HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır”, der Dostoyevski… Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer. Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler. Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir. “Ölene kadar” diye söz verilmiştir, ama “ölüm yolunda” başka tercihler belirmiştir. Kararsız prensesin vicdani azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı “aklini başına” al diye fısıldar kulağına; haytası ise “kalbinin sesini” dinle diye çekiştirir eteğinden. Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar. “Ama”yla biter alelade iltifat cümleleri: “Sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü”, “Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim”, “Ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim” vs.vs. Sonra gelsin uykusuz geceler… Bir türlü karar verememeler… Ruhen gidip gelmeler… “Hele biraz daha zaman geçsin” diye nikah ertelemeler… Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar. “Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için’e kendini kandırmalar. Sonrası hep aynı: Bekleyenin “Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun” sızlanmaları… Bekleyenin “Geliyorum az kaldı” oyalamaları… Bittiğini bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar… Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar… Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler… Üzgün görünmeler… Bağış dilenmeler…”…ama kaçınılmazdı” demeler… “Sözünden caydın” yakınmalarını “Sen de eski sen değilsin. Değişmişsin” diye göğüslemeler… …asil kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler… Ve son sahne: Terk edenin o mahcup “Gönlüm başkasında” itirafına karşılık terk edilenin kirik calimi: “uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum”. İhanetler hep böyledir: ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir. Ondan sonra dur durak yoktur: Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner. Artik acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin “ah’ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır. alıntı... |
| | |
| Notheart için teşekkür edenler 9 kişi. | !NC!PéR!S! (19-06-2007), Angelina@ (20-06-2007), BurcuUu_ (21-06-2007), dElikAnLı_38 (21-06-2007), didoşum (19-06-2007), eLyA (19-06-2007), shaMarıq (21-06-2007), sut@nesi (19-06-2007), sweet_ (19-06-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() ^^Günışığı^^ Kayıt: 01.04.2007
Mesajlar: 3.019 İtibar Gücü: 26 | eline sağlık............. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | seninde eline ve gözüne sağlık... |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Emeğine sağlık ![]() Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. A. Kadir |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | seninde okuyan gözlerine sağlık canımm ![]() yorumlarını eksik etmediğin içinde çok teşekkür ederim |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Döktürmüşsün yne canoomm ellerine sağlık yazan parmaklarına gurbaan |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ..yeniden basLasin.. Kayıt: 18.02.2007
Mesajlar: 3.230 İtibar Gücü: 53 | cok hakli cok güzel bi yaziydii ![]() gönlüne saglik canim |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() Hąγąt Gúz£Ldi® Kayıt: 07.02.2007 Yaş: 21
Mesajlar: 5.375 İtibar Gücü: 35 | Ondan sonra dur durak yoktur: Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner. Artik acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin “ah’ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır harikasın yine canım yüreğine sağlık |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | çok teşekkür ederim beğenmenize sevindim ... güzel gönüllerinize ve gözlerinize sağlık canlarrr benim için sizlerin yorumu çok değerli |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Ayrılık Acısı mı? Güldürme Beni! Ayrılık Acısı mı? Güldürme Beni! -------------------------------------------------------------------------------- Burnuma sokağın alışıldık kokusuyla birlikte yağmurunki de doluyor. İçime çekiyorum ama beklediğimi bulamamanın verdiği bir yüz ifadesiyle lanet okuyarak yoluma devam ediyorum. Etraf fazlasıyla karanlık. Karşıda bir evden gece lambasının titrek ışığı falan da süzülmüyor. Birden duruyorum, öylece, sokağın ortasında, yağmurun içime işlediğini o an fark ediyorum. Gözüm dalıyor, gülümseyecek gibi oluyorum, yapamıyorum. Kilitlenmiş gibiyim adeta. Sanki demir atıyor omzumdan bir miço o karanlık sulara. Bir an düşündüğüm gerçek olabilir mi diyerek omzuma yöneliyorum, ama olmuyor. İçimden bir ses “Yürü!” diyor. ”Hareket et!”