HIZLI ARAMA
| Şiir arşivi Kural güncellemesi nedeniyle eski şiirler silinmek yerine arşivlendi. Burdan gözatabilirsiniz ;) |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 13.09.2006
Mesajlar: 255 İtibar Gücü: 12 | Sus!..........Aşk... Sus!..........Aşk... Dudaklarım durgun Suskun bir senfoniyim Sus-pus olmuşuz ikimizde Zaten derdimizde malum Diri aşklarda tat yok Ölmeli aşklar Tenlerin tenlere dolaşması yasak Bunu anlasak Sen sen olmadan da Ben yok i k e n yani Ben yaşam ı ştım A ş k t ı evreni üreten sanki Bilmem anlatabiliyor m u yum Anlaya b i l men için S e n Ç e k i n -G e n Durgun K a D ı n Pembe-Mor tonlarıma vurgun KadıN Senin o muhtaç l ı ğın Eskitil e m e yen prangaların Ama beni dinle Ben seninle ne sevişmeler düşledim ........... Ölmesek --- E ğ e r Aşkları yaşamaya değer ............ Sen bensiz Sen nedensiz Kuşkularınla yersiz Gözlerine okunan türkülere tükürensin ............. Acımasız imgeler yığınısın Sen ............. ............. Ben sözcüklerin dans eden haliyim Aşkın çiçeklerle donatılan bahçesiyim Şiirlerden örgülenmiş tenim Kurşun işlemez bir katman Sıkıysa gir içine Orada sevda seslenir Aydınlığın muştusu v a r... .............. Ne zaman Ki prangaların eskitilirse İşte o zaman AhmeD Arifin sevdası olursun Ve Nazımın memleket özlemiyle yanarsın Öyleyse çınarlar dikmeli Anadolu da Serin gölgesinde serin yaşansın aşklar .............. .............. Yoksa biz suskun piramitlerin gizemi miyiz Böylesine derinden kopan çığlıklarımızın monologlarıyla Suskunuz .............. ![]() |
| |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 24.06.2006 Yaş: 18
Mesajlar: 2.063 İtibar Gücü: 17 | Ynt: Sus!..........Aşk... Seninle Ben bu öykünün ,kaybeden iki kahramanıyız, Seninle ben caddelerde sokaklarda iki garip yabancıyız. Ağlamam ardından ağlamam ardından Yaşlar neyi değiştirir? Ağlamam ardından ağlamam ardından Sonumuz ne olacak kim bilir Hicran senden bana kalan Hicran her yerde hatıran Hicran ruhumda bir çocuk İsmini sorar hala rüzgarlardan Hicran senden bana kalan Hicran her yerde hatıran Şimdi kalbimde bir umut İsmini sorar hala yağmurlardan Bu aşk iki ruhtan kopan isyancı günahların sığındığı ıssız bir ada idi, Hayat denen azgın denizde, Bu aşk gerçeğin gözünün içine baka baka gülümsemekti acılara, Bu aşk bir devrimdi her şeyi reddeden, Ve her devrim ilk kendi çocuklarını tüketir, Seninle ben bu öykünün kaybeden iki kahramanıyız Erhan Güleryüz |
| |
| | #3 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Sus!..........Aşk... Terk edilmiş bir sokaktayım, Bütün bütün duvarlar bana dargın, Dargın bana bütün yollar, Seni sevdiğim için, Ardından ağladığım için... Oysa.. yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim, Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm, Bulutları ben iteledim dağ başlarına, Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim... Nehirleri ben kuruttum, Ve Ask'ı ben yaktım,sen gitmeyesin diye!... Bir labirentin sonundayım şimdi, Ya yasayacam yada öleceğim, İkiside benim elimde... Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır. Teker teker geçtim karanlık odalardan, Yüreğim paramparça aştım engelleri, Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım, Ama inan bana güzeller güzeli, Sevdandan bir nefes, Tek bir nefes olsun usanmadım... Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi Aklımda, sen varsın diye Beni en zayıf yerimden vurdular “......” Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin Geceydi...Karanlıktı...Sarhoştum...Beterdim... Neye yarardı ki sensiz Ask? Bir kez daha gitmeyesin diye, Ask'ı ben yaktım!... İnce yağmurlu bir gecede, Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime, Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden, Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü, Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi, Kara dumanlar yolladım sana, Sarsın diye vefasız bedenini. Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu. Sesimi sana nasıl duyuracaktım, Isıtmak için sensiz bedenimi, Ask'ı ben yaktım! Sevapsız bir günahkarım şimdi, İşte çırılçıplak karşındayım, Dalgaları elinden alınmış bir gemi, Yıldızları çalınmış bir gökyüzü, Buzulları erimiş ılık bir kutup, Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim. En mahrem sırrımı doluyorum boynuna, Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım, Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin, İçimdeki yangınlara sığdırıyorum, Göz yaşlarımı ince ince. Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda, Geceydi, karanlıktı, sarhoştum, beterdim. Deli gibi yollara düştüm, Belki ölürüm diye... olmayınca..!!! Ask'ı yaktım... Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde. Bir diken yüzünden bütün gülleri, Birer birer ateşlere attım. Gitti dediler senin için, Bilmiyordum... Ne senle oluyor, ne de sensiz. Yokluğun cehennemin diğer adıymış. Ben deli, ben divane, Nerden bilecektim, Ey güzeller güzeli, Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!! |
| |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 13.09.2006
Mesajlar: 255 İtibar Gücü: 12 | Sen Izmirsin SEN İZMİRSİN ![]() beşbin yaşındaki sevgili hayallere sığmayan görkeminle daha dün girdin ergenlik çağına.. sen efsanelerde, Amazon Kraliçesi Mir'in kurduğu, İonyalı Tantolosun çizip karısı SİMİRNA'ya sunduğu, büyük şair Homerosun doğduğu, Victor Hugo'nun prensesi olan, kent değil misin? ihanetlerde öldürülen, kemikleri birer birer kırılıp derisi yüzülen, yüreğim gibi talan edilip yağmalanan kaç kez... şarap selinde Agora, saklamadı mı gülümseyişini, acılarının ardına.. yitik düşlerin yurdu, buz renkli sabahlardaki, güneşli maviliklerde, hep cepheden baktım sana, güne ağaran tutkularımla.. ürkek bir akşam üstü, denize dalar gibi, düşmek isterken aşka, eşkiya yalnızlık çöktü omuzlarıma.. sonbahar sarısı bu kenti sırtlayp derinine düştüm gecenin... körfezin gizemlerinde, bir şeyler yok olurken, duman karası bulutlar çöktü, şehrin üstüne.. günler boyu yasak aşklar taşındı kente, Hamesis'in Mabedinde damıtılan günahlar, Meles Çayının kirine karıştı, kaç sevdanın külünü savurdu Forbes Köşkü.. palmiyeli gecelerin gölgeleri yollardayken.. sağır caddelerinden geçtim tarihin... Şair Eşref kulak vermedi Abdülhamit'e, yazdı yazacaklarını... Belkahveden gelecek nal sesleri bekleniyor, Hasan Tahsin saate bakıyor, ilk kurşunu attı atacak.. yürekleri ağızlarında güvercinlerin... Cumhuriyet Meydanı'nda ki atlını ilk hedefi belli.. yangın yerini yeşile boyadın Behcet Uz, bu kenti kimler boğazladı? kim işledi bu cinayetleri? biliyor musun Behcet Bey kim? ! ! Kordon Boyunun