HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | A$kın bir yolu vardır... ![]() ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim imrendiğin, öfkelendiğin kızdığın ya da kıskandığın diyelim yani yaşamışlık sandığın Geçmişim dile dökülmeyenin tenhalığında kaçırılan bakışlarda gündeliğin başıboş ayrıntılarında zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan , benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine çerçevesine sığmayan munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıştı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi. Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz kış başlıyor sevgilim hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman kış başlıyor sevgilim iyi bak kendine gözlerindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye upuzun bir kış başlıyor sevgilim ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, çağrışımlarla ödeşemezsiniz dışarıda hayat düşmandır size içeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup kulak verdiğiniz saatin tiktakları kaplar tekin olmayan göğünüzü geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz bakınıp dururken duvarlara boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya kendimizi hazırlar gibi yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar denemeseniz de, bilirsiniz hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar Bana Zamandan söz ediyorlar Gelip size Zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman Alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir gün gelir bir gün başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide o eski ağrı ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten Bitmişsinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla günlerin dökümünü yap benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini kim bilebilir ikimizden başka? sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir ise yaramadıysa Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda Bu şiire başladığımda nerde, şimdi nerdeyim? solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden ikindi yağmurlarını bekleyen yaz sonu hüzünlerinden gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim geçti her çağın bitki örtüsünden oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından bakarken dünyaya yangınlarda bayındır kentler gibiyim: çiçek adlarını ezberlemekten geldim eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların unuttuklarını hatırlamaktan uzak uzak yolları tarif etmekten haydutluktan ve melankoliden giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocuklarla geçti gençliğimin rüzgara verdiğim yılları dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, şimdi nerdeyim? yaram vardı. bir de sözcükler sonra vaat edilmiş topraklar gibi sayfalar ve günler ışık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk... Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim her adımda boynumdan bir fular düşüyordu el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk birlikte çıkılan yolların yazgısıdır: eksiliyorduk mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim her otelde biraz eksilip, biraz artarak yani çoğalarak tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında ağır ve acı tanıklıklardan geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum maskeler ve çiçekler biriktiriyordu linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... panayır yerleri... ölü kelebekler... ölü kelebekler... sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye acı çekecek yerlerimi yok etmeden acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? ipek