ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Sağlık Hastalıklar ve şifaları yaşadığımız sağlık sorunlarımızı burada paylaşalım!

Cevapla
Alt 29-06-2006, 09:33   #1 (permalink)
**Zerd@**
Kendini aşan 2de1'ci
 
**Zerd@** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680
İtibar Gücü: 31


Stresle başa çıkmanın en etkili yolları



Kontrol altında tutulduğunda hayatı daha üretken hale getirmek için motive edici bir etken olan stres, aşırı derecede yaşandığında zihinsel, ruhsal ve hatta fiziksel açıdan sağlığı olumsuz yönde etkileyen bir tehdide dönüşebiliyor. Strese neden olan faktörleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da onunla mücadele etmenin yolları mevcut.

İş hayatı, ev, çocuklar, ödenecek faturalar, kredi kartı borçları, okul taksitleri, kalabalık, trafik, gürültü derken, bu kadar koşuşturmaca arasında kendimize, hobilerimize ve en önemlisi sevdiklerimize yeteri kadar zaman ayıramamak, yaşantımızda gün geçtikçe artan bir stres faktörünün oluşmasına zemin hazırlıyor. Uzmanlara göre aslında bir hastalık olmayan stres, kontrol altında tutulduğunda yeni alternatifler oluşturmak konusunda düşünmeye sevk etmek ve hayatı daha üretken hale getirmek için motive edici bir faktör. Ancak aşırı stres, zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlığımızı olumsuz yönde etkileyen bir tehdit unsuru.

Aşırı stres altındaki kişilerde yeme-içme bozuklukları, uykusuzluk, huzursuzluk, sinirlilik, iştah kaybı ya da aşırı yeme eğilimleri, sigara ve alkol bağımlılığının artması, konsantrasyon eksikliği, isteksizlik, sürekli yorgunluk gibi kişinin iş ve sosyal yaşantısını son derece olumsuz etkileyecek belirtiler görülüyor. Yoğun ve uzun süreli stres altındayken dolaşım sistemine adrenalin ve stres hormonları salgılandığını belirten uzmanlar, bu hormonların da kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sağlık açısından risk oluşturabilecek problemlere neden olabileceğini bildiriyor.

İnsanları strese sokan faktörler ve bunlarla mücadele yöntemleri kişiden kişiye göre değişiklik gösterse de evlilik, boşanma, hamilelik, doğum yapma, sevilen birinin ölümü, sağlık problemleri, işten çıkarılma, yeni bir işe başlama, farklı bir şehir ya da ülkeye taşınma gibi genellikle alışık olunmayan ve ilk kez karşılaşılan olaylar, çoğu insan üzerinde strese yol açabiliyor. Bununla birlikte, hipertiroid, aşırı hareketsizlik ve kötü beslenme gibi unsurların da strese sebep olan faktörler arasında bulunduğu belirtiliyor. Uzmanlar, stresle başa çıkmanın en etkili yollarını şu şekilde sıralıyor:

- Dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayın.
- Fazla kilonuz olduğunu düşünüyorsanız, ki bu da görüntünüzden ve giyim şeklinizden hoşnut olmamanıza sebep olacağı ve ayrıca hareket kapasitenizi sınırlayacağı için sizi strese sokacaktır, bu konuda bir diyetisyene müracaat ederek yardım alın. Bünyenize uygun olmayan çok düşük kaloroli şok diyetleri kesinlikle uygulamayın.
- Beslenmenizde "omega 3" ve "omega 6" yağ asitleri açısından zengin balığa, protein açısından zengin et ve süt ürünlerine, seratonin hormonu salgılanmasına yardımcı olan karbonhidratlara ve lifli gıdalara özellikle yer verin.
- Her gün düzenli olarak 1.5 litre kadar su için. Stres altındayken ise, terlemeden dolayı su kaybınız olacak ve ağzınız kuruyacaktır. Bu durumu önlemek için özellikle su için.
- Haftada 3 gün egzersiz yapın, en azından 1 saat kadar yürüyün. Özellikle açık havada yapılacak egzersizler, stresle başa çıkmada etkili olan hormonların salgılanmasına yardımcı olur.
- Her gün çok geç saatlerde olmamak kaydıyla belirli bir saatte yatmayı ve sabahları belirli bir saatte kalkmayı alışkanlık haline getirin.
- Uykunuzu yeterince aldığınıza emin olun. Hatta, daha kaliteli bir uyku için yatmadan önce ılık duş alın. 1 bardak sıcak süt ya da bitki çayı için, rahatlatıcı müzik dinleyin ya da hoşunuza gidecek bir şeyler okuyun. İş konusunda ya da ertesi gün yapacaklarınızla ilgili hiçbir şey düşünmeyin.

