HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #11 (permalink) |
| Kayıt: 22.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 505 İtibar Gücü: 15 | Ynt: ..:MaSaL::. Git… İçimde birikmiş volkanı püskürtmeden üstüne ,kor alevlerime sarıp ruhunu son kez öpmeden yüreğinden git artık can evimden… Kapıyı sıkı kapat ardından , sana dair tek bir esinti sızmasın küflü odama,ışık sanırda küfü kaçar duvarlarımın sıcaklığından… Beni nasıl bulduysan öylece terk etmelisin ,dumandan göz gözü görmeyen küflü odamda…Yalnız ,yılgın ve hüzne kucak açmış tüm anaçlığıyla…Koruyup sarmış sinesine hüznü okşarcasına…Bulduğun gibi bırakmalısın beni yokluğuna… Git… Seni hatırlatan tek bir izin kalmasın ,hava diye seni soluduğum bu odada…çek kokunu tenine ,tak koluna kendini bizi terkinle…Odamın dört yanına dağıtığın sözleri toparla… Sahipsizdir artık sevdaya dair her kelime… Unutmadan son cümleni de sil ,yürek aynamdan…Seni seven ben yok artık aynanın yüzüne vuran yansımasında… Geldiğin gibi gitmeyi başaramayacaksın biliyorum ama beni bulduğun gibi bırakmayı başaracaksın … Biliyorum! Bildiğimden git diyorum şimdi…. Git(me)…dememe fırsat vermeyecek bir hızla terk et artık gözbebeklerimde pusuya yattığın yeri, yüreğimde yayıldığın döşeği,iliklerime karışırcasına mesken tuttuğun tenimi ve içinde fırtınalar kopardığın beynimi terk et…Hızla!... Hızlanan ayrılık zamanıyla kendini de kat ayrılığa… Gidişin ne ölümüm olur ne yasım… Kurtuluşu olur yalnızlığımın…Ki ;varlığına en çok içerlenen oydu bilirim ,sen otururken yürek köşemde yalnızlığım kan ağlardı içten içe… Onun kadar vefalı olmayı öğrendiğin ana dek sürgünsün yüreğimden…Seni ihraç ediyorum kendimden…. Git(me) demeyeceğim sana yalnızlığım çoktan sokuldu koynuma….Yer yok aramızda ne sana nede biz olup sığamadığımız küçücük dünyamıza… Haydi git artık …Yitirdiğim... Git de uyanayım sen diye yattığım düşten! |
| | |
| | #12 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. Bana kapiya dogru uc adim ver, beni bir daha hic gormeyeceksin. -1: gece. Fazlasiyla yorgunluk, layikiyla sikinti. Kucuk, ofkeli dusuncelerin pes pese siralandigi, oksurukle duraksayan yuruyusler. Her seyin yok oldugu; gorunebilecek her imgenin, enisvari kosnul bir ortunun altindan hafif hafif kipirdandigi ruzgarsiz yaz gecesi. Kopegin saldirisina ugrayan kedinin sirtinda iki, bogazinin altinda bir dis izi, sol goz nerdeyse iptal. En yakin agac gorus mesafesinin otesinde. Dorduncu cag, insanlarin egemenligi, bitis egrisine girmis. Siginilacak ev sayisi geometrik olarak azaliyor. En uzaktakine gitmeli ki, yorgunluk ucuna erissin. Uzun suredir uzak durulan gece vapurlari. Sert, bayat cay. Yaninda kalin derili gergin adamlar, kotu kullanimdan yipranmis bas ortulu kadinlar. Surtunen lastik sesi. Buyuk, eskimis lastiklere basan Asyali cocuklar, bir kez daha karanliktaki Avrupa’ya siziyor. Gece Avrupasi. Bos balikci tezgahi. Hizla rihtimdan uzaklas. Issizlikta buzusup sokaga donusmus caddeye cik. Tanimadigin yerlere yuru. Kenara birakilmis eski bir koltuk, karanlik sokaga hukmetmekten vazgecmis hayalet kralin tahti gibi; ciliz bir kopek, kraliyet ordusu, gecmisteki piriltili sokak zaferleri. Kasabin ordan don. Kapiyi cal, acsinlar, iyidir butun bunlar ve isil cicegi dogurmaya hazirlaniyor. Uzasin her sey, uzatmalar oynansin. Kitaplari bana birak, alinirim. Ve bir daha alkolsuzken benimle fazla konusma |
| | |
| | #13 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Ynt: ..:MaSaL::. “Bu sana son yazışım...” diye başlayan bir mektup var şu an karşımda. “Bu sana son sözüm” dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik. Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri var… “Bu sana son yazışım…” bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürek toprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi… Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda, fırtınalarda savrulurken sığındığım biri var… “Bu sana son yazışım...” düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu? Sen istediğini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu? Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda düşündüğüm biri var… “Bu sana son yazışım…” diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim diye devam eden satırar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın herşey boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiç birşey değil bunlar. Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri var… “Bu sana son yazışım…” ben bunları hak ettmedim… Ama sen herşeye müstehaksın, üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin… Senin söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli başkalarının ne düşündüğü demek bu. Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve saatin her çalışında, yanımdayken özlediğim ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri var… “Bu sana son yazışım…” Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek bu? Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm, deniz gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri var… Tek kişilik dünyamda ölçülü adımlarla yürüyorum. Boshwer dim ve ben artık kendi MaSaL ıma dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahın erken saatleri ve bahar… |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. Sadece bir anlık konuşmadan sonra nedensiz buluşma bağladı yine birbirimizi bize.Hiç anlamadık sebeplerini.Nedenlerini soramadan ellerimiz birbirine çoktan kenetlenmişti.Sanki hiç kopmayacakmış gibi.Aklımdan çıkmayan o hasret günleri,çektiğim çileler,haykırdığım isyanlar hiç biri unutulmadı.O aylar boyunca ağladığım gecelerin hesabını kim verebilir ki?kim beni o eski deli dolu günlerime döndürebilir ki?Aşk mıydı beni böyle divane eden yoksa bu sadece onda mı gizli?Zaman sanki benimle birlikte o vazgeçilemez aşkımı da alıp götürdü.Sürüklendim bir uçtan bir uca.Gelip de elimden tutanım hiç olmadı.sevdim diye mi çektim bu acıları bunca zaman.Hani sevip sevilmek çok güzeldi.Mutlu ederdi insanı;yetmiyor işte mutlu olmak yetmiyor.Kimseler fark etmeden eriyip gidiyorsun ama nedenini ne sen ne de başkası bilmiyor.Zaten kimsede öğrenmek istemiyor yalan mı?Hayatımı mahvettiler,yaşarken öldürüldüm.sevdiğimin ardından en zayıf noktamdan yakalandım.Giden sevgili yüzünden bitip,tükenmek çok kolaymış meğersem,ölüm bir harekete bakarmış.Bunları anladın sevince.Her gün daha fazla tükenen bir beden gördüm o aynanın karşısında.Halbuki bakılmaya kıyılmayan kaç masum yüz verdik topraklara.Yine bilinmedi kıymet yine anlamadılar değerlerini.Bu kedere bu derde aşk mı diyorlar?Sevgimi bunları bize yaptıran.Kimler bu sözlerimden utanacak acaba?bunlara rağmen anlayan yok beni değil mi?Ben yine mutlu olabilirim geçici bir süre.Ya onlar acılarıda sevinçleride mezara gömülenler hiç anlamı yok.Aşkın azabı kör hançerle kalplere yazılmış çoktan.Sonu yok ne benim için ne çekenler için ne de aşk uğruna.Mezara Girenler İçin. |
| | |
| | #15 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. beni nereye koyuyorsun böyle?neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?...beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte. öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin,amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin?artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor...ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende herşeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de... mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin... |
| | |
| | #16 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna Rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun as olan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... |
| | |