… Ama hayır gidemem. Olmuyor işte görmüyor musun?.. Ve tam o an içimde bir kapı açıldığını hissediyorum; ”Sen gidemezsen ben giderim!” dercesine, öylesine gerçek ki bir gıcırtı duyduğuma yemin edebilirim. İçimdeki yoğunluk da uçup gidiyor sanki kapının açılmasıyla beraber. Bacaklarımdan aşağı oluk oluk bir şeylerin süzüldüğünü hissediyorum. Yalnızca tenimde hissettiğim rüzgarı artık tam anlamıyla içimde hissediyorum. Yağmur, çamur, toz, toprak ne varsa hepsi o kapıdan içeri doluşuyor. Benden gidenlerle çarpışıyorlar, savruluşlarından anlıyorum bunu. Kaybolan yoğunluk yavaş yavaş geri dönüyor. Kırmızı sıvım ağırlaşıyor, koyulaşıyor. Taşıyamıyorum. Gözlerim ardına kadar açılmış da olsa içeri tek bir ışık huzmesi bile girmeyi başaramıyor. Çarpıp geri dönüşlerini, sinirli mırıldanışlarını duyuyorum. Artık denemiyorlar bile. Uzaklaştıklarını hissediyorum. Durun, hayır! Burada böylece bırakamazsınız beni! En son “Sen de pek misafirperver sayılmazsın ama!” sitemleri kulağıma geliyor. Artık derdimi anlatacak gücüm yok! Gitsinler, umurumda değil hiç bir şey! Tek istediğim şu kapının biran önce kapanması. Onu görüyorum ama içime uzanıp itekleyemiyorum. Üzerindeki yazıları okumaya çalışıyorum. Hayır, o da olmuyor. Bu dille ilk defa karşılaşıyorum! Her şey imkansız kılığında, hepsi uzaktan gülüyor. Hepsi biliyor. Az kaldı…. Artık pes ediyorum. Yenilgim hissedilmiş olmalı ki bana doğru yaklaşan bir şey daha da hızlanıyor. Bu defa içime dolan simsiyah bir mürekkep adeta. Bu sonuncusu... Görüntüsünün ağırlığına bakılırsa kapanışı yapacak olan ondan başkası olamaz diyorum. Kırmızı sıvım rengini yitiriyor. Yoğunluğun son noktasındayım artık, gözlerimden sonra bu defa içim de kararıyor. Tüm ışık yitti. Kıpırdayamıyorum. Yerimde kalmaya razıyım ama artık kılıfıma da sığamıyorum. Bir bu eksikti! Pekala sen de git! Ve o anda yağmur suyuyla kayganlaşan derimin boynumda iyiden iyiye inceldiğini hissediyorum. Korkunç bir ağrı bu. Bayılacak gibi oluyorum. Tam o sırada küçük bir yırtılma her şeyi hızlandırıyor. Tamamen sıyrılıveriyorum ve derin bir nefes alıyorum. Ellerimle kalan son parçaları da temizliyorum. İçimdeki yoğunluk hala devam ediyor. Ama artık rahatsız edici değil. Acaba nasıl görünüyorum? Gözlerim-artık kapaklara sahip değiller- bir su birikintisi arıyor. Neyse bununla sonra ilgilenirim, nasıl olsa artık hareket edebiliyorum. Ellerimle kendimi yokluyor, tanımaya çalışıyorum. İnsan gibi olmadığım kesin. Ama önemi yok. Hatta bu iyi, çok iyi. Artık benim için konmuş kurallar yok. Bir sınıfa dahil değilim. Bundan böyle kendi sınırlarımı kendim belirleyebilirim. Hatta buna gerek bile yok. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyim. Ben değil miydim bana sorulmadan konmuş sınırlardan yakınan ve buna rağmen o çizginin yakınına bile uğramamış olan? Artık yoklar, hiçbiri!Az önce onlardan da sıyrıldım ve kurtuldum. O halde şimdi oturup düşünme vakti! (hain bir gülümsemeyle) En son neyi çok isteyip de kurallara takılmıştım?... alıntı... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| gitmeLerin Hakkını ver...BöyLe oLmazz.. Büyük oLmaLı aYrıLık... | shaMarıq | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 11-01-2008 10:58 |
| Olmaz böyle birşey -akraba evliliği- | £R$$!İN | Resimler ve Karikatürler | 19 | 29-12-2007 22:48 |
| Terim Emre'yi savundu: Böyle birşey yapmaz | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 17-01-2007 19:00 |