"Hayır" demeyi mutlaka başarmalısınız

- Çok yoğun bir tempoda çalışıyorsanız; belirli aralıklarla mola verin, dik oturun, gözlerinizi kapatın ve 10 dakika kadar zihninizi boşaltın. Sevdiğiniz şeyleri, olmak istediğiniz bir yeri hayal edin.
- Belirli aralıklarla iş yerinde dolaşın, yürüyün ya da merdiven inip çıkın. Hareket etmeniz kan dolaşımınızın da harekete geçmesine yardımcı olacaktır.
- Ne olursa olsun eve iş getirmeyin. Eşinizi, sevdiklerinize, çocuklarınıza mutlaka zaman ayırın. Bu süreleri dolu dolu, kaliteli bir şekilde geçirin. Aile birliğinin korunmasına ve aile bağlarının güçlendirilmesine önem verin. Düzenli aralıklarla aile büyüklerinizi arayın ve ziyaret edin.
- Gün içinde kendinize ve hobilerinize zaman ayırın. Bu, kitap okumak ya da müzik dinlemek, yürüyüş yapmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla bir kafede oturup sohbet etmek de olabilir.
- Evde ya da iş yerinde, yapabileceğinizden fazla sorumluluk almayın. İşlerinizi daima aciliyet ve önem sırasına göre yapın. Kimsenin aynı anda her şeye birden yetişemeyeceğini unutmayın. Zamanınızı iyi kullanın. Gerek evde gerekse iş yerinde günlük ve haftalık planlar, programlar yapmak size yardımcı olacaktır.
- "Hayır" demeyi mutlaka başarmalısınız. En yakınlarımız bile bazen içinde bulunduğumuz stresi ve koşuşturmacayı göz ardı ederek çok talepkar ya da bencil olabilir. Onlara ''hayır'' demeyi öğrenin.
- Gerek evde gerek iş yerinde, eğer ihtiyacınız varsa mutlaka yardım ve destek isteyin. Siz bunu dile getirmedikçe insanların farketmesini beklemeyin.
- Sizi zorlayan, samimiyetine inanmadığınız ve size keyif vermeyen kişilerle birarada olmayın. Bu, eskiden çok samimi olmanıza rağmen şimdi sizin için hiçbir şey ifade etmeyen bir okul arkadaşınız bile olabilir.
- İnsanların boş yere vaktinizi çalmasına izin vermeyin.
- Sağlıklı bir beslenme programı uygulayın.
- Sizin için stres kaynağı olan olaylara ya da sizi öfkelendiren durum tünüzden ve giyim şeklinizden hoşnut olmamanıza lara farklı açılardan bakmayı deneyin. Neden-sonuç ilişkileri üzerinde düşünün. Empati kurmayı öğrenin. Unutmayın ki her zaman siz haklı olamazsınız.
- Stresiniz ve öfkenizle başa çıkmayı öğrenin. Acele karar vermeyin, nefes alma tekniklerini deneyerek sakinleşmeye çalışın, daha sonra pişman olacağınız sözler sarf etmeyin. Gerekirse bir süre bulunduğunuz ortamı terk edin ve sakinleştikten sonra durumu yeniden değerlendirin.
- Gülümsemeyi, iyimser ve esprili olmayı ihmal etmeyin.
- Sıkıntılı anlarınızda kendinize başarılarınızı hatırlatın ve gelecek için neler yapmak istediğinizi listeleyerek planlayın.
- Şu anda sizi çok üzen ya da kızdıran bir olayı 1 yıl sonra muhtemelen hatırlamıyor olacağınızı unutmayın.
- Geçmişte olanlarla çok fazla uğraşmayın. Gelecek için planlar yapın, ancak bunun için kafanızı çok yormayın. En önemlisi, içinde bulunduğunuz anı yaşayın.
- Belirli aralıklarla tatile çıkın, özellikle de doğa ile içiçe olabileceğiniz yerlere gidin.
- İnançlarınızı güçlü tutun. Bu, iç huzurunuz açısından önemlidir.
- İhtiyacı olanlara maddi-manevi yardım edin. Bu, kendi gözünüzdeki değerinizi arttıracaktır.
- Her yolu denemenize rağmen stresle başa çıkamıyorsanız, mutlaka bir uzman psikologdan ya da psikiyatristten yardım alın.
**Zerd@** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
**Zerd@** için teşekkür edenler 2 kişi.
MELEK17 (18-09-2007), zuzuuu (20-09-2007)
Alt 29-06-2006, 20:03   #2 (permalink)
@izci@
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884
İtibar Gücü: 49


Ynt: Stresle başa çıkmanın en etkili yolları

Stres Nasıl Hastalık Yapıyor?

Bedenimizde kan şekerinin belli bir denge içerisinde tutulması gerekmektedir. Açlık kan şekerinin 80-110 sınırlarının altına veya üstüne çıkmaması için organizma insülin salgılayarak veya çeşitli tepkilerle bu dengeyi korur.(Homeostes)

Aynı denge nöropsikolojik yapımız içinde geçerlidir. Bir etken yani stres bu dengeyi bozduğunda çeşitli beyin hormonlarıyla -bunlara stres hormonları deniliyor- sinir sistemimizin çalışması dengelenmektedir.

Stresin olmaması sinir sisteminin ölümü demektir (Eustress).

Buna karşı aşırı uyarı olursa uyum kapasitesi aşıldığında stres hastalıkları hatta ölüm ortaya çıkabilir.

Bazı doğal afetlerde afette yaralanmayan insanın iki üç gün içinde kalp krizinden öldüğü bilinmektedir. Stresin mutluluktan da öldürdüğü de bilinmektedir. Dublin’ de bir diskoda çıkan yangın sırasında çocuklarının öldüğünden emin olan anne onların hayatta olduğunu öğrenince aniden ölmüştü.

Hans Selye, stres konusunda en geniş fizyolojik araştırmaları olan bilim adamıdır. Şu tezi ilk söylediğinde çok kimse inanmamıştı. “ Bugün yaygın hastalıkların çoğunun mikropların, virüslerin, zararlı maddelerin veya her türlü dış etkenin yarattığı aksaklıklardan çok strese uyum gösterme eksikliğinden kaynaklandığını görüyoruz”.

Gerçektende önemli olan hastalık değil hastalığa vücudun verdiği cevaptır. Tıp fakültelerinde temel öğretilerden birisi de “Hastalık yok hasta var” öğretisi idi. Her hastalık için bedensel cevap farklılıkları önemli ayrıntıdır. Organizmamız stres karşısında karmaşık tepkiler geliştirir. Solunum ritmi artar daha çok oksijen sağlanır, kalp ritmi artar metabolizma kamçılanır. Beyin ritmi hızlanır uyanıklık artar. Oksijen ve şekerin artışı ile kaslar uyarılır. Bağışıklık sistemi uyarılır savunma hücreleri ortaya çıkar.



STRES HORMONLARI

Böbrek üstü bezi (Sürrenal Korteks ve Sürrenal Medulla) Kortikoid denilen bir dizi hormon salgılar.

Kortizol en önemli stres hormonudur. Glukokortikoid olarak korteksten salgılanır bilinir. Anti alerjik, glikozu üreten, protein ve yağların glikoza dönüşmesinde, iltihaplı alerjileri bastırmada rol alır.

Aldesteron ve Kortikosteron: Mineral kortikoidlerdir. Böbrek üstü bezinin medulla kısmından salgılanır. Katekolamin (Adrenalin-Noradrenalin) salgılanmasını tetikler.

Adrenalin ve Noradrenalin acil enerji ihtiyacında devreye girer. Adrenalin sıkıntı, korku, depresyonda, Noradrenalin kızgınlık, öfke, saldırganlık durumlarında daha çok yükselir.

Mineral Kortikoidler bağ dokusunu bozarlar, sedimantasyon hızını düşürürler, kan basıncını yükseltirler, damarları büzerler.

Glukoz ve yağ asitlerinin kana karışmasını hızlandırarak vücuda enerji sağlar, uzun süre salgılandığında enerji depoları boşaldığı için yorgunluk ve bitkinlik başlayacaktır.

CRF: ( Cortico Relasing Factor ). Kortikopinin salıveren etken olarak bilinir. Beyinden salgılanır. Beyin bir olayı stres olarak algıladığında hipotalamusten salgılanmaya başlar. Stres tepki zincirini tetiklemiş olur.

Hipotalamusten sinir hücrelerinden salgılanarak ön hipofizden ACTH üretilmesine, böbrek üstü bezinde kortikoid salınmasına neden olmaktadır.

Hipofiz kafatası tabanında bulunan bir oyuk içerisinde yer alan salgı bezidir. Vücuttaki bütün hormonların yönetim merkezidir. Ön kısmı ACTH ve Büyüme hormonu (GH) salgılayarak strese cevap verir. Bu bölgede bazı hormon salgıları ise baskılanır. Böylece Prolaktin salgısı artar.

Arka hipofiz ise kan basıncını yükselttiği ve idrar söktürücü hormonlar salgılar (Vasopressin).

Stres Hipofizosürrenal bir mekanizmadır. ACTH, Kortizol zararları önlerken Mineralo kartikolle hasarlara yol açar.

