HIZLI ARAMA
| Sağlık Hastalıklar ve şifaları yaşadığımız sağlık sorunlarımızı burada paylaşalım! |
![]() |
| | #11 (permalink) |
![]() Kayıt: 27.06.2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1.577 İtibar Gücü: 16 | abicim paylaşımın için sağol valla benim kıs sürekli boğazdan rahatsızlanıyo ya napcam bilmiyom |
| | |
| | #12 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | geçmiş olsun kardeşim. |
| | |
| | #13 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | LARENJIT NEDİR? Larenks (gırtlak), boğazın arka bölümünü soluk borusuna bağlar. Ses telleri gırtlak içerisinde bulunurlar. Larenkslerin iltihaplanmasına larenjit adı verilir ve gırtlakta çok sık rastlanan bir durumdur. Akut larenjit genellikle viral bir enfeksiyona bağlı olarak gelişir. Soğuk algınlığı ile beraber ortaya çıkarak 1-2 hafta kadar sürebilir. Larenjit, 40 yaş altındaki yetişkinlerde ve 3 yaş altındaki çocuklarda yaygındır. Kronik larenjit, sürekli devam eden akut larenjit’e bağlı olarak gelişir ve sigara kullananları daha çok etkiler. BELİRTİLERİ NELERDİR? Akut larenjit belirtileri oldukça hızlı ortaya çıkar ve 2-3 gün içinde daha da kötüleşir. Larenjit genellikle 1 hafta içinde geçer. Belirtiler arasında; Ses kısıklığı Konuşmada güçlük Boğaz ağrısı Hafif ateş Baş ağrısı Öksürük Sürekli boğazı temizleme isteği yer alır. Bazı insanlar oluşan ses kısıklığından dolayı hiç konuşamazlar ya da fısıldayarak veya hırıltılı bir şekilde konuşmaya çalışırlar. Hastalıklı gün sayısı artıkça, bu durum daha da kötü bir hal alır ve ses tellerinin iltihaplanmış olmasından kaynaklanır. Diğer tüm belirtiler geçmesine rağmen, çatallı ses tonu 1 hafta kadar devam edebilir. Larenjit, genellikle soğuk algınlığı, grip, boğaz ağrısı veya tonsillit gibi başka hastalıklara bağlı olarak geliştiğinden boyunda şiş bezeler, burun akıntısı, yutkunmada ağrı ve kırgınlık hissi gibi belirtiler de görülebilir. Kronik larenjit’in oluşması daha uzun sürer ve haftalarca, hatta aylarca devam edebilir. Larenkslerde oluşan harabiyete bağlı olarak kalıcı ses kısıklığı oluşabilir. Profesyonel şarkıcılar, öğretmenler gibi sesini gereğinden fazla veya yanlış kullanan kişilerde hastalık sürekli kendini yineleme eğilimindedir. Larenkslerin şişmesi zaman zaman nefes almada güçlüklere de sebep olabilir. Bu durum yetişkinler arasında pek yaygın değildir. Soluk borusu daha kısa ve dar olan çocuklarda bazen görülebilir. Nefes almada zorluk çekiyorsanız en kısa zamanda doktorunuza başvurunuz. SEBEPLERİ NELERDİR? Akut larenjit, genellikle soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen, virüs kaynaklı bir hastalıktır. Larenjit aynı zamanda bronşit, pnömoni, grip veya kızamık durumunda da ortaya çıkabilir. Kronik larenjit ise, ses tellerinin tahriş olmasına ve sürekli ses kısıklığına neden olan uzun süreli sigara kullanımı sebebiyle oluşan bir durumdur. Ses kısıklığı, gırtlak kanserinin ilk belirtisi olabilir. 4 haftadan uzun süren ses kısıklıklarında mutlaka doktorunuza başvurunuz. Larenjit veya ses kısıklığının diğer sebepleri; Enfeksiyonlar Kirlilik Aşırı alkol tüketimi Şok veya travma geçirmek Alerjiler Aşırı veya yanlış ses kullanımı Astım ilaçlarının kullanılması Gastrointestinal hastalıklar Tahriş edici veya kimyasal maddeler Bir diğer sebepte ses tellerinde iyi huylu kist oluşmasıdır. NASIL TEŞHİS EDİLİR? Larenjit’te ses kısıklığı, ağrı, öksürük ve konuşmada güçlük meydana gelir. Akut larenjit genellikle doktora gitmeye gerek kalmadan kendiliğinden geçer. Eğer; Belirtileriniz çok şiddetli ise ve 2-3 haftadan fazla sürüyorsa Hastalık belirtileri yokken boynunuzda kitle oluştu ise veya Hastalık geçtikten 2-3 hafta sonra bile boyundaki kitleler geçmiyorsa doktorunuza başvurunuz. Belirtiler 2-3 hafta içinde ortadan kalkmıyorsa, Kulak Burun Boğaz uzmanı larenksleri muayene edebilir. Bu muayene sırasında larenksin içini görmek için laringoskopi adı verilen bir aletle direkt görüntülü yöntem veya hava yollarına ayna