HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Bu kadar Basitti!!.. Hani insan bir şeye alışır da sonra kaybeder ama neyi kaybettiğini bilemez. Hani insanın bir yeri kanar da yara nerdedir anlayamaz. Hani derin bir arayışın içine girer de, bir an soluklanmak için durduğunda neyi aradığını hatırlayamaz. Öylece kalıverir yolun ortasında. Hani bağırmak isterken susar ya kelimeleri. Canı acır, eksilir bir şeyler yavaş yavaş. Delicesine yalnız kalmak ister ama bir o kadar da savunmasızdır. Bütün aksilikler peş peşe gelir. Kaçmak bir seçenek olsa da, asla bir kurtuluş değildir. Bilir bunu, bilir ki kalmalı ve savaşmalıdır. Neyle peki? Kiminle ve ne için… Hani kimi zaman donkişotçuluk oynar ya insan, sonra sıkılır ama neden sıkıldığını söyleyemez ve onun yerine kendi kendine söylenir için için: “ Meğerse alıştığım zaman kaybettiğim ama kaybetmeye asla alışamadığım bir şeymiş benim için...” Zaman artık kabullenme zamanıdır. Yalnız kalmak değil yalnız bırakılmak koyar en fazla. Çünkü dipsiz bir kuyuya düşmüş gibi hissedersin. Kulaklarına yankılanan sadece eski günlerin hatırası olsa, her şey çizgi filmlerdeki gibi renkli olabilirdi ve emin ol, bunu sen de çok severdin ama hayat bir çizgi film değildir. Gözlerindedir yansıma ve yansıyan uçurumların çağrısıdır. Zaman artık en pis zamandır. İtirafların gelir ardından. Ne için olduğunu bilmediğin üzüntünü yok etmek için, bildiğin günahlarını satarsın. Çok fazla düşünmene gerek yok, anlamalısın; ucuzluk bir erdem değildir ve günahlarla iyi anlaşması bu yüzdendir. Her gün karşılaşmayı beklerken “ karşılaşırsak” diye ucu açık bir cümlenin ardından gelen kolayından dayanılmayacak sıcak bir bakış, hüzünle sevinci basitçe aynı duygunun içinde hapseder ama gene sen karmakarışık olursun. Sorunların çoğalır, saklanmak istersin. Saklambaç sanılır ki, sadece çocuklar içindir. Gel gör ki, oynamak için sadece bir ebe bulmak yeterlidir. Her şey burada gizlidir. İşte; en uzakken bir nefes kadar yakınında, bir nefesken gecelerin tutsaklığında… Budur aslında çözülmesi gereken. Sonra bir anda farkına varırsın. Yakalanmak için saklanmışsındır ama yakalayan olmamıştır. Hapisle tutsaklığın aynı cümle içerisinde yer aldığı fiyakalı bir pişman oluş öyküsünün içindesindir. Artık karmakarışık olmana gerek bile yoktur, artık bir şey olmana bile gerek yoktur. Oysa bir ebe bulmak yeterliydi, saklambaç sandığın gibi saklanmak için değil oynamak içindi. Yani bu kadar basitti… Şimdiyse neyin varsa, bak gördün mü; ellerinden kayıp gitti… Ellerin üşümeye başladığında anlamaya da başlayacaksın. Tokalaşmak için aranan bahanelerin, artık bahane olarak dahi tanınamayacak hale gelmesi; şüphesiz ellerin beraberken daha sıcak |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.846 İtibar Gücü: 46 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. kendine iyi bak "Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde... "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum. "Kendine iyi bak". Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum " "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, Yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum..." Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. *Taki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar* Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. ...Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin* Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin.... Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., Gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse... Sen de "Kendine Iyi Bak. "Kendine Iyi Bak derler", kursunu kafana sıkıp giderler... |
| | |
| | #3 (permalink) | |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 5.107 İtibar Gücü: 25 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. Alıntı:
| |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık, ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.. Ardında dünyalar, ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.. Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması. Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme, yalnızca gölge vermesi ağaçların. Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya, başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş. İki adımından birisi insanın. Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. saOLun arkadasLar,Yüreqinise saqLık.. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. seninde yüreqine saqlık |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. GİTTİN Gittin sen,tüm gidenler gibi…beni tamamladığını düşünürken,yine yarım kaldım. Tebessümün takılı kaldı yüreğimde… sonu yok,ışığı yok,ıssız bir yolda sessiz kaldı sevdam. Korkup kaçtın beklide bu sevda dan ! Sığdıramadın kalbine,taşıyamadın doğru dürüst… Bu kadar çabuk pes edişinde bundandı belki ? Başka cümlelerin ardına sığınman,yalan sevdalara kapılman bundandı işte. Gözlerine baktığım zaman hayat bulurdum. Öyle güzeldiler ki…sanki hayat saklıydı içlerinde ! Birden kapattın o gözleri…aldın benden hayatımın en beyaz siyahını. İşte ondan sonra başladı her şey;kalp ağrılarım,baş ağrılarım,haykırışlarım,hıçkırıklarım…. Benden aldığın en beyaz siyahtı bunlara sebep. Yaşadıklarımın kötü bir kabus olduğunu düşleyip,geçecek diyordum, Olmadı,geçmedi her şey artarak daha da çoğaldı. Pişmanlıklar sardı çevremi,keşkeler birikti içimde,acabalar dolaşıp durdu beynimde…ama yinede hep sen vardın düşlerimde,hep sen çoğaldın,hep sen büyüdün içimde… |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() Kayıt: 22.