HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #21 (permalink) |
![]() ·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`· Kayıt: 18.06.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 15.688 İtibar Gücü: 150 | ![]() Aralasam penceremi usulca sokulur musun geceme..? Dönsem yüzümü rüzgara ve sana.. Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime.. Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla.. Hayalin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..? Sokulsam usulca koynuna.. Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine.. Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle gidersem özlemimi.. Susmasan.. Hep konuşsan.. Anlatsan bana beni.. Sendeki hikayemi..belki de bizi.. Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla.. Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi.. Ve sen olsam..Sendeki ben olsam.. Benim olsan.. Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece.. Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir.. Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen.. Tıpkı hep hayal ettiğim gibi.. Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam.. Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam.. Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle.. Sen olsam.. Ah sen olsam.. Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat.. Dimdik dikilsem mazinin önüne.. Kazısam hiç olmamış gibi.. Yok etsem.. Dolaşırken parmakların saçlarımda, kondururken küçük buselerini omzuma, mayışsam.. Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum hayal dünyamızda kanatlansam.. Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta.. Sek sek oynasak el ele.. Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte.. Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan sıkıca göğsüne beni.. Nefesimi kessen.. Ürpersem hissettiğim teninle.. Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime.. Huzur olsan..Huzurum olsan.. Canıma katasım var seni yine.. Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana.. Ta uzaklardan buralara Ya da daha iyisi bak gözlerimin içine İlk gördüğümdeki gibi, bakarak uzat elini.. İnan çok özlüyorum seni.... ![]() |
| |
| | #22 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | Çocukken bana çok değerli, çok özel gelen bir çok şeyin nasıl önemini yitirdiğini hatırlıyorum zamanla... Herkesten kıskandığım oyuncağımı komşunun küçük kızına hediye edişimi hatırlıyorum...Hiç özlemediğimi, hiç hatırlamadığımı uykularımı, çocukluk sırlarımı paylaştığım, ayakkabısının teki kaybolduğunda bile günlerce ağladığım bebeğimi daha sonraları... Yaşamının kuralının bu olduğunu bir çok önemli şeyi eskittiğimde anladım... Yani büyüdüğümde. Belki de bunun için bu kadar çok korkuyorum. Mavilerimin eskimesinden, aşkımın o masalsı gelen büyüsünün geçip gitmesinden, bir şeyleri durmaksızın eriten zamanın bize zarar vermesinden... Belki de bunun için... Bir an gelip yüreğimin böyle çarpmayacağından sana bakarken, pembe elbiseli bebeğimi hiç özlemediğim gibi bir gün seni de özlemeyi unutacağımdan, sana dokunabildiğim anları, yanında olduğum anları bu kadar çok önemsemeyeceğimden, mavinin anlamını, yaşamıma kattıklarını unutacağımdan... Belki de bunun için... Beni zamana düşman eden aşkına Daha sıkı tutunuyorum zaman geçtikçe. Seni her sabah tazelenmiş bir aşkla kucaklıyorum. Her sabah yeni bir mavi edinip kendime, Aşkımı sonsuz kılmaya çalışıyorum... Belki de bunun için.. Yaşamın kuralının eskimek olduğunu bildiğim için bu kadar çok korkuyorum... Ve sana her an yeniden aşık oluyorum... Belki de... Kim bilir.. |
| |
| | #23 (permalink) |
![]() ·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`· Kayıt: 18.06.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 15.688 İtibar Gücü: 150 | Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum… Sen canımdan öte can, damarımda kanımsın. Sevmeye, okşamaya kıyamadığım, yıllarca yüreğimde saklayıp, kimselere anlatamadığımsın… Ne zaman gözlerine baksam, gözlerinden beyaz güvercinler uçardı mavilere, güller açardı yüzünde ne zaman ellerini tutsam… Hayat bir şiir kadar güzel ve içtendi dağların eteklerinde. Irmakların dilinde söylenen türküler gibiydi sevdamız, güneş açarken karşı yamaçlara ve pınarlara gülerken kırmızı benekli çiçekler. Bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım, yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım, seni özlemenin korkunç girdabında ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olur her gece uçurumlara ağlarım… Hüzün kafesteki kuşlara benzer sevdiğim, sarı sarı yapraklara sonbaharda; tütünü bitmiş bir babanın acı gülüşüne benzer, yavrusundan ayrı düşmüş bir ananın gözyaşlarına. Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim beyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip durdu. Yokluğun cehennemim oldu, yokluğun zifiri karanlığım, yokluğun zindanım oldu. Belki bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umutla bekledim; baharlar yeşertip hayallerimde, ölesiye bir özlemle bekledim seni… Seni ne kadar özlediğimi bilirsin. Bilirim elinde olsa; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirsin.. İçim özleminle dolup taşıyor, özleminle tutuşuyor gönül bahçemin çiçekleri. Yüreğimin bütün bentleri sana akıyor şimdi. Söz geçiremiyorum yüreğime artık. Düşlerime de sığmıyorsun, büyüyorsun günbegün yüreğimde.. Biz seninle bu dünyada hesapsız, çıkarsız, yalansız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın kıpkızıl resmini çizerek aynalara; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle sevdik.. Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik yaşamı. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara inat, uçurumlara yazdık sevdamızı. Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize. Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen; biz yine de yüreğimiz de hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, bekledik kirletmeden umutlarımızı… Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim teninin kokusunu bana getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki aşk ateşini… Özlemin içimde volkan, vücudum buzlar içindeymiş gibi titriyorum… Dışarda bahar misali sıcağı var ama ben kar altındaymışcasına üşüyorum... Her gece gözlerini demlerim hayalimde. Sevdalı gülüşlerini, inci dişlerini demlerim. Ne çok severim ellerini avucumun içine alıp, başımı göğsüne dayamayı. Şimdi her gece insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işlediğim sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda, paylaştığımız ümit dolu hayaller. Yılmak yok bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlamak, geriye dönmek hiç yok. Zordur, çetindir bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara tüm özlemlere değer. Sabrı da, ümit etmeyi de senden öğrenmiştim. Senden öğrendim sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru, dürüst ve namuslu bakmayı, merhameti, acımayı, insan gibi düşünmeyi senden öğrendim. Senden öğrendim sevdalara türkü yakmayı.. Şimdi sokağıma bakan o balkonun köşesinde dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum… Saatler su gibi akıp gidiyor. İnsanlar dönüyor evlerine. Seni arıyorum yoksun. ”Kahretsin !”. diyorum. ”Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma.” İnsanlar gidiyor hayalin akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara… Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, gözlerinden, narçiçeği dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden… Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor… Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip, Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum… Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum… Upuzun köprüler kuruyorum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için, beyaz günlere uzanıp beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı bulutlara yalvarıyorum. Sevgiler büyütüyorum kır çiçeklerinden güneşin kanını emen. Umutlar yeşertiyorum bahar renginde al yeşil, dağlarda kar erirken ceylanlar emziriyorum, melekler uyandırırıyorum her tan ağardığında. Toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan, yıldızlarla selam yolluyorum sana. Ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma, dudaklarına gül ve rüzgar iliştirip sana yolluyorum. Her gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı… Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin, bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına, yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle, upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana… |
| |
| | #24 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden� öldürüyorsun. Sana ben şiirler sözler büyüttüm Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor. Sana ben baharlar yazlar büyüttüm Sana ben hummalı gizler büyüttüm Söyleyemedim Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum. Sen bilmesen de, ben biliyorum. Şarkılar yazdım sana okuyamadım Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum. Hep yanımdaydın oysa dokunamadım Sana yüreğimi duyuramıyorum. Sen bilmesen de ben biliyorum. Sana ben hayaller düşler büyüttüm Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm Sana ben hummalı aşklar büyüttüm Söyleyemedim Sen bilmesen de ben biliyorum. Sen sevmeden de ben seviyorum. |
| |
| | #25 (permalink) |
