HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | ![]() Ne zaman sevmiştim seni? Ne zaman sana “evet” demiştim? Ne zaman yüreğimin en güzel yerindeydin? Ne zaman elini tuttum? Ne zaman sarıldım sıkıca? Ne zaman öpücükler kondurdum yanaklarına? Söylesene ne kadar zaman oldu senden ayrılalı? İlk aşkımdın. Ne kadar kısa sürse de seninle olan birlikteliğim; sen benim ilk sevdiğim, sen benim ilk aşkım, sen benim ilk elini tuttuğum. Bütün ilkleri yaşatansın sen. Ama hiç istemediğim bir ilki de yaşadım sende. “Ayrılığın acısını” tattım. Bu kadar çok severken seni ayrılık yüreğimi darmadağın etti bir anda. İçimde kapanmayacak yaralar açtı. Unutmak zor oldu. Senden kalan fotoğrafları, hediyelerini, güllerini atmak zor oldu. Ama yüreğimde kalıcı olmasını istediğim prenstin benim için. Ama olmadı. Senin yüreğin beni yaşatamadı içinde. Yanımda kalacağını zannettim. Elimi tutup bırakmayacağını zannetmiştim. Ölene kadar yanımda olacağını zannettim hep ben. Ne kadar yanlış tanımışım seni! Benden ayrılma sebebinin nedenini öğrenememiştim senden; oysa erkekçe gelip yanıma “Ben başkasını seviyorum bu yüzden ayrılmak istiyorum” deseydin keşke. Ellerden duymak çok zoruma gitti. Onu duyduğum anda döneceğine dair umutlarımı tamamıyla kaybettim. Unutmaya çalıştım. İçimde gezen senin sevgini nefret ederek bitirmek istedim. Başardım mı bilmiyorum? Benim yüreğime aşk konuk oldu bu kış. İlişki mi senle bitirdikten sonra aşk konuk oldu tekrar yüreğime. Ama sana duyduğum o derin sevgiyi veremiyorum. Gerçi karşılığını da alamıyorum. Senden oluşan boşluğu dolduramıyorum onun sevgisi ile. Aylar sonra seni tamamen sildim gönlümden. Başkasına gönlümü açmıştım. 2 sene sonra gördüm seni. Bilemezsin nasıl içim acıdı. Derinlerde bir şeyler koptu içimden. Evlenmiştin. Eşin vardı yanında. Seni gördüğümde titredim; heyecandan mı? Bana vermediğin sevgiyi o kıza verdiğin için mi anlayamadım? Göz göze gelmemek için elimden geleni yaptım. Yine yüreğime hüzünler misafir oldu. Eski günler gözümün önüne geldi. Elini tuttuğum, sarıldığım ve yanaklarından öptüğüm o mutlu günler gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Gözlerimin içinin güldüğü, aşkı yüreğimin derinlerinde hissettiğim o pembe renkli günler. O günleri yaşadığıma mutluyum, ama sevdiğin kişiyi başkasının kollarında görmek o kadar acı bir şey ki. Bana bakan gözlerinle şimdi başkasına bakıyorsun. Beni saran kolların başkasını sarıyorsun, bana söylediğin sevgi sözcüklerini başkasına söylüyorsun, yüreğinde bana karşı beslediğin o derin sevgiyi ona veriyorsun. Bu kadar kötü hissetmemiştim kendimi uzun zamandır. Ama dün seni orda başkası ile görünce tüylerim ürperdi, az da olsa gözlerim doldu. 