Adrenalinin Rolü: Strese cevap niteliğindeki biyolojik değişimleri başlatan en büyük etkendir. Adrenalin Tirosin isimli aminoasitten üretilmektedir.

Stres ne kadar fazla ise o kadar adrenalin üretmektedir. Fazla salgılanan adrenalin stres hormonlarının salgılanmasını frenlemektedir. Eğer bu frenleme olmazsa ani ölümler olacaktı. Bu biyokimyasal mekanizmaların ortaya çıkması insanın strese verdiği cevap türlerini açıklayabilmektedir.

İnsanın ruhsal yapısını kullanarak stresini değerlendirmesinin mekanizmasının nasıl olduğu henüz aydınlatılamamıştır.

Uzun süreli streste Büyüme hormonu (GH) Prolaktin ise cinsel ilgiyi azaltmaktadır.Beden savaş alarmı verdiği için yatırımlar geri çekilmiş, eğlenceler frenlenmiş olmaktadır.



STRES VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

“Stres immun supresyon yapar” artık hekimlerin tartışmadan kabul ettiği bir gerçektir.

Stres altında bağışıklık sistemi baskılanır.Tıpkı savaş durumunda güvenlik güçlerinin aşırı yüklenmesi gibi.

Bu konuları inceleyen bilim dalı Nöropsikoimmunolojidir.Sinir sistemi , hormonal sistem ve bağışıklık sistemi arasında varlığı kanıtlanmaya çalışan ilişkileri araştırmaktadır.

Bartop(1977) da yapılan bir araştırmada 6 hafta önce eşlerini kaybetmiş, 26 dul kadın incelenmeye alındı.Şeker hastalığı, kalp kroner hastalığı, barsak kotili, eklem romatizması, allerjik cilt hastalığı, şizofreni ile anlamlı ilişki tespit etti.

Alınan kan örneklerinde vücut savunma sistemini gösteren T-lenfositlerin işlevinde azalma gözlemlendi.



STRESİN AİDS BENZER ETKİSİ

Amerikan Tıp Birliğinin yayın organında 1999yılında yayınlanan bir makalede stresle AİDS’in vücut savunma sistemine benzer etki yaptıklarını belirtti.

Ohio State üniversitesi ve 4 ayrı enstitü tarafından yapılan araştırmalarda stresin vücutta “Cytokine” maddesini azalttığı bulundu.Cytokine maddesi vücudun savunma sisteminde anahtar rolü olan bir maddedir.Vücut savunmasında T-lenfositlerin üretiminde önemli madde olan bu madde az üretildiğinde T hüğcreleri ölmektedir.

Aynı etkiyi AİDS hastalığına yol açan “HİV” virüsünün de yaptığı, vücudun bağışıklık sistemini çökerttiği bilinmektedir.

Ohio State Üniversitesinden Prof.Ronald Glaser sunduğu rapor stresin biyolojisine önemli aydınlık getirdi.



STRES VE YARA İYİLEŞMESİ

“Archive of General Psyhiatry” isimli tıp araştırmaları dergisinde 1999 yılında yayınlanan makalede Dr.Kiecolt-Glaser ilginç sorunlar elde etti.

35 kadın üzerinde yapılan araştırmalarda stres düzeyi yüksek kişilerde dokuları iyileştiren kimyasal bileşimlerin özellikle Cytokine maddesinin yara bölgesine ulaşmadığı belirtildi.

Stres kandaki bazı hormonların seviyesini yükseltiyor. Bu hormonlar yara bölgesine Cytokine bileşiminin ulaşmasını yavaşlatıyor.

Ameliyatlardan sonra stresin, yaraların iyileşmesine olumsuz etki ederek, hastanın sağlığını tehlikeye sokmaktadır.

Stresin yara iyileştirmesini geciktirmesi operatörler için oldukça önemlidir. Hastanın çabuk ve komplikasyonsuz iyileşmesi için hastanın ruhsal durumunu göz önüne almak gerekmektedir.



STRES-KALP İLİŞKİSİ

Stresli ve hiperaktif özelliklerin fazla olduğu A-tipi kişilik yapısında kalp hastalıklarının 3 misli fazla olduğu, kalp krizinden ölümün 5 misli fazla olduğu bilinmektedir.

Ohio State Üniversitesinde yürütülmüş bir çalışma “Homecysteine” adlı aminoasidin stresli kişilerde arttığını gösteriyor.Bu amino asit kalp hastalıkları riskini artıran bir maddedir.

Finlandiya’dan Dr.Thomas Kamarck ‘da zihinsel stresin kan damarı lezyonlarını ve damar sertliğini artırdığını, kan kolesterol yüksekliği ile stresin ilişkisini doğrular araştırmalar yayınlamıştır.



STRES VE FELÇ İLİŞKİSİ

Newcastle Üniversitesi’nde ileri yaş enstitüsünde bir araştırma yapıldı. Araştırmada 40 kişinin öldükten sonra beyinleri incelendi.Yaşamlarında bir büyük depresyon olayı yaşayanların beyin damarlarında daralma ve sertleşme anlamlı derecede fazladır.

Journal of Neurology dergisinde 2000 yılında yayınlanan röportajda bu deneklerin dokularında Alzheimer bulgularına rastlanmaktadır.

Kalp krizi ve beyin kanaması geçiren denekler, depresyonu yenemezlerse 6 ay içerisinde ölme riskinin 3 misli fazla olduğu aynı araştırmada vurgulandı.

Depresyon bu gün dünyada dördüncü sağlık sorunu ancak böyle giderse 2020 yılında ikinci sağlık sorunu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.Dünya Sağlık Örgütü de (WHO) Depresyonu geleceğin sağlık sorunu olarak açıkladı.



BEYİN YAŞLANMASINA ETKİSİNE

“Nature Neuroscience” dergisinde sunulan bir raporda kronik stresin beynin “Hippocampe” bölümünü küçülttüğü gösterildi.

Montreal’de Mc Gill Üniversitesi uzmanlarının (1998) yaptığı bir araştırmaya göre beynin hafıza ile ilgili bölümleri ile kronik stres arasında doğrudan ilişki çıkmaktadır.

Stres nedeniyle salgılanan glucokorticoides adlı hormonların nöronların ölmesine yol açabileceği doğrulandı.Dr.Sonia Lupien başkanlığındaki araştırma ekibi insanın beyninde Hafıza ve Yön bulma ile ilgili bölüm olan Hippocampe bölümünün küçülmesi ve kronik stres arasında paralel ilişki oldukça ilgi çekicidir.

70 yaşlarında 50 kişi 5 yıl boyunca izlenerek bu sonuca varılmıştır.



@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 29-06-2006, 20:04   #3 (permalink)
@izci@
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884
İtibar Gücü: 49


Ynt: Stresle başa çıkmanın en etkili yolları

Stres ve Manevi Yaşam

“Gurur zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır. ERIC HOFFER:”

Tevhit inancında “Doktor ve ilaç sebeptir şifayı Allah verir” düşüncesinin ve İncil’de “Allah sizin yanınızdadır” inancının insana kazandırdığı faydaların ilginç örnekleri vardır.