kolyesini çalanlar, tarih hala cılız Meles Çayında akıyor... biliyorsun, günlerden ayrılıktı, saçlarının rüzgara karışan isyanıyla, tek başına, ÇEKİP GİDEN SENDİN.. yuttu geceler Ege'nin mavisini bir acı çöreklendi şehrin akşamlarına.. şimdi, hangi şehrin sabahında, hangi camdan bakıyorsun tan ağartılarına, saçlarında onca yağmurun ıslandığı serinlikte.. uzak şehrimdesin sen, seninle olmak, omuz omuza yürümek vardı, bu yorgun İzmir gecelerinde.. yeni sevgiler yaratamadım, ihanetleri bıçaklayıp, kendime giden bir tunel kazdım.. özlemleri demirledi Alsancak Limanı, yalnızlığın ışıkları yandı gözlerimde, çoğalırken karanlık köşeleri kentin, çaresizlik çöktü kaldırım taşlarına.. kök saldı tabanlarım sokaklara.. gecelerin tuzağına düştü..... sen kentlerce uzağımdasın, bu şehrin bir köşesinde, son sokak feneri oluşum, yaralıyor beni, düşüyorum ayrılıkların müzmin anaforuna.. şimdi İnciraltı'n da yıkanan gölgende, anılarımı öldürüyorum, ay buluta dalarken, denizin gözlerinden öpüp, üşümesin diye şehrin üstüne örtüyorum.. en son sen yıkmıştın giderken, yıkıldığım o yerdeyim hala, bindörtyüzsekseniki Muzaffer İzgü, bindörtyüzelliüç Gazi Kadınlar Sokağı'nda, yokluğunun günlüğünü tutuyorum... acaba sen bir yalan mıydın? gurbet düğümledi yolları, yanlış adreslerde duran sensin, kapıyı çarpıp gidecek olansa gençliğin, hüzzam bir fasılda, hicrana takılan benim, ellerimde kalansa bir ömür toplamı.. birazdan, körfez vapurunun küpeştesinde, martılar uçuşacak, inip kalkacaklar su birikintilerine.. kırık dökük masalarda mumlar yanacak, ve şamdanlarda eriyecek umutlarım, seni esecek rüzgar, iç çekecek Alsancak'ın mağrur evleri, solungaçlı yüzlerle, çocukluk anılarının jübilesini yapacak fahişeler.. az sonra varoşlarındaki çatısız evlerin penceresinde ışıklar solacak, gözyaşlarıyla yıkanıp karanlığa gömülecek.. dönüp arkama baktığım da, Konak iskelesin son vapura binerken, fakülte yıllarımdan kalma, haki renkli parkamla, militan günlerim gelecek aklıma.. yine anılarda, Hüseyin Yurttaş'n *saat İzmir sularında*, akşamcı mekanımız, İkinci Beyler Sokağında ki Bodrum Meyhanesi'nde, bakışlarımızı içerken, dudaklarımızda uçuşan, mutluluk şarkıları olacak... şimdi anımsıyorum, yağmurlarla sevişen ikindilerde, Mustafa İzmirli'nin, Pasaporttaki nargileli kahvesinde, oynadığımız tavlayı, büyülü doğan güneşli günlerde, dudaklarımıza avare ıslıkları yerleştirip, Cumhuriyet alanına sığmayan düşlerimizle.. Kordonboyundaki öpüşmelerimizi, Tayyare Sinaması kaçamaklarımızı, ilk buluştuğumuz Yosun Pastanesi'ni, yine ilk şehiriçi seyahatimizde, denize köpük köpük tüküren, Karşıyaka Vapurunun güvertesinde, yakamozlara ışığını, değdirirken yıldızlar.. şubat yağmurlarında ıslanışımızı.. peki sen anısıyormusun, Kadifekale'den ilk ışıklarını yaktığımız Karşıyaka'yı, Balıkçı Sığınağı'nda ki Efes Gemisinde, içimizde Papaz Yalısının hüznüyle, bir kaç saati kalmışları bırakıp, düşlere dalıp gitmelerimizi... elbette, yaşlanıyoruz çoğaldıkça anılar.. evet, tenha sokaklarında bu şehrin, sen yoksun ya, gölgen bile yok ya, bir fotoğraf gibi yırtıp atasım geliyor kenti.. bu kente saçların dolaşmış olabilir mi? boyuna yollara bakışım neden? sisler kuşatıyor her yanı, anlımdaki bozuk el yazısına siyah çelenk bırakıp, topuklarımda yılların birikmiş ağrıları, arkamdan koşturan