HIZLI ARAMA
| Şiir arşivi Kural güncellemesi nedeniyle eski şiirler silinmek yerine arşivlendi. Burdan gözatabilirsiniz ;) |
| | #41 (permalink) |
| Kayıt: 24.06.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.063 İtibar Gücü: 17 | Ynt: istanbul şiirleri İstanbul Acılar Kraliçesi Bu akşam yemin ettim, seni bir daha öpmemek için Ben ki bütün duvarlarını Afişlerle donatıp yumruğumla kanatmıştım! Rezil bir aşktı!.. Bütün arkadaşları miting alanlarında Ve mezarlıklarda bırakmıştım... İstanbul.. ey İstanbul ey! Acılar kraliçesi.. Umudun ve direncin yorgun anası.. Ve ey, çıldırmak üzere olmanın çamurlu ikonası, Tırnaklarım kopuyor, görmüyor musun?.. Bir ben miyim kapıları şaşıran, her yokuşun başında? Bir ben miyim, Ekmek arasına canını doğrayıp doğrayıp yutan? Bir kedi bile sağarken yüreğini telaş içinde yavrusuna; Ey acımasız acuze, Utan şu türbelerinden, minarelerinden utan!. İstanbul..ey İstanbul ey!. Acılar kraliçesi.. Savaşın ve bozgunların gariban çiçeği Ve ey, teslimiyete düşmenin o hazin gerçeği, Bayraklarım kanıyor, sormuyor musun?.. Kadınların ki, omuzları hicran, saçları ihanet sarısı.. Çocukların ki, yağmur emiyor yıkılası kaldırımlarından.. En ücra genlerime, alyuvarlarıma, Kılcal damarlarıma, ruhuma kadar Bıktım..iliklerime, gölek ceplerime kadar sızan Bu Allahsız yağmurundan!. İstanbul..ey İstanbul ey!. Acılar kraliçesi.. İhtişamın ve sefaletin çaresiz bacısı.. Ve ey, çürümenin yok olmanın amansız sancısı, Ciğerlerim çatlıyor, duymuyor musun?. Hangi pencerene çıksam, O salya-sümük pezevenk suratları!. Hangi caddene dökülsem, O şangur-şungur düş kırıkları!. Bütün bu ezginler, tükenenler, Yerlere serilenler, tutunamayanlar; Sarsmıyor mu seni hiç, Bunca infilak, bunca isyan çığlıkları?. İstanbul..ey İstanbul ey!. Acılar kraliçesi.. Aldanışların ve hüznün yalancı tanrıçası!. Ve ey, ruhu kirlenmiş gecelerin cilveli yoması, İntihar anı geldi, beni öpmüyor musun?. Ağlamak istemiyorum.. yenildim sana.. hikayenin özeti bu.. Bir istimlak gibi ödedin, Ve çiğneyip geçtin maceramı.. Şimdi ben, Suçlarımı didikleyen bu martı sürüsüyle Şimdi ben, hangi şehirde soğuturum Zonklayıp duran bu yaramı?. İstanbul..ey İstanbul ey!. Acılar kraliçesi.. İhanetin ve ihbarların arkadan dolaşan bıçağı Ve bütün ödeşmelerin, yüzleşmelerin, Erkekçe vuruşmaların kaçağı Beni harcadın be, beni sattın, utanmıyor musun? *alıntı |
| |
| | #42 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: istanbul şiirleri Ey İstanbul Irak Dostların Yakın Gönlü Bir sihirli lamba yanar üstünde başımın Kaşının ortasında İstanbul’u görürüm Boğazda martıların kanat çırpışı gibi Hürüm elini çekse rüyamdan sevgili Saçlarında takılı kırmızı bir gül Çok aşkların yalnız şehri İstanbul. Bir martı uçar gönlümde sen gibi Hasret yanar surlarında ben gibi Üsküdar’da kendimi buldum Sırlı zatların uğrağı bir atar dükkanında Ümraniye’de aşkı Seni hissetmek ki tam yaşamaktı Selahattin solumak isterim ömrümün her günü Ey İstanbul ırak dostların yakın gönlü. Bir şehir kokar burnuma sen gibi Uzar ayağına yollar ben gibi Hangi türküyü söylesem sanadır yolum Okuduğum bir şiirde geçse adın Hasret tüter de yüreğimde Böğrümden kurşun yemiş gibi olurum Hangi türküyü söylesem sanadır yolum İstanbul, çok gün görmüş genç oğlum. |