05.Eylül.2004 te aynı mekânda beni sarıyordu kolların dans ederken ama şimdi… Aynı mekân da iki defa dans ettiğim sevgilim, o günlerde ki o gözlerimin içinin gülmesi, şimdi yerini hüzne bıraktı Niye bu kadar acı hissettim, çünkü şu anda yaşadığım ilişkide sevgiyi derinlerde hissedemediğim için. O sevgiyi bana veremediği için. O aşkta ilk yaşadığım aşkta film durdu. Sevgiyi bütün coşkusu ile yaşadım. Ama şimdi yaşadığım sevgi, diğerine göre sevgi değil aşkta değil. Yine yüreğim çok seviyor ama yine bu sefer de karşılığını göremiyor. Aşk sen bana iyi gelmiyorsun. Yüreğime acılarını bırakıp gidiyorsun, mutluluğu da ekiyorsun ama bir denizköpüğü gibi sular alıp gotürüyor mutluluğumu da. Ama her şeye rağmen hayatta olmak, nefes almak acılara rağmen yaşamak güzel. Olsun bu yürek unutur gidenleri, bıraktıkları aşkını acılarını. Gün gelir yüreğimize sevgiyi misafir getirmez, inanıyorum ki sevgi geldiği zaman yüreğimde kalıcı olacak. Acılara katlanan yüreğim bir gün mutluluğu da bulacak. Çok seven bir yürek çıkacak elbette karşımıza. Bu defa yüreğim gülecek taa derinlerde |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | Senden önce griydi herşey.Adana siyah beyaz.Hayat anlamsız ve bomboş.Sabah uyanmayı istemeyen bir ben vardı ve gece yatağıma yatarken sonsuz bir uykuya dalmak için dua ederdim.Gözyaşlarım kuruyalı çok olmuştu.Gözlerimden kan damlardı yaş yerine... Uzun zamandır acılarla örülmüş bu yüreğe sen bir tek sen ilaç olabildin.Neymiş sevda derken ve dalga geçerken aşkla sen bütün kurallarımı alt üst eden,sen bütün sınırlarımı aşıp bana ulaşan değil misin?Yüreğimin sevdaya açılan bütün kapılarını kilitlenmişti senden önce,anahtarını da bi yere saklamıştım işte.Ben bile unutmuştum nerede olduğunu.Senin elindeymiş yüreğimin anahtarı.Kimseye söylemeden girdin işte içeri.Hoşgeldin... O anlamsız hayatıma birden ışık olan sensin.Sensin tam düşerken yakaladığım tek dalım.Sensin artık benim dünüm,bugünüm,yarınım. Hoşgeldin alınyazım. Sevdanın ne demek olduğunu bana öğretensin sen.Seni seviyorum kelimesinin benim lügatımda yanlış bildiğim anlamını düzeltensin sen.Gerçek sevdanın acı çekmek değil,beraberce acıların üstesinden gelmek olduğunu,hayatın dikenli,taşlı,zorlu yollarında el ele yürümek gerektiğini ve insanların mutluluktan ağlıyabileceğini öğretensiz sen. Senin benim için ne ifade ettiğini anlatmaya hiçbir kelime yetmeyecek biliyorum ve biliyorum ki sana sevdamı anlatmaya kalksam yeni bir dil bulmam gerekecek kelimelerimin bittiği yerde başlayansın çünkü sen. Hoşgeldin son sevdam. Senden gelecekse ölümün başımın üstünde yeri var. SENİ SEVİYORUM... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() xqrsv Kayıt: 10.12.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 213 İtibar Gücü: 11 | çok hoş tatlım ikisi de... gönlün dert görmesin |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() bir düş-tük kırıLdık.. Kayıt: 12.10.2006
Mesajlar: 3.515 İtibar Gücü: 65 | Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan , benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin |
| | |
| | #5 (permalink) | |
| ~~O da artık evLi~~ Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 10.323 İtibar Gücü: 0 | Alıntı:
