HIZLI ARAMA
| Şiir arşivi Kural güncellemesi nedeniyle eski şiirler silinmek yerine arşivlendi. Burdan gözatabilirsiniz ;) |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | Aşka ve sevgiye dair... Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… |
| |
| Cazibe için teşekkür edenler 3 kişi. |
| | #2 (permalink) |
![]() Her şey geçecek,biliyorum:) Kayıt: 16.06.2006
Mesajlar: 3.024 İtibar Gücü: 20 | Senin açmadığın bahçeye yağmur düşermiş Bülbül konarmış gül dalına bana ne, Sensiz hüzün yüklü baharlar Gecenin rengini taşır sabahlar Dört bir yanımda ahlar, siyahlar Düğün varmış köyde Bayram gelirmiş şehre Bana ne! Hep mayısları bekledim, gül bahçelerinin gül yüzünde gül yüzünü aradım. Bülbül oldum dağlara düştüm aşkından. Feryatlarım tutuştu gül rengini aldı ama gül açmadı sığ bahçemde. Gayri sevdalara tutuldum, bir zaman avundum öylesine. Sönmedi içimdeki yangınlar her baktığımda o yare sana olan vefasızlığımı hatırladım. Dön artık yeniden rüyalarıma terk etme ne olur düşlerimi biçareyim boynu büküğüm. Yok başımı okşayanım, elimden tutanım, renklerinin kuşağına saranım beni de yanına alanım, bu da benden diyenim. Öksüzüm, yetimim işte. Diken kaldım gönül bahçemde göz yaşı dökemedim yüreğimin çölüne. Hani söz vermiştim asi kalbime senden başkasını sevmeyecektim. Bakmayacaktım bir başka sevdaya. Kaç defa kapına geldim ama dokunamadım utandım çünkü vefasızdım, duyarsızdım. Bilmem kaç defa ihanet ettim aşkıma... Vefasızım gör işte... Sensiz baharlar, hüzün yüklü bulutlar gibi döner başımda Sensiz baharlar, hazan taşır bağrında. Sensizlik yüreğimde derin çukurlar açtı. Bekletme beni çöl zambağım, tüm vefasızlığımla yinede kapındayım. Sırtıma sardığım çantamda azığım tükendi çeşmelerin suları ne kadar soğuk aksa yüreğimin yangını o kadar artıyor. Irmakların peşinden koşturdum bir yudum diye, boş denizin koynuna sığındılar. Denizlere el açtım bir merhamet dilendim, yağmurlara karıştılar. Yağmur bekledim baharları gönül ateşime bir damla düşmediler. Yangınım işte Türkülerim sazıma inmiyor, şiirlerim sözüme uymuyor gecenin perdesi arkasında yıkıldığımı kimseler duymuyor. Göz yaşı ısmarladım nev baharlara hani doyası ağlamak için. Hani o gül kokunu hissedebilmek için kaç gül kopardım dalından. Sevdanın tadına doya bilmek için tadında bal aradım bulamadım. Yoruldum işte Al beni de kurtar buralardan, buraların karı fazla, boranı fazla tozu fazla, nazı fazla çekilmiyor. Hani baharı da olsa, çiçeği de açsa, bulutsuz gökyüzü, beyaz denizi de olsa sensiz bir anlam ifade etmiyor. Kelimelerim yorgun düştü eğik başlı cümlelerin arasına mısralarım, ritim tutturamadı, katılamadı şiir kervanına. Çöl gecelerinde yıldızlara Leyla yı soran Mecnun gibi şaşkınım. Sensiz bahar gelmiş, gül açmış bahçelerde, bülbül konmuş dalına,bana ne. Sen yoksun, kokun yok, rengin yok, tadın yok. Seni getirmedikleri için dargınım baharlara Dargınım işte Seni açmadığı için bahçeler kırgınım,. Kırgınım işte! |
| |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | bir hasret mektubuu Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum. Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum. Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin. Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey. Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum. Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok.......... Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez. İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası.... Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım. Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim. Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl? sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde kimi sevdim, kime özlemim kaç yıl sevda doldu iliklerime kaç yıl eksildim. tut ki, bir pınarım suyu kesik akamadım nazlı nehirlere tut ki susturulmuş binlerce türkü bastırılmış binlerce acıyım baştanbaşa aşk ve ateş tut ki, incinmiş bir gülüşüm gecikmiş bir düş bir ateşin çemberinde yarım kalmış sevinçler kanayan tut ki, kar altında sevincim bütün mevsimlere küsmüşüm kanadı kırık bir serçeyim tut ki dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek ateşin zulmünü gördüm suyun ihanetini baştanbaşa aşk baştanbaşa hasret susturulmuş milyonlarca türküyüm bir sarı çiçek bir sarmaşık belki çözer dilini yüreğimin ihanetlerin kilitlediği......... |
| |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | Büyümek... Büyümeyi beklemek zor is çocuk! Seker kavonozuna sandalyesiz erismek... Mahallenin haylaz çocuklarina Günlerini göstermek... Oyuncak arabalar yerine sahicilerini sürmek... Veya bakkala izinsiz gitmek degil ki büyümek Büyümek sandigin aslinda bitmektir çocuk! Bilmezsin. Büyüdügünde, Düslerinde uçusan hayallerini, Artik yakalayamadigini fark edersin. Göz açip kapayincaya dek, Yitip gidenin zamandan baskasi olmadigini... Ve rüyalara düsen yapraklarin, Sadece çocuksu düslerin agirligina dayanikliligini... Düs yapraklari güçsüzdür çocuk! Bilmezsin. Büyümek, düslerini satmaktir. Büyümek, oyuncaksiz kalmaktir. Büyümek dizlerdeki yaralarin, Yüreklere tasinmasi... Büyümek acimaktir, kanamaktir, Yanmaktir çocuk! Bilmezsin. |
| |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 27.07.2006
Mesajlar: 2.061 İtibar Gücü: 17 | EY BENİM GÜZEL AŞKIM Havada nemli ve tuzlu bir serinlik Karanfil yağları damacanayla Gül yağları, bergamut, lavanta Akşam güneşine bulandı Limanda boydan boya Ne dedilerse yaptım bavullar hazır Geçmişi sığdırdım içine Ağır değilmiş o kadar Geçiştirmişiz zamanı Ateş ve su ve güzelim deniz Buluşmuşlar arasıra Her yerden akıyor gün Suyun üstünde esintiler Bir yolculuk vaktidir şimdi Köklerinden koparak yolculuk Yerinde sayarak yolculuk Rüzgarlara karışıyor kalbim Yamaçların, yarların en ucunda Kızıl kuşlar gibi titreyerek Ey benim güzel aşkım Sen hiç kış görmedin ki Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin Yalnızlık bile Ağzının kenarında Açıveren çiçekti Bütün gece limanlarda Beni alacak tekneyi aradım Yabancı yıldızların altında Bir göktaşı gibiydim Işığım gitgide eksildi Unutmazsın beni bilirim Pencerene yine Beyaz bir gül bıraktım Konu **waterlily** tarafından (06-12-2006 Saat 21:02 ) değiştirilmiştir. |
| |
| | #6 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.863 İtibar Gücü: 50 | Bir yara var derin...derinde,yılların ötesinde. Kalbimin afitabı ağlıyor,rüzgarın sesinde... Yıldızlar küsmüşcesine,gecenin gizinde saklı. Başka güzellik,ateş sarmış baharın nefesinde... Gök yüzüne,suya mavi bir kızıllık hakim şimdi. Hüzzam,hasret...yaprak yaprak baharın inlemesinde... İlk düşen damlalar,ilk düşen karlar gibi yıllar... Bir bir geçtiler,sitem etmedim bir keresinde... Gurbet dediler yolunuz,uğurladım gönlümü ahh.. Boğuldum kimsesizlik denizinde,yeisinde... Be hey canım...can içre cananım,özge sultanım. Gül oyna, doya doya bir çenginin musikisinde. Sen aşkı oyun sanırsın acının resminde gizli. Sanılmasın ki aşk, hayatın pembe dizisinde... Gönüller yaprak yaprak solup düşmekte aşka. O afitap bulutla oynaşır,can yok işvesinde... Gönül acıları derlemiş,acılar sarmış her yanı. Acılarla raksedersin,musikinin giryesinde... Niye ben ağlayım,böyle mi yazılmış kaderimiz. Bana da bir nebze neş'e yok mu aşkın son sayfasında... Saifeler kirlendiler eskimiş,yırtılmış gibi. Yaş kemale erdi,bilmiyorum ismim neresinde... |
