ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Psikoloji Felsefe Sosyoloji Psikoloji Felsefe Sosyoloji dersi bilgi bankası, paylaşımları.

Cevapla
Alt 13-11-2008, 23:33   #1 (permalink)
tess
Çalışkan 2de1'ci
 
tess - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 31.10.2007
Yaş: 61
Mesajlar: 151
İtibar Gücü: 9


Arrow KİŞİlİk

Kişilik
İnsanın diğer canlılarla olan farklarını sıralamaya başlarsak bir tanesine en yukarıda yer vermemiz gerekir. Bu da kendi eyleminin bilincinde oluşudur. Burada eylem derken fiil, edim, iş gibi hareket içeren bir kavram kullanıyoruz. Ancak bu kavram, günlük yaşantımızdaki yürümek, okumak, konuşmak gibi basit hareketlerin daha geniş anlamını kapsar.Yaşantımızın tümünün içinde her türlü durağan dışılığı ifade etmek istiyorum,öyle ki eylem kelimesine psikolojik davranışlar da giriyor. Diğer canlılar sadece eylemde bulunur, insan ise kendi eylemleri üzerinde düşünür. Buna ilave olarak her bireyin, bebeklik evresinden sonra kendi kendisinin bilincinde olması gibi bir yeteneği vardır. Herkesin kendi bilinci olduğuna göre, kişiler sadece görünüş ve beden yapısı yönünden değil, hiç kimseyle paylaşılmayan bilince sahip oluyorlar demektir. Üstelik bu bilinç süreklidir de. Aslında bu konu hemen herkesin çok iyi bildiği bir olgudur. Ben sizinle aynı düşünceleri paylaşabilirim. Birtakım olaylardaki heyecanımız, zevklerimiz, üzüntülerimiz de benzerlik gösterebilir. Ama benim kendi bilincimde olma tarzımın sizinki ile ortak olduğunu ileri süremem. Buna rağmen her ikimizin de kendi bilincine varma eyleminin ortak noktalar içerdiğini ama ayrıntıların farklı olduğunu söyleyebilirim. Bu kadarı bile her ikimizin ayrı ve tek birey olması için yeterlidir. İnsanın kendi kendinin bilincine varma gerçeği, evrim sürecinde ne zaman tam olarak olgunlaştı? Bu soruya kesin bir cevap vermek gerçekten çok zor. Ama belli bir evreden sonra bu olgunun toplumun tümü tarafından irdelendiğini biliyoruz. İnsan spontane, yani kendiliğinden (isterseniz içinden geldiği şekilde diyelim) davrandığında diğer insanlar tarafından yadırganır. Zira böyle bir durum, o eylemi yapan kişinin diğerlerinden daha fazla haz duyma isteğini yansıtıyor demektir. Bu nedenle kendi bireysel çıkarları doğrultusunda davranan bir kişi başkaları tarafından suçlanacağını bilir. Ya da kendi kendine suçluluk duygusuna kapılır. Her iki durum da kendi kendinin bilincinde olmanın toplum tarafından denetlenmesi anlamına gelir. Şu halde insanı öteki canlılardan ayıran kendini bilme özelliği, hem ahlak kurallarını hem de öteki canlılar için söz konusu olmayan suçluluk duygusunu doğurur.
İnsanın kendini tek olarak görebilme ve öteki insanlardan ayırabilme yeteneği sosyal bağlar kurmasına engel değildir. Ama bu yetenek bazen doğal olması gereken sevecenlik bağlarını aşan aşırı davranışlara neden olur. Dinlerin ele aldığı konuların bir tanesi de budur. Nitekim İncil’de Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi öyküsüyle simgelenmiştir.
İnsanın bir zamanlar masum, suç işleme yeteneğinden yoksun, bilinçsiz ve aldatmacadan habersiz olduğu söylenir. Ayrıca insanın, gelecekte yücelmiş bir konuma erişeceğini, bilincinin bencillikten arınacağını da söyleyenler vardır.
Her iki konu genel anlamıyla felsefeyle ilgilidir.
Hatta geçmişe veya geleceğe bakmaya gerek te yoktur. Çocukluğun en büyük mutluluğuna gerekçe bilgi eksikliğidir. Bu durum, henüz kendi kendinin bilincinde olmama evresiyle ilgilidir. Buna rağmen salt bilimsellik uğruna yaşamın bütün gerçeklerini görmezden gelmemeliyiz. İnsan, çevresini bilir, onu denetler. Üstelik bu bilme ve denetleme olgusu kendine özgü,kendinin ve çevresindeki dünya ile ilişkisinin bilincinde olması şeklindedir. Ama konu bu kadarıyla sınırlı değildir.
İnsan ayrıca kendi bireysel varlığının geçici olduğunun da bilincindedir, yani ölümlü olduğunu bilir.
İnsanın kendi dışındaki dünyayı bilmesi ve onu denetlemesi, kendisi ile çevresi arasındaki ilişkinin bilincinde oluşu, diğer taraftan ölümlü olduğunu da anlaması, hem kendi geçmişine hem de kendi geleceğine ilgi duymasına neden olur.
Böyle bir tanım ilk bakışta biraz anlamsız görünür. Ama kendimizi şimdiki zamanda yaşayan ben olarak görmenin yanı sıra en azından kendi atalarımızın devam eden bir ferdi olarak düşünürsek ister istemez geçmişle bağlantı kurmuş oluruz.
Mitoloji ve tarih hep geçmişle olan ilgimizi yansıtır. Ölümlü olmamızın bilincini taşımamız, bizleri ölümümüzden sonra anımsanmamızı sağlayacak olgular üretmeye zorlar. Bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. En basit hatıra eşyasından başlayarak anıtlara saraylara ve hatta piramitlere kadar genişleyen objeler örneği hep anımsanma isteğinden doğan olgulardır. Hem geçmişe hem de geleceğe yönelik ilgimiz ölümlülük konusunda bizleri rahatlatmaya yarayan davranışlardır.