KONTROL DUYGUSU

Bir insanın en büyük korkusu kontrol duygusunu kaybetme kaygısıdır. Kendisi ile, yakınları ile, beden ve akıl sağlığı ile kontrolü kaybedeceği düşüncesi bile o insanı çaresiz, güçsüz yapar. Kendini kötü hissetmeni netice verir. İnsanoğlu doğaya hakim olma çabasında iken midesine, kalbine, iç organlarına sahip olamadığı ve kontrol edemediğini fark etmesi onun kendisini köyü hissetmesine neden olur.

Bir çocuk düşününüz. Korkulu anın nedir denirse kendini güvende hissetmediği, kendini yönetemediği anı söyleyecektir. En mutlu anın nedir denildiğinde korktuğu anda annesinin kucağına sığında dakikaları söyleyecektir.

İşte insanoğlu da kontrol duygusunu kaybetme korkusu, gelecek korkusu kendini tehlike ve tehdit altında hissettiği anda sığınacak bir liman arayacaktır.

İnsanoğlu yüksek bir akıl cihazına sahip, fakat bu cihaz isteklere cevap verecek güce sahip değil. En iyiyi, en güzeli istiyor. Hastalıklar, olaylar, belalar onu bunalıma itiyor. Korkular, kırgınlıklar, aşağılık ve suçluluk duyguları mutluluğu engelliyor.

Olaylar karşısında güçsüz, çaresiz ve yetersizlik duyguları ile kıvranırken intihar etmek ve ölmek daha anlamlı hale geliyor.

Bu ruh halindeki bir insan eğer depresyonda değilse bile girmek üzeredir. İşte içtenlikle dua etmek alışkanlığına sahipse büyük bir güce sahip olmaktadır.

O çocuğun korktuğu anda annesine sığındığındaki mutlu ve güvenli hali güçsüz, zayıf ve çaresiz insanın Yüce Yaratıcıya sığındığı anda güven ve teselliye dönüşecektir. İslam inancında bunun karşılığı tevekküldür. Üzerindeki yanlışla yüklenmiş olduğu yükleri her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her şeyin kontrolü onda olan Yüce Rabbe sığınarak teslim olmaktır. Büyük İslam alimi Bediüzzaman “iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkülde iki dünya saadetini netice verir” derken insanlara büyük teselliyi ifade ediyordu.

Pozitif Bilim Ne Diyor?

Modern dünyamızda bir inanç vardı; tıp pozitif bilimdir, manevi inanç teokratik bir konudur. İkisi birbiri ile hiçbir zaman uyuşmaz. Bu inanç sarsıldı. Çünkü manevi yaşantıların insan beyninde bazı kimyasalları harekete geçirdiği, bu kimyasalların savunma sistemini harekete geçirerek hastalıkları yendiği bilinmektedir. Daha önemli bölümlerde ayrıntısı bahsettiğimiz bu gerçekler tıp bilimi ile manevi inancın birlikteliğinin insanın hem bedensel hemde ruhsal sağlığına büyük olumlu etki yaptığını doğrulamaktadır.

Nefret, kin, öfke, düşmanlık, suçluluk gibi olumsuz duygular, elem, keder gibi hisler insan beyninin frontal alanlarında limbik sistemde aşırı metabolizma artışı yapıyor. Beyni kemiren düşünceler beyni yoruyor. Beynimiz bize yardım etmemeye başlıyor. Yüksek beyin işlevleri otonom sinir sisteminin işlevlerini, bozuyor, birçok psikomatik hastalıklar ortaya çıkıyor. Astım, alerji, hipertansiyon, guatr, ülser, kolit... gibi hastalıklar hedef organlarımızın hastalanmasıdır.

Kişinin ümit, sevgi, bağışlama, yaratıcının ona yardım edeceği, onun ellerine kendini bırakma, ona güvenme, yalnız ona inanma, yalnız ondan yardım isteme duyguları iyileşme beklentisini artırıyor. Artan iyileşme beklentisi beyinde serotonin, noradrenolin, noropeptid gibi ruh halini düzenleyen salgıları artırıyor. Bu salgılar limbik sistem, hipotalamus, hipofiz ve hormonal sistem ve kemik iliği yoluyla savunma sistemini kuvvetlendiriyor. Böylece organizmamız kendi kendine yardım ve tamir işlevini başlatıyor.

İçimizdeki büyük doktoru ve geniş eczaneyi harekete geçirmek için sağlam manevi inancın somut etkilerini bilim gözüyle görebiliyoruz.

Kültürel Özellikler

1960 yılında ABD’nin Pelsilvanya Eyaletinin Roseto kasabasında bir araştırma yapıldı. Bu kasaba İtalyan asıllı Katolik Amerikalıların oturduğu bir yerleşim bölgesiydi. Araştırmacıların dikkatlerini çeken özelliği ise, kroner kalp hastalıkları vakalarında, tüm ABD geneliyle kıyaslandığında en düşük orana sahip olmasıydı. ABD’de kalp krizinden ölüm oranı 1000 kişide 3,5 iken Roseto kasabasında bu oran 1000’de 1 idi. Ayrıca ülser başta olmak üzere pek çok hastalık, Roseto’da ülke ortalamalarının çok altında görülmekteydi. Bunun nedenini bulmak için geniş bir alan araştırması yapıldı.

Neticede, beslenme alışkanlıklarından yaşam tarzına kadar pek çok değişken araştırıldı. Elde edilen başlıca farklılıklar ise şunlardı: cadillac arabalar, lüks düşkünlük, tüketim çılgınlığı, henüz bu kasabayı istila etmemişti. Muhafazakardılar ve geleneklerine sahip çıkılıyordular. Aile bağları çok güçlüydü. Yaşlılar, aile içinde çok büyük saygı ve sevgi görüyorlardı.

60’lı yılların sonunda değişkenler tekrar incelendi. 55 yaş grubunda kalp krizi ölüm oranının ABD geneline oldukça yaklaştığı görüldü. Bununla birlikte, kasaba halkının yaşam şartlarında bariz değişiklikler meydana gelmişti. Bireysellik artmış hatta bencillik derecesine ulaşmıştı. Aile bağları zayıflamış, tüketim çılgınlığından nasibini almışlardı. Roseto sakinleri artık hiçte sakin sayılmazlardı.

Araştırmacılar bilimsel olarak olayı şöyle yorumlamışlardır: “Kültüre bağlı destekleyici özelliklerin değişmesi.”

Stres nedir?

Stres, insanın iç dengesini ve uyumunu bozan zorlama olarak tanımlanır. Fakat kedisi öldüğü için depresyona girecek derecede incinebilen bir kişi, kimsenin dayanamayacağı bir acıya dayanabilmektedir. Bu nedenle stres, kişiden kişiye değişebilen bir kavram olarak kabul edilmelidir.

