HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #11 (permalink) |
![]() ^_SiVri diLLErin aLAyı keSiLir anLa..!_^ Kayıt: 04.12.2006
Mesajlar: 2.063 İtibar Gücü: 20 | Çok GüsEldi Ark.Lar EMÖeğinize SĞaLık |
| | |
| | #12 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Ben Senin Gerçeğinim... Bu gece anılarımın karanlıklarını gömüp ay’ın aydınlığına, kendine doğru yürüşte yüreğim.. Şimdi odamda bir tek gecemin karanlığı, ortamın sessizliği, duygularımın yoğunluğu bir de uykuya direnen gözlerim var.. Hayatı ve seni buradan, sessizliğin ve sensizliğimin tam ortasından seyrediyorum.. Şimdi kapayınca gözlerimi; gözbebeklerimdesin bütün masumiyetin ve mahçubiyetinle... Kalabalıklar ortasında insanların yüzleriyle, sesleriyle, görüntüleriyle otururken.., dev kahkahalar atarken.., için için onlarla alay ederken.., yapayalnız bir kız çocuğu görüyorum… Bütün o insanların yüzlerini ve kişiliklerini kendi bildiği dilde okuyan, bütün görüntülerden kendi resimlerini kuran, en çok orada olduğu sanılan anda bile aslında ulaşılamayacak denli uzak kalan bir kız çocuğunu.. Heycan ve sevgiyle gülümsüyorum; şimdi seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor. Yanımda olmasanda senin hayalinle paylaştığım bu odamda, seni hissetiğim kadar başkalaşıyorum duygularımın fırtınalarında; baştan başa sen oluyorum.. Renklendirdiğim rüyalardasın, Ordasın ve varsın işte.. Şimdi yüreğimle soluyorum seni.. Binbir kır çiceğinin kokusu bahar bedeninde.. Hayatın bütün renkleri bir yaz güneşinden ödünç aldığın yüzünde.. Kalabalık içinde yalnızlığınla çılgınca dans ediyorsun.. Ay’ın ışıltıları yüzünde, rüzgarın serseriliği avuçlarında... Mavi denizlerin yosun kokuları her soluk alışlarında... İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni.. Her insanın ay gibi bir birinden farklı iki yüzü varmış; bir yanı aydınlık diğer yanı kapkaranlık.. Şimdi bir yanım çok aydınlık, apaydınlık… Acı verecek kadar aydınlık.. Seni bu aydınlıkta ilk kez görüyorum... Sen benim değilmişsin, bunu en çok bu aydınlıkta görüyorum… Benim olan sende yaşam bulan ve tekrar bana yansıyan kendi kişiliğim, benim kutsal sevgim.. şimdi daha iyi anlıyorum.. Senin sahbin kararmış gönlün, acıların, dününden bugününe ve yarınına miras kalan talihsiz karşılaşmaların, düş kırıklıklarınla dolu günlerinin siyaha bürünmüş halleri… Sen kendi karanlık yönlerini seviyorsun her kendine yol alışlarında ya da sevmek-sevilmek isteyipte sevilememenin veya sevememenin acılarından haz alıyorsun.. Sen kendini üzen duygularını, kendi karanlıklarındaki alaycı acılarını seviyorsun durmadan.. Sen, seni sevenleri sevemedin.. Ulaşılmaz sandıklarına da sahip olunca yeni oyunlarda, yeni başlangıçlardaydın.. Sanki bir idâaya giripte, kazanmanın sarhoşluğuyla elindeki sana boyun eğen yüreklerin masumiyetlerini ayaklar altına savruluşlardaydın... Sen imkansızlığı seviyorsun, ve imkansızlığın sana çektirdiği ölümcül acılar ile ısırğan oyunları seviyorsun.. Oysa hayat bu değil.., sevmek bu değil.. Sevmek insanın kendine çekilmesidir.. Sevmek insanın çekildiği yerde sevdiğine baş eğmesidir.. Sevmek, insanın yıllardır unuttuğu kendisine dönmesidir.. Sevmek insanın yıllar sonra döndüğünde gördüğü şeye gönül rahatlığıyla inanmasıdır... Sen asla birinin sahipleneceği olamasın, izin vermesin.. ve asla sahiplenemesin birini.. Senin sahiplendiğin yalnızca kendi korkularınla büyütüğün yalnızlığın.. Dünyanın en yalnız kalesi kalbin, sessiz ruhlar kabilesinde..Tasarlanmış sözdizimlerinin arkasına gizlenip, öngörüntülerden ayrıntılar ve hatalar yakalamak için tetiktesin.. Kendine gömülmüşsün baştan başa , kimseyi içine alıp başka renklere bürünemesin.. Başkalarının seni senden alıp başka uzak limanlara taşımasını istemesin.. Birinin içinden sarsıntılı yolculuğa çıkmayı henüz tanımamasın.. Kendine koyduğun yasaklarda kalbin.. Oysa öyle ürkek ki sevgin, seni kim anlamak istese de, ister istemez o öykülerine gizlediğin derin yaralarını sürüyorsun öne... O derin kimsesizliğini... Bana bulaştırdığın kimsesizliğini.. Sevgi