HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Susuyorsun... ... SUSUYORSUN... DEVAM ET... Bir zamanlar seni bir uçurumun kıyısından tuttuğumu ve kurtardığımı söylerdin. Buna karşılık, ne söyleyeceğini bilemeyen bir insanın, sol yanı şenlenen kadın rolünü oynuyordum. Yaşadıklarından inatla ders almaya çalışan, her şeye rağmen sevgiye olan inancını yitirmemiş, kıyısından deli, ucundan çocuk, gözleri denize girince yeşile çalan küçük bir kadının tatlı tesellisiydi belki de güzel sözler duymak. Seni gerçekten de kurtardığıma inandırmıştın beni... Susuyorsun...Devam Et... Her güzel başlayan aşklar gibi şendik, heyecanlıydık, beklemedeydik..Görüşebileceğimiz zamanların ayarlamalarında, duvarlara çentik atan mahkumlar gibiydik. Korkularını ilk yenen sen oldun, sen akıttın dudaklarından “seni çok seviyorum” kelimelerini. Bense yaşadıklarını ve hatalarını tekrarlamak istemeyen ama yine de konuşmak için çıldırasıya tetik de duran telaşlı bir yürektim. Her şeye rağmen fazla bekletmedim seni. Bir gün..beklediğim ama hiç ummadığım bir anda sana boşaldı dudaklarım; seni seviyorum, diye... Susuyorsun...Devam Et... Bedenimden önce beynimi tahrik eden bir adamın şarkısını dinliyordum. Bu yüzden ilk karşılaşmamız, tedirgin iki insanın karşılaşması gibi değildi. Küçük bir otel odasındaydık...her şeye rağmen, yaşadıklarına tez, utangaç bir profil çiziyordum ama seni seviyordum. İlk defa sen dokundun dudaklarıma..Yüreğim yerinden çıkacak gibiydi, yüreğim yerinden çıktı, sen yerleştirdin. Küçük bir otel odasıydı, şirindi ve belki de en güzeli pencerelerini açınca karşımızda Midilli’yi görmemizdi. Yağmur sularının ninnisinde seviştik seninle, balıkçı motorlarının makamında..Özlemlerimi koynunda uyuttum ve sabahın ışıkları vururken bedenlerimize, uyurken seyrettiğim yüzünü yüzümde unuttum... Susuyorsun...Devam Et... Yazdığın kelimeleri bırak, adresime düşen yüz binlerce cümleden hiç birine sığdıramadın beni Yazdığın her satırda bir nehir gibi aktım bilinmezliğine. Başka bir şehirden gökyüzüne gönderdiğin sıcacık kelimeler benim şehrimin denizine düşüyordu ve ben her harfi tek tek çıkartırken derinlerden, parmaklarıma denizin değil yüreğinin mavisi bulaşıyordu. Bütün şiirlerini itinayla saklıyordum ve her aşk’da olası olan bir bitiş ertesinde kullanmak üzere, mahkeme tutanaklarına şiirlerini şahit olarak yazdırabileceğimi biliyordum. Çünkü şiirlerin çığlık çığlığa konuşuyorlardı ve ben senin yokluğunla şiirlerinle dertleşiyordum... Susuyorsun...Devam Et... “Bekle” kelimesiyle bitirdiğin her cümleyi virgülle uzattım ve bekleyişlerime sığdırdım düşünü kurduğum geleceğimizi. Suskunluğu her gün daha fazla uzatıyordun ve ben tek başıma yaşıyordum, seninle beraber ellerinden tuttuğumuz ilişkimizi. Giderek uzaklaşıyordun, daha çok susuyordun ve ben bilinmezlerin ortasında senin gerçekte neyin olduğumu öğrenmeye çalışıyordum. Aylar geçiyordu, aramıyordun...Buna karşılık ben de “iyi ki sesin var yoksa bu hasret beni öldürecek” diyen adamın ölüm haberini bekliyor gibiydim. Her şeye rağmen bir şeylere sığınmak ve acılarımdan kurtulmak istiyordum. Ne zaman sana ihtiyacım olsa, “aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor” diyen kadının mutlu sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Sen sorunlarınla uğraşıyordun, bense sessizliğinle, sevdamla ve yalnızlığımla. Sevda, her şeye tek vücutmuş gibi göğüs germekti. Ben bunu biliyordum, böyle seviyordum, sense girdiğin mağaranın içinden uzattığım yardım elini bile görmüyordun... Susuyorsun...Devam Et... Herkes seni soruyordu, selamını veriyordu, iletemiyordum. Hep böyle mi çalıyordu sevdanın çanları, farklı olduğumu düşündüğün bana bile geçmişimde bıraktığım yaralı sevdalarımı anımsatıyordun. Her şeye rağmen hiçbir kötü sözü yakıştıramadım sana. Giderek çoğalan kırgınlıklarımı itinayla kapatmaya çalıştım. Bir güzel sözün yeterdi belki, bekletirdi, sesimi bile duymadın. Merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne..? Tutundum, çırpındım