Günümüzde midesi yanan, başı ağrıyan, çarpıntısı olan, göğsü sıkışan, endişe ve tedirginlik içindeki insanlar, rahatsızlıları ile stres arasındaki ilişkinin genellikle farkındadırlar.

Stresin kaynağı:

Bireyin herhangi bir uyarana verdiği anlam o uyaranın stresör olup olmadığını kararlaştıracaktır. Bir kişi düşününüz hayatı çok seviyor ve ölümden çok korkuyor. Bir gün kalbinde bir çarpıntı olur ve vücudunun bir tarafı uyuşur. Kalp krizi ihtimali veya felç geçirme korkusu içinde yaşamaya başlar. En büyük sermayesi olan hayatı tehdit altındadır. Doktor doktor dolaşarak ikna olmaya çalışmaktadır. Fakat pozitif bilim, ölüm konusunda çaresizdir. Yapılabilecek iki şey var:

İçki ve eğlenceyi yoğunlaştırarak devekuşu rolüyle gerçeklerden kaçmak.

Gerçek inancın verdiği teslim ve tevekkülle kadere sığınmak. İnançtaki lezzet o kişi için manevi bir ilaç için gibi tedavi edici olacaktır.

Strese vücudun cevabı:

Geçici kısa süreli stresle, uzun süreli tekrarlayan stresin bedendeki stresleri farklı olmaktadır.Bu durum beyin tarafından alınır ve tehlike olarak değerlendirilirse stres reaksiyonu başlar.Beyinde Kortizol ve Betaendorfin hormonları, böbreküstü bezinden Adrenalin maddesi salgılanır.Bu salgılar kısa ve geçici durumlarda dokuları koruyucu, uzun salgılamalarda ise hastalık yapıcıdırlar (hipertansiyon, ülser)...

Son yapılan araştırmalar tolere edilemeyen stresin vücut savunma sistemini zayıflattığı, savunma sisteminin zayıflaması ise gizli ve bastırılmış önemli hastalıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği görüşünü doğrular niteliktedir. İran Şahı’nın, İsmet İnönü’nün, Nixon ve Faruk Gürler’in siyasi kayıplarından kısa süre sonra ağır hastalılara yakalanmalarında, yaşadıkları yoğun stresin büyük rolleri olmuştur.

Stresi tanımak onu kontrol edebilmenin ilk adımıdır. Aşağıdaki belirtilerin bir kısmını kendisinde gören onunla baş edebilmek için çalışmaya başlamalıdır.

Saldırgan veya kayıtsızlık

Sıkıntı, gerilim hali, sinirlilik

Neşesizlik, durgunlaşma

Dinlenmekle geçmeyen yorgunluk

Unutkanlık, korkulu rüyalar

Karamsarlık, yalnızlık hissi

Yersiz suçluluk duyguları

Organik bir açıklaması olmayan: ağız kuruluğu, üşüme, titreme, vücutta uyuşma, karıncalanma hissi, sebepsiz çarpıntı, soğukluk veya sıcaklık hisleri, baş ağrısı, baş dönmesi, idrar sıklaşması, mide bulantısı, kusma, ishal, uyku ve iştah bozuklukları, konuşma güçlükleri, uykuda diş gıcırdatma, gürültü ve sese karşı aşırı hassasiyet.

“Bu belirtilen 3 günden fazla sürerse bir doktora gidilmelidir.”

Diğer insanlara yardım edebilmek için onlardaki stres belirtilerini bilmemizde de fayda vardır:

Gittikçe artan içki, sigara, hap kullanımı, kolay heyecana kapılma, ani patlamalar, öfke hali, yetersiz yeme içme, çocuksu tepkiler, huzursuzluk, gereksiz riske girme, eleştiriye aşırı hassasiyet.

Değişen yüce değerler

İlk gençlik çağlarının başında bir genç düşünün. Kimlik duygusu gelişmek üzere ve idealleri ile özdeşim kurmaya başlayacak. Yaşadığı toplumun önüne sunduğu yaşantı biçimine göre, zengin olmalı, meşhur olmalı, dünyaya bir defa geldiği için hayatın tadını çıkarmalı, bir evi, arabası ve kız arkadaş(lar)ı olmalı, kimse de hayatına karışmamalı...

Ego idealinde, hedef değer olarak bu öneriyi benimseyen gencin hayatını şu davranış ve düşünce kalıpları şekillendirecektir:

“Amacıma ulaşmam için en önemli aracım paradır.”

“Toplumda beğenilen, kabul gören kişiler para gücü olanlardır.”

“Parasız rahat yaşamak mümkün değildir.”

“Parası olan nasıl kazanırsa kazansın saygın duruma gelmektedir.”

Bunlar gibi kabul gören ve günümüzde ön plana çıkan değerlerin hem bireysel hem toplumsal sonuçları olacaktır. İnsanlar farkında olmadan kendilerini bir yarış içinde bulacaklardır.

Bireyler daha bencil, çıkarcı ve tüketim çılgını haline gelmektedir. İnsanlar zengin olabilmekte ama mutlu olamamaktadır.

Batı tarzı yaşantı biçiminde yitirilen yüce değerler;

"Emek, çalışmak, dürüst olmak, insanlara faydalı olmak, iyilikte yarışmak, yardım sever olmak, kavgacılığı değil acıma duygusunu ön plana çıkarmak, tüketim çılgınlığı değil yetinme duygusu, ahlaklı, vicdanlı, insaflı olmak..."

Bugün batı toplumlarında istatistik neticelere göre stres ve depresyon anlamlı biçimde artmaktadır. Burada yüce değerlerin geri plana itilmesinin rolü yok mudur?

İnsanlardaki dizginlenemeyen hırs ve beklenti düzeyinin yükselmesi kişinin gücünü aşarsa, insan ne kadar varlıklı olursa olsun fakir konumuna düşer ve böylece önlenemez bir şekil de stres başlar. Yetinme duygusu ne büyük şans ve zenginliktir. Aza sahip olan değil, çoğu isteyen fakirdir.

İnancın rolü

Yirmi birinci yüzyıla giren dünyamızda. ozon tabakasının delinmesinden daha fazla, tahammül edilebilirliğin çok üstündeki stres atmosferleri gündemden düşmemektedir.

Batı bilim adamları insanları hem zengin, hem mutlu yapabilmek için büyük araştırma projeleri yürütmektedirler.

ABD Morrishtown Stres Tanı ve Tedavi Merkezi Müdürü Dr. William Rosenblatt, yapılan uzun araştırmaların sonuçlarını şöyle özetlemektedir: Evli insanlar bekarlardan, dengeli beslenenler beslenme bozukluğu olanlardan, içki ve sigara kullanmayanlar tiryaki ve alkoliklerden, spor yapanlar hantal insanlardan daha az strese maruz kalmaktadırlar.