| |
| | #43 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: istanbul şiirleri Ama İstanbul Ömrümün son baharında Sana gelişim neden İstanbul? Dostlarımı bırakıp Sana koşuşum neden? Yeni bir hayata başlamanın zorluğuna katlanmak Olumsuzluklara rağmen ‘Ama İstanbul’ demek neden? Nedir beni sana çeken? Martıların, Denizin, boğazın mı? Kalabalığın, koşturmacan Kim kime dımdımalığın mı? Taşı toprağı altınlığın mı? İslambolluğun mu? Minarelerin mi? Buram buram tarih kokan Güneşin batışını Denizden seyretme sevdası mı? Anadolu, Rumeli Hisarı Yoksa Üsküdar mı? Ah İstanbul! Ah hayal şehir! Sende kış nasıl yaşanır bilmem “Rabbim! Beni girilecek yere Doğru bir girdirişle girdir. Ve çıkarılacak yerden Doğru bir çıkarışla çıkar. Ve katından bana Yardımcı bir kuvvet ver.” Demekten başka, Ne gelir elden? Fatıma Neşe Tuna |
| |
| | #44 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: istanbul şiirleri Mahsun Beyoglu'nda, çocuklugumdan beri çok korktugum cinler tarafindan çarpildim bugün.... Simdi cep bos ben mahsun, ve biryerlerde cüzdan mahsun............. Naci Kasapoğlu |
| |
| | #45 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Ynt: istanbul şiirleri Beyoğlu Beyoğlu bir deniz, Ben de bir balık olsam. İzin alıp, Beyoğlu Muhtarından Hep orada kalıp, İçinde yaşasam. Ne zaman istesem, Dışına çıkmak. Boğulacağımı anlayıp, Hemen geriye koşsam. Dalsam, Ara sokaklarına, Meyhane ve barlarına, Varlığını hissetsem, Tüm varlığımda. Koklasam, Alkol kokan, Kirli, köhne havasını. Dönsem yeniden hayata, Öğrensem yaşamasını. Beyoğlu bir deniz, Bende bir balık olsam. İzin verse, Beyoğlu Muhtarı Hep içinde kalıp, ONUNLA YAŞASAM......... Bekir Ayral |
| |
| | #46 (permalink) |
| Kayıt: 24.06.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.063 İtibar Gücü: 17 | Ynt: istanbul şiirleri Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?.. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle İstanbul'da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i... Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul... Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar... Gecesi sümbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul... NeCip FazıL KıSaküRek |
| |
| | #47 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Ynt: istanbul şiirleri ![]() İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Bir kuş çırpınıyor eteklerinde Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vurusundan anlıyorum İstanbul'u dinliyorum... |
| |
| | #48 (permalink) |
| Kayıt: 09.05.2006
