Lo ad in g B!r kalb!n !ç!n'de ağlıyor AŞK !
Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 25 Mesajlar: 5.856 Rep gücü: 150 | Huzuru Bulamadım Anne  | |  | | |
Huzuru bulamadım yokmuş kısmette, kendime ve sana söz vermiştim ama kusura bakma anne. Aklımı yırtmak zorundayım. Ama suçlu ben değilim anne. Çok söyledim dokunmayın bana diye. Dokunmayın dedim bana, aklıma.. Aklım korkutuyor beni, zekamı ve aklımı kullanmayalı uzun zaman oldu, aklımın karanlık mahzenleri çıkmasın istiyorum açığa.
Aklıma saldıran orduların ruhunu öpeyim ve aklıma tırmanan kalpsiz süvarileri. Mantık deyip, gerçek deyip öten sevgisiz askerler, sizinde ruhunuzu..
Durumumu bana hiç sorma anne. Bunlar nereden bilsinler sevgiyi, aşkı, şehrin karanlık caddelerinde geceleri yürümenin tadını nereden bilsinler. Bir çiçeği koklamanın zevkini, var olmanın hazzını..
Bir salya sarmış akıllarını fikirlerini. Mevlana’nın sevgisini nereden bilsinler, öyle değil mi?
Yıllardır anlatamadım derdimi, kendimi, modern yaşamın yetiştirdiği modern insanlara. Bir monotonluk saplandı anne, sağcısına, solcusuna, İslamcısına vesaire. Modern tekniklerin, süslü laflar edebilmenin, adam yetiştirmenin karizmasında bizim ahali.
Belki anlatmamalıydım bunları, ama bir refleks, oldu bitti her şey. Uzun zamandır sıkı sıkı tuttum aklımın kapısını, şimdi yırtılan aklımın püskürtülerini durduramam kusura bakma anne.
Yok yok anne, anlatamayacağım herhalde. Bir yemen türküsü, bir aşk şarkısı tutturdu çekti gitti aklım bedenimden. Aklıma saldıran ordular, akıllarındaki pislikleri mumyalamışlar; yüzyıllar geçse de bozulmasın diye.
Çok tırmaladım, yoruldum, modern hayatın modern adamlarına sevgiyi anlatamadım, sevgi üzerine kurulu bir hayatı anlatamadım anne.
Geceleri yıldızları saymayı, bir seher vakti semaya bakmayı, yaprakları, ağaçları, böceklerin gözlerinin rengini, anlatamadım anlatamam anne.
Bu donuk ve sönük ortamın ortasında ruhumu titreten aklımı irdeleyen olaylar damladı peşpeşe benliğime anne. Bir kopuntu, bir pıskırtı, etrafım sönük cümlelerle dolu anne.
Şekil vermenin, fikir vermenin karizmasındakilere, düzeni adam etmeye çalışanlara, bilmişliğin endamında olanlara anlatırsın anne, anlattıklarını belki dinlerlerde; ama aptalcasındır sadece.
Gökyüzüne baktım, sıyrıldım gerçeklikten. Bir hayal ülkesinde olmak daha mutluluk veriyor sanki, modern hayat beni bunalttı mı ne?
Ahali toptan heykeltıraş, herkes toplum mühendisi. Renkler karmaşası, bir tutarlılık yok, hani estetik zerafet nerede, huzuru bulamadım yokmuş kısmette.
Hayal ülkemden ruhuma bir kaydırak, dikenlerle dolu her tarafı. Her kayan fikir yırtılmakta, bir acı çığlık ki sorma. Bir ara semtlerine uğradım akılların, ne kadar çok komplo var benim için ne kadar çok tuzak, bir bilsen anne.
Sözcükler bir kıllı, bir pis. Beni sorgulamaya çalışanlar yırttı aklımı. Bende isterdim anne, nazik, zarif şiirler yazmayı eskisi gibi. Ama ben dedim aklımın derinliklerinde korkunç yaratıklar uyur, en güzel rüyalarını aklımda görür. Dinleyen olmadı, süvariler surlarıma tırmandı.
Kaidelerin, teorilerin, duygusuzluğu kapladı hayatımı. Kopmak istiyorum, ağlamak istiyorum, sevgimi körelten, ruhumu deşeleyen robot ruhlu insanların aklını almak istiyorum.
Yoruldum anne, kötü fikirler işgal etti aklımı yine. Sendeliyor düşüncelerim, bedenim halsiz ve yorgun, karamsarım. Apansız salgılar işgale hazırlanmakta, sapık fikirlerin çığlıkları yankılanmakta kafamda, toparlanmalıyım, zira vakit daralmakta.
Önceleri güzeldi, kalbim aklıma hükmederdi. Yine kötü, ağır cümlelerim var, soğuk fikirlerim var. Sananelerin mantıksızlığına sövüyorum, aklım yırtılalı, kalbime hakim olduğundan beri. Hayata, güzelliklere, tat veren her şeye düşman olmaya az kaldı. Eski günlerdeki gibi kalbimden saçılan ışık nerede, huzuru bulamadım yokmuş kısmette.
Ne yapmam gerektiğini dahi bilmiyorum, sadece derinden bir sızı hissediyorum, bazen daralıyorum, çıldırası hallerle rotadan çıkıyorum, sürüyor ruhumu deli gibi aklım.
Bir paskal üçgeninde gibiyim, bir paradoxun bir kısır döngünün içindeyim.
Geriye sağ kalan güzel duygularım, sevimli hayallerim direnmekte aklımın işgaline. Elimden bir şey gelmiyor, yardım edemiyorum hayal ülkemin kahramanlarına. Suçlu ben değilim ama, beni yordular, aklımı yırttılar anne. Kaçacak bir yer kalmadı bana bu kentte, huzuru bulamadım yokmuş kısmette.
Tabuların acımasızlığı ürküttü beni, yazıyorum yine hunharca, delice. Dinlemeden çiçeklerin böceklerin söylediği aşk şarkılarını, koşturuyorum hayallerimi yüklediğim kır atı.
Sövgülerimi ehilleştirmenin, evcilleştirmenin çabasının yorgunluğundayım. Pencereyi açıp bağırmamak için, nükleer tesisleri vurmamak için, uyduları aklımla bozmamak için yazıyorum; yıkacağım tabuları, saplantı fosilleri bulmak için kazıyorum.
Onca işim varken çekilmiş bir köşeye cümleleri yudumluyorum, kırgın kalbimi adımlıyorum. Hayattan koptum iyice, alakam yok çevreyle, aklımın everestine çıktım duruyorum, aşklarımı gökyüzüne saldım oluk oluk kanıyorum.
Anlamamak, anlatamamak gibisi yok. Zor!
Miskin düşüncülerin, perişan olmuş duyguların anlatılmazlığı var, sessiz çığlıkların derinden gelen sansürlenmiş tatlı cümlelerin sıkıntısı var.
Gidişat eritmeden beni, büyük değişimlerin alnına en kutsal öpücüklerimi konduruyorum. Dağılan kalbimin kırıklarına basıyorum, vuslatı beklemek acıtıyor beni, yargılıyorum otoriteleri aklımda asıyorum.. | |  | |  | |