ile bakılarak indirekt yöntem uygulanır. Larenks mukusla kaplı, kırmızı ve şişmiş olarak görülebilir. Ses telleri se daha kalın veya sert ve yuvarlak görülür. Eğer ses tellerinde bir nodül bulunursa, ileri tetkik ve tedavi gerekebilir. TEDAVİSİ NASIL YAPILIR? Akut larenjit genellikle 1 hafta içinde iyileşir. Bu süreyi kısaltmak için sigara içmemek veya içilen ortamda bulunmamak, bol bol sıvı tüketmek ve sesi dinlendirmek gerekir. Vücudun susuz kalmaması için, her ne kadar yutmakta zorluk çekseniz de bol bol sıvı, özellikle su tüketmeye dikkat ediniz. Güç olmasına rağmen, ses tellerinin tahriş olmaması için, çok fazla yutkunmayın veya öksürmeyin. Parasetamol gibi ağrı kesiciler düzenli aralıklarla kullanıldığında baş ağrısı ve ateş belirtilerini azaltırlar. Gargara ve pastil kullanımı tam olarak gırtlağa ulaşmamakla beraber, boğaz ağrısının hafiflemesine yardımcı olabilir. Mentol soluma ve hava nemlendiriciler, hava yollarının açılmasını sağlayabilir. Sesinizi dinlendirip, uzun süre bağırmaktan, şarkı söylemekten ve konuşmaktan kaçının. Ses telleri iltihaplı durumdayken sesinizi gereğinden fazla kullanırsanız enfeksiyonun süresi uzar ve sesinizin normale dönmesi gecikir. Sigara içmeyiniz. Larenjit çoğunlukla virüs kaynaklı olduğu için antibiyotik tedavisi gerektirmez. Larenjit’in şiddetli olduğu ve bakterilere bağlı olarak geliştiği durumlarda antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | faranjit Yutak bölgesinin iltihabıdır (latince; farenks:yutak, itis:iltihap anlamına gelir). Virüs/bakteriler daha çok akut (ani başlayıp kısa süren) farenjit etkenidirler. Bademcik dokusu da yutak ile birlikte etkilenmiş olabilir, sadece bademcik dokusunun iltihabı tonsillit olarak değerlendirilir. Kronik farenjit 'den daha çok allerji ve/veya burun tıkanıklığı sorumludur. Tedavi nedene yönelik olmalıdır. Sigara/alkol ya da allerjen olabilecek tozlu ortam, kimyasal maddeler soluma'dan kaçınılmalıdır. Burun içinde problem var ise (deviasyon, et büyklüğü vb.) tedavisi planlanmalıdır. Farenjit, boğaz iltibaplanması, pharyngitis: Farenjit aslında boğaz mukazasının iltihaplanmasıdır. Buda aniden ortaya çıkarsa akut farenjit, şayet uzun bir süre sonra ortaya çıkarsa kronik farenjit denir. Grip ve üşütme nedeniyle boğaz mukazasının üzerine yerleşen virüs iltihaplanmaya sebep olabilir. Boğaz ağrıması, ses kısılması, boğaz ağrısı ve boğaz kuruması gibi durumlar ortaya çıkar. Akut Farenjit: Akut farenjit herkesde görülebilir. Virüslerin sebep olduğu iltihaplanma zamanında tedavi edilmezse, buna bakterilerde karışır ve iltihaplanma daha karmaşık bir hal alır. Boğaz iltihaplanması bademciklerin vede bademciklerin arkasındaki kaslardada iltihaplanmaya sebep olur. Bu iltihaplanmada kulak ağrısı ve ateşlenmeye sebep olur. Kronik Farenjit: Boğaz mukazası sigara, alkol, toz , kimyasl ilaçlar ve gazların yapacağı tahribat nedeniyle veya burun deliklerinden yeterince hava alamama nedeniyle bazı kişiler ağızlarını açarak nefes alırlar ve böylece nefes yollarında kuruma olur. Bu gibi etkenler kronik farenjitin oluşmasında ana rol oynarlar. Tahrip olan mukaza bakteri, virüs ve mantarlara karşı direncini kaybeder. Akut farenjitin belirtileri: Akut farenjitin tipik belirtisiboğaz ağrıası, yutkunma zorluklarıdır. Boğaz kızarır ve bazende mukozanın üzerinde tabaka oluşur. Bu rahatsızlıklardan başka öksürük, nezle, ve ateş görülebilir. Boğazda yanma ve kaşıntı vede kuruluk hissetmede akut farenjite işarettir. Boğaz iltihaplanmasında bakterilerde özeliklede steptokokken varsa, o zaman boğaz ağrısı ve iltihaplalanmasına ilavetten bademciklerde şişer. Kronik farenjitin belitileri: Kronik farenjitin en belirgin özeliği boğazda sürekli kuruluk hissi ve mukazanın kızarması ve bazende yapışkan balgam tükürmede görülür. Boğazda bir yumru varmış gibi yutkunmayı zorlaştırır. Farenjitin teşhisi: Boğaz iltihaplanmasınına genelikle ağız ve diş bakımı, sigara, alkol, kimyasal ilaçlar, besinlerdeki katkı