Mesajlar: 120 İtibar Gücü: 13 | Ynt: istanbul şiirleri Hülyalarımıza misafir olduğundan beri, İstanbul şehirlerin dilberi. Kalpler payını alınca bir müjdenin heyecanından. Niceleri yollarına düştü vazgeçerek canından. Onu takip edenler bir nazlı şehristan buldu. Meftunelerin gönlündeki dilber İstanbul`du. İstanbul dünya payitahtında oturan sultan. Gülümsüyor tüm ihtişamıyla tarihin aynalarına. Bursa`da yakalayarak bir şehzadenin izini. Yıllar yılı aradılar dilberin şehrengizini. Tarihin en cesur ordularıyla bir komutan, Bir şair, Ve mısralarla donanmış bir eski kayık. Akıyor şehirler dilberinin kalbine. Mehlika Sultan sevdalıları gibi. Güzelliğinin büyüsüyle yarı sarhoş, yarı ayık. Bir gece vakti ulaştılar sularına Haliç`in. Mısralardan şiir ördüler sevgiliye arzuhâl için. Biri var ki yemin etti. Bu sevdadan sular bitse de dönmeyecek. Sultanım, merhametin yok mudur, Etmez misin azade. Sevdanla yollara düşen bu kaçıncı şehzade. Asırlar var ki kutlu bir zafere gebedir. Yirmi birinde Mehmed destur aldığı zaman, Fethin gemilerine hangi vadi engebedir. Tarih sancılarından kurtulduğu an, Yetim Fatih doğuran bir anadır zaman. Haber eyleyin Dâvûd`a, Bilâl`e İstanbul inkılâp etti hilale. Burçlar hilalini bulduğundan beri, İstanbul şehirlerin dilberi. Bu büyük kumandan, bu cesur ordu. On asır öncesinden bakışlar taşıyordu. Gül kokusu sinmişti taşa toprağa. Bu zafer Yesrip`den nakışlar taşıyordu. Osmanlı başı dik çıkınca bu savaştan, Rumeli Anadolu Hisarı`na ram oldu. Çizildi kaderi dilberin yeni baştan. Hoşgörü ikliminde şekillendi desenler. Üç dinin ortak mabedinde bayram oldu. Laleler bir köşede solduğundan beri, İstanbul şehirlerin dilberi. Dallarına kar yağdı kör umutların. Geceler aydınlığı koynunda uyuttu. Dirilişimizin habercisi Zümrüdü Anka, Memleketimin yolunu unuttu. Önce yağmurlar terk etti göklerimizi. Topkapı bir anı defteri, Su vermeyen boynu bükük çeşmeler Her köşede birer derviş oldu. Söğüt`de açan lale, İstanbul`da soldu. Varoluş mücadelesi veren bu millet, Kendi küllerinden yeniden doğdu. Dilbere uzanan na-mahremi Çanakkale`de boğdu. Kışta baharı müjdeledi kardelenler. Dilberin çehresine gül getirdi. Güneş ülkesinden gelenler. Sultanahmet Yeditepe üstünde gök kubbe. Sanki âlem dinleniyor serinliğinde. Her bir taşta Sinan ustalığa varıyor. Tarihin kaybolan derinliğinde, Ayasofya suskun, eski günlerini arıyor. Bir seher vaktinde düşünce yola. Önce ezan karşılar, sonra yağmur ve yıldırımlar. Eyüp`de şanlı mazi uyanır uykusundan. Üstada varmadan takılır ayağımıza kaldırımlar. Martı kanatları altında canlanır hayat Meyhane ahalisi bilirim. Düşünceler sönüktür, fikirler bayat. Hep yeni umutlarda doğar güneş, Soluk zifiri karanlığa karşı. Ekmek parası için çalkalanır Kapalıçarşı. Gelinlerin en nazlısı, Mavi gelinliğiyle Kız Kulesi. Vapurlar ona varmak için yarışıyor. Kaptanları büyüleyen gözlerinde rotalar karışıyor. Karacaahmet`de dolaşan sızı. Adalarda sebepsiz diniyor. Çamlıca`da bulutlar yeryüzüne iniyor. Beyazıt meydanında bildiriler okunuyor. Yılmayan bakışlarda gözyaşı. Yere düşen her mazlum beden, Şehirler dilberinin kalbine dokunuyor. Bilinmez neden. Belki arşa değer başım diye, Beyazıt`da asırlık çınar minareye sarılmış. Hayal köşkünde dilber, maziye darılmış. Fatih`in eşsiz himmeti, Avrupa`nın kültür başkenti. Şimdi İstanbul bize bir Peygamber emaneti. Bu aşk bedenimi yolduğundan beri, İstanbul şehirlerin dilberi. Aşıklar mekanı Piyerloti. Bir yudum çayda İstanbul`a bakıyorum. Aziyade`sini bekleyen bir Piyer de benim. İhtimaller biriktirdim, umut yakıyorum. Üsküdar`da