HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Kanayam Yaram Merhaba yüreğimin kırık yarısı, Yine söz geçiremedim Kanayan şu yarama, Dur, Bırak, Bırak çek git diyemedim işte. Diyemedim deli gönlüme... Solmaya yüz tuttu aldığım tüm güller, Bir şu kanayan yaram kaldı ruhumda, Bir de sensiz sabahladığım tozlu kaldırımlar... Şimdi ne sen varsın, Ne de her zaman sırtımı dayadığım Tozlu kaldırımlarım... Yine mavi ayazların orta yerinde; Yapayalnız, çaresiz kaldım... Gözlerim de sustu Haykırmıyor artık gidenlerin ardından... Gidiyorum buralardan, Bu sefer bende bilmiyorum pusulamı... Hıçkırıklarla dolu gitarım, Bir ben, Birde kanayan şu yaramla Gidiyorum meçhule. Kim karşılar, Kim ağırlar bilmiyorum. Ama gidiyorum işte... Yaram durmaz yine kanar. Belki yine zaptedemem deli gönlümü, Yook!... Artık yazmaz ellerim... Ağaç yapraklarında yüreğim artık, Günü gelince solar gider usulca... Gök yüzünde gözlerim artık, Her yerde, her zaman görür seni... Güvercin yüreğinde dillerim çaresiz, Susar gider... Söylenecek tek cümle kaldı yürek satırımda. Ne güle güle derim, Ne de hoşça kal... Bir cümle sadece... .................................................. Kaybolur çığlıkların asrında. Ne sen duyarsın, Ne de alem... |
| | |
| ^^DoLCe^^ için teşekkür edenler 11 kişi. | Cazibe (23-02-2007), Esedullah (20-02-2007), ewa (20-02-2007), f.kulalı (23-02-2007), |
| | #2 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Gölgelerine saklanan birer hayalet sanki insanlar... Çelik alaşımlı plastik bedenleri yedek parça garantisiyle hiçbir namussuz geceyi yarı yolda bırakmıyor. ‘Boğuluruz’ korkusundan denizi bile hayal edemeseler de, dümen köşkünde hep onlar eğleşiyor. bir-iki bakışa ters takla atan yürek cambazları, köşebaşlarında aç rezervuar köpekleri gibi dövüşüyor. Gösteriler ucuzladıkça, biletler eşantiyon yerine, kalleşlik listeye ilk sıradan girip kapalı gişe oynuyor. Tehlikeli ilişkilerde dublör tutmayı kendimize yediremediğimizden, malulen emekli ediliyoruz düşlerimizden.. tazminatsız, amortisiz... İlkel sanrılar derinlemesine parselledi, mızrakların ucunda aşkın kelleleriyle yürüyor onun bunun kafatası avcıları! Metroseksüel Indiana Jones’lar sarmış dört yanımızı, bâkir duygular zührevi hastalık muamelesi görüyor tutku koridorlarında. Bağımsızlığı tanınmayan demirperde bir ülkenin pahalı başkenti insanlık... Tam da İpek Yolu’nun ticaret beşiğini sallayan bu kent, kalabalık yalnızlıklarıyla meşhurdur ve geçimini ihanetle sağlar kendilerine dokunmayan yılanı koyunlarında besleyen halkı. -ki aynı ihanet, metresidir aşkın tatminsiz ihtiras akşamları! erken çöken yaşlılık... prematüre aşklar... antifriz katılmış kanlar... astigmat göz dizimleri...suretsiz söz düşümleri...ketum kalp atışları... raf ömrü dolmuş anılar... turşusu kurulmuş acılar... stepne dostluklar... anestezik vücutlar... kendini kanıksayan kimlikler... sorumsuz yükümlülükler... penaltı kokan insanlık soneleri... ... Nicedir yaşamak, sağdan-sola, yukarıdan aşağı sözlüye kaldırıyor deneyimlerimi. Son zamanlarda hayat korkutuyor, beslemiyor, solumuyor beni... Zararın neresinden döneriz, kârımız kaç karın doyurur bilmiyorum; yine de “kendinize gelin!”, diye bağırmak istiyorum gözlerim ağlama moru, dudaklarım kupkuru.. oysa adı yalnız halk öykülerinde geçen “kendiniz” neresi, hiç kimse hatırlamıyor! "Hey, yürek ressamı! Senin hayata çizdiğin platonik resimler ancak entellektüel geometriden sınıf geçer. Sen biraz yazı saçmala istersen... Boşver, insanlığı sen mi restore edeceksin? Üzümünü sorma, yaşa gitsin!" dediler. Yaşadım.. gitmiyor.... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Ne olur bakma artık… Acıtma yüreğimi Sana baktıkça çaresizliğimi anlıyorum Ne olur çek gözlerimden gözlerini Sen bilmezsin ki içimdeki beni Sana gülerken aslında ağlıyorum… Kaybolmak gözlerinde Doyasıya bakmak onlara Belki dakikalarca belki saatlerce Daldım yine ümitsiz hayallere… Sen aslında hep yaralarsın beni Sanasın ki mutluyum, gülüyorum Göremezsin ki kalbimdeki yerini Aslında soluyorum, kuruyorum… Yıldızları çalınmış bir gecedeyim şimdi Gökyüzü bana benziyor O yıldızsız, aysız bu gece Ben de sensizim, ağlıyorum sessizce… |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 2.355 İtibar Gücü: 24 | canik döktürmüşün yine.eline yüreğine sağlık.... |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 25.01.2007 Yaş: 23
Mesajlar: 2.636 İtibar Gücü: 0 | paylasım ıçın tsklerrrrr |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | Düşlerimi savuracağım, tüm girdiğin gecelerime inat. Gözlerindeki o hapisden kurtulmayacağımı bile bile o yalnızlığı terk ediyorum. Senden alıyorum kendimi. Tüm aitliğimle sesleniyorum; yoktum ben. Görmenin yetmediği ve farkın olamayacağı sevdandan gidiyorum. Neresi bilmeden yol alıyorum, senden uzak olan içimden gidiyorum. Tanımsız bir hayatı seçerek, tüm vakitlerdeki gölgelerimi yollarından alarak gidiyorum. İçim yana yana, dişlerimi sıkarak gidiyorum. Dönüşü olmayan hayatından çıkıyorum. Nereye uzanacak ellerim ve neye dayanacak sırtım bilmiyorum. Yerli yersiz dualarım sana olmayacak artık. Sevmenin de yetmediği, yokluğunun bile beni terk edeceği yerlere gidiyorum. Senden ve sevdiğim her şeyden kopuyorum. Artık isyan zamanı ve artık kara bayrakları göğüme çekme zamanı. Geberik isyanlarıma dem vuracağım zaman yok bende. Artık yok olan bir zamanın iti durumuna düşmüş durumdayım. Durduğum az geldi bu yaşayış tarzına. Gülmelerim fazla geldi hayatıma. Ve kahırlara giriyorum. Artık depresif değil, tam anlamıyla acı fabrikasındayım. Sana kanaya kanaya sana açıla açıla ve sana devrilerek içimde ölüyorum. Bir kez değil kararım, binlerce kez sende, senin içindeki benle ölmek felsefesi içindeyim. Boğulacağım yakacağım bedenimin mahrem yerlerini ve kendimi son kez sana verişimle kalacağım. Ufunet olacağım. Ben silineceğim, ben kahrolacağım. Kaybolana kadar o kara bayrağı ala bulayacağım. Dalga olup kayalara vuracağım kendimi ve yandığım alevlerde tufanla yayacağım küllerimi milyarlarca soluğa gireceğim. Her doğan bebekte benim bedenimden bir parça olacak şeklide dağılacağım. Her bir küle her bir kana dağılacağım. Ben benlikten çıkıp toprağa ait olmadan, sadece ruhen ve sadece uhrevi olarak adımı hatırlatacağım… |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 20.11.2006 Yaş: 33