| |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Gözlerinden bir yudum nefes alıp alıp sana yazıyorum yine. Yürek mürekkebiyle yazılmış onca karalamaya inat seni yaşıyorum satırlarımda. Sen ve ben. İki ayrı kentin sabahında aynı güneşle uyanan iki sevdalı. İmkansızlığın içinde, yokluğun acı nefesinde " aşkı " soluyan iki yürek. Boşver gülüm. Suyla ateşin, geceyle güneşin birbirlerini sevmesi gibi imkansız olsa da aldırma. Yağmuru dilenen kuru toprak gibi her sabah nefesini soluyorum ben. Güneşi bekleyen kuru yaprak gibi akşam kızıllıgında seni bekliyorum. Biliyorum hicbir zaman kapımı çalmayacak ellerin, hiçbir zaman ellerini tuttugumda avuç içlerin terlemeyecek. Bırak bu dünya bize hasret borcu olsun. Hasretlikler hep demir parmaklıkların ardında kalsın. Kavuşmasın sırtlarımız birbirlerine. Değmesin dudaklarımız dudaklarımıza. Sevgi bu değil mi ? Yokluğunda bile sevmeyi bilmek. Aşkı yücelten bu değil midir ki ?. Bak şehrime yağmur yüklü bulutlar konuk olduğunda ben seni ararım her damlasında. Saçlarımı ıslatan bir yağmur damlası kadar berraktır sevgin.. Musluğu açıp avuç içlerime akan suyu delice içmek. Çünkü içtiğim sendin. Kana kana yüreginin deryalarındaki nefesi içtim her defasında. Gözlerim bağlı halde karanlıkta merdiven inerken hep senin sevdana yürür gibi emindim adımlarımdan. Başımı kaldırdığımda bulutlar kanap açıp gözlerinin içinde sıcak iklimleri gördüm. Dokunduğum herşey de ellerinin sıcaklığını aradım durdum. Oysa ellerini hiç tutmadım ki !.. Baktığım her noktada gözlerinin derinliğindeki umudu sevdim. İnan gözlerini hiç yakından görmedim ama hep seni yaşadım. Rüzgarın hep senin saçlarına ılık meltem gibi dokunduğunu bildim. Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrendim. Sen gülümsediğinde gecekondu pencerelerinde cicekler açar. Her nefes alışında gökyüzüne nice yıldızlar kanatlanır. Yağan yağmur kadar bereketlidir gözyaşların. Engin denizlerin içinde sakladığı berraklık kadar yalındır bakışların. Ve saçların, rüzgar bile kıyamaz saç tellerini savrulmaya. Biliyorum bu hasret mapuslugunda günleri saysam da, bu özlem her gün acılarımı kanatsa da ben seni sevdim. Yüreğinin içinde büyüyen bir cocuk gibi gözlerinde gülümsüyorum hayata. Ben seni gözlerinde biriktirdiğin düşlerle sevdim. Seni sevdiğimden beri kuşluk vakti kıyamadığım gözyaşlarını kelebeklerin sırtında taşıyan bir yürek oldum ben.Gözbebeklerinden süzülen nemli yaşları baharların koynunda kuruyan ciceklerin köklerine sundum her defasında. Öyle değerli ki ; gözlerinden süzülen yaşlar , imkanım olsa o nemli yaşlarınla ciceklerin yüreklerini yıkardım..Seni sevmek böyle duru böyle yalın bir aşk.. Seninle her gece yıldızların sağnağında sana düşlerimi sundum. Bir an hayat yokusunda yorulsam, kenar köşelerde değil ben senin yüreğinde " nefesini " soludum. Reyhan kokulu gecelere inat ben senin kokunla yetindim. Rüzgarın keman çaldığı ve yıldızların nağmelerle bestelere gebe oldugu vakitlerde hep seni düşledim. Sevgini soframdaki ekmek gibi bereket bildim. Ben senin gülen yüzünü sürdüm arsız yaralarıma. Uykusuz yüreğime ayazlar çivileri reva görseler ben senin sacların daldım rüyalara..Seni düşündüm zamanın ötesinde. İmkansızlıgı sevdim. Gözlerindeki nemin saflığını, gözyaşların duruluğunu ve iki dudağın arasında hayata hediye ettiğin nefesini sevdim. " Bilir misin Nefesinde