklaşıyor bahar... ellerin yanında değil, gemiler kalkıyor avuçlarından bütün limanlara bir telaş, yaklaşıyor bahar... deniz altında bir zindan düşü, ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler bilinmez bir nemrut esrarı arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular... kekikler yeşeriyor yaklaşıyor bahar bir deliliğin eşiğinde amansız mekansız sofrasız yani aç, ilaçsız ve hiçbir şiirin eskitemediği gözlerin, gözlerimin önünde el pençe divan... bahar damarı çatladı toprağın bir nefes daha yaklaşıyor bahar.! |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. ÇÖL DAHA İYİ ! çöle kıyısı olan kentlerin limanları sıkıcı olur kuş uçar gemi geçmez, kervan zaman içinde. böyle kentlerde insan fırtına gibi sever, sevdiği için ağlamayı. hangi türküde sevmekten bahsedilse ben hicaz olurum elimi ıslatır elinin teri ziyan olurum seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım hangi türküde sevmekten bahsedilse bu çölde ben "şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor"da bahsedilen şair olurum! |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() d-_-b >-_-< q-_-p Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 7.329 İtibar Gücü: 51 | Ynt: .:: yıLmaz erdOğaN ::. GÜLÜŞÜN gülüşünde bir mana var saklayamazsın sarılışında ne düşler ne düşükler sakınamazsın aynı yolları, kimsesiz mekanları birlikte özleme hasreti... yalnızlığımın dert ortağı gastrit... gülüşünde bir mana var saklayamazsın bütün iç savaşlarda rehin alındı bu yürek kandıramazsın hangi çekilişin büyük ikramiyesi bu, en uzak sevişmelerin yeni yetme utancı lakin aşk biraz da utanmaktır yaşamaktan... sakınamazsın... yeni yetmelik işine gelince o zaten hepimizin gizli öznesi Türkçe'de var bazı dillerde yok gülüşünde bir mana var saklayamazsın kime niyet kime felaket bu aşk anlayamazsın ödümüz patlıyor acı çekmekten oysa biraz da acıdır aşkın mayası... kaçınamazsın... gülüşündeki manayı saklayamazsın tutunacak verimiz yok resmi tutanaklarda gülüşünde bin yıllık hasret var saklayamazsın ......................................... bu yazık karşılaşmanın alnımıza çakılıyor anafikri : aşka cesaretimiz yoksa başka zaman görüşürüz! |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| yılmaz Erdoğan..YAŞAYABİLME İHTİMALİ | Argion | Şiir Köşesi | 10 | 20-03-2008 20:56 |
| Yılmaz Erdoğan grevde | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 17-12-2007 12:40 |
| YıLmaz Erdoğan ŞiirLeri | eLyA | Genel Müzik Konuları | 4 | 06-06-2007 13:18 |
| Yılmaz Erdoğan | ^^SuLuBoYa^^ | Sanatçılar | 2 | 12-05-2006 22:06 |