nasıl bulaşıcı ise hüzün ve nefrette öyle bulaşıcı.. Şimdi kendimde senin izlerini taşıdığımı görüyorum. Senin karanlıklarında yüzüyorum. Ne kadar kendime kaçsam seni buluyorum anılarımın sokak aralarında... ve her seferinde senin boşluğundan çaresiz kendime, kendi çarezsizliklerime dönüyorum.. Sen beni unutmak için savruldukça, bende seni unutmak için kendi alaycı acılarımı sevmeye çalışıyorum... Bu yüzden her şey birbirine karışıyor... Sana duyduğum o masumane sevgim kendime çekilmelere, kendime çekilmeler sana duyduğum nefret’e karışıyor... Sevgi ve nefret duygularım ayrılmaz ikizler gibi.. Şimdi çekildiğim bu karanlıklarımın alaycı acılarında anlıyorumki ben seni değil, sende suret bulan katıksıksız beni canyoldaşı yapmışım sevda yollarımda.. ve yine anlıyorumki yok olan sen değilsin, yok olan kendi masumiyetimin ve inançlarımın güçlü yanları.. Şimdi sahip olduğum yoğunluk ise; beni yansıtan aynanın kırılan binbir parçasının tarihimin gençlik bölümün her noktasına gömülmesine seyirci kalan teslimiyetçi ruhumun sessiz gece çığlıkları.. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğun için sevdim.. Ne zaman biri bana açsa yüreğini, o derin yaralarım açılıyor önüme.. Senin ayrıldığında bıraktığın derin savaş yaraların taze acıları hala yüreğimde kanıyor... Ayrılmak sorun değildi, sırtından acımasızca bıcaklanıp duygularım kanlar içinde yere serildikten sonra.., Ve sevmek cesaret ister.. Sevmek masumiyet ister... |
| | |
| | #13 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Sen yokken biraz daha ölüyorum ben, gönlüm sonbahar, yaprak yaprak dökülüyorher mevsim kış, her günüm gece sonu yok yolların, yarını yok saatlerin,ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Kokusu yok çiçeklerin, gök kuşağının rengi yok, ateşi yok sevmelerin, sigaramın dumanı yok, gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin ; Ve ben biraz daha ölüyorum gözlerinin ortasında, alevi yok yangınların,suyu olmadığı gibi yağmurun denizin mavisi yok, tıpkı gözlerin gibi, gözlerin her yerde, ne yana baksam gözlerin ; Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında, dostu yok gecelerin, geceler çok uzun, geceler bir ömür, ömür dediğin bir tutam ümit, ümidi yok yarınların, tıpkı senin yokluğun gibi Ve ben biraz daha sana hasret ; hasret bir ip boğazıma düğümlenmiş düğümler her tarafımda, bütün yollar kör düğüm Ve ben biraz daha ölüyorum sensizliğin ortasında Yalnızlığını ben yazarım şiirlerin, ayrılığını ben, karamsarlıkları hep senden !!! Hayalinle süslenen bu şehrin her yerinde sen Ve ben biraz daha ölüyorum bu şehirde sensizlikten ... !!!!!!!!!!!! |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Çıplak Bir Ruhun Karşısında Kaç Aşk Dimdik Durabilir. ![]() Düşünüyorumda.. Bazen acım oldu seni sevmek , bazen en güzel tebessümüm.. Bazen içimde bir sızı bazen mutluluğum...Bazen herşeyim bazen hiçbirşeyim oldu...ama vazgeçemedim! Seninleyken bazen kalabalıklar içinde bazen yapayalnız oldum...En umulmadık anda sevdim seni , en vurdumduymaz , en sağır ve en körleşmiş taraflarımla...O gece ay tutuldu ve güneş hiç yaklaşmadığı kadar çok yaklaştı dünyaya...Oysa benim çekim alanımda bir tek sen vardın bir de yalnızlığıma ortak sesin , vazgeçemediğim gözlerin vardı hemen yanıbaşımda... Ve herşey seni sevmekle başladı...Hayat bazen herşeyden vazgeçmek oldu , bazen bir senden vazgeçememek... Tek zaafım sen oldun ömrümce , bir sana dönemedim sırtımı ve kapıyı çekip hızlıca gitmek hiç aklıma gelmedi! gelmeyecekte...Herşey seni sevmekle başladı... Dünya asla bir toz bulutu olmamıştı zaten. Sevmek diye bir şey varmış ve sevince iliklerine kadar hissediyormuş insan varlığını , tüm acıları ve sevinçleri bir anda yaşayıp tüketiyormuş . Varlığın ve yokluğun... ikiside bazen öyle zor ki! Keşke biraz olsun anlatabilsem sana , paylaşabilsem acılarımı seninle , kıyamam ki... Hiç susma istiyorum yanımdayken , aklından geçen herşeyi bilmek istiyorum , hayallerini , korkularını , sakladığın kendini ve kendinden bile kıskandığın sevdanı anlat istiyorum.Zannederim ben seni seveli asırlar oluyor kara kızım ben yeni anlıyorum.. Unutma sevdiğim unutma hiçbir direnişimi ve teslimiyetimi unutma.Şimdi sana cevabını veriyorum aklındaki bütün sorularının...Her ayrıntım sende gizli benim.Sana verdiğimden başka ben yok ki bende.. Anla canımın içi çırılçıplak bir ruhun karşısında kaç aşk dimdik durabilir.Seni sen gibi seviyorum.. |