| | #17 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. Kaybettim seni bu gece.. Farkındayım. Sıradanlıkların içinden kurtulmuştum oysa seninle. Şimdi bakıyorum da sıradanlıklar esir almış bizi. Çarçabuk bitip tükenen heyecanların içinde... Zordur severken ayrılmak. Herhangi bir şeyden, yaşadığınız şehirden, oturduğumuz evden, eşinizden, işinizden… Bir ağaç düşünün; budadınız, suladınız, ilaçladınız; yaprak döküşünü, çiçek açışını izlediniz. Sonra, o ağacın artık sizin olmadığını söyledi birileri. İçiniz yanar. Kimselere emanet edemezsiniz. Çünkü, bu “sevgi”dir, “aşk”tır. Ağaç siz, siz ağaç olmuşsunuzdur. Ayrılık zordur. Artık size ihtiyaç duyulmayacak olması ise en ağırıdır. Bunu sindirmek ise hiç kolay değildir. ”Aşkım, Bir tanem, Canım, Hayatım, Sevgilim” her ne iseniz, artık değilsinizdir. Dün yanı başınızdayken, bugün artık yoktur. Sizden kimsenin beklediği bir şey kalmamıştır. Neyi ne kadar bildiğiniz, neler becerebildiğiniz kimsenin umurunda değildir. Bu dünyada yalnız bedeniniz kalmıştır, ruhunuz ise kimselerin bilmediği yerlerde… Unutmak için akşamları erkenden yatarsınız. Yatakta uyumak için verdiğiniz savaş onu unutmak için verdiğiniz savaşa yenik düşer. Unutamazsınız. Aklınızı yitirme noktasına da gelseniz, unutamazsınız... Derken eliniz telefona gider; isimler arasında dolaşırken tuşlarsınız numaraları… İçinizde bir ses yankılanır; “Neye inanıyorsan öyle davran “… Pehhhhhhhh… Sonra anında wazgeçersiniz, paketteki son sigarayı da içip düşünürsünüz; “Severken ayrılmak hakikaten ne kadar da zormuş.” |
| | |
| | #18 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1.088 İtibar Gücü: 16 | Ynt: ..:MaSaL::. Filmler izliyorum... İstiyorum ki elimi tut heyecanlanınca... Korkunç yerlerde sarıl bana, o dünyanın en güzel bedeni ile... Sinemanın büyülü karanlığında senin o büyülü varlığınla buluşmayı hayal ediyorum yine.... Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlediğimi haykırmak geliyor içimden...Sana yazmak...Seni, sana yazmak.. Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm benliğimle sana yazmak istiyorum... |
| | |
| | #19 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. Geceleri saatlerce seninlu konuşup uyumayı özledim Sabah yine sesinle uyanıp sana günaydın demeyi özledim... Seninle bütün gün muhabbet etmeyi özledim... Sesinin buğusunu, tonunu özledim... Dizlerinde yatmayı saçlarımı okşamanı özledim... Örmeni, taramanı özledim... Durduk yere canım diye sarılmalarını özledim... Sıcaklığını, teninin kokusunu özledim... Seninle gözgöze dans etmeyi özledim... Anlımdan öpmelerini özledim... Aileme yalanlar söyleyip sende kalmayı özledim... Yanında uzanıp seninle uyumayı özledim... Sana dokunmayı özledim... Uyurken seni izlemeyi özledim... Elini tutmayı özledim... Sahilde el ele yürümelerimizi özledim... Pikniğe gidiyoruz diye beni kandırıp mc donaldsa götürmeni Orada senşnle hamburger yemeyi özledim... Bana aşkım, bebeğim,papatyam demeni özledim... Yüzüğünü takmayı özledim... Bütün gün seni özlemeyi özledim... Yersiz kıskançlıklarını Kavgalarımızı ve barışmalarımızı özledim... Her günümü seninle geçirmeyi özledim... Seni gerçekten çoooook özledim.... Şimdi SENİ SENİNLE YAŞAMAYI ÖZLEDİM... |
| | |
| | #20 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: ..:MaSaL::. iki nokta arasında yaşam var biliyorum, bilmek yetmiyor çıkış noktasından ayrılalı çok zaman, oldu son naktaya varmaya ne kaldı onu bilmiyorum, aradaki yaşamı yaşadımmı?yaşamın içindemiyim kıyısındamı? bu denizin. batmamayı öğrendim yüzüyorum ama ilerleyemiyorum.bazen dalgalar engelliyor.bazen kendi gücüm yetmiyor kıyıya savruluyorum. aYak izlerim var bazı kıyılarda,sert dalgalar gelsede üstüne kaybolmayan izler var benimde kıyılarımda.kıymetli zannedip denizden çakıllar topluyorum parlak renkli.kuruyunca matlaşıp sıradanlaşıyorlar. sıcak kumlara basıyorum ayaklarım yanıyor,ıslatıyorum !!ayaklarımı acım diniyor tekrar basıyorum kızgın kumlara kısır döngüdemiyim?kıyıdan uzaklaşmalımıyım?acıyı yaşamamak için kumdanmı vaz geçmeliyim? güneşemi kızmalıyım ?ısıttığı için . vaz geçemiyorum iki nokta arasındaki yaşamın son noktasına giderken yana yana olsada yaşamak istiyorum. YANMAKTA GÜZELDİR BAZEN,YAKAN DEĞERLİYSE |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| masal dünyası | GiRL_Léé | Fotoğrafçılık ve Resimler | 7 | 23-11-2007 13:28 |
| Masal Gibi... | ^^DoLCe^^ | Fotoğrafçılık ve Resimler | 16 | 02-03-2007 22:37 |
| maSaL Bu ya! | __ n i L i m __ | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 10-02-2007 16:43 |
| ~ bi maSaL ~ | sinemis | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 28-08-2006 15:34 |
| Masal | WhirLpooL | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 18-08-2006 22:03 |