HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ![]() EVLİLİK AĞACI Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. ![]() Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. ![]() Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkasına yetiyordu. ![]() Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar. ![]() Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım." ![]() Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılaştılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı. ![]() alıntı... Konu Notheart tarafından (12-06-2007 Saat 11:52 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| Notheart için teşekkür edenler 9 kişi. | Alacakaranlık (09-10-2007), BuRcu (09-10-2007), BurcuUu_ (09-10-2007), eLFiDa (10-10-2007), FoRuM_MeLeGi (10-10-2007), Life_is_beautiful (09-10-2007), Shef (09-10-2007), sweet_ (09-10-2007), |
| | #2 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Ölmeyen Sevgİ Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı... Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü... Gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonrada gidip iki yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı... Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu... Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. İşte her gün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??... Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı. Sevdiğine bir şey olamazdı. Onsuz hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı... Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı... Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı... alıntı... |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 07.10.2007
Mesajlar: 113 İtibar Gücü: 8 | Genç adam koşa koşa geldi. - özür dilerim hayatım seni çok beklettim. Biliyorsun trafik. çok yoruldun mu? Sıkıldın mı? - çok bekledim, biraz da yoruldum; ama önemli değil canım. Ben artık senin huyunu öğrendim. Seni bu huyunla da seviyorum. Bu yaştan sonra değişecek değilsin ya. - Allah razı olsun ne kadar anlayışlısın. Aile mutluluğuna gölge düşüren en önemli şeylerden biridir; eşlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmaları. Bunun için de yıllar yılı enerji harcamaları. Kimi eşler, sürekli ‘Sen şöylesin, sen böylesin. şunu şöyle yap, bunu böyle yap. Neden onu oraya koydun, niye buraya koydun?’ vb. gibi küçük şeylerle mutluluklarını gölgelerler. Gülücüklerle geçecek o güzel zamanlarını bir hiç uğruna sıkıntıyla tüketirler. Kendilerini, eşlerini ve de çocuklarını huzursuz ederler. Ama ne eş değişir ne de mutluluk gelir… Halbuki eşler, birbirini değiştirmeye çalışmak yerine eşlerini olduğu gibi kabul etmelidirler. Eşin biraz geç gelmesi, sorumluluğunu yerine getirmemesi ya da istenilen bir şeyi yapmaması karşısında mutsuz olup, kendilerini de eşlerini de yıpratmamalıdır. Küçücük bir sabır, birazcık anlayış ve hoşgörü kötülükleri görünmez eder. Mutsuzlukları mutluluğa dönüştürür. Sıkıntıları feraha çevirir. Evlilik, mutluluk san’atını inşa etmektir. Mutluluk şalını ilmek ilmek örmektir. Sabır aşını hafif ateşte pişirmek sonra da sevgi ve hoşgörüyle yemektir. Evlilik yolunun üzerindeki ‘ene’leri, kaprisleri, kin, nefret ve olumsuz duyguları ayıklayarak mutluluk sarayına ulaşmaktır. Genelde “engelleri o ayıklasın” düşüncesi hakim hepimizde. Hep rahatta öne geçip, hizmette arkada kalıyoruz. Halbuki hizmette öne geçip rahatta arkada kalmak çok güzel bir fedakarlıktır. “Aziz ve Celil olan Allah bir yoldan bir diken dalını kaldırdığı için bir kişinin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” (Camiü’s Sağir, 5777) Bu hadisten yola çıkarak eşlerin evlilik yolunun üzerindeki dikenleri kaldırmaları daha büyük günahların affına vesiledir. “Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında Cenab-ı Hak da onlara rahmet nazarıyla bakar.” (Camiü’s Sağir, 1977) Bir bakış, bir gülüş, küçük bir jest, anlayış ve hoşgörüyle eşin gönlünü yapıp, kalbini hoş tutarak Cenab-ı Hakk’ın rahmetine mazhar olabilir insan. Bir başka hadiste de “Aile fertlerine yapmış olduğun her iyilik onlara bir sadakadır.” (Camiü’s Sağir, 6339) buyuruluyor. Müslüman’a yakışan tavır, aile fertlerine iyilik yaparak sadaka sevabı kazanmaktır. üstelik iyilik yapılan kişi can düşmanı değil, can yoldaşı olursa bu sevap daha artar. |
| | |
| | #4 (permalink) | |
| Ağlama Dayanamam :( Kayıt: 14.08.2007
Mesajlar: 251 İtibar Gücü: 8 | Alıntı:
| |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Zaman Kaybımsın !! Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 5.732 İtibar Gücü: 47 | ellerine sağlık aplam |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() Resim aşığı Kayıt: 13.06.2007 Yaş: 33
Mesajlar: 9.336 İtibar Gücü: 107 | imzalar atıldıktan sonra beraberliğe garanti gözüyle bakılıyo ve özen gösterilmiyo sanırım teşekkürler paylaşımın için |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() karanlığa mahkum aydınlık bir yürek. Kayıt: 05.01.2007
Mesajlar: 2.936 İtibar Gücü: 58 | Ellerindeki bidon su yerine sevgi taşıyordu kuruyan aşklarına dökmeleri için.teşekkürler! |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() || NefeSimSin || Kayıt: 02.06.2007 Yaş: 17
Mesajlar: 9.366 İtibar Gücü: 58 | GönLüne sağLık abLam.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ormana zeytin fidanı diken çiftçiye ilginç ceza | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 20-09-2007 11:20 |
| Evlilik | KãRdé£éN | Hikayeler ve Efsaneler | 11 | 29-08-2007 23:15 |
| Aşk ve Evlilik | Ruhsar | Bayanlara ÖZEL | 3 | 04-08-2007 15:52 |
| Sevginin Fidanı | PaçoSS | Şiir Köşesi | 8 | 28-06-2007 16:41 |
| 750 bin kiraz fidanı tahrip edildi | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 04-02-2007 14:20 |