| | |
| | #15 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Gidişin değil, bir umutla dönersin diye beklemek öldürdü beni..Bir hoşcakalı çok gördün... Zor geldi hoşcakal demek sana, böyle gitmek daha kolaydı çünkü, arkada kalanı düşünmeden çekip gitmek, yakıştı mı sana?Yakıştı mı gidiyorum demeden gitmek? Yakıştı mı veda etmemek ve çekip gitmek? Yakıştı mı ayrılıkla yüzleşmemek? Gittiğini bile söylememek.. Bir hoşcakalı çok gördün.. Bu kolay olanı idi, bunu seçtin... Bencildin, gene kendin için en iyi olanı seçtin, başkasının duyguları seni yine hiç ilgilendirmedi... Hoşçakal demek zordu cünkü, vedasız gittin, sanki geri gelecekmiş gibi gittin, ayrılıkla yüzleşmeden gittin... Ayrılık acı verir çünkü, sanki ayrılmıyormuşuz gibi terk ettin. Oysa beni gidisin değil, bir umutla gelirsin diye beklemek öldürdü... Hoşcakal dememiştik, ayrılmamıştık öyle ise, dönecektin, bir umut vardı hala, rüzgarda savrulan bir mum alevi gibi cılız ama ısrarla yanan bir umut vardı.. İşte beni o umut öldürdü... Gidişin değil... Bir gün dönecek diye beklemeler öldürdü beni, başka gölgeleri, sana benzetmek eritti bedenimi, ayak sesleri, merdiven çıkışlarını dinledim sen misin? diye... Kapı çalındığında ben koştum, telefon çaldığında, ilk çalışta elim telefondaydı ilk aylar da... Gelmedin... Ama hoşçakal da dememiştin... Gitmiştin... Ama veda etmemiştin... Gidisin değil, beni döneceksin umudu ile beklemek öldürdü...Çok geç anladım bencildin. Artık hiçbir gölge sen değilsin, hiç telefon etmeyeceksin, dudakların adımı söylemeyi unutmuştur artık, çalan kapılar ve telefonlara ben bakmıyorum kaç zamandır. Hoşçakal demeden gittin. Kolayı seçtin... dönmeyeceksin... Yüreğimde artık ne sevgi var, ne umut, ne de bir ağrı... Yüreğimde taşlaşmış bir HOŞCAKAL var... sana ait... Onu bir söyleyebilsem, sana veda edeceğim... Bunca yıl benden çaldığın, hayatımı geri isteyeceğim. Ve sen, Hiç anlamayacaksın, hiç bilmeyeceksin... Beni gidişinin değil, dönersin umudu ile yaşamanın öldürdüğünü... Hoşçakal demek, öldürmekten daha mı zordu? |
| | |
| | #16 (permalink) |
![]() Hąγąt Gúz£Ldi® Kayıt: 07.02.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 5.375 İtibar Gücü: 35 | çok güzeller yüreğine sağlık !! şöyle bir iki tanesini okudum sadece inş. diğerlerinide okuyacağım !! paylaşım için teşekkürler!! |
| | |
| | #17 (permalink) |
![]() ..yeniden basLasin.. Kayıt: 18.02.2007
Mesajlar: 3.234 İtibar Gücü: 53 | Herzamanki gibi cok güzeldi sectiklerinn yüregine saglikk okumaya doyum olmadi |
| | |
| | #18 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | TşK Ederim eliffff19 + Angelina@ |
| | |
| | #19 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.863 İtibar Gücü: 50 | harika yazıalr gerçekten güsel paylaşımlar |
| | |
| | #20 (permalink) |
![]() ღYiğitseN UsLandır beniღ Kayıt: 26.04.2007
Mesajlar: 4.718 İtibar Gücü: 46 | Tşk ederim güzel yorumuna zuzu ![]() ben susuyorum.... küsüyorum her anına gençliğimin yumruklar sınıyorum sonra sensizliğin duvarlarında tutsak düşmüş çığlıklarım var feryadında ömrümün karanlıklarda (d)üşüyorum yangın yeri sokaklar inadına sen gidiyorsun... kan kusuyorum... İmdat Özcan |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yerebatan Sarnıcı ( Sarayı ) Bilgi ve Resimleri | KaLpsiz | İstanbul | 3 | 28-08-2008 01:05 |
| acının Rengi.... | denizchi | Genel Müzik Konuları | 2 | 23-09-2007 10:05 |
| Şok oldum | @izci@ | Galatasaray | 3 | 07-05-2007 00:14 |
| bak ana asker oldum, bak ana mehmet oldum | SuPeRiSi | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 23-02-2007 22:50 |
| NazaR oldum | NazaR | Tanışma / Kaynaşma | 23 | 25-04-2006 01:55 |