İnanan insanın en önemli sığınağı duadır. Duanın üç önemli psikolojik faydası vardır:

1. Problemlerini kelimelerle ifade etmeye imkan verir. Problemin karışıklık ve belirsizlikten kurtulmasına yardım eder.

2. Dua kişiye yükünün paylaşıldığı, yalnız olmadığı duygusunu verir. En

çaresiz ve ümitsiz durumlarda her şeyi duyan, hey şeyi bilen ve gücü yeten bir kudrete inanmak, sığınmak ve güvenmek o kişiye sakinlik ve huzur verir. Güven duygusunun gelişmesine ve korkularını yenmesine yardımcı olur.

3. Çaresiz kişi pasiftir. Bir şey yapamamaktadır. Böylece “yapmak” konusunda bir adım atmış olur.
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 29-06-2006, 20:06   #4 (permalink)
@izci@
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884
İtibar Gücü: 49


Ynt: Stresle başa çıkmanın en etkili yolları

Stres ve Sabır

“Az stres performansı arttırır”

Hayatın deneyleri ve darbeleri bazılarımızı olgunlaştırır, bazılarımızı imha eder. Herkes iki yoldan birini seçmek zorundadır. Ya olgunlaşacağız ya da yıkılacağız.

Hayatın olayları, deney ve darbeleri yani stres karşısında herkesin farklı tepki ve yaklaşımları vardır. Burada kişilik yapısı önemli rol oynar.

Stres verici uyaranlara karşı psikolojik tepkinin şekillenmesi ve olayı tehdit olarak değerlendirilmesinde kişiliğe bağlı eğilimler, zihinsel kapasite, geçmiş yaşantı ve tecrübeler önemli rol oynar.

Stresli vücudun psikolojik cevabı; koku, endişe, gerilim, kaçınma davranışı şeklinde olurken, fizyolojik cevabı da; çarpıntı, kızarma-sararma, terleme-soğuma ve nefes sıkışması gibi belirtiler şeklinde kendini gösterir.

Düşünce ve davranış kalıpları

Kişinin zihinsel şartlanmalar ve davranış modeli, çocukluk dönemlerinden beri gelen öğrenme süreci yanında, genetik eğilimler ve çevreyle de ilgilidir.

İki uçtaki tepkiler

İçe dönük-dışa dönük

Sert-yumuşak

Ölçülü-ölçüsüz

Normal-nevrotik

Uyum yetmezliği

Bireyin uyum sağlamayı kolaylaştıran kişilik özellikleri varsa ve bunu iyi kullanabilirse, her engel ve zorluğa uyum sağlayıp aşabilecektir.

Uyum sağlayıcı kişilik özellikleri, deneme yanılma yoluyla hayat boyunca gelişir. Akıllı kişi, geçmiş tecrübelerden iyi ders alır, deneme yanılma yöntemini en az kullanır. Her şeyi kendi tecrübesiyle öğrenmek isteyenlerin ulaşacağı sonuç felakettir. Bu çok yanlış bir öğrenme yoludur.

Dünyanın en cahil insanı bildiklerinin yeterli olduğunu sanan insandır. Buna eski tanımla “Cehil-i mürekkeb” denilir. Yani bilgisizdir ama bilgisizliğini bilmez.

İnsan, düzelme işine kendinden başlamalıdır. Toplumu, dünyayı değiştirmek yerine, kendimizi değiştirmek zorundayız.

Uyum sağlamayı zorlaştıran kişilik özellikleri

Stresle mücadeleyi zorlaştıran kişilik özelliklerini iyi tanımak gerekir. Düşmanca duyguları ağır basan, aşırı duyarlı, ben merkezci, katı, endişeli, kötümser, içine kapanık, alıngan, huzursuz, kolay kışkırtılan, tepkisel, saldırgan, değişen, aceleci, sabırsız, telaşlı, hırslı, doyumsuz, mükemmeliyetçi, hızlı araba kullanma, sorumluluk duygusu fazla veya vurdumduymaz kişilik özellikleri stresle mücadeleyi zorlaştırır.

“A” tipi davranış tarzı:

bu davranış tazı batı dünyasında teşvik edilen ve ödüllendirilen bir davranış biçimidir. Fakat bu davranış tarzını gösteren bireylerde; mide ülseri ve koroner kalp hastalıkları başta olmak üzere, pek çok hastalık daha yüksek oranda ortaya çıkmaktadır.

Başlıca özellikleri:

Yarışmacılık

Saldırganlık, ataklık, girişimcilik

Düşmanlık duyguları

Hırslılık, beklenti seviyesinin yüksekliği

Zaman baskısı, acelecilik, sabırsızlık

Doyumsuzluk

Ben merkezcilik

Bu kişilik özellikleri batı dünyasında başarı için gerekli görülmekte ve ödüllendirilmektedir. İnsanlık tarihinde belki ilk defa yüzyılımızda; hızlı, saldırgan, hareketli, yarışan, tüketen, abartılmış, zaman darlığı çeken, aceleci, sabırsız insanlar bu kadar teşvik edilmektedir. Bunun da tabii sonucu insanların daha zengin olması fakat daha mutlu olamamasıdır.

“A” tip davranış tarzı gösteren kişililer çeşitli derecelerde, sürekli telaş içersindedirler. Beklerken huzursuz olurlar ve beklemeyi hiç sevmezler. Randevulara hiç geç gecikmezler, başladıkları işi mutlaka bitirirler. Karşı tarafın sözünü sık sık keserler, onun cümlelerini tamamlarlar, yarışma duygusu içersindedirler, rekabetçilikten büyük zevk alırlar, kolay tatmin olmazlar. Pek çok işi birden işlerler, acelecilik, sabırsızlık hayatında hep ön plandadır. İşlerinde hızlı ilerleme isterler. Hemen ve şimdi meraklısıdırlar. Yemeyi, yürümeyi bile hızlı yaparlar. Başkalarının tenkidine çok önem verirler, duygularını bastırırlar. Kolaylıkla karamsarlığa ve ümitsizliğe düşerler. Kafalarında hep rakamlar vardır. Her şeyi maddi kavramlarla açıklamaya çalışırlar. Hesapçı ve çıkarcıdırlar. Manevi değerleri, psikolojik kavramları önemsemezler. Her şeyi çok ciddiye alırlar. Sorumluluk duyguları fazladır. Tamcı ve ayrıntıcı olmayı başarının şartı olarak görürler.hep kafalarının dikine gitmeyi severler.

“B” tipi davranış tarzı:

“A” tipi davranış tarzının tersidir.

Sakin, acelesiz, sabırlı kişilerdir. İyi dinleyicidirler, başkalarının konuşmalarına imkan verirler. Baskı altında oldukları sırada bile heyecan ve telaş göstermezler. Beklemeye tahammüllüdürler. Rekabet ve yarışmayı sevmezler. Yumuşak başlıdırlar. Yavaş ve tartarak konuşurlar. Her şeyi yavaş yapmayı severler, duygularını açıkça ifade ederler. Düşmanlığı sevmezler, küçük şeylerden mutlu olurlar. Ölçülü ve sınırlı sorumluluk isterler. Esnektirler, gereksiz konularda derinleşmezler.

