HIZLI ARAMA
| Şiir arşivi Kural güncellemesi nedeniyle eski şiirler silinmek yerine arşivlendi. Burdan gözatabilirsiniz ;) |
| | #31 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 589 İtibar Gücü: 15 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Ne çok özledim seni bilsen ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından sağır sultanlardan acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan ne çok özledim seni bilsen gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını tutup sana gelmek isterdim. henüz uyku sersemiyken yıldızlar doğmamış başakları okşarken bir rüzgar ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi nisan yağmuru gibi yağmak isterdim teninin karanfile çalan kokusuna ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine sesinin aksi sedası olmak isterdim bir meltem esişinde ne çok özledim seni bilsen bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur ne acı kalır yürekte ne gözyaşı bir değse gözlerin gözlerime ne hüzün kalır gecemde ne matem ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı ne çok özledim seni bilsen yitirilmiş sevdaların harman alevi düşlerinde pusudayım kulağım kirişte ellerim tetikte gözlerim ufukta dalgalanacak o kızıl saçlarında M. Şükrü KAPLAN |
| |
| | #32 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 589 İtibar Gücü: 15 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Çünkü kendi yaşam yolculuğun için Ne varsa gönlünce değerli olan Gökkuşağı gibi saydam ve yalın Yüreğini yüreğinle bana yansıttın. Çünkü yolu senin yoluna karşıt Nice ayrı dünyaların insanlarını Anladın yıllardır sevecenlikle Hepsine de dost elini uzattın Çünkü umutları da hüzünleri de Ne güzeldi seninle başbaşa yudumlamak Yaramaz çocuklar gibi kıvancımı da Acılarımı da sevgiyle paylaştın Çünkü seviyorsun sen öz varlığını Tüm ruhunla önemsiyorsun kendini Her uzatışında sevgiyle ellerini Kalplerimizin sıcaklığına alıştın Çünkü doğal akışında yaşamın Barış adına dirlik düzenlik içinde Özenle, sevginle, yüce gönlünce Yeni dünyalar yaratmaya çalıştın Çünkü sen insanca onurunla varsın Gözyaşımı sildin saf duygularınla Sevda türküleri gibi rengarenk Açtın bana, benliğime karıştın İşte ben bütün bunlar için sevdim seni Ölünceye kadar da seveceğim seni..... Cansever Eyüboğlu |
| |
| | #33 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 589 İtibar Gücü: 15 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Yağmur yağıyordu... Benim saçalarımda kırağılar vardı, Onun omuzuna konmuş bir gül. Kapıyı açtım Elinde eski bir bavul Yüzünde daha eski bir hikaye Geldim dedi, geldim işte. Sana kendimi getirdim Belki unutmuşsundur Birlikte söylediğimiz şarkıları getirdim Birkaç gömlek bir pijama altı Tuttuğum notları Serin volta boylarında adımları sayıp susuşlarımı Elimle büyüttüğüm nazlı bir menekşeyi Gökyüzüne verdiğim dualarımı Çakmağımı sigaramı tabakamı Ve kitaplarımı getirdim Döndüm dedi, döndüm işte. İçeri girdi, aksıyordu ayağı Oysa; nasıl da akardı bayrak gibi önümüzde Nasıl da oynardı saçları rüzgârı bulanda Bir ceylan gibi nasıl da koşardı Ayağın, dedim... İçerde, dedi Bir bakır tas bıraktım Bir kehribar tesbih Birkaç kitap Bir kaç iyi arkadaş Tüketilmiş bir ceza Ve bir ayak Güldü sonra Dedemin yemen çölünde bıraktığı ayağı Ben içeride bıraktım, Kurban olsun ikimizinki de, memlekete. Oturduk uzun uzun baktık birbirimize Onüçyıl sonra yeniden karşı karşıya Bir deli gençliği Birlikte düşürmüştük yollara Bir yüreğimiz vardı, onu koymuştuk ortaya Ben başımı onun omzuna yaslardım O tale'al bedrü okurdu kulağıma Ben bazı geceler oturup ağlardım O dua ederdi hepimizin adına Bir sonbahar akşamı ayrılmıştık Caddelerde arabalar akıyordu Yağmur yağıyordu Babalar,ekmekleri saklamış ceketlerinin altına Korkuyla evlerine koşuyordu Düdükler ötüyordu, sirenler çalıyordu Şehri kimler çalıyordu? Oysa; biz onunla Yüreğimizi koymuştuk ortaya... Arkasından baktım Elinde bir bavul Cebinde ikimizin yüreği Şifadan ayrılık, rahmetten yoksulluk Şenolasın mapusluk! Kaldır gözlerini yerden, dedi Onüç yıl dediğin ne ki? Bana mektup yaz Bir menekşe resmi yap Ve bir gül gönder anama Kaldır gözlerini yerden, dedi Onüçyıl dediğin ne ki? Yürüdü Yusuf Yanıp sönen mavi ışıklar düştü gölgesine Onüçyıl bekleyecektim Onüçyıl.. Kavuşmak için Cebinde rehin götürdüğü gençliğime. İbrahim SADRİ |
| |
| | #34 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 27 İtibar Gücü: 0 | Ynt: iclal aydın Babanı Unutma Yavrum Bu sarkı senin al dinle Usulca dokun sesime O minicik ellerinle Babanı unutma yavrum Yağmurlar rüzgarla barışır Yağmurlar çimenle öpüşür Belkide uçurum kavuşur Babanı unutma yavrum Bir gün tutuşup kavgaya Kalbin hırpalandığında Söküp verebilirim sana Babanı unutma yavrum Hasta iken yataklar içinde O hayın sokaklar içinde Sorgular yasaklar içinde Babanı unutma yavrum Sen benim için üzülme Bakınca suskun resmime O körpecik yüreğinle Babanı unutma yavrum Bir gün duyarsan dağlarda Ölüm haberleri radyoda Bende olabilirim orda Babanı unutma yavrum Yusuf Hayaloğlu |