![]() ·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`· Kayıt: 18.06.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 15.688 İtibar Gücü: 150 | Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten, daha ne kadar ıslanabilirim ki? Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun? Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne… Yokluğuna alışmaktan korkuyorum, ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için. Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen, bu bekleme işkencesi bitsin diye… Bu yokluk hissi öldürecek beni… Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor, kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü, ah bir dokunsam sana… Göreceksin, sevdanın çiçek çiçek açtığını, umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni, o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok.. Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer, herşey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… Bir tek Seni Unutamam.. |
| |
| | #26 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak... Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz... Sokağa fırlayacaksınız... Sokaklar da dar gelecek... Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi... Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü... Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz... Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan... "Önemli olan sağlık." "Yaşamak güzel." "Boşver, her şey unutulur." Siz hiçbirini duymayacaksınız... Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz... O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz... Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz... "Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başınızı kaldırıp "Ne dedin?" diye sormayacaksınız... Yalnız kalmak isteyeceksiniz... Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... İkisi de yetmeyecek... Geçmişi düşüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak... Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz... Gittiğiniz yerlere gitmek... Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksınız... Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız... Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz... Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz... Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz... Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız... Hiçbir şey oyalamayacak sizi... İlaçlara sığınacaksınız... Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan... Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren... Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz... Uyumak zor, uyanmak kolay olacak... Sabahı iple çekeceksiniz... Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksiniz... Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler... Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz... Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz... Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek... Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz... Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz... Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz... Aramayacağını bile bile... Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek... Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla... Yüreğiniz burkulacak... Canınız yanacak... Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz... Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden... Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız... Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz... Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz... Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak... Gel gitler içinde yaşayacaksınız... Buna yaşamak denirse... **** Razı mısınız bütün bunlara...? Hazır mısınız sonunda ölüp ölüp dirilmeye...? O halde áşık olabilirsiniz! Pakize SUDA |
| |
| | #27 (permalink) |
![]() ·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`· Kayıt: 18.06.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 15.688 İtibar Gücü: 150 | Seni delice arzuladığımın farkında olmana rağmen sırtını dönüp gitmen çok yakmıştı canımı.. İçim hala acımakta.. Şimdi sensizliğin buz gibi kışında üşüyorum.. Sigaramın dumanında beliren gözlerini içime çekip tarifsis bir haz yaşarken, sensizlik yine çıkageliyor.. Ve ben yine kanıyorum.. Oysa bir kurşunum olsa, alnının ortasından vururdum sensizliği ve sessizliği.. Siyah gecelerin zifiri karanlığını yırtıp atardım gücüm olsa.. Ama ne sensizlikle, ne de karanlıkla baş edemiyorum.. … Ve yığılıp kalıyorum.. Sensizlik öyle zor, öyle dayanılmaz ki; en küçük engeller bile koca bir orduya dönüşüyor karşımda.. Belki bu yüzden kavuşamıyorum sana! Adına aşk denilen tüm bu saçmalıkları, kaderin cilvesi diye geçiştiriyorum.. Tüm bu yaşadıklarıma inat yine seviyorum, geceler boyu yine adını yazıyorum buğulu camlara.. Nefes gibi içime çekince yokluğunu, hoyratlaşıyor sana olan duygularım.. Sensizlik hırçınlaştırıyor kabaran denizlerimi.. Kimlesin, nerdesin bilmiyorum.. Ama yerin hiç dolmadı.. Dolmayacak da! Ki; yerine kimsecikleri koymayı aklımın ucundan dahi geçirmedim biliyor musun? Perişan halime rağmen hiç kınayamıyorum aşkımı.. Ve her gün biraz daha büyütüyorum içimde SEN’i.. Keşke anlayabilseydim her şeye inat seni niçin böylesine küstah bir aşkla sevdiğimi.. O zaman belki anlatabilirdim sana, seni nasıl sevdiğimi.. |