maddeleri vb etkenlerdir. Bu nedenle uzman doktorun rahatsızlığın sebebini araştırması ve doğru teşhis koması çok önemlidir. Teşhis için gerekirse kann testi, endoskopi, komputertomografi ve röntgen çekilmesi gerekebilir. Akut farenjitin tedavisi: Akut farenjit sıcak sifalı çay içilmesi , tuzlusu ile gargara yapılması iyi gelir. Akut farenjite bakteriler sebep olursa antibiyotik ilaçlar kulanmak gerekebilir.Antibiyotik ilaçlar patolojik (hastalık yapıcı) bakterileri zararsız hale getirdiği gibi, bağırsaklardaki faydalı bakterileride yokeder. Buda uzun vadede sindirim bozukluklarına sebep olur. Bu nedenle TahitianNoni ile tedavi hem daha faydalı hemde daha etkilidir. Kronik farenjitin tedavisi: Kronik farenjite sebep olan etkenlerden uzak durulmalıdır. Farenjit adaçayı, okaliptüs, A. Itırı, hatmi, mirra ve papatya çayı vede bonbonları azda olsa rahatlatıcı özeliklere sahiptir. Kaloriferli evlerdesıcaktan kişinin ağzı kurur ve buda boğazın tahrişine sebep olur. Bu nedenle kaliroferlerin üzerine buharlaşması için içi su dolu bir kap konması iyi olur. Asıl tedavi ise ancak ve ancak immün zafiyetini güçlendirmekle mümkündür. Buda anacak mirra-, tarcın-, adaçayı (hakiki) preparatları veya Gökçek İksiri ile mümkündür. Kış aylarında en sık karşılaştığımız hastalıklar arasında yer alan “farenjit”, boğazın arka duvarının bazen mikrobik, bazen metabolik, bazen de çalışılan ortamın ısısına, tozuna bağlı olarak reaksiyon göstermesiyle ortaya çıkıyor. Belirtileri: Hastalık, kişilerde beslenme alışkanlığı ve sigaranın yanı sıra, midedeki asit problemlerine kadar değişik nedenlerden oluşabiliyor. Farenjit ortaya çıktığında, ses kısıklığı, boğazda kuruluk, yanma, ağrı, yutkunma zorluğu, toz ve yiyeceklere karşı hassasiyet gelişiyor. Hastalığın seyrinde belirli bir başka hastalık ortaya çıkmasa da, kişinin çalışma performansını ve iş gücünü azaltıp rahatsızlık vermesiyle biliniyor. Tedavisi: Hastalığın tedavisi yapılırken önce “boğaz kültürü” alınıyor. Bu kültür sayesinde hastalığın “mikrobik” olup olmadığı tespit ediliyor. Bu mikropların bulunup bulunmadığına göre hastalığın tedavisi ilaçla yapılıyor. Prof. Dr. Şehitoğlu, “Hastalık eğer mikrobik değilse sıvıyla, mide problemleri varsa düzeltilmesiyle, sinüzite bağlı akıntı varsa bu akıntının tedavisiyle mümkün oluyor” diyor. Tedavide sigaranın kesilmesi çok önemli; alkol, çok acılı ve ekşili gıdaların tüketilmesi ise hastalığın iyileşmesini önlüyor. Boğazı ağrıyan ateşli çocuklar arasında her 10 çocuktan biri streptokok bakterisinin neden olduğu faranjite yakalanmıştır. Faranjit kış aylarında, kapalı, kalabalık ortamlarda kolayca bulaşır. 5-15 yaş grubu çocuklar bu hastalığa en sık yakalanan gruptur. Hastalık, hasta kişinin tükürük ve burun salgısından bulaşabilir. Evde hasta biri olduğunda ortak hiçbir malzeme kullanılmamalı, eller sabunla sık sık yıkanmalıdır. Faranjit boğaz enfeksiyonu demektir ve yutmayı güçleştirir. Ateş, titreme, kırıklık, iştahsızlık gibi belirtilerin yanında karın ağrısı, bulantı, kusma da görülebilir. Boyundaki lenf bezleri şişer, bademcikler irileşir ve üzerinde beyaz-sarı iltihap odakları belirir. Boğaz kültürü ya da hızlı strep testiyle doğrulandığında antibiyotik tedavisine başlanır ve 10 gün devam edilir. Yetersiz tedavi bademcik absesi, romatizmal ateş ve nefrit gibi durumlara neden olabilir. Hasta çocuğa bol sıvı, yuluşak yiyecekler, çorba, dondurma verilebilir (soğuk ödemi ve yangıyı alacaktır). Daha büyük çocuklar tuzlu suyla gargara yapabilir |
| | |
| | #15 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | TİROİD NODÜLLERİ Tiroid nodülleri tiroid bezi içinde oluşan ve bezin normal dokusuna benzemeyen leblebi veya ceviz büyüklüğünde olabilen anormal dokulardır. Nodüller için en önemli endişe konusu % 5’inde tiroid kanseri olmasıdır. Nodüllerin % 50’si tek nodül, % 50’si çok nodül (multipli nodül) olarak bulunur. Tek nodül veya çok nodül de olsa kanser oranı aynıdır (% 5). Nodüller elle muayene sırasında saptanabildiği gibi tiroid ultrasonu ile de saptanır. Tiroid sintigrafisi bulgularına göre nodüller soğuk, sıcak ve ılık nodül olarak 3’e ayrılır. Nodüllerin % 70-80’nini soğuk nodül, % 10’unu sıcak nodül, ve % 10’unu ılık nodül oluşturur. Soğuk nodüllerde kanser oranı daha fazladır. Sıcak nodüllerde kanser oranı az olsa da kanser yine de olabilir. Şikayet ve belirtiler : Nodüler guatrı olan hastaların çoğunda herhangi bir şikayet yoktur. Boyunda şişkinlik olabilir. Bazen nodül içine kanama olursa ağrı oluşabilir. Nodül çok büyürse baskı yaparak nefes darlığı ve yemek yeme de sıkıntı yapabilir. Kanser şüphesi olan nodüller hangi nodüllerdir? Nodül tedaviye rağmen hızla büyüyorsa, boyun bölgesinde lenf bezlerinde şişme varsa, çok sert ve yapışık ise, seste kalınlaşma varsa, soğuk ve tek nodül ise tiroid kanseri yönünden şüphelenmek gerekir. Nodüler Guatrlı hastalarda yapılan tetkikler : 1. Tiroid iğne biyopsisi : Nodüler guatrlı tüm hastalara uygulanması gerekir. Nodüllerin % 5’inde kanser olduğundan ilk yapılacak tetkik iğne aspirasyon biyopsisidir. Yapılması kolay, komplikasyonu olmayan bir işlemdir. Koldan damardan kan alıyor gibi nodülden normal plastik şırınga ile aspirasyon yapılır. Ağrı yapmaz. Yeteri kadar parça veya hücre gelmez ise tekrar biyopsi yapılır. 2. Tiroid ultrasonu : Nodüllerin çapının daha iyi değerlendirilmesinde veya ele gelmeyen, küçük (< 1 cm) nodüllerin saptanmasında yararlıdır.Tedavi takibinde de önemlidir. Tedaviyle nodül çapının küçülüp küçülmediği ultrason ile daha iyi öğrenilir. Doppler ultrasonu ile nodül kan akımının değerlendirilmesi nodülün iyi veya kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi verebilir. 3. Tiroid sintigrafisi : TSH düzeyi düşük olan hastalarda yapılır. Nodülün sıcak mı soğuk mu olduğunu anlamamıza yarar. 4. Tiroid hormonları : Serbest T3, Serbest T4 ve TSH düzeylerine bakılarak hastanın hormonlarında düşüklük veya yükseklik olup olmadığı (hipertiroidi-hipotiroidi) anlaşılır. TEDAVİ Tedavinin nasıl yapılacağı konusunda nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinin patoloji sonucu çok büyük önem taşır. Biyopsi patoloji sonucunda kanser veya kanser yönünden şüphe varsa hasta ameliyata verilir. Kanser olmayan iyi huylu nodüllerde levotiroksin tedavisi (Tefor veya Levotiron) yapılabildiği gibi ilaç vermeden sadece takip de yapılabilir. Nodülün çapı 3 cm’ den büyükse, gittikçe büyüyorsa, hızlı büyüme varsa ve boyunda lenf bezleri varsa kanser riski arttığından cerrahi tedavi (ameliyat) yapılması uygundur. Multinodüler guatr dediğimiz bir bezde birden fazla nodül olması durumunda yine önce biyopsi yapılır. Multinodüler guatrlı hastalarda seçilecek tedavi cerrahi tedavidir. İlaç tedavisi de yapılabilirse de tedaviye yanıt azdır. Sıcak nodüllerde hormonlar normal ise sadece takip yapılabilir. Eğer sıcak nodüllerde hormonlar yüksek ise (hipertiroidi varsa) önce ilaç tedavisiyle hastanın hormonları normal düzeye getirilir ve ardından radyoaktif iyod tedavisi veya ameliyat yapılır. Nodüler guatrlı hastalar iyodlu tuz ve iyod içeren öksürük şurupları kullanmamalıdır. Ayrıca röntgen filmleri çekilirken koldan yapılan ilaçların iyodlu olduğu unutulmamalı ve bunun için röntgen çeken doktora bilgi verilmelidir. Nodüler guatrlı hastalar piyasada bulunan bazı firmalarının ürettikleri, kendiğinden tuzluklu, İYOTSUZ TUZ yemelidirler. |
| | |
| | #16 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Guatr guatr Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır. Basit guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür. yumrulu guatr Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir. titremek Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür. |
| | |
| | #17 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Guatr için Şifalı Bitkiler kına ağacıAyak terlemesine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. guatrın üzerine bağlanırsa fayda görülür. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder, saçları besler ve kuvvetlendirir. |