baharların soluduğunu ? Bilir misin her gece Yetim kuşların yüregine dolduğunu ? Bilir misin her gözyaşınla Topraktan yeni filizler doğduğunu ? Uzaklar da bir adamın Senin her gülüşünde Hayata sımsıkı tutunduğunu Bilir misin ey yar ? |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | yorumlarınız ve paylasımlarınız için tkler ![]() Ona o kadar bağlıyım, o kadar seviyorum ki..." Hastalıklı sevgi budur işte; insanı alçaltır, aşağılık bir yaratığa dönüştürür.” Aşk böyle bir şeydi. İnsanın gücünü alan, kişiliğini zedeleyen, zaaflarını açığa çıkartıp karşısındakinin hizmetine sokan bir şey. Aşka muhatap olan kişi aşık olanın zaaflarının üstüne basarak yükselir, egemenliğini böyle kurar. Egemenlik arttıkça aşık olanın kişiliği giderek zayıflar, sonunda teslim olur. Artık aşık olan için esaret, aşık olunan içinse sonsuz özgürlük vardır. “Ona âşıktım, evet ama bu imkânsız bir aşktı, bu bir hastalıktı, tedavi edilmesi gereken bir hastalık. ...bu hastalıktan kurtulmam için bir fırsat bu, Tanrım kuvvet ver bana.” Hayır, bu aşk olamaz, sadece aşk olamaz. Aşkın üstünde bir şey olmalı; henüz tanımlanmamış, adı konulmamış bir şey. Sevdiğim birçok insandan günlerce, aylarca uzak kaldığım oldu, bu denli bir özlem büyümemişti içimde. Ondan ayrıldığım günden bu yana midemin ortasında oturan bir kütle her gün beni büyüye büyüye kuşattı. Aklımdan bir an, bir saniye bile çıkmıyor, onu deli gibi merak ediyorum. Ona bir şey olacak korkusu öyle bir yapıştı ki, ne yapsam kurtulamıyorum bu korkudan.” Söylediklerinizi psikiyatri diline çevirelim: “Bu aşk değil, aşkın dışında bir durum. Yeni tanımlanmış, adı yeni konulmuş bir hastalık; “İlişki bağımlılığı, ya da aşk bağımlılığı”. Kurtulamadığım kötü bir şey olacak hissi ‘anksMadde bağımlılığı, ruhsal bozukluklar arasında yaygın rastlanması ve sonuçlarının hem kişi hem toplum için yıkıcı olması nedeniyle önem taşır. Doğal maddelerin küçük işlemlerden geçirilmesi sonucu elde edildikleri için en eski zamanlardan beri kullanıldığı bilinmektedir. Psikiyatri uzmanlığını, bağımlılık üzerine yoğunlaştıran Hakan Coşkunol, madde bağımlılığının insan ruhunun tüm yönlerini etkileyişini madde madde, öz bir biçimle tanımlamaktadır: Bağımlılık, bir duygu, bir düşünce, bir durum, bir eylem ya da bir maddeye karşı konulmaz bir şekilde istektir. Bırakılmak istense de bırakılamaz. Başlangıçta düşük dozlarla başlanır, giderek artırma ve sıklaştırma gerekir. Bırakıldığı zaman birtakım yoksunluk belirtileri ortaya çıkarır. Zarar görmesine rağmen kişi bu durumu sürdürür. Böyle bir uyuşturucu bağımlısı, başlangıçta enerji kazanır. Düşünme yetisi, sosyal ve cinsel özgüveni, iş verimi artar. Yalnızlık, çökkünlük, uykusuzluk ve sıkıntı gibi istenmeyen belirtiler de ortaya çıkmış olsa bile kişiyi rahatlatır. İş verimi artmış olmakla birlikte işe gitmeme, çalışamama, hatta yasadışı yollara sapma göstermeye başlar. Düğün-dernek toplantıları, özel günler, toplantılar, bağımlılık yapan maddeyi kullanmayı kışkırtan nedenlerdir. Ardından dengesizlik, güvensizlik, başka uyuşturucu maddelere yönelme ortaya