kapıldım rüzgârına, Nefesin küllerimi Galata`ya savurdu. Bir dilberin gözleri, Yıllarca başıboş gezdirdiğim göğüs kafesimde Can kuşumu vurdu. Yüreğim kırık bir teknenin pusulası. Acıyla dalgalanan sularda, Boğaz`da yolumu arıyorum. Lakin ne yana dönsem hüzün. Ne yana dönsem yüzün. Ada vapurunda kaldı kaç elveda. Kim bilir kaç sevgiliyi rıhtımda yalnız bıraktın. Şehirler dilberi, Bana ölüm kadar yakın, hayat kadar ıraktın. Hülyalarımıza misafir olduğundan beri, Burçlar hilalini bulduğundan beri, Laleler bir köşede solduğundan beri, Bu aşk bedenimi yolduğundan beri, İstanbul şehirlerin dilberi. Mustafa Bostancı |
| |
| | #49 (permalink) |
| Kayıt: 09.05.2006
Mesajlar: 120 İtibar Gücü: 13 | Ynt: istanbul şiirleri Sevgisi içimde yaşayıp duran Nazlı güzellerin şirin İstanbul Hayali kafamda hükümdar süren Görmez gözlerime görün İstanbul Ortasında deniz kenarlar kara Bu dünyada cennet olmuş kullara Mehtapta sandallar ne hoş manzara Sahildir yayladır yerin İstanbul Gemilerin gelir peşi peşine Şöhretin yayılmış hudut dışına Ayrı bir güzellik başlı başına Sevgi muhabbetin derin İstanbul Fatih Mehmet Sultan temeli kurdu Ondan sonra oldu Türklerin yurdu Edirne'den gelen o büyük ordu Ayyıldız bayrak nurun İstanbul Denizler kilidi boğazların var Dünyaya haykıran avazların var Yılmaz Türk Ordusu şahbazların var Ferah tut gönlünün serin İstanbul Dünya güzelliği sendedir mevcut Hususi özenmiş yaratmış Mabut Herkesin gönlünde vardır bir maksut Halis Türk maksadın varın İstanbul Edipler şairler yetişmiş sende Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende Bir aciz kimseyim Veysel'im ben de Seversen olayım yarin İstanbul Aşık Veysel |
| |
| | #50 (permalink) |
![]() Bir Gün Anlarsın Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 3.429 İtibar Gücü: 51 | Dün seni aradım istanbulda... Cadde cadde.. Sokak sokak.. Seni sordum... Yoktun... Ama kokun sinmişti her tarafa.. Ben dün istanbulda sönük bir kordum... Hatıraları andım semt semt... İşte şurası etiler.. İlk elele tutuştuğumuz yer... Şurası bebek sırtları... Gözlerine ilk daldığım yer... Şurası eminönü.. Karışmış aşklar birbirine.. Bir tarafta mavi bir tarafta sen... Ve ben ikinizden en çok seni sevdim... Bilsen... Şu paşabahçe vapuru... Seninle ilk boğaz turu.. İlk heybeli mehtabı İlk kızkulesi meşki... Ve beşiktaş kaldırımları... Hani ilk ıslanmışlığımız.. Sonbahar yağmurlarında İlk kavgamız beyoğlunda İlk üşümüşlüğümüz taksimde Sevdamızı ilk haykırdığımız marmara... Sensiz günlerim kara... Çamlar dolu çamlıca Sana ilk sarılmam yavaşca... Nereye baksam senden bir parça.. Ne tarafa dönsem silik bir hatıra... Dün seni aradım istanbulda... Cadde cadde sokak sokak seni sordum Yoktun.. Zaten hiç olmadın ki.. Benimki ütopya bir sevda... |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| istanbul resimleri!!! | SuPeRiSi | İstanbul | 6 | 30-03-2009 11:20 |
| Ah IsTaNbul Ahhh!!!!!! | DiLrUbA | İstanbul | 11 | 28-08-2008 01:17 |
| Resimlerle Istanbul | ToLL | Fotoğrafçılık ve Resimler | 15 | 07-06-2008 16:28 |
| Gün Batımı..(istanbul) | FeYeZaN | Fotoğrafçılık ve Resimler | 15 | 17-10-2007 11:17 |