HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 01.07.2007 Yaş: 18
Mesajlar: 290 İtibar Gücü: 9 | Adsız KahraManım İsyanım Sana DegiL..! Isyanim sana degil adsiz kahraman ! Cunku karsiliksiz da olsa, Senin sayende ogrendim Umut etmeyi, Tozpembe hayaller kurmayi, Sevilmeden sevmeyi... Sayende ilk kez, Kalbimin hassasligini, Benimde sevebilecegimi kesfettim.. Kendimden bile gizledigim sevgim yuzunden, Geceler boyu gozyasi doktum nedensizce.. Yalnizligimi yildizlarla paylastim, Onlara anlattim sana olan sevdamin büyüklügünü Satirlara doktum kalbimin feryadini... Uzaktan gordugum bir tebessumunle, Avuttum deli gonlumu aylarca hatta yillarca.. Benim olmayacagini bile bile, Senin mutlulugun için defalarca Tanri’ya dua ettim.. Saftı sevdam... Masum, berrak, Ve olabildigince mavi Basli basina deli bir sevdaydi... Herseye ragmen hicbirzaman isyan etmedim.. Hayal kirikligina ugradim, Gerçek yuzune gordugumde... Ateslerde yandim kor kor.. Kendime yakistiramadim, Duygularima ne denli yenik dustgumu... Gitmek... Gitmek istedim buralardan.. Coook uzaklara... Ama gidemedim!! Anladimki gitmek sadece bir kaçıştı.. Ve nereye kadar kaçabilirdiki bir insan? Diyelim ki kaçtı.. Vardi dunyanin bir baska kosesine.. Peki insan kaçabilirmi kendisinden?? Unutabilirmi geçmisini?? Kopabilirmi anilarindan?? Olmadi… Olmadi… Gidemedim uzaklara.. Kopamadim geçmişimden... Ama.... Ama sildim sonunda, Seni ve sana ait tum anilari benligimden... Yinede isyan etmiyorum sana adsiz kahraman.. Isyanim kendime ve koru korune ateslere suruklenen, Gerçekleri dahi gormeyen deli gonlume… Dilerim Allah’tan mutlu olasin!! Ama omrunde bir kez sende… Sende benim gibi umutsuzca sevesin!! Hayallerin yok edilsin!! Umutlarin kirilsin!! Yalnizlik denizinde girdaplarda bogul!!! Ancak o zaman anlarsin sevginin yuceligini, Ve kendinin sevdan karsisindaki acizligini... Tıpkı Benim Gibi..... aLinTi |
| | |
| BuRcCu_Om isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | BurcuUu_ (09-07-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ne özlenen bir koku ne de anımsanan bir ten zerafeti olmak istemezdim.. çünkü sevmeyi de, sevilmeyi de dokunmayı da bilmeyen sen kendi aynanda yansıttığın şeyin yine kendin olduğunun farkına varmakta gecikmeyeceksin.. ya isteksiz bir hevesle uzanacaksın arzularına, ya da umutsuz inançlarınla, "kaybedeceğim" diye diye.. hayat ışığımsın dediklerinde kendilerini alçalttıklarının değil beni yücelttiklerinin kanısıyla böbürlenirdim.. oysa günler geceye geceler günlere karıştıktan sonra ışıklı bir yolda küçük bir fener olduğumu farkettim.. bazen yalnızlığın zincirsiz esiri olduğuna inanırsın.. bazen de kalabalıklarda yalnız hisseder, bazense yalnızlıklarında kalabalıklara aldanırsın sessizce, güvenle.. saf, masum kanarsın gözlere, kelime oyunları yeterlidir.. unutmak kaçış yolun, terketmek çaresizliğinse eğer umutla dopdolu dediğin yüreğin nerede kaldı? Hani..? umutların nerede..? Yoksa yine mi uçurdun onları elinden ..? gidişine kuşlar da ağlamayacak artık yıldızlarsa hep aynı bilinen adreste bekleyecekler göz kırpmak için bağlı - bağsız yüreklere... ama bil ki tükenen umutların değil, sen olacaksın kabullenmek istemesende.. Patikalarda hatırlayacaksın belki, belki dikenli yollarda inanacaksın günahına.. belkide çıkmaz sokaklarda yenileceksin korkularına.. gözlerin kan ağlayacak perişan, parçalanmış haline.. benimse içim... ya senin, senin yüreğin kurumayacak mı? Yoğrulduğun teknede çürüyüp kalmayacak mısın? Bensiz bir hiç olduğunu bir kere daha kanıtlamayacak mısın? Ben küçük el feneri Sense ışıklı caddelerin gece bekçisi.. Şimdi söyle bana Kaldırımlarına daha ne kadar güveneyim ... alıntı |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 01.07.2007 Yaş: 18