yollarında kuzey yıldızı aşkın kuzey yıldızı sanırsın durduğun yerde ya da yol üstündedir oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar ölü yanardağlar, ölü yıldızlar ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı AŞKIN BİR YOLU VARDIR HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN AŞKIN BİR YOLU VARDIR HER YAŞTA BİRAZ GEÇİKİLEN gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler gözlerim aşkın kuzey yıldızıdır bu yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler ilerlerim zamanla anlarsın bu bir yanılsama ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta yeniden yollara düşerler düşerim bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler yaşamsa yerli yerinde yerli yerinde her şey şimdi her şey doludizgin ve çoğul şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi şimdi her şey yeniden yüreğim, o eski aşk kalesi yepyeni bir mazi yarattı sözüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() yaziyorum, siliyorum, tekrar tekrar yaziyorum.. olmuyor, ne yapsam beceremiyorum seni hakedecek cumleleri bulmayi, ne sarkilar avutuyor simdi, ne de denizlerde karsiligi var gozlerinin, seni seviyorum bile diyemem simdi ben, cunku simdi icimdekini aciklayacak bir soz bulamam, sevmek her zerresini sararmis insanin, dedimya sevmek bile degil benimki, emin olmak daha cok, kolayi secmek, susamak kana kana, susmak ciglik cigliga, hani cami actiginda iceri giren ruzgari gormesende hissedersinya, iste oyle birsey, sevmek degil, bu kadar aci cektirirmi yanlizca seven insan, bir o kadar cekermi, bu kadar merkezine koyarmi hayatin, en mutlu anlarinda bile kaybetme korkusuyla huznu yerlestirirmi suratina, seni sakladigim yerleri kaziyorum simdilerde, her bir cukurdan yeni hayalkirikliklari cikiyor, seninle ciktigim yollari sular basmis, hayat anlamini yitirmiyor belki sensiz, ama cok zor anlasilan dersler veriyor, hep senden bahsediyor, her cumle senin icin basliyor, sana sona eriyor, hic buyumeyecek bir cocuk gibi icimde askin, aglama seslerini dindiremiyorum, guclu ol derdin ya hep, gucluyum artik, sensiz yasayabilecek kadar guclu, ama burnuma kokunu unutturabilecek kadar degil, simdi zaman, her zaman yaptigi gibi iyilestirmiyor acilari, daha cok iciyorum, daha cok yeniliyorum zamana.. ama sozlerimde ihanet yoktu erkekce sozum var, gozumde isigin, dudagimda gulumsemen var, artcil depremlerin var, donduremedigim zaman, olduramadigim umutlarim var simdi ben eksikken sem tamsan, ben akarken sen durabiliyorsan, soyle kim aldatti, en buyuk ihanet deilmidir yuzustu birakmak, birtek sozlerimde ihanet yoktu... o sozler ki bazen uzun ve derin gozlerin gibi bazen iki kelime dudaklarin gibi bazen aci gozyaslarin gibi bazen sicacik sarilisin gibi ama asla yalan degil ihanetlerim gibi birtek sozlerimde ihanet yoktu... etin tirnaktan ayrilma ihtimali azalan umutlarima karsi bir sifir ondeyken kendine iyi bak der ve giderler beni parcalara ayirdin, en buyuk parcayi aldin ve gittin, seni benden aldin, savastigim icin kizabilirsin ama suclayamazsin kendine iyi bak der ve giderler bak bu kan butun kiyafetlerime bulasicak bundan sonra cunku asla iyilesmeyecek bu yara kendine iyi bak derler ve giderler, hicbisey icin gereginden fazla sorgulamadan herseyi sana birakirim bir ruya olurum haddinden daha kisa bir damla gozyasi olurum dusmeden kururum daha gercekten sevenler bunu yaparlar, iskartaya ayiririm kalbimi alir giderim umutlarimi bir ruya olurum son kez saclarini oksarim sen uyurken ve giderler, giderim birtek sozlerimde ihanet yoktu... peki gercekten bu sozleri duymayacakmisin artik, dinlemeyecekmisin bu sarkilari, ben yinede soyleyecegim sarkimizi