| | Öyle uzağına düştün ki yüreğimin...Hangi mevsimin yağmuruydun;hangi intikamın gözü kör haksızlığıydın,hiç anlayamadım...Tüm gölgelerini hayatımdan toplayıp,yüreğinin sınırlarını yüreğimin haritasından çekip,gittin.Biliyordun,kelimelere ihtiyacın yoktu,beni bitirmek için...Sensiz kalmışlığın ansız telaşını yaşayan yüreğime,birde sensizliğini ekledin.Bense,gidişine inanmak istemeyen yüreğim için;senin adına,kelimesiz gidişini yapıştırdım ayna çerçeveleri arasına.Durmaksızın terkedilmiş siluetimi izledim aynalardan. Aynadaki terkedilmiş gölgeme gülümsemedim,o bana gülümsemedi diye.Sonra hep düşündüm...Hak vermedim bu sona,böyle tek taraflı bitmezdi hiçbirşey...Senin gözlerinden baktım kendime;sorguladım,yargıladım,sonra sürdüm içimden kendimi.Bir de senin için vaz geçtim kendimden.Sonra tekrar çevirip gözümü,kendime baktım;öylesine zavallıydım ki...Kendi gözlerimden,kendi sonumu seçtim;vazgeçtim...!
Sil baştan yaşayacağım artık tüm hüzünlerimi yeniden.Sil baştan,seni sevmeye başladığım gibi,parça parça unutacağım.Zor olacak, ruhunun ellerini yüreğimden yana hep yanlız bırakmak...Zor olacak sensiz bıraktığım kendimi,yine kendimle avutmaya çalışmak.Ama hep böyle değil midir tüm aşklar? Sen O'nu sevmeye başladığın andan itibaren;yeryüzünde O'nun dışındaki herkes değerini yitirmeye başlar gözlerinde.Yeryüzündeki tek ve vazgeçilmez tutkun yanlızca hep O olur.Ve bunu gören Tanrı,bir gün kızar sana.Kesip sarmaşık yüreğini bu aşkın üzerinden,çekip alır bu aşkı senden geri.Yanlız bırakır seni kendinle.İhmal ettiğin Tanrı,seni kendinle cezalandırır. Yüreğinin hazat zamanı,kendi ellerinle kesersin köklerini,içini dolduran bu sevginin.Kan yağar içine,kan dolar için,kan akar içinden içine.Kızdırdığın Tanrı yinede boğmaz seni kendi kanında,yinede acır;unutmayı öğretir sana,en çok ihtiyacın olan hediyeyi sana verir gibi...Bir sabah uyandığımda,belkide seni sevmenin kefareti olarak;böyle bir isimsiz hediye bulacakmıyım,kanları kurumuş kalbimin üzerinde?Sen çekip gittikten sonra,kalbimde açılan o sonsuz boşluğu,doldurmaya yetecek mi bu hediye?Yüreğimden havalanan göçmen kuşlar,alıp götürecekler mi seni içimden...?
Hani şu unutmak dedikleri...Kimi unutmak!Kendini mi?Sevgini mi?Sevmek;yeryüzünde hep yalnız olduğunu unutmak,ayrılıksa yine yalnız olduğunu hatırlamak mı ansızın?Unutmak,hep geç gelen bir tren mi;hayatının boşluga açılan garlarında,seni sevginden uzaklaştıracak yolculuklarından vazgeçiren?Şimdi yoksun...Şimdi artık ben,senden kaçmak için hangi trene binsem;yeryüzüne bakan tüm camlardan yüzünün kıvrımları akıyor bir nehir gibi...Dağılıyor ansızın içimde güzelliğin,bir yara gibi...İçimde çürümüş tüm gemiler çözünüp bir iskelet gibi,bırakıyor kendini içimdeki boşluğun toprağına... Gidişinin ayak seslerini anımsıyorum,bunun sıradan bir gidiş olmadığını bilmeden dinlediğim...Şimdi bensizlikle paylaştığın hayatını nasılda kıskanıyorum,bir düşkün gibi...
Yar, unutmak ne zormuş seni...! | |