düşmemek için, uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm... Susuyorsun...Devam Et... Bize ait bir çok düşü sen yaratmıştın ve sen yok ettin yine. Birer masal kahramanıydık ve masal olarak kaldık, ilerde çocuklara anlatılmak üzere belki de. Yaşadığım ve yaşattığım hiçbir şey için pişman değilim. Hatta bir de teşekkürüm var sana, kendimi en güzel sevilen kadın gibi hissettirdiğin için. Adı üstünde bir bekleyişti yaşadığım, belki bu da bir düştü, uyandım, baktım ki yoksun, seni düşlerinde bıraktım... Susuyorsun...Devam Et... Bir aşk’a kaç aşk sığar diye soruyor bir şair, ben aşkıma tek aşk sığdırmıştım oysa, bilmeden ismimin bile unutulduğunu. Sorulması gereken sorular tedavülden kalktı, ki zaten cevapları da sana aitti.Sana değil, seninle bir ömrün düşünü kuran kendime yakıştıramadım “hoşça kal” kelimesini. Ama sen, bedeni dar gelse de, almadan fikrimi, elbisesini diktin vedanın. Bana sadece ortada kalmamak için giymek ve gitmek düştü. Ama gitmek değil ki öfkeyle, kırgınlıklarla, acıyla..kendi özgürlüğüm için bağışladım seni. Yine de, her şeye rağmen merak etmiyor da değilim; içindeki hangi sen gerçekte sevdi beni..?, hangi sen haykırdı gökyüzüne, sen bende ömürlük olmalısın diye..? ve hangi sen bu kadar kayıtsız kalabildi yüreğini konuşturan bir kadının yüreğine..? Susuyorsun...Devam Et... Susuyorsun....Artık konuşma... |
| | |
| didoşum isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | BurcuUu_ (25-10-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Yine Yazıyorum Özgürce.. Yine yazıyorum özgürce, özgür olduğum tek yerde. Bir de ağlıyorum ağlayabildiğim bir yerde, ağlayabileceğimi hissedince!!! Bazen de gülüyorum, elimden geldiğince, becerebildiğimce. “Sen ne yapıyorsun” demiyorum. “İyiyim” diyorsun ben susuyorum. Sen soruyorsun “sen ne yapıyorsun”, “ben mi diyorum?, “Evet” diyorsun. Senin kadar olmasa da çok şey yapıyorum. Siyah ol diyorlar, siyah oluyorum. Ak ol diyorlar, ak oluveriyorum. Gül diyorlar, gülüyorum... Ağlama diyorlar susuyorum. Vazgeç diyorlar VAZGEÇİYORUM her şeyden. Sevdiğimden de, sevmediğimden de…! Bırak diyorlar, bırakıyorum bütün ipleri, hayalleri. Seni düşünüyorum umarsızca, hayallerim suya düşüyor su kalıyor kuyuda. Hepsi bir kenara hayalleri kurtarayım diyorum. “Bırak oda kalsın” diyorlar. Bırakıyorum oda kalıyor. “Yak” diyorlar, yakıyorum. Bir kibrit çakıyorum her şeye. Aya, yıldıza, buluta… Sonra kendime…! Ay sönüyor toprağa düşüyor, yıldız kül kül olmuş savruluyor, bulut duman duman dağılıyor. Bense köz köz çırpınıyor. Hepsini geçtim bari ben diyorum. “Yak oda bitsin” diyorlar. Yakıyorum, ben de bitiyorum. Aslında çok şey yapıyorum. Yapamadıklarımın dışında çok şey. Kendim olmadan çok şey. Senin kadar olmasa da çok şey. Bak yine birseyler tükendi icimde.. TÜKENİYORUM ELİMDE OLMADAN, YAVAŞ YAVAŞ… Bir sen varsın “öl” demeyen. “Günaydın” diyorsun “günaydın” diyorum. “Güneşin ışığından aldığın ışıltıyla aç gözlerini” diyorsun, gülüyorum. “Ayın ışığından kalan mahmurlukla başla güne” diyorsun, durgunlaşıyorum. “Önce dik dur, dik dur ki günün de, ömrün de dik geçsin” diyorsun, güçleniyorum. Sonra ağlıyorum; “Ağla rahatlarsın” diyorsun, susuyorum. “Şimdi anlat” diyorsun. Anlatıyorum. “Haklısın ama alacaklı değilsin” diyorsun, kızıyorum. “Hayat bu, ama ben varım” diyorsun. Susuyorum. “Dost” diyorsun, “dost” diyorum. “Çalınacak kapı mı var ben zaten buradayım” diyorsun, “BİLİYORUM” diyorum. Ve ben daha konuşmayı öğrenmeden sana duygularımı anlatmaya çalışıyorum… |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | ErteLemişim SensizLiği.. ![]() ‘Gece’ bile fazla bu akşam bana…Öyle siyah, öyle alacalı ki karanlık..Uyumak istiyorum, alabildiğine.. Kapatıyorum gözlerimi, sen oluyorsun uykularım.. Açıyorum gözlerimi, yalnızlığa kapılıyor düşüncelerim…Anlamsızlığımla eş değer oluyorsun aniden… Gidişini seyrediyorum, anılarımın arasından…Tozlanmış duyguları temizliyorum, kelime kelime..İçim acıyor, derinden…Gülüşünü anımsıyorum…İçim burkuluyor… Sensizliğe alıştırırken günlerimi, şimdi ne gerek vardı ki sana ? Düşüncene bile tahammülü yok yüreğimin.. Silebilsem yüzünü, gözlerimden… Ne acı…Seni hiç unut(a)mamışım ki ben…Eskiyen eşyalarım arasına saklamışım yaşanmışlıkları… Ertelemişim sensizliği bile bile… Şimdi…Ne şarkılar, ne satırlar dolusu cümleler..Hiçbiri iyi gelmiyor sensizliğime..[ COLOR="red"]Belki, çığlıklarımı susturmasam, ağlasam yağmur misali damla damla…Kimbilir, unutulursun belki ozaman...[/color] O an, duygularıma baş kaldırıyorum…Bakıyorum gökyüzüne, bırakıyorum çığlıklarımı yıldızlara doğru… Atıyorum seni özleyen her bir parçamı…Yüreğimi arındırıyorum fazlalıklardan… Bu kadar kolay olmamalı…İçimdeki ses, seni çağırıyor her darbemde… Durmuyorum…Parçalıyorum seni…Kanıyor her bir yanım... Ya ‘o’ susacak, ya ‘ben’ … |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Beni Anlamaya Çalışma Sevgilim... ![]() Beni anlamaya çalışma sevgilim, seni sevmekti güzel olan, sen asla olamadın... Kalbimi koyup bir kafese minik ellerine bırakmak... Sıradan basit cümlerle sana olan zaafımı anlatmaktı güzel olan... Saatlerce dalıp dalıp gitmek gözlerinin buğusuna... Sen değildin güzel olan... Sana çıkan yolları ezberleyişim, koşar adım gelişimdi her defasında... Güzel olan kokunu anlatacak kadar güzel bir kelime bulamayışımdı... Sırf sen kalasın diye yanımda, herkesten uzaklaşmamdı güzel olan... Seni herşey yerine koyup, herşeyimi kaybetme endişesi ile sarılmamdı sana... Bu suskunluğum, bu küskünlüğüm mirasıdır gözlerinin Hala unutmadım göğsümde hatıralar.. Yemini hiç bozmadım Sen git başımdan diyene kadar.. |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() || NefeSimSin || Kayıt: 02.06.2007 Yaş: 17
Mesajlar: 9.366 İtibar Gücü: 58 | Harikasın canımcım.. ELLerine sağLık.. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Yoruldum yâr ![]() Yoruldum yâr Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün. Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum… Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum. Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla. Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi. Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün. Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan. Paslandı gözlerim. Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim. Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim. Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara. Filistin olurum kalırım duvarlar arasında. Ama yine de İstanbul’u saklarım alınyazımda. Nerde olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm… |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Bir İntihar Gibi Çıldırmış Bu Sevdalar!! Kayıt: 24.10.2007 Yaş: 23
Mesajlar: 100 İtibar Gücü: 7 | Ellerine sağlık |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | rica ederim |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | Canım Kızım Canım Kızım; Meğer sanaymış yolculuğum. Burgun kendime neden yasadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım.. Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda... Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki'ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı... Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış. Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi.. Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi... O günden sonra neler oldu bir bilsen...sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana? Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan.... Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk'ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini... İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun. Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım... Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi... Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Susuyorsun!.. | aSi MeLeq | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 23-08-2006 00:35 |