“A” grubu davranış kalıbı gösterenlerde kalp krizi oranı “B” grubuna göre beş misli olmaktadır. Koroner kalp hastalarının %70’nin “A” tipi davranış biçimi sergiledikleri dikkati çekmektedir.

Batı tarzı hayat biçimi ürünlerin hayat kalitesini artırdı, milli gelir seviyesini yükselti, bireyler ve toplum daha zengin oldu ama buna karşı büyük bir bedel ödüyorlar, insanların hem beden, hem akıl ve ruh sağlığı daha çok bozuluyor.

Birbirinize sabır tavsiye ediniz:

“A” ve “B” tipi davranış kalıpları arasında en belirgin farklılık acelecilik, telaşlılık, sabırsızlık oranları ile ilgili. O halde “A” tipi davranış özelliklerini, “B” tipi haline dönüştürmek nasıl olur?

İşte bunun yolu da sabır eğitiminden geçer.

Sabır, olaylar, sıkıntılar karşısında sızlanmadan, şikayet etmeden katlanabilmek ve tahammül gösteren, isyan etmeyen; sonuçta mutluluğun lezzetini tadar.

Bizi pişirecek olan zorluk ve engellerin darbeleridir. Yunus Emre “Hamdım, yandım, piştim, oldum elhamdulillah” derken yanmamanın acısını ne güzel ifade etmiştir. İnsanın içersindeki cevher zorluklar gelişiyor.

Sisal bitkisinin hikayesi:

Bu bitki Amerika kıtasında, soğuk rüzgar, sert verimsiz toprak ve sıcak güneşte yetişen bir bitki. Yaprakları çok elyaflı, dokumada kullanılıyor. Elyafının kıymeti nedeniyle, bu bitkiyi daha verimli topraklarda yetiştirmeyi deniyorlar. Bitki yetişiyor ve çok daha büyükçe yaprakları çıkıyor fakat bakıyorlar yaprakların içinde elyaf yok.Sonra anlaşılıyor ki bitkinin kötü toprak, soğuk rüzgar, sıcak güneşle mücadelesi onun lifli yapısını meydana getiriyormuş.Yani içindeki cevheri geliştiriyormuş.İşte insan içindeki cevherde zorluklara katlanma ve mücadele ile gelişmektedir.

“İhtiyaç ilmin hocasıdır” sözü ne kadar yerinde.Hastalıklar mikropları olmasa tıp bu kadar ilerler biyoloji bu kadar gelişir miydi?

Değişme “acı” demektir. Çocuk doğarken neden ağlar? Rahat anne karnından sonra hayatın zorlukları ile yüz yüze gelmeye başlamıştır. Yeni bir şey öğrenmek, zahmete katlanmayı gerektirir.

Büyük başarılar kafa yormak, bir çok zevk ve lezzet ve keyiften geri durmakla doğmaktadır. Hem canının istediği her şeyi yapacaksın, hem de başarılı olacaksın. Bu mümkün değildir.

Büyük başarılar, büyük mücadelelerin sonucunda gelir, mücadele ne kadar çetinse başarı da o kadar büyük olur.

Rüzgar, yağmur ve fırtınaların kamçısı, bitkilerin tohumlarında gizli olan çiçek ve meyve verme yeteneğini ortaya çıkarır. Zayıf ağaçlar dayanamaz. Fanus içersinde büyütülen ağaçlar hiç dayanamaz. Tıpkı aşırı korunarak büyütülen çocukların hayat zorluklarında kolay depresyona girmesi gibi.

Kur’an-ı Kerim’de yetmiş yerde ve pek çok hadis-i şerifte sabrın fazileti ve üstünlüğü bildirilmiştir.

“Elbette sabredenlerle beraberim” (Bakara, 153)

“Sabredenlerin ahirette ücretleri, mükafatları sayısızdır” (Zümer, 10)

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Gerçi bu (nefsine) ağır gelir. Ama hürmet (ve huşu ile ürperenlere) göre ağır değildir.” (Bakara, 45)

“Ey müminler (itaatkarları isyan edenlerden ayırt etmek için) sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürün darlığı ile, and olsun, imtihan edeceğiz. Ey Habibim! Sabredenlere (lütuf ve ihsanımı) müjdele.” (Bakara, 155)

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s) “Sabır, imanın yarısıdır.” Buyurmaktadır. İnsanın iyilikleri, ibadetleri yapabilmesi kötülük ve günahlardan kaçınması ve son nefesine kadar imanın korunması sabırla olur.

O büyük insanın hayatı sabır örnekleri ile doludur. Hz. İsa (a.s.) “İstemediğine sabretmeyince, istediğine kavuşamazsın” buyurmaktadırlar.

Allah, Davud Peygambere (a.s.) “Ahlakta bana uy! Benim ahlakımdan biri sabredici olmamdır.” buyurmuştur.

Sabır insan has bir sıfattır. Hayvanlarda ve hatta meleklerde bile yoktur. Nefsin arzuları veya düşmanla mücadele gibi sorumluluklar sabrı gerektirir.

“Eğer size bir eziyet verilirse, karşılığında onun kadar yapınız. Sabrederseniz daha iyidir.” (Nahl, 126)

Ne mutlu inananlara, iyi işler yapanlara ve birbirine doğruyu ve sabrı tavsiye edenlere.



@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 29-06-2006, 20:07   #5 (permalink)
@izci@
Kendini aşan 2de1'ci
 
@izci@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884
İtibar Gücü: 49


Ynt: Stresle başa çıkmanın en etkili yolları

Stresin Kimyası

Stresin bedeli

Stres gündelik hayatımızın doğal bir parçası olmaya devam edecektir. İstekler karşısında vücudumuzun bir tepkisi olarak da tanımlayabileceğimiz stresin iyi ve kötü sonuçlarını bilmemiz sağlığımız açısından önemlidir.

Bugün İngiltere de stres artık iş kazası olarak kabul edilmektedir. Çalışanı üzerinde gereksiz stres oluşturan ve zarar veren iş veren yüksek tazminatlar ödemektedir.

İngiltere de kayıp iş günleri Korener yetmezliğinden 8 milyon, Kalp krizinden 62 milyon iken davranış bozukluklarında 91 milyon iş günüdür. (Kaynak CBI)

Strese alkolle karşılık verme alışkanlığı olan İngiliz toplumunda, Alkole bağlı hastalıların yıllık maliyetinin 1,7 milyar sterlin olduğunu aynı kaynak bildirmektedir.

Stresin ölçülebilir zararları hastalık, emeklilik, görev başında ölüm, iş kaza ve yaralanması, işe gelmemek, sağlık sigortası masraflarıdır.

Stresin ölçülmeyen zararları ise verim düşmesi, zaman kaybı, yanlış 0karar alma, yönetim etkisizliği, kişiler arası ilişkilerde gerginlik, kaza riski, performans düşüklüğü gibi sonuçlardır.