hayallerim, ve beynimdeki darp izleriyle, BENDE TERKEDECEĞİM BU KENTİ.. bu kent yalnızlığım kadar büyük değil.. biliyorum, bu koca şehirde her şey var, bir biz yokuz, ne kalır ki geriye, fotoğraflar ve anılarla sokaklarda asılı gülüşlerimiz dışında.. bir gün değişecek, gözlerimizde topladığımız yağmur bulutlarıyla, buluşacağız bu şehrin ortasında, biliyorsun, hiç bir acı sürmez sonsuza dek... şimdi, yaralı şehrimin, kül grisi sokaklarında, yorgun bir adamla birlikte, yalnızlığın adımları dolaşıyor, buza yazılan düşler üşürken, Sahil Evleri'ndeki salaş meyhane, bir kanunun mızrabında ağlayacak, hiç bir dalgakıran direnemiyecek isyanıma, yıkacak bütün bentlerini, yüreklerimiz aynı saate kurulduğunda, gurbetten firar edip, İKİMİZDE DÖNECEĞİZ BU KENTE.. geç kalmışlığın acısını paylaşacağız.. düşlere sığmayan, düş bozumlarında... ZATEN BİZ YOKTUK KİMSESİZDİ İZMİR EVET İZMİR'İ YAZDIM YANINDA SENİ SENİ YAZDIM BÜYÜK HARFLERLE İZMİR'İ YAZDIM ALTI ÇİZİLİ SENİNLE İZMİRİZ NE ZAMAN İZMİR'İ DÜŞÜNSEM İÇİNDEN SEN ÇIKIYORSUN İZMİR İÇİN NE YAZSAM SENİ YAZIYORUM S E N İ Z M İ R S İ N Yazar: Nail Yavuz Konu Kr㣠tarafından (23-01-2007 Saat 00:30 ) değiştirilmiştir. |
| |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 2.355 İtibar Gücü: 24 | Ynt: SEN İZMİRSİN teşekkürler arkadaşım. |
| |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 13.09.2006
Mesajlar: 255 İtibar Gücü: 12 | Ynt: SEN İZMİRSİN Saolasin oquduqun icin .. |
| |
| | #7 (permalink) | |
| Kayıt: 09.08.2006
Mesajlar: 521 İtibar Gücü: 13 | Ynt: SEN İZMİRSİN Alıntı:
Sen,birtanem, Yüzüne bakınca,sanki her yer aydınlanıyor Tenine dokunduğumda sanki her yanımı ateş sarıyor O masum yüzün,o beni benden alan gözlerini görünce sanki hayat duruyor Sevdalandım sana,aşığım,sensizlik düşüncesi sanki beni öldürüyor. Sen benim vazgeçilmezim,imkansızım,bir büyük aşksın yaşadığım Ölene dek seninim,bu kalbi artık senden başka hiç kimse dolduramaz sevdalım! | |
| |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 13.09.2006
Mesajlar: 255 İtibar Gücü: 12 | Ynt: SEN İZMİRSİN en son sen yıkmıştın giderken, yıkıldığım o yerdeyim hala, bindörtyüzsekseniki Muzaffer İzgü, bindörtyüzelliüç Gazi Kadınlar Sokağı'nda, yokluğunun günlüğünü tutuyorum... acaba sen bir yalan mıydın? gurbet düğümledi yolları, yanlış adreslerde duran sensin, kapıyı çarpıp gidecek olansa gençliğin, hüzzam bir fasılda, hicrana takılan benim, ellerimde kalansa bir ömür toplamı.. |
| |
| | #9 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Sus!..........Aşk... konularınız kurallar gereqi birleştirildi lütfen kuralları okuyalım |
| |
| | #10 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Sus!..........Aşk... Bir gölge gibi geçtin gittin gözlerimin önünden Dokunmak istedim Duvarların soğukluğunu anladı ellerim Parmaklarımın ucundan kalbime kadar titredim Üşüdüm üşüdüm üşüdüm Bir hayal gibi geçtin gittin Avuçlarımın arasından Sis perdeleri içinde, Rüyalarıma dokunup durdun Ve ben bir daha uyanmak istemedim Bir anı gibi geçtin gittin hayatımdan Tutamadım Yakalayamadım Yaşayamadım seni En umulmadık zamanda girip En özlenesi anında çıktın hayatımdan Göz açıp kapayıncaya kadar Ama bir ömür boyu hatırlanacak kadar çoktun sen Ve hiç benim olmayacak kadar yoktun sen....... |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |