HIZLI ARAMA
| Sağlık Hastalıklar ve şifaları yaşadığımız sağlık sorunlarımızı burada paylaşalım! |
![]() |
| | #21 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Yüksek Tansiyon Nasıl Tedavi Edilir? Kan damarlarınızın ve yaşamsal önemi olan organlarınızın yüksek kan basıncından zarar görmemesi için siz doktorunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz? Doktorunuz size nasıl yardımcı olabilir? Vücudunuzun bazı yerlerinin kana olan gereksinimini azaltarak kalbinizin yükünü azaltabilirsiniz. Örneğin: - Yağ dokusunun beslenmesi için bol miktarda kanlanmaya gereksinim vardır. Eğer kilolu iseniz, kilo verip, vücudunuzun yağ dokusunu azaltarak, kalbinizin yükünü azaltabilirsiniz. - Düşük yağlı, düşük kolesterollü beslenme rejimi ile aterosklerozun (damar setliğinin) başlangıcını geciktirebilirsiniz. - Zorlanmadan yapabileceğiniz (yüzme, yürüyüş, balık tutma, golf) egzersizler bedeninizi şekle sokmakta yardımcı olacak, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak ve kalori kullanımınızı artıracaktır. Kendinizi yogun hissettiğinizde spor aktivitenize ara veriniz. Doktorunuz, yapabiliceğiniz egzersiz türünü ve programını seçmede size yardımcı olacaktır. Aşırı tuz alımı kan damarlarınızın çevresinde de su birikimine, böylece daha kolay daralmasına neden olacaktır. Bu nedenle hafif ve orta derecede hipertansiyon tedavisinde tuz miktarı düşük diyetin önemli bir yeri vardır. Bazı kişilerde sadece bu diyete uymak bile tedavi için yeterli olabilir. Prensip olarak sofrada tuzluk kullanmamak ve ekmeği tuzsuz yemek yeterli olabilmektedir. Yemeğe pişerken az miktarda tuz eklenebilir. Tuz içinde muhafaza edilen, (turşu, konserve yiyecekler, tuzlu kuru yemişler, salam, sucuk, pastırma vs.) gıdalar eve dahi sokulmamalıdırlar. - Doktorunuz vücudunuzdaki fazla su ve tuz yükünü atmanıza yadımcı olmak için idrar söktürücü ilaçlar verebilir. Ancak bu ilaçları alırken bile tuz alımını mümkün olduğunca düşük tutmalısınız. Yemeklerinizi tatlandırmak için, baharatlar, limon, sirke, sarımsak, nar ekşisi veya tuz tadı veren maddeler kullanabilirsiniz. Tuz tadı veren maddeler genelde eczanelerde satılan potasyum tuzlarıdır. Bunları kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. Sabırlı olduğunuz taktirde tuzsuz yemeklere zaman içerisinde alıştığınızı, damak tadınızın değiştiğini fark edeceksiniz. - Potasyumdan (meyve ve sebzeler, özellikle, portakal mandalina, greyfurt, muz, domates, patetes) ve kalsiyumdan zengin gıdaların bazı kişilerde kan basıncını düşürmede yardımcı olabileceği öne sürülmüştür. Ancak bu bilgi kesin değildir. - Yüksek kan basıncı olan kişiler az miktarda (günde bir dubleyi geçmemeli) alkol alabilirler. Ancak kilo vermeye çalışıyorsanız, alkolün kalorisinin çok yüksek olduğunu hatırlamalısınız. Bazı çalışmalar aşırı alkol tüketiminin kan basıncını yükselttiğini göstermiştir. - Sigara içilmesi, koroner arter hastalığı ve kalp krizi için önemli, bir diğer risk faktörüdür. Ayrıca damarlarınızda spazma yol açarak kan basıncınızın kontrol edilmesini güçleştirir. Eğer sigara içiyorsanız, mutlaka bırakmalısınız! - Çalışma saatleri içerisinde kısa dinlenme molaları veriniz. Geceleri ve hafta sonlarını dinlenmekle veya hafif - orta derecede spor aktiviteleri ile geçiriniz. |
| | |
| | #22 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | İlaç Tedavisi İle İlgili Bilmeniz Gerekenler Nelerdir? Çoğu hastalarda sakinleştirici ilaçlar kan basıncını düşürmede pek yardımcı olmazlar. İdrar söktürücü ilaçlar halen hipertansiyon tedavisinde etkin biçimde kullanılmaktadır. Aşırı su ve tuz yükünü idrar yolu ile atarak kan basıncınızın düşürülmesine yardımcı olurlar. Etki süreleri ve etkinlikleri değişik pek çok idrar söktürücü ilaç mevcuttur. Bunların bir kısmı, potasyum kaybettirir. Bazılarının ise potasyum tutucu etkisi mevcuttur. Doktorunuz kan basıncınızın derecesine, yapınıza uyygun başka bir ilaç da seçebilir. İlk ilaçla yeterli kan basıncı düşüşü sağlanamıyor ise, ikinci bir ilaç eklenebilir. Bu nedenle ilk ilacınızı kullanırken evde kan basıncınızı takip ederek, kaydetmeniz istenebilir. Kan basıncını düşüren pek çok ilaç vardır. Bu ilaçlar ya merkezi sinir sistemi yolu ile ya da direkt olarak damarlarınıza etki ederek, küçük arterlerin gevşemesini sağlayacak, böylece kan basıncınız düşecektir. Bu etki sadece ilaca devam ettiğiniz süre için geçerlidir. İlacı kestiğinizde kan basıncınız yeniden (bazen yavaş yavaş günler içerisinde, bazen de hemen) yükselecektir. Bu nedenle ilaçlar tamamen bırakılamaz. Kan basıncınız düşse bile ilaç tedavisine devam etmeniz gerekir. İyi sonuç alınması için ilaç tedavisine yaşam boyu devam etmek gereklidir. İlaç tedavisine başladıktan sonra dozlar dikkatle ayarlanmalıdır. Bu nedenle başlangıçta, en azından kan basıncınız tam olarak ayarlanana kadar doktorunuzu sık sık görmeniz, iletişimi kopartmamanız gereklidir. Kan basıncı kontrolü sağlandıktan sonra, doktorunuza senede 3-4 kez gitmeniz yeterli olacaktır. Her hastanın beden özellikleri değişik olduğu için, bünyenize uygun, en az yan etki yapan ilacı bulmak için doktorunuz ilaç tedavinizi birkaç kez değiştirebilir. Kan Basıncını Düşüren İlaçların Yan Etkileri Neler Olabilir? Kan basıncını düşüren ilaçların yan etkileri de vardır. Ancak bu yan etkiler ilacı kullananların tümünde görülmez. Bir ilaç grubunda yan etki görüldüğünde bir diğer grup ilaçla değiştirilebilir, yan etki doza bağımlı ise ilacın dozu azaltılarak başka bir ilaçla birlikte kullanmanız önerilebilir. Herhangi bir yan etki görüldüğünde bir sonraki dozu almadan veya ilacı tamamen bırakmaya karar vermeden mutlaka doktorunuzu aramalısınız. İlaç Tedavisine Bir Kez Başlandığında, Ömür Boyu Devam Etmek Gerekir mi? Çoğunlukla böyle bir durum söz konusu ise de hafif hipertansiyonu olan hastalarda bir takım genel önlemlere dikkat etmek koşuluyla (diyet, zayıflama, düzenli egzersiz gibi) ilaç tedavisine bir süre ara vererek kan basıncı değerlerini izlemek ve normal değerler saptanırsa ilaç kullanmamak söz konusu olabilir. Bu yaklaşım ancak hekimin kararıyla uygulanabilir. Alıntıdır Konu @izci@ tarafından (18-12-2006 Saat 19:49 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #23 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Hipertansiyon, Yüksek tansiyon için Şifalı Bitkiler alıç Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır. çilek Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler. ıspanak Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor. kavun Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbî olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir. kereviz Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır. kestane Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir. meyankökü Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. yüksek tansiyonu düşürür. soğan ve sarımsak yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle'da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor. zeytin Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. |
| | |
| | #25 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Panik Bozukluğu Olan Hastaların Düşünce ve Davranış Özellikleri Panik Bozukluğu olan hastalar, yaşadıkları panik ataklar nedeniyle zamanla yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar, çok şiddetli ölüm korkusu veya kontrolünü yitirme duygusu yaşadıklarından düşünce ve davranışlarında aşırılıklar, abartılı korkular dikkati çeker, fakat bütün bunlar hastanın elinde ve iradesinde değildir. Tedaviyle ortadan kalkar ... Örnekler: "Her an bana birşey olabilir, düşüp bayılırım" korkusuyla aşağıdaki davranışlar geliştirilir: Yanında su ve ilaç taşıma, Sürekli kalbini, nabzını dinleme ve tutma, Tansiyon aletiyle dolaşma, sürekli tansiyonunu ölçme veya ölçtürme, Yakınlarının adreslerini ve telefonlarını özel bir şekilde yanında taşıma, Panik krizi yaşanır endişesiyle cinsel ilişkiden kaçma, sportif aktiviteleri bırakma, Sürekli yanında birilerinin bulunmasını isteme, yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ve kapalı yerlere girememe, toplu taşıma vasıtalarına binememe, ![]() Bulunduğu muhitten uzağa gidememe, Tatile, seyahate çıkamama, Birçok sağlık sigortasına üye olup, kartları yanında taşıma, Bir yere gideceği zaman sağlık kuruluşlarının olduğu güzergâhlardan gitme, Sık sık acil ünitelerine başvurup kalp grafikleri (EKG) çektirme, check-up'lar yaptırma, Berbere, diş hekimine gidememe, Boğazını sıkan bir şey giyememe, Sütyen takamama, Camiye gidememe, veya en arka safta namaz kılma, Cenaze arabası, ambulans, itfaiye aracı görünce, hastanelere gidince fenalaşma hissi, Uyumama, uykuda panikle ölürüm diye uykusunu kaçırma, Tansiyon yükselecek, kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusu ile aşırı rejim-diyet uygulaması, TV' lerdeki, basındaki intihar, cinayet, felaket haberlerinden aşırı etkilenme onları izlememe, Otomobilde panik yaşarım korkusu ile, otomobiline binememe, otomobilini satma, Uçağa, vapura binememe. |
| | |
| | #26 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ya benim bugünlerde tansiyon problemim çıktı hiç yoktu anlam veremedim bide buraya bakim dedim ooo hastaneye gitsem bukadar bilgilendirilmezdim heralde çok güzel herşey anlatılmışş ve bi çok şeyi anladımm eline sağlık.. Allah razı olsun. |
| | |
| | #27 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 17.884 İtibar Gücü: 49 | Allah sendende razı olsun kardeşim. |
| | |
| | #28 (permalink) |
![]() Kayıt: 21.01.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 362 İtibar Gücü: 10 | Paylaşım için teşekkürler... |
| | |
| | #29 (permalink) |
| Kayıt: 22.01.2007
Mesajlar: 50 İtibar Gücü: 10 | bilgiler için saol... |
| | |
| | #30 (permalink) |
| Kayıt: 10.11.2006
Mesajlar: 1.639 İtibar Gücü: 0 | Tansiyonu düşür, riskten kurtul Kalp krizi, inme gibi sonuçları olan damar sertliğinden korunmanın en önemli yollarından biri tansiyonu düşürmek. 14/9 üzeri tansiyon mutlaka tedavi edilmeli. Çünkü tansiyondaki her 20 mm civarındaki artış ölüm riskini 2 kat artırıyor. Damar sertliğinden korunma yöntemleri neler? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Korunma yöntemleri 2'ye ayrılır. 1- Hastalık belirtisi ve bulgusu ortaya çıkmadan alınacak tedbirler (birincil korunma). 