Bütün bu sonuçlar beyin kimyasını bozarak ortaya çıkmaktadır.

İlaçların yeri

Acaba bozulan beyin kimyasını düzelttirerek stersin bu sosyal ve bedensel sonuçlarını önleyebilir miyiz? Sorusu en çok tartışılan konulardır.

Stresin tetiklediği hastalılara psikosomatik hastalılar deniliyor. Astım, alerji, mide ülseri, felçler, beyin kanamaları, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalıları, romatizma, guatr, kolit, sivilceler, bu grup hastalıklar arasında sayıla gelmektedir.

En azından kişinin stresinin ortadan kalması beyin kimyasının düzelmesi bu hastalılara giden sürecin durdurulması anlamına gelmektedir.

Hekimler günlük pratiklerinde stresi ortadan kalktığı durumlarda sivilcelerin bile daha iyileştiği gözlenmektedir.

Beyin kimyası stres nedeniyle bozulan bu kimseye verilen antistres bir ilaç beynin organlara olumsuz etkisini durdurabilmektedir.

Bugün kalp krizi geçiren insanlara ikinci kalp krizi geçirmemesi amacıyla antistres ilaçlar verilmektedir.

Antistres ilaçlar hekim tarafından verilmelidir.Kişinin bireysel ihtiyacına göre düzenlenmesi gerekir.Bu ilaçların uyuşturucu nitelikte olmayan farmakolojik iyileşme yapan ilaç olması önemlidir.

Otonom sinir sistemi

İrademiz dışında çalışan organlarımızı yöneten sinir sistemi bölümüdür.İki ana sistemden oluşur.

Sempatik sinir sistemi:

Bu sistemin uyarılması sonucu çarpıntı, sık nefes alma, mide kasılmaları, terleme, kaslarda gerilme, el-ayakta soğuma, bulantı, baş dönmesi, baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar.

Bedenimiz bir tehdit ile karşı karşıya kaldığında bu sistem uyarılır.”Dövüş veya kaç” süreci tetiklenir.Beyin hipofiz bezini harekete geçirir, adrenalin salgılanmaya başlar.

Kaslara ve beyne giden oksijen artar, enerji artışı olur.Zihin açılır, gözbebekleri büyür, kaslar kasılır.Adrenalin depoları boşalmıştır.Organizma mücadeleye hazırdır.

Bu durum uzun sürerse damarlar büzülür, tansiyon yüksekliği devam eder, karaciğer nedeni kana glikoz, kollestrol, yağ asitleri gibi enerjileri pompalamaya devam eder.

Parasempatik sinir sistemini devreye sokamazsak fazla yağlar, şeker yakılamaz, enerji depoları boşalır, organ faaliyetleri aksar, psikosomatik hastalıklar ortaya çıkar.Müzmin hastalıklar, kronik yorgunluklar böyle uzun süren stresin sonucudur. Damla damla adrenalinde diyebileceğimiz bu durumu düzeltmek için parasempatik sinir sistemimizi devreye sokmayı başarmalıyız.

Parasempatik sinir sistemi:

Bu sistem vücudun onarım, dinleme, rahatlama, sindirim faaliyetlerinde önemlidir.

Bu sistemin özelliği kendi kendine harekete geçmez, beyinden emir bekler. Kişi stres yönetiminde başarılı ise rahatlama, olumlu düşünme, nefes almayı bilme gibi becerilerle stresin organlarımıza etkisi önlenmiş olur.

Bedenimizin iyiliğine yönelik olan parasempatik sinir sistemi ile uyarılmaya yönelik sempatik sinir sistemi arasında doğal bir denge vardır.Bu dengeye “Homeostazis” denilir.İşte “Homeostazis’i” bozan her şey strestir.

Stresin doğrudan beyne etkisi:

Zihin karışıklığı , unutkanlık, dalgınlık, uykusuzluk ,aşırı yeme, iştahsızlık, ağlama, depresif olma,sinirlilik, öfkelilik, sıkıntı, huzursuzlukgibi belirtiler stresin beyin kimyasında doğrudan geliştirdiği hastalık belirtileridir.

Zaman baskısı, başarı baskısı, hızlı yaşantı, ekonomik yarışmacılık, kıskançlık, “Yapmalıyım, mecburum” gibi zihinsel şartlanmalar hep beyin kimyasını bozmaktadır.

Beyinde serotonin azalması, noradrenalin azalması Depresyona, bazı bölgelerde noradrenalinin aşırı salgılanması panik bozukluğuna neden olmaktadır.

Kişide eğer yatkınlık varsa dopaminerjik sistem bozularak psikotik depresyonlar veya şizofrenik tepkiler ortaya çıkabilmektedir.

Öfkede ne oluyor?

Noradrenalin fazla salgılanıyor.Derimiz kırmızı, kuru ve sıcak oluyor.Salya artıyor, mide, barsak hareketleri hızlanıyor, mide salgısı artıyor.Kasılmalar oluyor, tansiyonumuz yükseliyor.

Korkuda ne oluyor?

Adrenalin daha çok salgılanıyor.Deri soluyor, terleme, soğukluk oluyor.Ağız kuruyor, mide salgısı artıyor fakat barsak hareketleri yavaşlıyor.Çarpıntı oluyor fakat tansiyon düşüyor.Kabızlık, baygınlık, baş dönmesi görülebiliyor.

Sonuçta stresi yönetmenin beyin kimyasını yönetme olduğunu bilmek gerekmektedir.Nasıl müzik aleti, otomobil yardımsız sağlıklı öğrenilemezse stres de profesyonel yardımla doğru yönetilmeyi bilmek doğru olacaktır.


Prof. Dr. Nevzat Tarhan
@izci@ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 18-09-2007, 11:37   #6 (permalink)
MELEK17
Yeni 2de1'ci
 
MELEK17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 18.09.2007
Mesajlar: 6
İtibar Gücü: 0


paylaştınız için tşk
MELEK17 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 20-09-2007, 18:33   #7 (permalink)
zuzuuu
Kendini aşan 2de1'ci
 
zuzuuu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
hEiDi TaDındA yaSasaM HayaTI!...
Kayıt: 07.08.2007
Mesajlar: 3.134
İtibar Gücü: 62


stres stres stres
güzel bilgiler
zuzuuu Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Etkili konuşmanın yolları @izci@ Paylaşmak İstedikleriniz 1 18-09-2007 11:33
Bir Başa Bir Göz goldengirl Osmanlı Devleti 1 02-08-2007 08:55
erkekleri yatakta çıldırtmanın en etkili yolları.. Cazibe Erkeklere ÖZEL 37 30-01-2007 01:48
Zor İnsanlarla Başa Çıkmanın Yolları tuse Paylaşmak İstedikleriniz 5 14-10-2006 10:00
Aile bireyleriyle tatile çıkmanın püf noktaları **Zerd@** Bilelim Öğrenelim 0 24-07-2006 12:17





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848