HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #11 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() İyi kalpli günahkar Kanaatkar ve şakacı bir gece lambası gibisin... Yanıyorsun sevişmelerin en koyusunda, Sönüyorsun binlerce bilmeceyle. Dışarıda mağrur, gizemli, yasakçı... İçeride sevecen, başıboş, ahlaksız. İyi kalpli günahkarları Aydınlatan bir gece lambası gibisin... Kendi yangınına aşık... Cezmi Ersöz |
| | |
| | #12 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Moralsiz bir güne başlamıştım… Her sabah işime giderken, bir haz alırdım… İş yoğunluğu asla beni yıldırmazdı, severek yapardım… Ekmek kapımdı, oyalanamazdım, sorumsuz olamazdım… Sabah erkenden kahvaltımı yaparak, Ayalimle vedalaşırdım… Günlerden perşembeydi, o gün yoğunluğumuz ise zirvedeydi… Muhtelif kaza raporları, ihlal haberleri, Vatandaş şikâyetleri hat safhadaydı… Geç bir saatte ancak öğle yemeğini yiyebilmiştim. Bir çay söylemiştim… Yeniden iş yoğunluğumla baş başaydım, Sabırla evrakları inceliyordum… Nihayet çayım gelmişti, büyük bir keyifle, Yudumladım ve yenisini ısmarladım… Çalışma odamın kapısını, Sürekli açık bulundurmaya özen gösterirdim… Gelen misafirlerin daha rahat edeceklerini, Ve bekleyenlerin olmamasıydı dileğim… Duyduğum bir sesle, evraklardan başımı kaldırdım, Kapının orda genç bir bayan… Buyurun derken, ilk kez beni bu denli çeken, Bir çekim gücüyle karşılaştım… Genç bayanın üzerinde ilk gözüme çarpan, Vişne renginde çizgili bir triko buluz vardı. Alt kısımda ise mavi kot bir etek süslüyordu. Genç bayan doğrusu pek çok alımlıydı… Ziyaretinin sebebi yalnızca bir tanışmak, Ve yapılan hizmetler hakkında bilgi almakmış… Genç bayan henüz mastır yapan bir kızmış, Evliliği düşünmeye şimdilik fırsat bulamamış. Kültür seviyesi fevkaladeydi, Onunla konuştukça içim açılıyordu, çok dinleniyordum… Dünyadan, Türkiye’nin öznesi İstanbul’dan konuşurken, o mekânları adeta yaşıyordum… Onun hiç haberi olmadan, kendi içimden, Yavaş ve sessizce şunları geçiriyordum… Ne olurdu bu genç bayanın refakatiyle, o aziz İstanbul’u, Adaları, gül haneyi, Beşiktaş’ı, Çamlıca’yı, Üsküdar’ı, Eminönü, galatayı, Kız kulesi, Fatihi, Eyüp’ü, Sultan Ahmet’i, Ayasofya ve Top kapıyı gezebilseydim. Tarihi anekdotları servetifünün diliyle anlatıyordu. Divan edebiyatının o nezih sayfalarını, o kadar titiz karıştırıyorduk ki, o devri yaşıyorduk. Kısa bir zaman içinde, bu genç bayanla dost, arkadaş olduk. Sanki evvel ahirde ruh ikiziydik. Fevkalade nezaketli, son derece naif bir edep timsaliydi. Nevi şahsında bir İstanbul hanımefendisiydi. Ne kadar büyük bir değerdi. Harikuladeydi. Örnek bir şaheserdi. Fiziki güzelliğini asla ön plana çıkartmıyordu. Yanakları kızarıyordu. Konuşurken adeta bir buket sunuyordu. Meğer ne kadar çok ortak paydalarımız varmış. İşte sadece bir kız olmasına Rağmen, tarihi hakikati, edebiyatı, kentlerin sosyolojik dokularını, İnsan manzumelerini ortak paydalarımız olduğu için sadece paylaşmıştık. O günden bu güne ortalama on yıl geçti… İşte sadece bir kız olan bu bayan, gönlümü fethetmişti. Nerde bulunuyorsa kulakları çınlasın. Bugün itibariyle her nerede olduğunu bilsem, yine paylaşmak adına görüşme talep ederdim. İnanıyorum ki, onun nesli son derece münevver ve erdem sahibi kişiler olacağına inanıyorum. Gıyabında onu sevgiyle anıyorum, huzur, Güven ve itminanlık onu asla yalnız bırakmamasını Cenabı Haktan, Temenni ediyorum ve diliyorum… Alıntıdır |
| | |