| |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | Rabbim; ![]() Rabbim; Bir insan koy kalbime Ama o insan seninde sevdigin olsun Onunla el ele tutustugumuzda Ikimizin uzerinde Senin elin olsun Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayim Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete acilan iki pencere olsun Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim Öyle bir sevgili verki bana Ona sarildigimda kainat bize baksin Birbirine sarilsin Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin Bize bakip seytan Adem'e secde etsin Günah sevap ugruna kendini feda etsin Olüler birer birer uyansin sevgimizle Bize öyle bir sevgi ver ki Rabbim! Sevgimizde Muhammed Mustafa(S.A.V.) sevilsin Öyle sevelimki birbirimizi Hz. Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki; "Bak ya Muhammed(S.A.V.) bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayiz. Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde.. Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatıyor. Konu Cazibe tarafından (15-12-2006 Saat 00:40 ) değiştirilmiştir. |
| |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | Ah! mümkün olsa acıdan sevinç sevinçten umut yapardım bölüp yüreğimi acılara dünyadaki bütün çocuklara sevgi satardım Ah! mümkün olsa rüzgar olur eserdim bozkırlarda dağ bayır dolaşır usulca odalarına sızardım çocukların üstlerini örter alınlarından öper her gece bir masal anlatır sonra usulca çekip giderdim Ah! Mümkün olsa bozkırda ağaç olurdum her bahar yeşerip meyve verirdim her yaz çocuklara sonra döküp yapraklarımı sonbaharda savrulup giderdim rüzgarlarla Ah! mümkün olsa ulu bir çınar olurdum baharı yaşardım dört mevsim yağmurla yıkardım saçlarımı rüzgarla kurulardım sevgiden bir elbise giyip çocukları kucaklardım her kış Ah mümkün olsa yol başlarında soğuk bir pınar olurdum gezerdim diyar diyar su verirdim bağrı yanmışlara üstümde pırıl pırıl güneş dallarda cıvıl cıvıl kuşlar akıp giderdim sonsuza Ah! Mümkün olsa toprak olurdum buğday yetiştirirdim bağrımda gül olur açardım bağ bahçe çocuklara salardım kokumu bulut olur billurdan damlalar dökerdim yağmur olur yağardım damla damla çisil çisil yağmurun yağmadığı ülkelere Ah! mümkün olsa baharı yaşardım her mevsim güneş olur her sabah umutla doğardım yeniden sevgiyle bakardım insanlara umutla bakardım, dostlukla gelecek güzel aydınlık günlere Ah! mümkün olsa savaştan barış barıştan insan yapardım acıdan sevinç sevinçten umut umuttan dostluk yapardım kurşun yerine çocuklara her sabah şiir atardım |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Aşka Dair | Life_is_beautiful | Fotoğrafçılık ve Resimler | 10 | 16-12-2007 10:50 |
| Aşka ve Sevgiye Dair | balkiz | Şiir Köşesi | 7 | 11-10-2007 12:54 |
| Aşka ve Sevgiye daiR.. | BuRcu | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 05-10-2007 21:05 |
| AşKa vE sEvGiYe dAiR | PaçoSS | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 25-06-2007 23:09 |
| SeVGiYe DaiR | **Zerd@** | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 22-02-2007 04:01 |