HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ![]() SENİ SEVİYORUM Sevmek; farkında olmaksa yaşadığının Sevmek; bakmak değil görmekse eğer Aklın başından gitmesi değil, Duymak ve bilmekse eşit olarak; Yemeden, içmeden kesilmeden Çoğalmaksa sevmek eksilmeden, Çağına tanıklık ederek Ve kahrolmamaksa arabeske inat. İçin içine sığmamaksa Bir coşku, bir şenlik, bir erdemse sevmek; İnsanları, çocukları, kuşları unutmadan Verem olmamaksa sevmek senin aşkından Daha sağlam basıyorsam toprağıma, Unutmak, şaşkınlık, azap değilse; Bilinç, öğreti ve sevinçse, Paylaşılan bir ekmek gibiyse sevgi; SENİ SEVİYORUM ALINTI... Konu Notheart tarafından (05-06-2007 Saat 23:57 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK ! Kayıt: 19.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 5.984 İtibar Gücü: 150 | Çok güzeldi teşekkürler paylaşımın için.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Bne teşekkür ederim okuyan gözlerinizie sağlık |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ![]() GİTTİN Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım... ALINTI... |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | “Soğuk odanın karanlığında titreşen bir gölge... Donuk, buğulu gözleriyle onu izleyen bir kadın, ruhu sarsıntılarla çalkalanan... Zaman ilerlemiyor, karanlığın içine hapsolmuş... Ve rüzgar uğulduyor, geçmişin izlerini taşıyor onlara...” Neden yeniliyoruz? İnsanlar, en mutlu oldukları, hayatı en çok sevdikleri, tüm engelleri aştıkları, etraflarına örülen tüm duvarları yıktıkları, en ateşli günahları tatmaya başladıkları zamanlarda alırlar genellikle en yıkıcı olan, ruhlarını parçalayan darbeyi... Ne olduğunu anlamamıza izin vermez hayat, zaman tanımaz bize... İçimizde yankılanan çığlıklara kimse kulak asmaz, kimse umursamaz bizi, anısızın yıkıldığımız o anlarda. Kendimizle baş başa kalırız... Peki ya... Kaçımız, yalnızlığın pençelerindeyken, yarının daha mutlu olabileceğini hayal ediyoruz? Kaçımız, üstümüze gelen taş duvarlara baş kaldırarak “daha iyi olacak...” diye karşılık veriyoruz? Kaçımız mücadele ediyoruz? Ve kaçımız yeniliyoruz? “Ayın loş ışığı süzülüyor pencereden... Kadın gözyaşlarıyla baş başa... umutsuz, hiç olmadığı kadar yalnız... İçerde ölüm sessizliği var, kendi soluklarını bile duyamıyorlar... Ve korku... İkisi de korkuyorlar... Ayrılığın cehennemindeler, alevler yükselmeye başlıyor... Ve ruhlarının çatlamaya başladığını hissediyorlar...” İntiharın kıyısına gelmiş yaşamlara sarılıyoruz, son bir kez daha mutluluğu hissedebilmek, son bir kez daha aşkı tadabilmek için. Uçurumun kenarına gelmişken haykırıyoruz, önümüzde uzanan sonsuz boşluğa; “Yeniden...” yüzümüzü yalayan alaycı rüzgarlara aldırış etmeden... Yalnızlığı; uzuvlarıma kadar hissettiğim, umutlarımı çaresizce tükettiğim, gözlerimi karanlığa diktiğim ve ruhumun yıkımını beklediğim gecelere inat haykırıyorum. Sesimi herkes duyuyor, herkesin söylediği şeyi tekrarlıyorum... “Yeniden...” Ne olursa olsun yeniden... “Korku çemberi daralıyor...karanlıktaki gölge titreşiyor... Cehennem, ani çıkan bir fırtınanın, kum tanelerini havaya savurduğu gibi, kalkıyor ayaklarının altından... Yükseliyor... Ateş suratlarına çarpıyor, sıcaklığını hissetmiyorlar... Son bir titremenin ardından gölge silikleşiyor... Ve kayboluyor... Kadının ruhu ayrılık cehenneminin ateşine dayanamıyor, çatlıyor... Ve parçalanıyor...” Umudun bittiği anlarda, son bir çığlık yankılanır içimizde... Yüreğimizde