çıkar. Bağımlılık eğilimlerinin bilinçaltı tarafından kullanılması, hatalı bir korunma veya duygusal dengeyi sağlamak için yetersiz bir yardım gibidir. İlişki bağımlılığı da madde bağımlılığı gibidir. Kullanılan uyuşturucu yerine bağlanılan kişi geçmiştir. Kişi, bağlandığı kişiyi, istese de bırakamaz. Bağımlılığın derecesi giderek artar. Zorunlu ayrılma durumunda birtakım yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Kişi zarar görmesine, bunun farkında olmasına rağmen bağımlılık sürdürülür. Bağımlı kişi ve bağlandığı partneri, bir tahter*******linin iki ucuna oturmuş gibidirler. Bağımlı kişi, yoğun duygular yaşarken partneri bu duyguları yaşamaz. Kişi partnerini önemserken partneri sadece kendini önemser. Kişi, tüm coşkusunu, desteğini, parasını, zamanını partneri için harcarken partneri kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılamış olur. Kişi yüzde elliden fazlasını verirken partneri yüzde elliden fazlasını alır. Kişi partnerine aşırı değer verirken partneri aşırı değer görür. Kişi, partnerinin yanlış davranışlarını hoş görürken partneri yanlış davranışlar sergiler. Kişi partnerine yaklaşmaya çalışır, partneri ise o kişiden uzaklaşır. Sonuçta son derece asimetrik bir ilişki söz konusudur. Madde bağımlılığı kişiyi ruhen, bedenen ve toplumsal yönden çökertir. İlişki bağımlılığı içindeki kişinin başına gelenler de hemen hemen aynıdır. Kişi kendisini tükenmiş hisseder. Benlik sınırları net değildir. Sado-mazohistik davranışlar sergiler. Olayları akışına bırakmaktan korkar. Bireysel gelişimleri sınırlı kalır. Partnerini değiştirmeye çalışır ve elbette başarılı olamaz. Çözümü kendisi dışında arar. Partneri tarafından terk edilmekten korkar. Dahası, bağımlılık arttıkça karşısındaki kişi ya da ilişkiye aşırı tepki göstermeye başlar. Bu olmazsa kendini tamamen diğer kişiye ya da ilişkiye yöneltir. Bir başka olasılık olarak karşısındaki kişi ve ilişkiden gerçekdışı beklentilere kapılır. Arkasından, kendisindeki çöküşün kısmen de farkına varılmasıyla, kişi iç muhasebesine odaklanır. Partnerine yoğun bir ihtiyaç duymakta mıdır? Aynı biçimde bu ilişkiye yoğun bir şekilde ihtiyaç duymakta mıdır? Partneri ile ilişkiyi yoğun bir şekilde yaşamakta mıdır? Partnerine karşı yoğun bir kıskançlık veya sahiplenme duygusu yaşamakta mıdır? Bu ilişki ile kendini feda mı etmektedir? İlişkisini ya da bağımlılığını çok mu erken ve yoğun biçimde belli etmiştir? Duygularını da aynı acelecilik ve yoğunlukla mı ortaya koymuştur? Sorunlar çıktığında gereksiz yere kendini suçlamakta mıdır? Partnerinden kısa sürede bile ayrılığa katlanamamakta mıdır? Bu tür sonu gelmez iç muhasebelerin, ilişki bağımlısı kişiyi tümden çöküşe sürükleyeceği kolayca anlaşılabilir. İsterseniz “ilişki bağımlığı” yerine “aşk bağımlılığı” da diyebilirsiniz. Perspektifi daha da genişleterek, bir siyasetçiye, herhangi bir düzeydeki bir parti liderine bağımlılık olarak da alabilirsiniz. Sonuçta, ilişki bağımlısı kendini gereğinden çok fazla ortaya koymuş, çok fazla vermiştir. Karşısındaki kişiyle ya da ilişkiyle gereğinden fazla