| |
| | #28 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | Bazı yaşamlar vardır, hep bir şeyleri eksik olan� Ne yaparsan yap, tamamlayamadığın ve hep bir şeyleri aradığın neyi aradığını bilmeden� Bazı yaşamlar vardır, soruları cevaplarından fazla olan ve neyi nereye koyarsan koy hep aklının bir köşesinde bir soruya bir türlü cevap bulamadığın� Ben böyle bir yaşamı sürüyordum� Elimdekiler bir türlü yetmiyordu yaşamımı doldurmaya. Sürekli bir kaçışta ve sürekli bir arayışta geçip gidiyordu günlerim� Bir şeyin eksik olduğunu bildiğin ama o eksiğin ne olduğunu anlayamadan onu aradığın zaman, elindekiler ne kadar fazla olursa olsun bir türlü yetinemezsin� Ve sonra ben; hiç de beklemiyorken seni buldum� Anladım ki aradığım sendin� Yalnızca varlığıyla koskoca bir yaşamı doldurabilecek, tüm sorulara cevap olabilecek, arayışlarımı ve kaçışlarımı durdurabilecek tek şey aşktı� Aşksa yalnızca senin gözlerine baktığımda bulmuştu beni� Sana baktım ve yenilendi tüm yaşamım� Sana baktığımda hayatımdaki tüm soruların cevaplarını görüyordum� Asla kaçmayı istemeyeceğim bir ülke görüyordum� Asla başka bir şey aramayacağım bir buluş görüyordum� Sana aşık oldum� Şimdi yanında tamamlanmış bir yaşamın, cevaplanmış soruların ve koskocaman bir aşkın sahibiyim� Belki de yaşam boyunca sahip olmayı istediğim tek şey buydu� Seni buldum ve hayatım kendini buldu� N.H.R |
| |
| | #29 (permalink) |
![]() ·´¯`·-ღ caηısı ღ-·´¯`· Kayıt: 18.06.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 15.688 İtibar Gücü: 150 | Derin bir sızı başladı önce yüreğimde... Bir mutluluk doldu gönlüme.... Büyük bir heyecan sardı bedenimi... Evet, dedim. İşte, aradığım bu! Daha ilk anda herkesten farklı olduğunu gösterdin bana... Daha ilk anda sevgi dolu yüreğini açtın yüreğime... Hayatım sen oldun. Hayatın ben oldum. Nefesim sen oldun. Kalp atışın ben oldum. Dahası gülümseyişim oldun. " Hoş geldin gülümşeyişim! " dedim sana... " Hoş bulduk kalp atışım! " dedin bana... Bir kapı zilinde kaldığı yerden devam etmeye başlayan aşkımız dünyalara bedel bir şey oldu. Sen bana baktığında sevgimi gördün. Ben sana baktığımda sevgini gördüm. Alem bize baktığında sevda nedir gördü. Bir insan böylesine nasıl sevilirmiş gördü. Sevenler yıllar geçse bile elbet buluşurlarmış, gördü. Senden önce hiç böyle büyük bir heyecana ev sahipliği yapmamıştı yüreğim... Zamanın elleriyle tokalaşmanın burukluğu vardı. Kırgınlıklar, küskünlükler sarmıştı benliğimi... Ama anladım ki senden önce her şey boşmuş, senden öncesi yokmuş. |
| |
| | #30 (permalink) |
![]() Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 19.919 İtibar Gücü: 150 | ![]() Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim… Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım. Gölgen ki, düşüvermiş kalbime.. Ne yakınsın ne uzaksın sen bana. Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu… Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu. Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk, Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk… Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle, Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana.. Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu.. Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu. Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur. Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur. Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu… Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu, Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu… Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim… Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim. Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde… Ne yalansın ne doğrusun sen bana… Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu. Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu... |
| |
![]() |
| Etiketler |
| kardelen, kral, seni seviyorum, ölemiyorum bile |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| ...Sensiz ölemiyorum... | eLyA | Şiir Köşesi | 4 | 12-10-2008 13:20 |
| Sevmemem Gerektiğini BiLe BiLe.. (KıbrısLım'a) | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 14 | 10-10-2008 23:29 |
| Bile bile KATLETTİLER | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 06-01-2008 13:50 |
| Bir cep telefonu bile yok | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 09-11-2007 09:40 |
| Öleceğini Bile Bile | f.kulalı | Dini Konular | 3 | 08-03-2007 18:46 |