biraktigin yerde, gelmesende yinede yazacagim, posta kutuna bakmsanada ama hep azalan bir umutla.. bir tek sozlerimde ihanet yoktu, ama gittim ben, konusamadim giderken, yalan yoyleyemem bilirsin hem birtek sozlerimde ihanet yoktur simdi beraber yiyip ictigimiz sevginin hesabini oduyorum altindan kalkamayacagim kadar buyuk bi hesap yine gitmelerin zamani simdi ruyayla gercegin arafinda gecenin en kanayan tarafinda gitmelerin zamani saatimi yanlizligima kurdum… uyuyorum, uyandigimda sen olmayacaksin biliyorum, SEN kelimesi hic bu kadar anlamli olmusmuydu bilmiyorum ama sen...iste soyluyorum sen… bir bilsen… yarattigim kelebek etkisinden siyrilip, beni sokaktaki herhangi biri gibi gorsen, O zaman bi seyler yazsam sana tek hazinem… Ama ben artik hazirim ‘senin hatan’ demek yerine ozur dilemeye… ben artik hazirim ‘nerdesin’ yerine ‘ben burdayim’ a ben artik hazirim sana… keskeler yok seninle olan hayatimda..‘İyi ki’m sin sen benim… silgim kalemimden once tukendi seninle olan iliskimde biliyorum ama yanimda ol nolur.. sen benim hatalarim arasindan siyrilan tek dogrum… biliyorum hala icinden ne cikacagini bilmiyorsun ama nolur ac bu zarfi sans ver bi dahami deme ver verki ben nefes alayim… nefes almak bile mantiksiz sensiz ki en mantikli seydir bir insanin yapacagi.. ama sen benim verecegim ilk nefes olsaydin ben asla nefes almazdim, cunku bilirim aldigin zaman vermen gerekir. oysa ben icimde saklarim seni tum metabolizmama inat.. oyle ya en fazla cigerlerim iflas eder ama kalbim kan pompalamanin disinda yaptigi en mantikli seyden vazgecermi.. beynim vazgecse o gecermi.. beni iyi hatirla.. farzetki bir ruzgardim esip gectim hayatindan… kotu bi espiriydim belki bir tebessumu cok gorme, yada bir sans daha verme butun sanslarim ol benim koy beni gozlerine.. simdi kapat gozlerini rengi ne olursa olsun kapat kalayim orda bogulayim derinliklerinde.. gel yasayalim gelecegimizi ne ogrenmemissek onu ogrenelim ne ogrenmissek ogretelim gel.. ve sonunda en cok hak edene veriyorum en guzel, en anlamli yani en SEN satirlarimi…. cunku seni seviyorum.. sevdikce yaziyorum, yazdikca seviyorum… biz simdi neyiz onuda bilmiyorum, ama ben gelecegimi yapistirilamayacak kadar kiran, sense butun catlaklarimi, tum bosluklarimi dolduran... simdi naparim.. bi numara buyuk severim, herseyi buyutmem sirf seni buyuturum en buyuk beden severim… yasatirim.. en cok yasarim, ve sorarim, gecmisimi sildim... gelecegim olurmusun... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() Gözlerin hala aklımdalar. Kocaman ve kahverengi... Ben ne zaman baksam gözlerine kendimi gördüm, kocaman ve kahverengi.. Koca bir dünyayı sığdırabiliyordun işte gözlerine ya, sığdırdın... Yağmur damlaları yüreğime işlerken ve ben şemsiyelerimi, yağmurluklarımı sende unutmuşken ve sen de böyle bırakıp gitmişken beni, sırılsıklam bir sevdada, puşt bir gece vakti yapayalnız ıslandım... Gidenlerin ardından bakabilmek sanırdım en büyük acıyı.. Lakin gidenin ardına bakmaması koyuyordu adama.. Sen ne kadar bakarsan bak, biri gider ve senin gözlerini aradığın boşlukta siyah bir şehiri sana armağan eder. Sen kendini kocaman ve siyah görmen gerektiği yerde, bir simitçi simit satar, bir çocuk koşarak önünden geçer ya da işte neyse hayatın akışına dair, seni durdurur, kalakalırsın... Anladım ki, gitmek ya da gitmemek değil mesele, iz bırakıp bırakmamakta bitiyor. Yaralarımızın üstüne, daha iyileşmeden yeni yaralar eklemek koyuyor bize. Üstelik ilacımızın gidişini çaresizlik içinde izliyoruz... Üstelik bir yağmur delice yağıyor, üstelik biz şemsiyemizi evde, sevgilimizi yolda unutmuşuz. Üstelik, işte nasıl anlatılır ya, ıslanıyoruz... Islandıkça ve