| | |
| | #18 (permalink) |
![]() Kayıt: 26.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 154 İtibar Gücü: 14 | BADEMCIK ILTIHABI (TONSILLIT) Bademcikler lenf düğümcükleridir. Ağzınızın gerisinde her iki yanda birer tanedir. Diğer görevlerinin yanında ağıza giren zararlı mikroorganizmaları filtre etmek de vardır. Fakat çok fazla bakteri girince direnemezler. iltihaplanır ve şişerler. Buna bademcik iltihabı (tonsilit) denir. özellikle çocuklar arasında çok yaygındır. Belirtiler - Boğaz ağrısı, - Başağrısı, - Ateş ve üşüme, titreme, - Boğaz ve çenede ağrıyan bezler. Teşhis Tonsilit belirtileri gribinkilere benzer. İlk belirti yutmayı zorlaştıran boğaz ağrısıdır. Bademcikler görülür şekilde kırmızılaşır ve şişer. İltihaplanmış bademciklerin üzerinde nokta şeklinde iltihap alanları da görülebilir. Bölgesel lenf düğümleri (çene altı ve boyundakiler gibi) büyüyüp hassaslaşabilir. Eğer belirtiler 48 saatten uzun sürerse ya da sizin veya çocuğunuzun geçmişinde tekrarlayan tonsillit öyküsü varsa doktorunuza başvurun; boğazınızı muayene ettikten sonra hastalık etkeninin beta streptokok bakterisi olup olmadığını anlamak için kültür örneği alacaktır. Tonsillit günümüzde oldukça yaygındır. Tedavi edilmezse bademciklerin çevresinde abse oluşumuna yol açabileceği için, tonsillit mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi Kendinizde veya çocuğunuzda bademcik iltihabı belirtileri görürseniz, bol bol dinlenin, yumuşak yiyecekler yiyin ve boğazınızı rahat-atacak sulu gıdalar alın. Ilık tuzlu suyla gargara yapmak ağrıyı azaltır. Aspirin veya benzeri ilaçlar (acetaminopen gibi), yardımcı olabilir. İlaçlar Bir bakteri enfeksiyonu söz konusu olursa doktorunuz ağızdan antibiyotik alınmasını tavsiye edebilir (10 gün kadar). Belirtiler birkaç günde geçer. Streptokok bakterilerinin bazı türleri nefrit (böbrek iltihabı) veya romatizma da yapabilir. Bunun için antibiyotik tedavisine gerekli süre devam edilmelidir. |
| | |
| | #19 (permalink) |
![]() Kayıt: 26.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 154 İtibar Gücü: 14 | Burun Kanaması (Epistaksis) Burun kanaması KBB alanındaki en çok görülen şikayetlerden biridir. Hemen herkes hayatında bir kezde olsa burun kanaması geçirmiştir. Genellikle basit nedenlere bağlı ve kolayca durdurulan bir durum olmasına rağmen bazen sebebi çok ciddi olup hayatı tehdit eden şiddette kanamalar olabilir. Burun Neden Sık Kanar: Burun içi oldukça yoğun ve yüzeyel damarlar içerir. Özellikle burun boşluğunu ikiye ayıran bölmenin ön kısmı buruna gelen damarların birbiriyle birleştiği ve bu damarların oldukça yüzeyel olduğu bir bölümdür. Özellikle çocuklarda bu kısım hiç bir etki olmadan bile kanayabilir. Burun boşluğunun her iki kenarında bulunan ve konka adı verilen etlerde damar açısından çok zengindir ve bazı kanamaların sebebidir. Burun Kanamasının Nedenleri Nelerdir : Burun kanaması hem buruna ait sebeplere (lokal sebepler) hemde burun dışındaki problemlere (genel sebepler) bağlı olarak gelişir . Lokal Sebepler: -Burun içi iltihapları -Sinüzit -Buruna gelen darbeler -Çocukların burun karıştırmaları -Buruna sokulan yabancı cisimler -Burun içi ve sinüs tümörleri -Burunda kemik eğriliği (septum deviasyonu) -Allerjik rinit Genel Sebepler: -Hipertansiyon -Kan Hastalıkları (Kanama-pıhtılaşma bozuklukları,lösemi vs.) -Barsak Parazitleri Hangi Tetkiklerin Yapılması Gerekir : Özellikle şiddetli burun kanamalarında genellikle ilk yapılan iş, sebebine bakılmaksızın kanamanın durdurulmasıdır. Kanama durdurulduktan sonra sebebi konusunda bazı araştırmalar yapılmalıdır. Sebebin araştırılmasında yapılması gereken ilk şey hastanın muayenesidir. Birçok kez muayene ile sebep anlaşılır. Şüphelenilen sebebe göre yapılabilecek tetkikler şunlardır -Tansiyon ölçülmesi -Sinüzit filmlerinin çekilmesi (normal filmler ya da tomografi) -Barsak paraziti araştırılması -Kanama-Pıhtılaşma testleri -Kan hastalıkları ile ilgili testler Bu testler her zaman her hastaya uygulanmaz. Doktorun şüphelendiği sebebe göre bir kısmı yapılarak sebep bulunmaya çalışılır. Nasıl Tedavi Edilir : Birçok burun kanaması kendiliğinden ya da hastanın burun ucunu tutması ve soğuk uygulaması ile durur. Ancak bu şekilde durmayan kanamalar doktor müdahelesini gerektirir. Kanamayı durdurmak için yapılabilecek müdaheleler şunlardır: - Damarın Yakılması: Hafif derecedeki sık tekrarlayan kanamalar için kullanılır. Burun bölmesinin ön kısmındaki damar ağına kimyasal maddeler uygulanarak kanamanın önlenilmesine çalışılır. Her iki tarafa uygulandığında veya aşırı kimyasal madde uygulandığında burun bölmesinin delinmesi riski vardır. -Tampon konulması: Sık uygulanan bir tedavi yöntemidir. Burun ucunun tutulması ya da soğuk uygulama ile durdurulamayan kanamalarda kullanılır. Burun boşluğuna konan tampon kanayan damar üzerine baskı yaparak kanamayı durdurur. Tampon olarak antibiyotikli kremler sürülmüş gazlı bez kulanılabileceği gibi, ortasında hastanın nefes almasını sağlayacak borunun bulunduğu daha konforlu tamponlar da kullanılabilir. Tamponlar genellikle 48 saat kalarak çıkarılır. Daha uzun süre kalması bazen problem infeksiyonlara yol açabilir. Tampon süresince hastaya antibiyotik verilmesi ihmal edilmemelidir. Bazen burun kanamasının kaynağı burnun arka bölümleridir ve önden konan tamponlarla durdurulamaz. Bu durumda arka (posteriör) tampon denen ve ağız içinden sokularak burnun arka kısmına yerleştirilen tampon kullanılır. Damarların Bağlanması : Bu işlem bir ameliyattır ve hastanın hayatını tehdit edecek şiddette olan ve tampon konmasıyla durmayan kanamalarda kullanılır. Kanamanın yerine göre belirlenen damar bazen sinüs içinden bazen de boyun açılarak bağlanır. Hastaya yapılan müdaheleler esnasında hastanın rahatlatılması önemli yer tutar. Özellikle yaşlı ve hipertansiyonlu hastalarda bu amaçla hastaya diazem ya da diğer sakinleştirici ilaçların verilmesi gerekebilir. Burnum Kanadığında Evde Ne Yapabilirim: Birçok kez hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdurabilir. Hastanın ilk yapması gereken şey burun ucunu sıkıca tutarak başın öne doğru eğilmesidir. Eğer baş arkaya doğru eğilirse kanın genizden boğaza gitme ihtimali artar. Burun üzerine soğuk uygulaması da faydalıdır. Hatta hasta burun ön kısmına tampon görevini üstlenecek bir gazlı bez de koyabilir. Ancak hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdursa da mutlaka uygun zamanda bir KBB uzmanına muayene olmalıdır. |
| | |
| | #20 (permalink) |
![]() Kayıt: 26.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 154 İtibar Gücü: 14 | SİNÜZİT Sinüzit Ne Demektir: Burun çevresindeki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir. Sinüsler burnun her iki yanında ve 4 ayrı isimde bulunurlar. Burnun hemen yan taraflarında bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüs' tür. Bunun dışında burnun üst tarafında, alın kemiği içide bulunan sinüse frontal sinüs, burnun arka ve üst tarafında bulunan ve orta hatta tek olan sinüse sfenoid sinüs denir. Ayrıca burnun yan ve üst taraflarında bir çok küçük boşluktan ibaret bölümlere de etmoid sinüs denir. Bütün bu sinüsler bir delik aracılığı ile burun içine açılırlar. Buruna açılan bu delikler sinüslerin havalanmasını da sağlarlar. Sinüsler Ne İşe Yarar: Aslında bu sinüslerin fonksiyonları tam olarak aydınlatılmış değildir. Ancak sesin resonansının sağlanması, solunum havasının nemlendirilmesi ve ısıtılması ile zararlı partiküllerin tutulması gibi görevleri vardır. Ayrıca baş ağırlığının azaltılması işine de yararlar. Bütün sinüslerin içini döşeyen mukoza hergün belli oranda salgı yaparlar. Bu salgılar burun içine dökülerek oradan da boğaz ve mideye giderler. Sinüsler Herkeste Var mıdır : Her erişkinde sinüs mutlaka vardır. Ancak sinüslerin gelişimi zaman alır. Doğumda sadece maksiller ve etmoid sinüsler mevcuttur. Onlarda filmlerde bile görülemeyecek kadar küçüktürler. Maksiller sinüs 3 yaşında anlamlı büyüklüğe gelir ve ancak puberte çağında erişkindeki boyutuna ulaşır. Frontal sinüs doğumda yoktur. 6 yaşında filmlerde görülebilecek boyuta gelir. Yine puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Etmoid sinüsler doğumda var olmasına rağmen giderek büyür ve 12 yaş civarında erişkindeki boyutuna ulaşır. Sfenoid sinüs doğumda yoktur. 5 yaşından itibaren gelişimi hızlanır ve puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Sinüslerin büyüklüğü kişiye göre değişir. Frontal sinüsün hiç olmaması seyrek görülen bir durum değildir. Sinüsler Nasıl İltihaplanır: Burun ve sinüsler; bakteri ve virüslerin sık sık yerleşip iltihap yaptığı bölgelerdir. Bu bölgelerde her zaman iltihaba yol açacak bakteri ve virüs bulunur ancak normal çalışan bir sinüste iltihap her zaman olmaz. Eğer sinüsün normal çalışmasına engel olacak bir durum varsa kolaylıkla sinüs iltihabı (sinüzit) gelişir. Bakteri ve virüs dışında nadiren de olsa mantarlar da iltihap yaparlar. Sinüzit en çok nezle, grip gibi üst solunum yolu infeksiyonları sonrası gelişir. Bu tür infeksiyonlarda sinüslerin burun içine açılan delikleri ödem nedeniyle kapanır ve sinüs salgıları burun içine boşalamaz. Ayrıca sinüslerin havalanması da bozulur. Bu durumda sinüs içerisinde kolayca iltihap gelişir. Bunun dışında sinüs ağızlarını tıkayan alerji, burunda kemik eğriliği, et büyümesi, yabancı cisim, geniz eti gibi durumlar da sinüzit gelişmesini kolaylaştırır. Vücut direnci başka sebeplerle düşük olan kişiler daha kolay sinüzit geçirirler. Kaç Tür Sinüzit Vardır: Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi de zordur. Birçok kez ameliyat gerektirir. Sinüzitin Belirtileri Nelerdir: Akut ve kronik sinüzitin belirtileri biribirinden farklıdır. Akut sinüzitte şikayetler daha şiddetlidir. Hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle artar. Ayrıca burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen akut dönemler yaşayabilirler. Muayenede Ne Görülür: Sinüzitli bir hastanın muayenesinde en çok görülen bulgu, burun içinde iltihaplı akıntı, ödem, boğaza doğru akıntı ve yüzde hassasiyettir. Bu gibi bulguların görüldüğü ve sinüzitten şüphelenilen hastalara uygun tetkikler yapılır. Ancak hastanın muayenesinde çok belirgin bir bulgu olmadan da sinüzit olabileceği akılda tutulmalıdır. Teşhis Nasıl Konur: Hastanın şikayetleri ve muayene bulgularına göre sinüzit düşünülse bile kesin teşhis radyolojik olarak yani çekilen filmlerle konur. Bunun için en çok çekilen film Waters filmi denilen ve daha çok maksiller sinüsü inceleyen bir filmdir. Diğer sinüsler içinde değişik açıdan çekilen filmler vardır. Ancak bu çekilen normal filmler pratikte faydalı olmasına rağmen yanılma payları az değildir. Bu amaçla özellikle tedaviye cevap vermeyen veya ameliyat düşünülen hastalarda mutlaka bilgisayarlı tomografi çekilmelidir. Bilgisayarlı tomografi burun içi ve sinüsler hakkında bize çok faydalı bilgiler vermektedir. Sinüzitin Ne Gibi Tehlikeleri Vardır: Sinüzit uygun antibiyotik ve yardımcı ilaçlarla veya gerektiğinde ameliyatla tedavi edildiğinde ciddi problemlere yol açmayan bir hastalıktır. Ancak iltihabın yayılmasına bağlı bazı komplikasyonlar gelişebilir. Bunlardan en önemlileri iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklar, beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir Nasıl Korunabilirim: Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması,alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir. Nasıl Tedavi Edilir: Sinüzit tedavisinde amaç bakterilerin yok edilmesi ve sinüslerin buruna açılan deliklerinin açılmasını sağlamaktır. Bu delikler açılmazsa sinüs iltihapları yok edilemez. Bakterilerin yok edilmesi antibiyotiklerle olur. En çok sinüzite sebep olan bakteriler hesaba katılarak antibiyotik seçilir. Antibiyotik seçimi için kültür ve antibiyogram yapılması çok seyrek başvurulan bir yöntemdir. Antibiyotik tedavisi