Her bir kişinin bilinci kendisine özgü olduğundan ve bu olgu başkaları ile tümüyle paylaşılamadığına göre her insanın kendisini birey olarak algılaması, ister istemez onun yalnızlık duymasına neden olur. Burada bahsedilen, kalabalıktan uzak kalma, insanlardan ayrı durmak şeklindeki yalnızlık değildir.
Kendi varlığının bilincinde olan, kendisinin diğerlerinden apayrı olduğunu bilen bir insanın toplum içinde olsa bile görünmez bir zırhla çevrelendiğini hissetmesidir. Bugün için etrafımızda arkadaşlarımız olabilir. Ama günün birinde koşulların değişmesi sonucu kendimizi onların olmadığı bir ortam içinde bulabiliriz. Böyle bir olasılık her zaman vardır ve bunu hepimiz de biliriz.
İşin ilginç tarafı, bir insan, kendi bireyselliğinin bilincine ne kadar çok varırsa, yalnızlığının da o kadar farkında olur. Belki de bu nedenle yakınlarımızla olan ilişkilerimize dikkat ediyoruzdur.
Daha eski çağlarda, hatta o kadar uzak olmayan zamanlarda toplum-birey ilişkisi bugünküne benzemiyordu. Gerçi o dönemlerin insanları içinde oldukları durumu normal kabul ederlerdi, ama içlerinden birini günümüze getirebilseydik aradaki
farkı hemen anlayabilirdi. Nitekim eğitim ve kültürün kendi kendinin bilincinde olmayı arttırdığı, buna bağlı olarak bireyselliğin geliştiği günümüz toplumu gerçekten farklıdır. Artık toplum, geçmişte olduğu gibi organik bir bünye içinde yer alan elemanların mekanik davranışları gibi değildir. Bunu ben şahsen kendi geçmişim ile bugünü karşılaştırarak anlamış durumdayım.
Örneğin ortaokul dönemlerimde herkes gibi ben de sınıfın bir ferdi idim. Kendime ait hiçbir özelliğim olamazdı, sadece kurallara uyması gereken ve belirtilen şartlar içinde davranması istenen bir talebeydim. Ama bugünün aynı yaşlardaki çocukları cep telefonu kullanıyor, internet ile her türlü insanla ilişkiye geçiyor. Ayrı ayrı bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu günümüz toplumlarının en belirgin özelliği, iletişim olanaklarının artmasıdır.
Şimdiye kadar anlattıklarımız, konunun saf olarak görünüş biçimidir. Tıpkı kimyasal olarak saf su gibi. Oysa kullandığımız su görünüşte saf suya benzersede bileşim veya yapı olarak değişiktir. En azından değişik unsurları da barındırır. Gerçek hayat ta böyledir. Her şey yukarıda söylediklerimiz gibi değildir. Nitekim birçok kişi, kendi kendinin bilincinde olmanın, benliklerinin
tümünü kapsamadığını bu nedenle de eylemlerinin gizemli güçler tarafından yönetildiğini düşünür. Hatta bu güçlerin benlik içinde ama bilincin uzanamadığı yerde olduğunu sanır. Daha doğrusu, benliğinin içindeki gizemli güçler, bilinçlerince ulaşılamaz konumdadır. Böyle bir kişinin yaşam içindeki algısı artık bu yapı içinde şekillenmiştir. Söz konusu güçler, geçmiş dönemlerde kötü ruh ya da şeytan olarak biliniyordu. Günümüz ruhbilimi ise bu güçleri bireyi içten iten, tümüyle bilemediği veya denetleyemediği güdüler olarak tanımlıyor.
İster geçmişteki tanım, ister bugünkü tanım gerçeği pek değiştirmiyor. İnsanın kendi kendinin bilincinde olma süreci bireyselliğin oluşumunda bize yabancı olan olguların etkisindedir. Bu konuda verilen bir örnekte olduğu gibi insan, tam bir
bilgiye ya da denetime sahip olmadığı bir atın binicisi gibidir. Bazen binici ve at uyumlu biçimde birlikte hareket edebilir.
Bazen binici atı istemediği bir yönde gitmeye zorlayabilir. Bazen de at tarafından sürüklenir. Şu halde, kendimizi
kendi benliğimizle uyum içinde hissettiğimiz zamanlar olabilir. Kendi kendimizi denetlemeyi çoğunlukla başardığımız da doğrudur. Ama sürüklendiğimiz ve gerçekten yapmak istemediğimiz eylemleri de gerçekleştirdiğimiz olur. Gene kendimden örnek vermek gerekirse, ben de kaç kere şu şartlar oluşursa şu hareketi yapmayacağım diye kendi kendime karar versem de çoğu kez başarılı olamam.
İnsan eylemlerinin yönetimine etkin olduğu düşünülen güçler, benliğin dışında algılandıkları zaman ortaya ister istemez soyut objeler çıkar. Ama bilimsel analizimizi sürdürerek insan doğasının toplumsal ve tarihsel güçler tarafından belirlendiğini söylemeliyiz. Başka bir deyimle, bu güçler insanı ve onun yaşam biçimini dışarıdan etkiler. Aslında konu burada önemli bir yol ayırımına varıyor. İnsanın kendi içindeki güçler tarafından yönetildiğini varsayarak ruhbilimsel açıklamalara mı, dış koşullar tarafından belirlendiğini varsayarak tarihsel ve toplumsal açıklamalara mı, kulak vermeliyiz?
Kaynak : The Joy of Knowledge Encyclopaedia
tess Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık






1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848