HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | HosgeLdin beni siyahLastiran SevgiLi.. ![]() Ölüler diyarından yağan her kar ,yüreğimin kuytu sığınağının saçaklarından sarkan buzlar kadar soğuk. Titrek bir nefes ve acı. Üzerime yağan kar taneleri kadar beyaz , her beyazda bir sızı .Bir burkuluşun acısı ne ise seni son görüşümün hüznü de o. Kusursuz olamadım asla ben. Kusursuz olmayı da istemedim. Kusursuzluk insan kavramını öldüren bir katil değil mi? Sele serpe bıçağını sağa sola sallayan ve sararmış dişlerinin arkasından çıkan korkunç kahkahalar… İnsanı ve insanlığı öldüren yorgun katil… Tüm samiyetimle sana seslendim ve tüm masumiyetimle: “Beni Mecnun sanma ey Leyla, ben mecnun kadar kusursuz değilim.” Sen ise anlamadın ya da anlamak istemedin bunu ! Sen kusursuzdun ki! Sadece sadakate inanmazdın .Sadakatin anlamını ututturduklarında ben de ölüler evinin bir kıyısında , ellerimi iç içe geçirip ve baçaklarımı sımsıkı tutarak bir köşeye büzüldüm. Gözlerim saatlerce güneşe bakan gözler kadar kırmızı ve yüreğim, sığınağım kadar soğuktu. İç heseplaşmaların arasında kaybolup giden bir serseri. Hesaplayamadığım hesapların içinde asla olmadım. Olamadım. Çünkü sen onların hepsini hesaplamıştın. Adamatmayı senden öğrendim ben ,aldatılmanın acısını da. Çünkü hiç aldatmadım ben . Ufkun uzaklarında kaybolurken bakışlarım , düşünemeden yapamadığım kafamdan bir türlü atamadığım simanın kayboluşundaki sır kadar gizli düşüncelerin içindeyim. Gelecek benden gelecek kadar uzak, hayaller artık bir hayal ve gece, gece kadar siyah. Anlamsız benzetmelerimi ve tesellilerimi çok derimlere kilitledin. Sen açmamış bir çiçek tazeliğinde ,sen bir gülün kırmızısında ve sen kalıplara sıkıştırılmış şiirlerdeysen eğer, ozaman ben ,ölüler evinin bilinmezinde bir yabancıyı yaşatmaya çalışıyorum . Bir yabancı kadar yabancısın artık. Mavi denizlerin güneş ışığına hasret derinliklerinde, hiç görmediğim iki kabuk arasına sıkışmış bir inci kadar bilinmezsin benim için . Işığını yitirmiş bir inci. Saklandığım yere saklıyım artık. Kaçışlarımın sınağı benden fersah fersah uzak. Çıkış ve gün ışığı, karanlıktaki inci kadar muamma. Güneşin muhteşem ışıkları inadına sarı ve inadına parlak. Aydınlanmanın gölgesindeki ve içindekilerin hissiyatına göre renklenen ölüler evi. Beyaz bir güvercin kanadındaki masumiyet ya da yeşil bir zeytin dalındaki barış. Renklerin simgesindeki evrensellik. Sen bunların hepsinden muafsın. Beyaz benim! Sarı ve yeşil de. Renklerin sevgi ve samimiyetle birleştiği yerde ben olurum Mavi umuttur. Umut ben olurum, mavi benim adım. Sen, beni siyahlaştıran sevgili! Kararmış bulutlar senin habercin ve fırtına ! Fırtına seninle gelir . Pencerem kararmış bulutlara dönük , güneş benden uzak. Anılarla değil anılarda yaşamayı senden öğrendim. Ayrıntılarında boğulmuyorum artık hayatın . Bu alemde ayrıntılara yer yok. Hayatımda ayrıntılar önemsizdi önceleri. Benim tek ayrıntım vardı o da Sendin. Ama sen ayrıntılardan da ayrıntıydın. Kıymetini bilemediğim zamanlarımı dolduran, beni arafın ortasına sürükleyen , gereksiz bir ayrıntıydın. Aslında sen ayrıntılardan da ayrıntıydın.