sırılsıklam kalakalınca bir süre bakıyoruz şehre, ışıklara ve yansımalara. Hiç bir yerde kendi yansımamızı göremiyoruz. Kendimizi başka sevdalara adamak istesek de, silüetimizi bir başkasında unutmuş oluyoruz... Her yeni gelen gözlerinde umutla gelse de bize, biz o gözlerde kendimizi göremiyoruz... Koca bir boşluk sadece. Tıpkı gidenin ardında bıraktığı gibi, bakmadığı gibi, siyah ve kocaman bir boşluk... Bazen, bir zaman geliyor ve insan anlayamıyor yüzündeki ıslaklığın sebebini. Yağmur bir yandan damlarken, bir yandan gözleri sancıyor insanın. Ağlasa da ağlamasa da, bir sızıyı gözlerine hapsediyor ve bütün damlaları kendinin sanıyor. Bir yağmuru gözyaşlarından arta sanıp, bir boşluğa adıyor. Şemsiye açmıyor, çünkü şemsiyeler açılsa da gözler hep ıslak kalıyor... Giden, hep gidiyor... Hayat bana bir armağan verdi... Gittiğinden beri her yer kocaman ve siyah... Gittiğinden beri görebildiğim tek gerçek şeyi yitirdim, yani seni, yani seni sevmeyi... İnsan böyle zamanlar anlıyor, gitmeyi, gidebilmeyi... |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() Bugün Biraz Gerginim Yine Sesim Değişik Gelebilir Biraz Ama Sen Anlarsın Bana Katlanırsın.. Tuhaf Laflar Edebilirim Seni Belki Üzebilirim Ama Sen Susarsın Çünkü Beni Tanırsın... Karıştım Yine Karmakarışığım.. Korkmamalıyım Sevdandan Yana Korkup Kaçmamalı.. Yoruldum Koşmaktan Önümü Görmeden Nereye Varacağımı Bilmeden. Kimse Anlamıyor Hatta Bazen Ben Bile.. Ama Sen Anlıyorsun Biliyorsun Neler Geliyor Neler Geçiyor İçimden… Neydi Mutluluk Küçük Belkiler Mi? Gelip Geçici Hevesler Mi? Sen Miydin Yoksa Ben Peşinde Dolaşıp Ararken Nerede Olduğunu Elimi Uzatsam Tutabileceğim Kadar Yakınmış Oysa.. "Öyle Çabuk Kızma" Derdin Hep "Bu Kadar Da Kolay Alınma" O Zaman Beni Sar Hadi Sarıl Bana.. Değişmez Huylar Bilirsin Bir Kere De Sen Dene Alışmayı Ben Göğsüne Yatarken Öyle Derin Nefes Alma... Tut Ellerimden Çek Çıkart İçimden Unuttuğum Her Ne Varsa.. Sevdaya Kapkara Bakan Yüreğime Işık Oldun Güneş Oldun Karanlık Gecelerime. Öylesine İşliyorsun Ki İçime Her Hücrem Sana Her Zerren Bana Ait Oluyor Gitgide. Ben Sahip Çıkamıyorum Bana Daha Bir Sen Oluyorum Gün Geçtikçe… Kendimce Yalnızlığa Ait Hissedip Kendimi Sımsıkı Sarılmışken Ona Sarılmak İstediğim Senmişsin Aslında… Bu Ara İhtiyacım Var Sana Ellerimi Sakın Bırakma.. Bana Huzur Veren Tek Yer Senin Yanın Unutma... Gün Varıncaya Kadar Sabaha Sakın Hiç Bir Yere Kalkma Fazla Birşey İstemem Sadece Dur Burda.. Giydirmek İstemiyorum Kelimelere Zarif Giysiler. Onlar Kalmalılar Öylece Dilimden Döküldükleri Gibi… Gözlerime Bakarken Kalsa Diyorum Bakışların Gözlerimde Hiç Silinmese.. Hiç Konuşmasak Ben Anlasam Sen Bilsen.. Korkmama İzin Verme Kaçıp Gitmeme Kendime Dönmeme.. |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | Bir Yürek Vermeli... İnsan bazen vermeli, almak için... Bir yürek vermeli önce, bir gönül O yüreğe sevgi vermeli, dostluk vermeli Umut ekmeli o sevgi, dostluğu büyütmek için Bir hayat olmalı; iki kişinin paylaşacağı bir ömür için Zaman vermeli, anlayış vermeli İsteklerine gem vermeli... Bir ömrü paylaşmak için, iki kişilik sevgi vermeli Dürüstlük vermeli saygılarını vermeli Bazen ödün vermeli prensiplerinden... Bazen sıkılmalı başkası için, İstemediği şeyleri yapmalı paylaşmak adına hayatı Biraz da cesur olmalı adım atmak için Verdikten sonra beklemeli, almak için Sabırla, umutları soldurmadan beklemeli Bekleyişin hazzını tatmalı Vuslatı arzulayarak, özlemlere umut ekmeli İnsan vermeli önce kendisinden Sonradan almak için... |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | yüreklerinize saglik |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Şimdi ne yapıyorsun kim bilir..? Ne'ye gülüyor yada ne için üzülüyorsun.. Merak ediyorum.. Senin yanında olmayı istiyorum. Ama yapamıyorum. Sensizliği tadıyorum hala . Ekşimsi tadı var , bu tadı hiç sevmiyorum. Aç kalmayı göze alarak belki diyorum , belki yanımda olursun birgün diye düşlüyorum. Düşlerimin gerçek olmayacağını , olamayacağını çok iyi biliyorum. Seviyorum seni , haykırmak istiyorum sana ve herkese. Ama yapamıyorum. Engeller çıkıyor karşıma.. Hep arka plana çekiyorum haykırışımı. Duysun herkes kıskansın , " ne güzel , ne büyük sevgidir bu" desinler istiyorum. Ama .... Ama ben bunuda yapamıyorum... Haykıramıyorum avazım çıktığı kadar , sevdiğimi söyleyemiyorum. ne kadar kötü biliyormusun bu halde olmak. El'den birşey gelmemesi... Üzgün olduğunu biliyorum , benim için üzülmüyorsun ama üzgün olduğunu biliyorum. Anlatmadığın anlatamadığın üzgünlük bu.. yardım etmek için uzatıyorum elimi , daha tam uzatamadan geriye çekiyorum... Ya geri çevirirse , beni terslerse diyorum. üzgün haline dayanamıyorum , seni bu halde görmektense öleyim diyorum. Ama ondan da korkuyorum.! ne kadar aciz biriyim , ölümden bile korkuyorum. Senin için ölümü göze almaktan korkuyorum... Sırf seni bir daha göremezsem'in korkusu bu... Ama bu korkununda boşa olduğunu biliyorum.. Çünkü seni göremeyeceğimi de biliyorum... Keşke , keşke diyorum uzatsan bana elini , tutsam bir kez bırakmasam bir daha...... |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | sessiz sedasız konuşmaların ağırlığıydı anlaşılmazlığım ağzımda tükenmek bilmeyen senli cümleler yığını puslar ardında kalan yüzünün sureti bir yanda gidişin bir yandan yokluğunda yorgun haykırışlarım arasında kalan sevdam Sensizlikte sığınağımdı kuytular Ve acımı aşikar ettiğim duvarlardı sırdaşım sensizliğimde Talan her şehir yüreğimdeki sevdamdı parçalanışlar arasında Her can çekişen ömür yaşama umudumdu Kaçmak isterken sensizliğin girdabından Hep düştüm korku dolu gecelerin göğsüne Daha bir acıdı canım Ve daha bir kanadı yaram Gözlerimde yaşlar, Yüreğim kafeste çırpınan kuş Her çırpınışımda biraz daha yokluğuna gömülen ruhum Her gün biraz daha yaklaşıyorum sana Sen ölüm oluyorsun bana Hissediyorum Geliyorum sana |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Kayıt: 20.03.2007 Yaş: 20
Mesajlar: 11 İtibar Gücü: 0 | Ey Felek aşkı erken yaşta tanıdım, Ve ben her zaman aşkım ile yaşadım. Sen her zaman yıktın aşklarımı… Gücenme felek ! ben seni kalleş olarak tanıdım. Ben erken yaşta başladım sevmeye,sevdikçe sevdim, Ve ben her sevgide bin darbe birden yedim. Ulan felek!sen beni hep acılara ittin, Ve sen beni acılarımla bırakıp gittin. İlk aşk çağlarımdı,gönlüm denizler misali kabarmıştı, Nerden çıktın karşıma ? aldın benden aşkımı… Nice aşklar yaşadım;elemli,kederli veya neşeli, Baktığında hepsi aynı değil mi ? Yıktın bunların hepsini… Son aşkıma dokunma felek! Onunla yaşıyorum ben,gözleriyle,sözleriyle,gülüşüyle… Ve hatta bu şehirdeki ayak izleriyle. Onu öyle seviyorum ki! Ne olur kıskanma felek… Dünya gözüme toz pembe olur,onu gördüğüm her anda. Onun hayali var karşımda,bağlıyım ben ona Kerem’in aşkıyla, Bu büyük aşkımı ne olur yıkma felek ! Onu benden alamazsın, Umutlarımı yıkamazsın, Dünyamı karartamazsın, Karşıma çıkma felek… <BY SPYONKEY> |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cikis Yolu: Vesvesenin Çaresi Nedir? Vesveseden Çıkış Yolu Var mıdır? Vesvese? | Philip | İslami Download | 6 | 23-09-2007 15:26 |
| vardır bir hayır :) | ewa | Hikayeler ve Efsaneler | 5 | 13-08-2007 22:00 |
| Her insanın bir şarkısı vardır | NİRVANA | Bilelim Öğrenelim | 3 | 15-03-2007 04:16 |
| Nikahta hayır vardır... | Raid_IRON | Dini Konular | 1 | 23-07-2006 00:04 |