2- Hastalık belirtisi ve bulgusu ortaya çıktıktan sonra kullanılan önlemler (ikincil korunma). Hastalık belirtisiyle bulgusu birbirinden farklı şeyler. Damar sertliğinin belirtileri şunlar: Kalbe bağlı göğüs ağrısı (anjina), kalp krizi, geçici veya kalıcı inme, tedavisi zor yüksek tansiyon, kan tahlili ile tespit edilebilecek erken böbrek yetmezliği, bacaklarda ağrı, yara veya kangren. Henüz hastalık belirtisi görülmeden tarama sonucu ortaya çıkan bulgular ise şöyle sıralanabilir: Damar ultrasonunun gösterdiği erken değişiklikler, EKG bulguları, özel tip tomografi ile kalp damarlarında görünen kireçlenme veya ayak kan basıncının normale göre düşük olması. Hastalığa yakalanmamak için ne yapmamız gerekiyor? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Sigara içmemek, egzersiz yapmak, fazla kiloları vermek ve Akdeniz tipi diyetle beslenmek hastalığı önler. Hareketlilik hem damar sertliğinden korur, hem de yakalananlarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kolesterolün erken tanı ve tedavisi korunma açısından çok önemlidir. Ayrıca bu önlemler hastalığın belirtileri ortaya çıkanlarda da son derece önemli. Genetik yatkınlık olsa bile bu önlemler ya hastalığın çok geç çıkmasına ya da çıksa bile daha iyi seyretmesine yardımcı olur. Yüksek tansiyon hakkında neler söyleyeceksiniz? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Kalpten pompalanan kanın organlara ulaşması için kan basıncının yeterli seviyede olması gerekir. Fakat kan basıncı gereğinden fazla olursa bu sefer kalbin işi artar. Çünkü kalp yüksek olan basıncı yenip kanı iletebilmek için daha fazla kuvvetle çalışmak zorunda kalır. Uzun zaman sonra da kalp yorularak yetmezliğe girebilir ve kanı artık yeterli şekilde pompalayamaz. Yüksek basınç ayrıca çevredeki dokulara da direkt zarar verir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, yüksek tansiyonun, kalp damarları hastalığı ve inmenin ortaya çıkmasında kesin etkili olduğunu gösteriyor. Buna göre kan basıncındaki her 20 mm civarındaki artış, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri iki kat artırıyor. Demek ki kan basıncı 14'ten 16'ya çıkarsa ölüm riski 2 kat fazlalaşıyor. 14/9 üzeri tansiyon mutlaka tedavi gerektirir. Yüksek tansiyon tanısı için farklı aralıklarla birden fazla ölçüm yapılması şart. Diyetle alınan tuz (sodyum) kan basıncını etkiler. Aşırı sodyum alımı, vücutta su birikimine ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Bu konu tartışmalı olmasına rağmen halen birçok ülkede sağlık kuruluşları günlük tuz alımının kısıtlanmasını öneriyor. Tuz kısıtlamasıyla beraber sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve yağ miktarının azaltılması gerekiyor. Diyetle tansiyonun olması gereken seviyelere getirilmediği hastalarda mutlaka ilaç tedavisine geçilmeli. Aksi taktirde yüksek tansiyon hem pıhtı hem de kanama sonucu oluşabilecek inmeye neden olur. Sigarayı hemen bırakmak mı lazım? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Sigaranın en fazla zarar verdiği sistem damarlardır, diyebiliriz. Sigara içilmesi tüm damar sertliği tiplerini kötü şekilde etkiler. Fakat en büyük zararlı etkisini kalp ve beyin dışındaki çevre damarlar üzerinde gösterir. Sigara içmek yağ ve pıhtılaşma metabolizmasını kötü şekilde etkiler. Damar iç tabakasının fonksiyonunu bozar. Sigaranın bırakılması ile risk yaşlı hastalarda bile hızla düşmeye başlar. 1 yıl sonra bu risk yüzde 50'ye kadar düşer. 3 yıl sonra da damar sertliği riski sigara içmemiş olanlarla aynı seviyeye iner. Dolayısıyla sigarayı hemen bırakmak lazım. Akdeniz tipi diyet nedir? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Akdeniz diyeti yüksek oranlarda sebze, meyve, az miktarda et ve tavuk, rafine edilmemiş doğal tahıllar, bol balık, fındık, ceviz gibi sert kabuklu kuruyemişler, doymuş yağ oranı az olan bitkisel yağları içeriyor. Birçok bilimsel çalışma bu diyetin damar sertliğinden ölüm oranını belirli bir şekilde azalttığını açıkça gösteriyor. Şişmanlığa karşı önlem almak da önemli mi? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Evet. Aşırı şişmanlık İngiltere'de son 20 yıl içinde 3 kat arttı. Bu ülkede kadınların yüzde 21'i ve erkelerin de yüzde 17'si aşırı şişman. Bel çevresi kalınlığının erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimin üzerine çıkması damar sertliği için risk faktörü. Peki kolesterol kontrolü? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Kolesterol hücrelerin yaşamı için gerekli olan yağ benzeri bir madde. Kanda taşınması için özel taşıyıcı maddelere ihtiyaç var. LDL kolesterol (kötü kolesterol) kanda en fazla oranda bulunan taşıyıcıdır. Kandaki seviyesi artınca damarın iç tabakasında birikmeye başlar ve darlıklara neden olur. Kandaki kolesterolün az bir kısmı HDL kolesterol (iyi kolesterol) tarafından taşınır. İyi kolesterolün kandaki seviyesinin düşük olması damar sertliği riskini arttırır. Sigara, yüksek kalorili beslenme, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve hareketsizlik LDL seviyelerini artırır. Kandaki istenilen kolesterol seviyeleri şöyle: Total kolesterol 200 mg/dl'den düşük, LDL 100 mg/dl'den düşük ve HDL 40 mg/dl'den yüksek olmalı. Kolesterolü yüksek olanlarda, eğer damar sertliği yoksa, diyetle kolesterol seviyeleri düşürülebilir. Ama damar sertliği tespit edilenlerde ne olursa olsun mutlaka ilaç tedavisi başlatılmalı ve ilaç hayat boyu kullanılmalı. Mutlaka egzersiz yapmalı mı? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Haftada en az 5 defa, 30 dakikalık, orta tempolu yürüyüş gerekiyor. Araştırmalara göre, zayıf ama hareketsizlerin damar sertliğine yakalanma riski, aşırı kilolu ama hareketli olanlara göre daha fazla. Hastalık belirtileri olanlarda hastalığın ilerlemesi nasıl durdurulur? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Yukarıda bahsedilen önlemlerin dışında her hastaya damarları koruyucu ilaç tedavisi başlatılmalı. Bu tedavi, kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar, kolesterol seviyesi normal olsa da kolesterol düşürücü ilaçların birlikte kullanılmasını kapsıyor. Bu ikili tedavi hayat boyu kullanılmalı. Diğer risk faktörlerinden yüksek tansiyon, erken veya gelişmiş şeker hastalığı, yüksek kolesterol, yüksek homosistinin tedavi hedefleri yerine getirilmeli. Belirtileri olan hastalarda damarların tutulma yerleri, darlık dereceleri ve ne tip bulgu verdikleri girişimsel tedavi seçimini etkiler. Birçok hastada risk faktörlerinin kaldırılması ve koruyucu ilaç tedavisi yeterli olur. Peki bunlar yeterli olmazsa? Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Gerekli vakalarda ya balon yöntemleriyle ya da açık cerrahi ile tıkanan damar bölgelerinin tedavileri yapılır. Ameliyatın gerekli olup olmadığına karar vermek çok uzun yıllar damar cerrahi tecrübesi gerektirir. Önemle üzerinde durulması gereken nokta şu: Tecrübe vebilgi gereksiz, büyük ameliyatlara engel olur. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Panik Atak Nedir ? | aStrObnX | Sağlık | 7 | 02-02-2008 11:35 |
| Çapkınlar panik atak oluyor | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 30-11-2007 13:40 |
| Panik Atak denilen Illet | DiLrUbA | Sağlık | 0 | 11-03-2007 12:13 |
| Siz de Panik atak mısınız? | **waterlily** | Sağlık | 1 | 09-02-2007 18:12 |
| Panik Atak | @izci@ | Sağlık | 0 | 31-01-2007 07:12 |