| |
| | #35 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006
Mesajlar: 90 İtibar Gücü: 14 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Hepsi Bu . Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim döğişen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın kı üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... . Yılmaz Erdoğan . |
| |
| | #36 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006
Mesajlar: 90 İtibar Gücü: 14 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Güneştin Bir sızı gibi geliyor uzaklardan sesin Fakat değil..nedense kalbim ağrıyor Yoldan gelip geçenler şaşkın İki yıldız alıyorum gökyüzünden ödünç..göğsüme tutuyorum utanarak Seni görüyorum bir an..görüyorum ve inanamıyorum Evet! görünce inanamadım.. Tabiki çok güzel olmalıydın fakat sadece bakışlarınla kalbimin ritmini değiştiremezdin Naptın..naptın! ! Öldürür gibi baktın Bir tatlı sevinçti gelişinin heyecanı.. YÜREĞİMDEYDİ.. Gökyüzünden süzüldü, bana doğru yaklaştı..beni seçmişti.. Dudaklarıma dokundu, dudaklarımı ıslattı... ama GİTTİ! ! Bir serseri YAĞMUR DAMLASIYDI! Bulutların arasından gördüm sapsarı saçlarını Baktığım her an kaygı duydum Sanki kaybolup gidecektin Her an kaybedişimin heyecanı yüreğimdeydi Hep kaybetmişitm, bugün de mi? Her dakika gözümün önünde olman için dua ettim Ama gitmedin..yüreğimdeki sevgiyi bitiremedin Benim de olmadın... Yaklaşmaya çalıştım... yandım.. GÜNEŞTİN! ! ! ! Ceyhun YILMAZ |
| |
| | #37 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006
Mesajlar: 90 İtibar Gücü: 14 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. SENI ARIYORUM Bu sehrin bütün sokaklarina sinmis yalnizligim Sensizligin köse basindayim Avuçlarimda kirik dökük pismanliklar Avuntusuz çikmazlara dogru yürüyorum Bütün umutsuzluguma inat Yine seni ariyorum... Dudaklarimda bildigin o islik Sokak lambalarina siginiyorum Hafiften bir yagmur agliyor benimle Bir deli rüzgar saçlarimda Yalnizliktan üsüyorum Bulamayacagimi bilebile Yine seni ariyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen içimde ihtilaller kopmus Kendime sürgüne verdim Mutlulugum çoktan iflas etmis itiraza hakkim yok biliyorum Beni savunmak sana düstü Seni ariyorum... Yarim kalmis siirlerim gibisin Yasanmamis çocuklugumsun anilarimda Öylesine eksigim sensiz Öylesine sahipsiz iste bütün umutlara havlu attim gidiyorum içinde geç kalmisligin çaresizligi Çocuklar gibi agliyorum Ve gel görki her damla gözyasimda Yine seni ariyorum... Ahmet Selçuk ilkan |
| |
| | #38 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006
Mesajlar: 90 İtibar Gücü: 14 | Ynt: ..::ünlü şairlerden..::.. Eylül Vurgunu * *içimde bir sonbahar savrulan umutlarim dallarindan yaprak yaprak dökülüyor içimde sapsari bir sevda kendi seçmedigi bir kadere boyun egiyor... bu yorgun argin inen güz aksaminda beni hüzünlendiren Eylül degil yollarimizin ayrilmasi bir yerde simdi gönlümde yorgun bir hazan ihanetlere kapisini araliyor ve kalemimin ucunda bir sevda intihar ediyor... sözlerin beni terkettigi bu saatlerde ates böcekleri sönerken bir bir gözlerimde yakamozlarin denizlere yazdigi, rüzgarin söyledigi bir masal gibi düslerinden akip gidiyorum sessizce... dalgalarin kiyiya vurup agladigi yerde köpükler sahillere çizmeyecek resmimi sesim çinlamayacak martilarin çigliginda sarhos hazanin serseri rüzgarlari adimi fisildamayacak bir daha kulaklarina... içimde hüzzam bir sevdanin sessizligi elimde solmus küçük bir resmin kalbimde durmadan kanayan yara ve yastigim islanirken gözlerimin yagmuruyla bir Eylül daha kapaklanip yikiliyor yüregimin kaldirimlarina... simdi bagira bagira aglamak yakisir bana... * ** * Seval Kemertas* |
| |
| | #39 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 27 İtibar Gücü: 0 | şairlerin sultanı Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi Aşkın içimde solardı adın bahardı Eteğini koştururdun sokağımızda Sokak sus pus olur sana bakardı Bilmezdin gizliden izlediğimi Gözlerim gözlerinden korkardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi Yüreğim yol boyu ardından ağlardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı. YILMAZ ERDOĞAN |
| |
| | #40 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 27 İtibar Gücü: 0 | Ynt: aşk üzerine şairlerden birkaç mısra SEVEBİLME İHTİMALİ (54127 Hit) Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! YILMAZ ERDOĞAN |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şairlerden Seçmeler | Life_is_beautiful | Slaytlar | 3 | 02-03-2008 15:21 |
| En İyi Giyinen Ünlü Kim | Ruhsar | Magazin Haberleri | 0 | 17-12-2007 17:04 |
| ÜnlÜ Testİ | manga140 | Flash Oyunlar | 2 | 12-09-2007 21:08 |
| ünlü Heykeller.... | **waterlily** | Fotoğrafçılık ve Resimler | 1 | 23-11-2006 21:49 |
| En Çok Tıklanan Ünlü? | sema_n | Magazin Haberleri | 0 | 19-06-2006 21:35 |