ilgilenmektedir. İlişki dışındaki sosyal hayatını tamamen bitirmiştir, en azından çok aza indirmiştir. İlişkisi dışında hiçbir ilgi alanı kalmamıştır. Tüm zamanını, hayatını, partneri ya da ondan gelecek bir haberi bekleyerek geçirir olmuştur. Her olayı ya da davranışı partneri ile bağlantılı görmektedir. Yaşamının dengesi bozulmuştur. |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Vücudumun hiç bir yerinde hareket yok. Iç dünyamda nasil firtinalar kopuyor. Isteklerimi nasil engelliyorum bir bilsem. Dudaklarini takip ediyorum ama konustuklarini isitmiyorum. Ara sira ellerine gözüm kayiyor. Korkuyorum bakislarimi hissedeceksin diye yada artik beni sevmedigini bilen insanlarin bunu fark etmesinden. Sen sevmiyorsun, ben ne yüzsüzüm hala içim titriyor. Aramizda diger arkadaslarin birbiriyle aralarindaki mesafe kadar mesafe var. Ne uzak ne yakin ve içimden keske diyorum; keske eline dokunabilsem. Biliyorum hep daha fazlasini isteyecegim. Sonra dudaklarini isteyecegim, boynuna sokulup seni cigerlerim patlayana dek bir solukta koklamak. Nefesimi birakmak hiç aklima gelmeyecek. Bir an kendimi çekip gözlerine kenetlenince, elim elinde, diger elim saçlarina gidecek o zaman. Simdiki gibi bos bakmayacaksin gözlerime. Öyle gözlerini kaçirmayacaksin sözlerin bitince. Içimde gördügün ve kendinde karsiligini bulamadigin sey seni ürkütmeyecek; ne de olsa bir sevgidir bu. Tipki eskisi gibi sözler bitecek gözler konusacak. Yürek isteyecek eller dokunacak. Ben seni delicesine öperken dilin bir firsat bulursa sana olan istegimin karsiligini verecek. Karsilik; seni seviyorum. Bir sey konusmaya dilim varmiyor. Tek derdim sensin su an. Yanindan çekip gitsem sen de düsünür müsün; "bensiz ne yapacak sokaklarda". Ben yanindan çekip gitsem; yapayalniz kalacagim. Birilerinin yanina gitsem; biliyorum ki onlar bana bir seyler anlatirken ben göz yaslarimi dügüm dügüm edecegim. Sadece sadece senin gülebildigin aklima gelecek ve ben yine göz yaslarimi tutamayacagim. Belki sinirden belki sensizlikten bilmiyorum ama seni hala seviyorum. Sokak çocugu en son bayramda seker yemis. Bir sokak çocuguyum karsinda; sekerim, canim seni öyle çekiyor ki... Yukarida saydigim hisleri bir hissetsen o çocugun en içten gülümseyisiyle sana ölesiye sarilacagim. Içinde yok olmamissa bazi seyler, bir sekerin yasattigi gibi kolay mutluluklar yasatabilirsin bu çocuga. Ne olur bir kaç saniye de olsa konusmadan gözlerime bak, hislerini ezme. Sag yanimdasin, basini sag tarafa hafif egiyorsun. Nasil bir iskence bu? Nasil tutuyorum kendimi sana sokulmamak için. Eger isteklerim yasansaydi bitmeyecekti seni kesfim. Tutup kolundan seni çekip gotürecektim. Sen ve ben ikimiz kalacaktik bir yerlerde. Simdi gitme zamani sanirim; kontrolü içimdeki sevgine veremem, daha fazla küçülemem. Bu gecelik bu kadar aci yeter. Nasil olsa sen buralardasin, ben buralara ugruyorum; demek, aci sürecek. Hapsettim kendimi buzdan parmakliklara. Karlar yaprak yaprak dökülüyor. Hafif bir koku genizimi yakiyor. Bacalardan duman süzülüyor gökyüzüne. Hepsi yolunu takip ediyor. Ben de takip