en az 10 gün hatta bazen 15-20 gün sürmelidir. Bunun dışında sinüs deliklerinin açılması için dekonjestan amaçlı kullanılan tablet ya da spreyler, ağrı kesiciler ve sinüzite yardımcı olan alerji gibi durumlar varsa bunlara uygun ilaçlar verilir. Dekonjestan spreyler 5 günden fazla kullanılmamalıdır. İlaçlara cevap alınmayan durumlarda sinüziti kolaylaştıran başka faktörlerin varlığı araştırılır ve uygun şekilde tedavi edilir. Ancak bazen ameliyat gerekebilir. Kronik sinüzitlerde de yine önce ilaç tedavisi uygulanabilir. Ancak sık sık alerji ya da kemik veya et gibi bir anatomik problem olduğu için ameliyatla tedavi gerekli olmaktadır. Hangi Durumlarda Ameliyat Gerekli Olur: Akut sinüzitler genellikle ilaç tedavisine yanıt verdikleri için ameliyata nadiren ihtiyaç duyulur. Ancak kronik sinüzitlerde, burunda et veya kemik eğriliği ( deviasyon ) bulunması gibi durumlarda ya da komplikasyon gelişen vakalarda sinüzit ameliyatı gerekir. Ameliyat Nasıl Yapılır: Sinüzit için yapılan ameliyatlar son yıllarda çok ilerlemiştir. Bu ilerlemenin en önemli sebebi endoskop denilen ve burun içine sokulan bir kamera aracılığı ile monitörden ameliyat yapmaya imkan veren cihazların kullanılmaya başlanmasıdır. Endoskopik yöntemle (görüntülü muayene ve ameliyat) hem burun içi gibi dar ve karanlık bir yerde çalışmak kolaylaşmaktadır hem de sinüzite yol açan asıl faktör düzeltilip diğer sağlam bölgelere dokunulmamaktadır. Bu ameliyat hem lokal hem de genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyatta en önemli amaç, sinüz ağızlarının açılmasını sağlamak ve sinüslerin içini temizlemektir. Genellikle sadece burun içinden girmek yeterlidir. Bazen maksiller sinüse girmek için dudak altından çalışmak gerekebilir. Bu yöntemle burun içindeki et, kemik eğriliği gibi diğer hastalıklar da tedavi edilebilmektedir. Ameliyattan sonra hekimin tercihine göre burun içine tampon konabilir. Ameliyatın Ne Gibi Komplikasyonları Vardır : Anestezi komplikasyonları dışında endoskopik ameliyatta en sık görülen problem kanamadır. Bu bazen cerrahın çalışmasını engelleyecek kadar şiddetli olur ve ameliyatta asıl amaç kanamayı durdurmak haline gelir. Bunun dışında burun ve sinüslerin çevresinde önemli organlar bulunduğu için ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlar arasında göz çukuru içine girilerek göz küresi ve sinirinin zedelenmesi, beyin zarının delinerek beyin sıvısının burun içine akması, beyine giden büyük damarların yaralanması, beyin absesi gibi ciddi problemlerin yanı sıra bazı küçük ve daha sonra tedavi edilebilen komplikasyonlar da vardır. Ameliyattan Sonra Nelere Dikkat Etmeliyim : Endoskopik yöntemle yapılan ameliyattan sonra en önemli konu pansumanların uygun yapılmasıdır. Sinüzit ameliyatında pansuman burun içinin uygun şekilde temizlenmesi anlamına gelir. Bunun için başlangıçta birkaç günde bir daha sonra daha seyrek olarak doktorunuza gitmeniz gerekecektir. Kaç günde bir temizlenmesi gerektiği ameliyatın seyrine ve doktorun tercihine göre değişir. Doktorunuz her pansumandan sonra bir sonraki görüşme zamanını söyleyecektir. Hasta kendisi burun içini serum fizyolojikle yıkayarak yapışma ve birikintileri önlemeye çalışabilir. Ameliyattan Sonra Sinüzitim Tekrarlar mı : Endoskopik yöntemle ameliyat yapılmaya başlandıktan sonra sinüzitin tekrarlama oranı son derece düşmüştür. Ancak yine de özellikle alerjinin rol oynadığı sinüzitlerde tekrar problem oluşması görülebilir. Alerji toplumumuzda sanıldığından çok daha sık görülmektedir. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Boğaz trafiğe kapatıldı | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 05-01-2008 19:32 |
| Boğaz facia atlattı | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 04-01-2008 19:00 |
| Burun Kanamasi | babür | Sağlık | 0 | 01-07-2007 21:45 |
| Boğaz aşığı bir Starr | **Zerd@** | Genel Müzik Konuları | 0 | 27-08-2006 09:28 |
| Burun tıkanıklığı | @izci@ | Sağlık | 0 | 23-08-2006 22:09 |