Şimdi bekliyorum seni ! Biliyorum herkes gibi sende geleceksin. Herkes kadar sen de kendini ve hayatını , yitirdiklerini yittiklerini değerlendireceğin zamanı bulacaksın burada ama unutma ki geriye dönemeyeceksin . Yitip gidenler senden çok uzaklarda kalmış olacak. Dönmek isteyeceksin dönemeyeceksin. Bazen geriye bakmak için bir pencere isteyeceksin . Gel beni siyahlaştıran sevgili buradaki bütün pencereler sana kapalı. Açmak isteyeceksin açamayacaksın. Bütün yüzler sana yabancı. Yitip gidenlerin değerindeki değersizliğini anladığın an ,anlamayı da anlayacaksın . Gel ey beni siyahlaştıran sevgili! Şimdi seni ,yüreği buz kesmiş , simanı unutmuş bir can burada beklemekte. Hala aşık ama yar başka yaren başka! Dert başka Deva başka ! Baksana şimdi sana açılıyor ölüler evinin kapıları. Hoş geldin beni siyahlaştıran sevgili.. |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | ![]() BİL Kİ GİDİYORUM .. Belki gidiyorum, ama bil ki istemeyerek. Gözyaşlarımı hissediyorum içimde bir yerdeler, o nasıl bir yerdir, tarifsiz bir acı veriyor ki ben bu acıyı sırf hak ettiğimi düşündüğümden yol bulup da süzülmelerine izin vermiyorum. An gelecek tutamayacağım düşecekler, gözlerimi kırpmadan uzaklara bakarken öyle sıcak akacaklar ki biliyorum yakacak tenimi.. Belki demem karaRsızlıktan değil inan. Senden gidemem ki ben, senden geçemem ki.. Yokluğunda içimde kalacağın odaların hazır şimdiden, yapacakların planlandı. Arzular en arka odaya, hayaller o odada kilitli bir sandığa, yanındaki odaya sarf edilen sözler, söylenirken dinlerken yaşanan hazlar oradaki çekmeceye, çok isteyipte dokunamamanın acısı ve yaşanamayanlar en yakın odaya. Bu kadar yakın olmasının nedeni öyle bir yara ki bu öyle unutulmaz ki uzağa koymanın anlamı yok. Anlayacağın yanıma senide alıyorum bu gidişte. Sana gelmek ya da senle gelmek yanlıştı ama neye göre kime göre yanlıştı onu sorma ben bile bilmiyorum. ettiğim yaraları kanatmaya gidiyorum. Bu sadece seni bensiz bırakmak, ben senle yanmaya gidiyorum. Üç kuruşluk huzurumuzu huzursuzluğa boğmaya gidiyorum. Kendime ve sana en büyük haksızlığı yapmaya gidiyorum. Seninle olamayacağımı bilmenin kahrına, doya doya, kanaya kanaya ağlamaya gidiyorum. Yazdığım satırlar ellerimi yakıyor, talan oluyor her bildiğim, viran inandıklarım. Bil ki gidiyorum… Sana faydası yok ama bir sen daha doğuyor, ben kendimi sende öldürmeye gidiyorum… |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | ![]() Anlar Gibiydin… Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin. Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu, uzun uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak izlerine. Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine. Uzun zaman geçti. Sen biteli... Ve ansızın çekip gideli... Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş aktı yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı zamanın akışı... Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en çok seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında hiç kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden... Dakikalar içinde, çok fazla öldüm. Her damla da tekrar tekrar öldüm... Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine, beni tane tane terk ettin kendi içinde... Ve gittin. Ansızın bittin… Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne... Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son terk eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında serinleyen her bir kum tanesiydim... Ölen bendim... Giden sen... Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.. ATTİLA İLHAN |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Sensiz kaldım korkuyorum sensizlik ormanın da Hayat yaşanmıyor sensiz,bir ışık ver bana Bir ümit ışığı yak,içimdaki karanlığa Bitsin korkularım,çare ol yalnızlığıma. Sensizlik ormanın da sabah olmuyor, Üşüyorum,üşüyorum,sensizlikten donuyorum. Dudaklarım buz tutmuş titriyor kalbim gibi, Nefes alamıyorum,sensiz yaşıyamıyorum. Gel Umudum ol,Gel sevdam ol,Gel eşim ol, Gel ısıt ruhumu,Gel hayat ver bana, Gel usulca gir koynuma,gecenin karanlığın da, Gel ışıkları yakmadan,Gel çocuklar uyanmadan, Güneş gibi doğ ruhuma,çıkar beni aydınlığa. Gel sokul sımsıkı sarıl bana Gel dola kollarını boynuma bırakmamacısına Bir sıcak nefes ver,buz tutmuş dudağıma Gel hayat ver damarlarım da akan kana....... |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Sevmek böyle özdeşleşmemeliydi isminle. Ve sen bunca yoğunluklar içinde sıyrılıp sonsuzlaşmamalıydın içimde. Kaçsam bu duygudan, kurtulabilir miyim(?) bilmiyorum. Kurtulmaya çalışsam pesimden gelir mi bu sevgi? Bilmiyorum. Sen bir bilinmez olarak devam edip gidecek... Ne yazık , çok yazık! Ben seni insanlarla paylaşmak istiyorum. Oysa insanlar seni kendilerine ait kılmak istiyorlar. İnsanlar seni benimle paylaşmak istemiyorlar. Korkuyorlar benden. Evet, içimdeki yüceliğini, içimdeki sonsuzluğunu biliyorlar da korkuyorlar benden. Seni benimle paylaştıkları zaman seni çekip alacağımı ve hatta senin kendiliğinden bana geleceğinden korkuyorlar. Ve susmadığım zaman biliyorlar ki sen büyüyeceksin içimde. Benim sözcüklerimle yüz yüze gelmek istemiyorlar onlar. Biliyorlar ki sözcüklerle gelsem sığdıramayacağım seni hiçbir şeye. Ve onlar bütün bütün bunlara rağmen seni küçük sevgileriyle anlatmakla yetiniyorlar. Seni büyülten ve yücelten bir duyguya bir sevgiye karşı durup, onu sindirme cesareti bulamıyorlar kendilerinde ... Ve sen, tüm bu insanlar içinde evet sen bile o küçük hisciklerle yetinmek istiyorsun., istiyorsun çünkü o hisçikleri görüyor, kabulleniyor ama beni farketmiyorsun bile. Düşüncelere sürüklüyor bu beni. İnsanlar evet korkuyorlar ama ya sen? Sende öyle olacaktın? Sende mi onlar gibi olacaksın? Anlamıyorum ya senin korkun nedir! O küçük göllerde yüzmekle yetinip bu koca deryadan neden kaçarsın bilmem? Enginliği ve sonsuzluğu mu seni korkutan, limansızlığı, geriye dönüsü olmamasından mi? Evet, bu yola girersen geriye dönemeyeceğinin korkusunu yaşıyorsun. Oysa ben seni yüreğimin bir yerlerine hapsedecek değilim. Sevgi tutsaklık değildir hiçbir zaman. Sevgi hapsetmez seni yaşatır. Sevgi salar, sevgi özgür kılar sevgi özgür kılar. Aslında sen o küçük hisçik göllerinin içine hapsolmuşsun da, haberin yok be sevgili! Bana gelsen, tutsaklıktan çıkacaksın oysa. Oysa! Biliyorsun iste! Bilsen! Bilsen! Bilsen benimle yeni bir doğuşa varabilirdin. Sevmeden de sevilebileceğini görürdün. Ben seni insanların yasadığı bir yerde bekliyordum... Belki de biliyorsun. Nedir sendeki olup bittiler bilmiyorum ki, bir kerecik olsun bile onlardan sıyrılıp da "SEN DE BENİMSİN" demedin ki bana. Nerden bileyim. Sen benimdin ama ben senin değildim. Sen sana ait olmayanlara sahiplendin, bense yaşadıklarıma. Sen, ah sen! öyle uzaksın ki... Öyle uzaksın ki ey sevgili, SENİN İÇİN ÖLEMİYORUM AMA, SENİN İÇİN YAŞIYORUM |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Alışsaydım farklı olurdum inan, alışsaydım sensizliğe daha mutlu olurdum.Ama değilim, yanıyor içim.Ve hiçbir yağmur söndüremiyor bu yangını... Bir umut bekliyorum kendi kendine sönsün diye. Ah anlasaydın beni, ah bilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi.Şimdi yanan, yüreğim değil aşk ateşi olurdu.Vazğeçtim beklemekten gelmeyeceksin. Ne acı bir gerçek.Kimi koyayım yerine kiminle avutayım kendimi? Kimi sen sayayımda sarılayım boynuna? kimin elerinin sıcaklığını hissedeyim?Bukadar acımasız olmamalıydın,Ben seni böyle tanımamıştım çünkü.Kocaman bir yüreğin vardı ben o yürekte oldugum için şanslıydım.Çok seviyordun beni yada ben ÖYLE SANIRDIM. Hiç bitmeycek diye düşünürdüm, öyle ya büyüktü bizim aşkımız, özeldi.Hayatta iyi yada kötü ne varsa hep birlikte paylaşacaktık, birbirimiz için yaşayacaktık.BAŞKALARI İLE MUTLU OLMA İHTİMALİ AKLIMIZDAN BİLE GEÇMEZDİ. Yolumuzu aşkımız aydınlatacak biz o yolda yürüyecektik hiç durmadan. Derken, seni kendine bağlayan o yürek koyboldu birden... şimdi yüreğinin yerinde bir taş var, yoksa bu kadar vurdumduymaz olamazdın... her giden bahanesini yaratır her giden acımasızdır, ama sana konduramıyorum bunu.Kimbilir, belkide sensizliğe kendime konduramıyorumdur. Bu yüzdendirhaykırışım.Alışılmıyor, sensizlik kabullenilecek bir şey değil. Acım büyüyor bu yüzden. Her acı geçer biliyorum ama niye bu kadar uzun sürdü bu sefer. niye yarı ölü gibiyim hala? Her şeyde seni arıyorum lanet olsun\'\' Madem gidecektin söylemeliydin bana sensizliğe nasıl dayanılacağını. İnsanın yüreğinin yarasını atıp gitmesi mümkün değilki ben yapamıyorum sen yap hadi. Son kez gel yanım, çıkar yüreğimi yerinden va al götür nereye istersen. At bir kenara öyle kalsın... Yok yok, kendi kendinede sönmeyecek bu yangın. Ben yaşadıkça yanmaya devam edecek içten içten. En azından bir tesellim var... bundan böyle hiç kimse yani bir yangın başlatamayacak yüreğimde,bir daha yaralayamıyacak beni. Acım o kadar derinki, kimse bir daha ACITAMIYACAK İÇİMİ... |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Pencere önündeyim Dışarda yağmur Havada hüzün İçimde yokluğun Sevdiğimiz şarkıyı dinliyorum Sevgi anlaşmak değildir Nedensizde sevilir Bazen küçük bir an için ömür bile verilir. Yokluğun var Acıtan Kanatan Bitmeyen Sessizlik var odamda. Duvarda resmin, o sıcak gülüşün. Her şey bıraktığın yerde duruyor. Bekleyiş var sessiz sedasız. Yokluğun var Gece gibi siyah Zehir