Mesajlar: 290 İtibar Gücü: 9 | susu$unun soLqunLuqundayken... Sessiz sakin dolaşıyordum geceyi, unutulmuş dostlarımın gölgeleriyle konuşuyordum. Adımlarım yavaşlıyordu, evet bininci kez ölüyordum. Kaybolmuş mutluluklarımın kırıntılarına basıyordum, sözlerim bir zehir, duygularım bir porselen, kalbim bir gülkurusu, kırılgan… Şarkılarımı ayak seslerimle oluşturduğum notalara döküyordum bir bir… Odamın tavanındaki karanlığa asıyordum düş kırıklıklarımı, yerde kalan parçaları ayağımı kesiyordu. Hayır, canım değildi acıyan, benliğim, kalbim acıyordu. Artık sayamıyorum hüznün kaç düğümü olduğunu ve kum saatindeki mutluluk yönünün kim tarafından çevirildiğini… Yüreğim bir yangın yeri, bir deprem yıkıntısı, bir antik kent kalıntısı. Dizelerim söz bitimi, daha bir devrik, daha bir anlamsız. Gözlerimin beyazında çoktan doğmuş şafağın kırmızısı. Her solukta başkalarının oksijenini çalıyorum. Sevda diyorum, sevda, sevda, acı ve kekre… Eski bir aşkı yaksam diyorum, bir parça ışık için, dumanında boğulsa gözlerimin ışıltısı. Ben ki gizli duyguların adamı, ben ki her özlerimi kalbime attığımdan muzdarip, yitik sevdaları bir bir banyodaki aynanın buğusuna yazıyorum. Ve, evet şimdi fark ettim, bir kelebek kadar yaşamadığımı. Ben sonbaharda ağlayacağım, soluşumun satır aralarında benimle solarken sonbahar yaprakları, bir su birikintisinde boğulacağım belki de. Eski bir antikacıda bulacağım kime bıraktığımı unuttuğum o güzel günlerimi ve ben eski bir sonbahar gibi unutulacağım. İşte şimdi yorgun ve bitap yüzümdeki her çizgi, durulmuş dakikalar, hüznün herhangi bir mısrasında ve çoktan unutmuş hangi sonbaharda solduğumu. Haritasını çizerken kuşbakışı gülüşlerin, üşümekten morarmış dudaklarından bir parça ve çoktan uzaklaşmış bir rüzgarda ellerinin kokusu. Ben hala susuşunun solgunluğundayken, elimde o zarfsız imzasız daha mürekkebi kurumamuş mektubun, sehpada unutmuştum başımı, us yitik. Gözlerim sanki birer deniz iğnesi, kırılmakta benliğimin benli gözenekleri. İçimde bir sürgünün gizli sessizliğini taşırken, anlıma dayarım güz görümlük ömrümü, seherin cılız eliyle… Iraktaki vahşi güller hüzün kokar artık bana ve ölüm ardıma leke düşer, gözlerimden çekilen sıcaklık yüzümde soğur, soğuk. İki kaşım arasında kendine yenilir yeni uzun yolum. Çiçek tüter hayaller karanlığı kısıp, pencerede gök ıçurtma çeker yıldızlar çölüme… Bir ışık hüzmesi yayılacak göğe, acılaşan gecede; ateş yakacak suyu ve düşüp kirpiklerime gömülecek yüzüme sıkışmış ölü çocuklar. Ay batışı gözlere iki ezgi gibi hüzünler çökerken tetikteyimdir yalnız gölgemle. Sıkıntımın yıldız sefası, ne olur kapatma kollarını, damarıma basma sabah. Güvercin uçuşu, alabildiğine rüzgar; durma gez arpacık ! Göz tetikte. Ölüm ulaşılmazlarda bekleyen kuş seslerinde, bakire umutlar. Sessizliğe dolunay doğarım, Dışarıda dilenci kızlara serpinti yağmurun kırık sesi, Ve düş artık yakamdan, Güneş kırıklarına dadanan sevda |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kardan AdamLar Yaptım Hepsini Kahramanım Sandım, AvuçLarımda EridiLer.. | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 17 | 08-01-2008 16:25 |