ediyorum, karda ayak izlerini. Ben gidiyorum yeni izler açiyorum, yaprak yaprak karlar kapatiyor izlerimi. Sari sari isiklar pencerede. Sokaklarda kimse yok. Hiç ses yok. Bazen bir iki köpek uluyor asagilarda. Çamlar zor tasiyor dallarindaki karlari. Iki yanda uzayan birer agaç ve aralarinda karmasik dallar, sokak lambasinin isigi dallarin önüne düsmüs. Dallarin arasindan arka tarafa gizleniyorum. Kimden saklaniyorum bilmiyorum ama bir sey beni oraya çekiyor. Bir sevisme aklima geliyor burada. Seninle yasiyorum. Senle yasanan mutluluklar yada beni terkedisin aklima geldikçe agliyorum; sen gülümse... |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | Kara-yol çizgileriydi yüreği… Andolsun, bir yeminin infazına şahitlik edecek bu kalem, kağıt… Yar’i “cann” değil, “can” bilip, O’nsuz doğmayan biri için bozuldu kasem… Gitme” dedi adam sesinin en güçlü, en düşük tonuyla. Gideceğini bilerek etti bilmediği bütün duaları… adaklar adadı, var olsun diye değil, yok olmasın diye. Gelsin diye değil, gitmesin diye…isyanı kadar büyüdü hırçınlığı. Öfkesine susturucu oldu sevdası, vuramadı. Özünde infilak etti onlarca volkan. Tutuştu yüreği, yeter ki "YAR" yanmasındı… tüm çaresizliklerinin çaresiydi çaresizliği. Çekip gidemedi. Bir ağaç, bir lamba gibi bekledi sevdiğinin sokağında… çökmedi dizlerinin üstüne…kara-yola beyaz yol çizgisi yaptı yüreğini…kainatın bütün yağmurları bulutlandı gözlerinde… “hoşça kal” dedi kadın. Sesinin en aldırmaz, aldırdığını en belli etmez tonuyla…sırtladı çantasını. Kaybediş ve kalp kırmak bir madalyon gibiydi boynunda. Mehter takımı edasıyla attı adımlarını… milyon kere üzerinden geçtiği beyaz yol çizgilerinin bu kez kendi üzerinden geçeceğini, kalanın hoş-ca kalamayacağını bilerek… hoşçakal dedi, hoşça-kal… döneceğini, hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını, kopan her şeyin bağlanacağını ama bağl*** her yerde bir düğüm kalacağını bilerek… yol çizgisi olmayı da, o çizgilerin altında kalmayı da aynı neden göze aldırdı ikisine de: AŞK! Sonuç mu? Aşkın eş anlamlı duyguları… her atışında kaybetme korkusu olan iki yürek… Kan… Gözyaşı… Ayrılık… Hasret… Hep-GÜL dediğimiz değil mi gül-dürmeyip kanatan? |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() ..yeniden basLasin.. Kayıt: 18.02.2007
Mesajlar: 3.230 İtibar Gücü: 53 | Bilemezsin nasıl içim acıdı. Derinlerde bir şeyler koptu içimden. Evlenmiştin. Eşin vardı yanında. Seni gördüğümde titredim; ooooooof oooooof cok efkarlandim simdi ya kendimi gördümm bu yazida ![]() paylasim icin cok tesekkürler cnm |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| YaLnIzIm ÇüNkÜ sEn VaRsIn... | _dAiSy_ | Şiir Köşesi | 11 | 03-05-2008 12:39 |
| VarsIn oLmasIn.. | One | Fotoğrafçılık ve Resimler | 5 | 17-10-2007 13:56 |
| Iyiki varsin bir tanem!!!!! | DiLrUbA | Şiir Köşesi | 5 | 27-09-2007 16:31 |
| İİ Kİ Varsin Besa...doĞum GÜnÜn Kutlu Olsun Almİram..... | MüpTeLa | Tebrikler / Kutlamalar / Taziyeler | 39 | 31-07-2007 17:58 |
| bu forumu sadece ama sadece kadınlar yönetseydi | vendetta | Mizah & Eğlence | 16 | 11-05-2007 16:56 |