gibi acı Ölüm gibi sessiz Avunacak, avutacak bir şeyler arıyorum. Gittiğimiz yerlere gidiyorum. Her yer de izin her köşede senden bir anı. Bunlarda avutmuyor artık beni. Sığamıyorum buralara. Yokluğun var Dolmayan Dinmeyen İçime oturan Raftan indirdim bugün günlüğümü. Neler yazmışım sana dair. İlk cümle hoş geldin dünyama. Okuyorum bir masal gibi. Sayfalar bir birini kovalıyor fark ediyorum. Çevireceğim son sayfa. Çevireceğim ve okuduğumun bir masal olmadığını anlamayacağım çünkü masallar iyi sonla biter. Yokluğun Hüzün Yokluğun Keder Yokluğun Yoksulluğum Arkadaşlar geldi bugün bir bana bakıyorlar bir odaya. Bir gözlerime bakıyorlar bir göz göze geliyorlar. İndir fotoğrafları, yak defterleri artık vakti geldi diyorlar. Yaşadıklarını unut Güzel günlerini unut Hatırlarını unut Gözlerini unut Onu unut Unut işte Unutmak en iyisi Yokluğun var Kor gibi yakan Kimsenin bilmediği, anlamadığı Dağ gibi yokluğun. Çığlıklarım var duyuramadığım. Fırtınalar var içimde dinmeyen. Boğazıma düğümlenen cümleler var. Sen gittiğinden bu yana çalan bir şarkı var. Eğer aşk buysa, sevgi buysa istemiyorum. Bu şehir sensiz yaşanmaz oldu, dayanamıyorum. Hoş geldin hüzün Gülmüyor yüzüm. Yokluğundayım Yok, oluyorum. |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Yine sensiz giriyordum geceye. "Yalnızlık" da olmasa acırdın kimsesizliğime. Arkama kilitlenen kapıların bağırışlarından ürküyordum.. Oysa korkmadım hayatta sensizliğin yarattığı sessizliğin sesinden korktuğum gibi. Ve acıtmadı canımı hiçbir şey,yüreğimin elini bıraktığında düştüğüm ıssızlık kadar. Bembeyaz şehirde öyle belirgindim ki,oysa sevmedim asla farkedilmeyi. Ama elimden bir şey gelmedi işte.. Öyle karanlıktım ki sensiz,öylesine kimsesizdim ki.. "Yalnızlık" da olmasa,acırdın sessizliğime. Senin ısıttığın köşesine çekildim koltuğun.. Seni hatırlatacak nefesler aldım soğuk yastıklara sarılıp.. Sevgimizin ayrıntılarını yakarak çözdüm yüreğimdeki buzları. Sana ve senin olanlara uzaktım hep. Sense kimbilir hangi odalarda hangi kirli sabahlara uyanıyordun. Bensiz kirliydi sabahların,kimseler silemezdi dudağındaki açlığı.. Kimse açamazdı yüreğindeki kilidi,ben yoksam yoktun sen de. Ama muhtaç değilim artık sana.. Daima söyledim birer parçayız tek başına işlevsiz.. Daima söyledim silinirim sensiz.. Daima söyledim gidişinle başlar yokoluşum... Dedim ya olması gereken oldu.. Sen gittin ben bittim.. Sen gittin ben yok oldum.. Seninle ilgili herseyi beynimden kazıdım sanıyordum.. Butun pismanliklarımı silerim sanıyordum.. Herseyi elimin tersiyLe itebilirim sanıyordum.. Bir adım atsan yanindaydım, seni geri dondurebilirim sanıyordum.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hosgeldin Yarinlarima | fatihk | Şiir Köşesi | 2 | 05-12-2007 22:14 |
| Birakma Beni Ey Sevgili. | fatihk | Şiir Köşesi | 1 | 26-11-2007 19:23 |
| hOsgelDin | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 4 | 24-04-2007 14:14 |
| HosgeLdin SevgiLim.. | Saripapatya | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 03-12-2006 01:50 |
| HosGelDin | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 31-08-2006 22:47 |