Mesajlar: 1.185 İtibar Gücü: 13 | Özlem... Su ne kadar önemlidir ki aktığı sürece…ışık ne kadar önemlidir ki yandığı sürece…insan ne kadar önemlidir ki yanındayken… … … En çok kaybettiği değerler için ağlarmış insan…kıymet bilmek, yanındayken yokluğunu hissetmek, avuçlarının sıcaklığında terlerken ellerin, bir kutup ayazında üşüdüğünü düşünmek veya beraberken oturup bir ayrılıp mektubu yazmak…hangi ilişkide hangisini düşündük ve ne kadar kıymet bildik sahip olduğumuz değerleri yitirmemek adına… Neleri göze almalı, nelerden caymalı, ne kadar cesaretli olmalı ve ne kadar hiçe saymalı gururu “özlem” duymamak adına… Sahiplenme duygusu ne kadar bitimsiz bir istekse insan ömründe,özlem duymakta o kadar kaçınılmaz değil mi hayatımızda… “ölümden değil yaşayamadıklarından kork”* Yarına keşken kaldıysa, kaderin sana çizdiği bölgede ve bir birliktelikte güzellikleri yaşamak adına tükettiğin zaman dilimlerinin, sende bıraktığı izler ruhunu doyuracak boyutta mı…yoksa yaşayamadıklarına karşı bir hayıflanma mı var kaderine…”özlemek veya özlenmek” bence bu paragrafın başına dönüp tekrar düşünmeliyiz “insan yaşayamadıklarını özler” Susamanın, acıkmanın ve özlemenin ne yazık ki tam bir kelime karşılığı yok… yalnızca kendi yüreğinde hissedersin bu duyguyu...neyi ne kadar yaşadıysan o kadar onu duyumsarsın ruhunda… “cismi de yok resmi de”** İnsana duyulan kısmı yürekte hissedilen en derin boyutu bence…özlenmeyen biri olmaksa anlarda bıraktığın izler adına ne büyük bir kayıp... Titrek bir mum alevinde, sigarandan soluklandığın her dumanda,duyumsadığın her iyot kokusunda hayal kurup birini özlemek, gelmeyeceğini bile-bile beklemek ve dilemek hem de …yaşananları yinelemek adına ne büyük bir sabırdır… Her insan hak ettiği yerdedir…düşünce gücün ne kadar olumluysa ve ne kadar hoşgörülüysen yaşama ve insana karşı,bir o kadar alırsın karşılığını “özlemek veya özlenmek” adına… İnsan her beraberlikte her gün yeni bir şey keşfetmek ve yarına keşke bırakmamak için zorluyorsa kaderini ve her şeyden önce adam gibi sevmesini ve paylaşmasını biliyorsa yüreği yettiğince, özlem onu yıkacak kadar güçlü olmaz hiçbir zaman...bir merdiveni adım-adım çıkıyorsan,ayağının takılma şansı azdır tökezlenme adına… “özlem…” Nasıl anlatılır ki! hangi harfi-hangi kelimeyle… , …hangi cümleyi-hangi paragrafla birleştirip anlatmalı… , … kimi zaman çöl gündüzleri kadar sıcak ve gergin, kimi zaman çöl geceleri kadar ıssız ve serin değil mi… …özlem… ocak beyazı-şubat ayazı… …özlem… mart çamuru-nisan yağmuru… …özlem… mayıs güneşi-haziran ateşi… …özlem… temmuz yangını-ağustos kızgını… …özlem… eylül hüznü-ekim sürgünü… …özlem… kasım soğuğu-aralık buzluğu… …özlem…özlem…özlem… bazen çok, bazen az ama hep var değil mi… “özlem…” Her aya, her haftaya, her güne,her ana yetecek bir özlem yaratabiliriz beynimizin kıvrımlarında…hayal gücünün sınırlarını zorlayacak kadar çok özleme sahip olabiliriz. Hadi gelin “sahip olduğumuz değerlere sahip olduğumuz anlarda özlem duyarak yaşamayı öğretelim yüreğimize”olur mu. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yaram sızladı, kanıyor! | zuzu | Paylaşmak İstedikleriniz | 21 | 04-02-2008 16:55 |
| Yaram kaniyor | karam64 | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 25-10-2007 22:46 |
| Tek Kanayan Yaram...BABAM... | modestus | İtiraf Ediyorum | 31 | 06-08-2007 20:32 |
| Sana Yar Diyorum Yaram Kanıyor. | eLyA | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 16-07-2007 11:02 |
| Gizli Yaram Kan Kaybediyor... | DiLrUbA | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 01-01-2007 17:52 |