hissedebileceğimiz, duyamayacağımız ama, hiçbir zaman unutmayacağımız kadar keskin bir çığlık... Bıçak gibi saplanır sancılar yüreğimize, ağlamak bile kafi değildir o saatten sonra, kendimizle baş başa kalmışızdır. Gözyaşları damlar yüreğimize... Her birinin ateşi izler bırakır içimizde, telafisi olmayan... Ruhumuz parçalanmıştır artık... Gökteki yıldızlar silikleşir, dalga seslerini işitemeyiz, rüzgar fısıldamaz kulaklarımıza, güneş parlaklığını yitirir, umutlar yitip gider... hayatı dünkü haliyle göremeyiz artık, gece çökmüştür ruhumuza... İçimizdeki çığlıklarla baş başa kalmışızdır, sadece onlar ortak olur yalnızlığımıza... Yalnızlığımıza, dertleri ortak ederiz... Gölgelerin arasına saklanırız... Ruhumuz parçalanmıştır artık... Gece karanlığında, yapayalnız kalmışızdır... Ölüm; fısıldar kulağımıza, bir tutku haline dönüşür... Arzuladığımız tek şey “O” dur... Yaşamak için bir neden yoktur artık, içimizdeki inancı kaybetmişizdir... Neden, “Yeniden...” diyemeyiz o anda? Neden, başımızı çevirerek, geriye bakmak için son bir şans daha vermeyiz kendimize? Neden, yaşamdan kaçarız? Neden, pes ederiz? Neden, ölüm yaşamdan daha çekici gelir bize? Neden, yıkılan ruhumuzun heykelini, “yeniden” inşa etmek yerine, daha çok parçalamayı seçeriz? Ben, her yenilginin ardından ruhumu yeniden onarıyorum. Sırf, aynı zevkleri yeniden duyumsayabilmek ve zamanı geldiğinde ruhumu parçalayan dayanılmaz darbeyi yediğim anda hissettiğim, o vazgeçilmez acıyı tekrar tadabilmek için yapıyorum bunu... Ruhumu onarıyorum, çünkü acı çekmeyi seviyorum... Her yıkılışın ardından biraz daha güçleniyorum... “Yeniden...” demek bu kadar kolayken, neden insanlar ruhlarını bu kadar çabuk satarlar şeytana? Neden kandırırlar kendilerini, neden pes ederler? Korktukları için mi, yoksa yaşadıkları acıyı taşıyamadıkları için mi yapıyorlar bunu? Ben pes etmiyorum... Etmeyeceğim... Sırf acı çekmek için, sırf ağlamak için ve sırf yeniden ruhumu inşa edebilmek için yapıyorum bunu... Anlamsız gelebilir, ama yapıyorum. Çünkü; ben güçsüz değilim... “Umut yoktur artık kadın için... Cehennemin sıcak rüzgarlarında savrulmaktadır ruhunun parçaları... Gözlerinden akan yaşlar bile dindirmez acılarını, hıçkırarak ağlamaktadır... “Yeniden” demek için dönmez arkasına...bakmaz geriye... Etrafı karanlıktır, bedenini yakan ateş bile aydınlatamaz odasını... Artık oyun bitmiştir... Hayat, boş bir içki şişesinden fazlası değildir onun için...” |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.864 İtibar Gücü: 50 | ellerinize sağlık kızlar http://www.2de1.net/paylasmak.istedi...in.enleri.html İlk yazı mevcut ama resim güsel değiştirelim konu buşuna kilitlenmesin |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | ![]() SENİNLE OLMANIN EN GÜZEL YANI Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek... Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN... |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Çok TeŞekkÜr Ederİm Zuzu ![]() BeĞendİĞİne Sevİndİm... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| seni seviyorum | infinite | Paylaşmak İstedikleriniz | 1 | 05-01-2009 21:14 |
| Seni SeviyoRum.. ! | PaçoSS | Şiir Köşesi | 4 | 07-08-2007 09:56 |
| SeNi SeViYoRuM | ewa | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 23-05-2007 14:43 |
| Seni seviyorum | DiLrUbA | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 24-02-2007 12:16 |
| Seni Seviyorum | asiprenses | Şiir arşivi | 3 | 22-01-2007 10:23 |