| | #13 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Gece uzaklaştı benden… ![]() Zaman azılı bir hırsız ve kocaman uslanmayan bir yalancıydı… Mevsimlerimi çalıyordu benden, Gülüşlerimi ipotek altına alıyordu… Ne zaman bir adım atsam ömrümden, Geride kalan adımım canımı yakıyordu. ‘dur’ demek isterdim akıp giden sevgiliye, Ve ömrümü çalan karanlıklara ‘elveda’… Savaşçı ve uslanmaz bir ruhum vardı eskiden, Oda beni terk edeli hayli uzun zaman olmuş, Köşeye sinmiş, silik, suskun kalmış… Yârimin yüzü tozlu çekmecelerde sessiz… Ben gece olmuşum gece ise ben, Ayla gece dans ederken, Ruhum seni doğurmuş, Hilalli geceye armağan… Sen ise özlemlerini yetim bırakmışsın bana. Vapurda; ‘deniz tutan’ biri nasıl olurda deniz tutkunu olabilirdi ki? Bende öyle tutkundum sana, Hem korkarak, hem de severek yaşadım seni… Adını ‘ olmayan gamzeme’ bağışladım Pembe gülleri severim bilirsin Gül kokusunda ölmeye gidiyorum… |
| | |
| | #14 (permalink) |
![]() -_-Venİ_Vidİ_Vicİ-_- Kayıt: 20.01.2007
Mesajlar: 1.366 İtibar Gücü: 13 | cok güzeldi ![]() esimlerle anlatılınca daha güzel oluyo |
| | |
| | #15 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Sağol cherrycim |
| | |
| | #16 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() Duygularımı, izbe odamdaki taburemden iteli çok zaman oldu… boynuma geçirilmiş urgandan yasaklar damlıyor kaygan soğuk betonlara… Çekip alsan /ölü doğumlar gerçekleşmeyecek belki çekilen bu sancılardan… Tutuklu kalan binlerce kelime vuracak kendini sahillere ve hiçbir yaşanmışlık bu kadar nedenli olmayacak çığlıklarımda… kendi uygarlığımın çöküşü değil bu sahnede gördüklerim… İki uygarlığın tarihinde yatan, benzer vukuatların sokak tavanına değmesindendir! kitaplara malzeme olması… saman bir hayatın! kuşe baskılı romanıydı bu yüzümdeki çizgiler! Dışı içinden fazla albeni taşıdığından kaçırıyorum ipin ucunu…oysa sabun köpüğü hayatlar hep uzak kaldığımdır…şimdi nedendir bu kayganlığım bilinmez…. korkularım, kaygılarımla yüzleşme derdinde Yarı çıplak kanter içinde uyanılan; kaç gece daha geçer duraklarımdan? arkaya atılan dünlere daha kaç gün sığar! dolar mı boşluğa onca yaşananlar! hep nedenli kaçışlar varken; yanıtlar hangi kırılan bardakta güme gider bilinmez... Firar etmiş yüreğe çarpan kaç araç açıklar bu spazmların nedenini… büyük bir depremin öncüsü müydü bu sarsıntılar… beynimin odalarından naklin alınırken yüreğime! haber verecek zaman da mı yoktu yoksa /telaşın hangi dolu çekmeceden sarkıyordu damarlarıma… hangi sıcaklığa meydan okuyordu ellerin? ocağı mı açık unuttun! güneşe mi komşu oldu gözlerin! yoksa mesul değil misin ağustos sıcağında yangın çığlıklarıma! gecelerimi besliyordu düşünmek taze bir sabaha uyanan demli çay oluyordun dudaklarımda oysa tuğlalar biriktiriyorum geceye /güne kavuşmasın diye çırılçıplak ayinlerde basılıyor düşlerim öyle yalın /öyle soğuk bir duruşla kalakalıyor geçmiş / tenimde izlerin! yokluğun yankılanıyor beynimde; kaçıncı dik duruşum asfaltlanmış yüreğime inat belki hayata inat; yaşlanmayışı sevmelerin!!! Yokluğunun rengi çökmüşken üzerime bir gün batımı /acaba diyorum! acaba kaç aydınlık kapatır yalnızlığımı? Arzularımı bileyip en sert yerinden dokunmak istiyorum hayata…öylesine güçlü öylesine ince bir sızıyı ağırlarken damarlarımda, ruhuma atılan çizikleri kapatmaya yetmiyor birkaç boya fırçası! Yine krizleri tutuyor yüreğimin /midemin asitleri tavan yapıyor! ya açlıktan ya da yokluğuna nöbetçi sevmelerin!… henüz yüreğim kepenklerini indirmeden sevdaya / dokun, titrek mahcup dudaklarıma! bağırsın eriyen yüreğim avuçlarında sev beni! nevalenden dökülsün damla damla ihanet ! ve kimse görmesin / tut ucundan…..hadi kapat perdeyi!! ![]() |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Son kez ağlarım uğruna.. | sweet_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 27-07-2007 12:54 |
| Kuru Bir Mevsime Takılır Gözyaşlarım, Ağlarım | zuzu | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 23-02-2007 18:04 |
| Uyanırsam Ağlarım | ^^CeM^^ | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 25-12-2006 09:31 |