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 437 İtibar Gücü: 13 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. Ellerine sağlık arkadasım cok güzeldi baştaki şiirin mp3 de var cok harika |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. TskLer univercity10,Okuyan qÖsLerine saqLık |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ynt: Bu kadar Basitti!!.. Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma. Karanlık karanlığa düştü. Gece gecenin üstüne indi. Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni. Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi. Gözlerine zincirlediler gözlerimi. Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım. Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme… Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım. Taş üstünde taş oldum. Suskunluğum utançtan duvarlar ördü. Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne. Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım. Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma. Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım. Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi. Rüzgâr aldı nefesimi. Buzdan sütunlara çarpıldı sesim. İçimin içinde bir gurbet oldun. Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu. Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı. Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı. Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım. İçimde hep su sesi arıyorum. Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş.. Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş. Çöllerinden geçiyorum sensizliğin. Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde. Gelişin bir taze bahardı, unutmadım. Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş. İnsan insana kavuşmuyor artık. Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık. Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden. Bakışın canlara can katardı, unutmadım. Bütün bağlardan kurtuldum. Geceleri gecelerin koynuna sürdüm. Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım. Yanağının kıyısına geldim. Ellerinin ateşinden serinlik umdum. Gözlerim seni gördüğü için güzel. Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık. Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin. Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir. Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır. Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım. Günahlarımı biliyorum, utanıyorum. İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum. O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum. Bana nasıl bakacağını merak ediyorum. Ürperiyorum. Ürperiyorum. Ya tanımazsan beni… “O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi? Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum. Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım. Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım. Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım. Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül. Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada. Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin. Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin. Sen gittin, yüreklerden kan çekildi. Sen gittin, can tenden usandı. Sen gittin, dağ dağa küstü. Sen gittin, alev üşüdü. Sen gittin, aşk kalplerden çekildi. Kıyılara vurdu aşıkların cesedi. Vuslatın cennet çiçeği bana. Baharlardan hep seni sordum. Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar. Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor. Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını. Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel. Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum. Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı. Bir kelâm söyle n’olur! Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum. Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum. Sev beni cananın olayım. İçimden aksın bütün ırmaklar. Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım. Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün. Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım. Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım. Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım. Çöldeyim, susuzum. Dudağın bana Leylâ. Kuyularda Yusuf’um. Sözlerin bana Züleyhâ. Ateşlerde İbrahim’im. Gözlerin bana deryâ. Sancılar içinde Meryem’im. Bakışın bana İsâ. Yaralar içinde Eyyub’um. Hasretin bana şifâ. Ölüler içinde bir ölüyüm. Ellerin bana musallâ. _________________ |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bu KaDaR SeveBiLiRmiSiniz ? ... LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUN ......! | PaçoSS | Hikayeler ve Efsaneler | 15 | 03-12-2007 21:08 |
| İncitmeyecek kadar uzak, Üşümeyecek kadar yakın.. | KãRdé£éN | Hikayeler ve Efsaneler | 2 | 03-08-2007 20:12 |
| Hayat Kadar Yalan, Ölüm Kadar Gerçektik | NowomanNoCry | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 07-02-2007 12:11 |
| 'Ne kadar çok dış yatırımımız varsa, o kadar çok ihracat cephemiz var demektir' | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 28-01-2007 16:00 |