HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | ![]() Yokluğun... Yokluğunda uzun uzun yazmaya başladım. Pencerenin önünde saatlerce oturup, gelip gidenlere daldığım zamanlar oluyor. Gidişini unutamıyorum. İçimdeki boşluğun iliklerime geçişine seyirci olup, izliyorum. Her şeyden, herkesten uzaklaşan kopuk bir ruha yataklık ediyorum. Eskiden de severdim yalnız olmayı, ama şimdi, daha bir hoşuma gidiyor bir başına kalmak, yaşamak. En iyi kendime ifade ediyorum kendimi. .. Kendi filmimi yazıp, yönetiyorum. Tek kişilik bu oyunda sensizliği ve yalnızlığımı anlatıyorum. Bir rüyanın içinde uyanır gibiyim. Gerçek hangisi, ben nerdeyim çözemiyorum. Sen de yoksun... İçimdeki boşluğun derinleştiği gündü gidişin. Gitme diyebilmeyi her şeyden çok istedim. Ama, söyleyemedim. Küçük hayallerim vardı büyük umutlara gebe kalan. Düzgün, koca adamdın sen, bense hiç büyümek istemeyen bir çocuk. Aslında senin gidişinle değişti her şey… Yokluğunu kaldıramayacak kadar büyüdüğümü fark ettim. Oysa büyük olmak can yakıcı duygulardı benim için. Bundan iyice emin oldum. Kuşkusuz artık gelmeyeceksin biliyorum. Kalabalık, en tenha köşelerde yakalıyor şimdilerde beni. Sensizlik darbe üstüne darbe indirirken, gelişigüzel duygulara demir atıyorum. Düşüncelerimi karıştırıyorum. Karışıyorum. Hep aynı duygular etrafımda dönüyor. Alışkın bir eda içinde yere çivileniyor ayaklarım. Kaçmak istiyorum. Kaçamıyorum... Yalnızlık benden kalabalığa bulaşıyor. Kendimi bırakıp, duygularımı salıveriyorum sokağa. Her yer gözlerim değdikçe grileşiyor. Sensizliğe tahammül gücüm gün ve gün zorluyor düşüncelerimi. Çıkıp gittiğin anı düşlüyorum tam orta yerinde evimin. Kapıya dokunamıyorum. Sadece sen varsın orada, bakamıyorum. Gidişine ortaklık eden kapım yalnızca yokluğuna açılıyor... Aramıza kapıdan başka her şey giriyor. Zaman giriyor, ayrılık, özlem bir de sensizlik. Kalan son gücümü çıktığın kapıyı kapatmak için kullanıyorum. Sessizliğin içinde buluyorum artık seni. Ruhumdaki tüm duyguları boşaltıyorum kapının arka yerine. Bıraktığın yerdeyim hala. Her gün gidişini yeniden izliyorum. Üzerimde ince yorgunluğun, yüreğimde külçe ağırlığınla duruyorum.... Yokluğuna alışamadım. Ancak, bu şekilde yaşamaya çalışıyorum... |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Demir kapılar arkasına sakladım sevdamı. Karanlık kuyular doldurdum içime hanidir.. Bütün yeşillerimi kapattım zamana, bir korku çöreklendi son vakti akşamın, yüzümde denizin tuzu, ellerimde rüzgara karışmış kokun, ilmek ilmek çözdüğüm saçların düşümde ve bir mavi gece usulca inmekte gözlerime.... ![]() Az sonra sevgili son ışıklarda gömülünce dalgın suya, bir kum tanesi daha eksilince ömrümden, her akşam yaptığım gibi, tam da önceden belirlediğim gibi kalkacağım yerimden. Penceremin ardından uzanıp gecenin yaldızlı yüzüne aklımdaki bütün düşüncelerin yerine rüzgarda salınan bir yelkenli koyacağım. Ay ışığı altında nazlı nazlı salınırken, içine papatyalar, hercai menekşeler, şebboylar, gece sefaları serpiştirdiğim yüreğimi koyacağım yanına... Eğer özlersem yeni bir sevdayı, süzülüp gecenin içinden düşten bir sevgiliye uzanacağım. Saçları yosun kokan bir Reis düşleyeceğim göğün mavisine aldanıp.. Yaz bulutları geçecek üzerimden bir Haziran akşamı.. Sana benzeyecek kimi, kimi bir balığın ışıltılı sırtına, kimi az önce özgürce havalanan şu martının kanadına.. Ardından ince, ılık bir yağmur inecek düşlerimden avuçlarıma İlk damlalar ak dalgalarla savuracak yelkeni, sonra iri dalgalı yalnızlıklara yol alacak benim gibi. Uzandığım yerde sen diye yağmuru kucaklayacağım... Her damla yüzün, her yeşil ellerin ve her mavi çıplak ayakların bir Haziran gibi geleceksin geceme, ben sırılsıklam sarhoş olacağım. Çaresiz, uzak tutacağım seni kendimden.. Bu demirden perde, aşkı anımsatan her nesneyi, her biçimi, her rengi, her güzel kokuyu, her sevdayı kör kuyulara salacak... Yedi kat mercandan yapılmış, yedi kat deniz dibinde, yedi kat sular altında demir ağlardan örülü kör bir kuyuya... Senden sonra sevgili, bu düşün ardından her sabah o fenere gideceğim. Yıllar boyu suların dipsiz karanlıklarından sabahın ilk ışıklarında laciverde boyandığı geceler gibi, sevdanın mavilere boyandığı zamanları bekleyeceğim. Güneşin yükselip denizi gümüş tellerle süslediği, ışığın dalgalarla oynaştığı saatlere dek bekleyeceğim... Allı yeşilli kuşaklar çekilmiş, beyazı martı gibi bir kayıkla gelmeni düşleyeceğim... Yorgun bir dalganın önünde koşa koşa gelip o bildik feneri kucakla isteyeceğim köpük köpüğe... Bütün umutları ardından süpürüp gitmene rağmen, inatla sonsuza dek sürecek bir aşkı bekleyeceğim.. Satırlardan çıkıp gelecek bir rengi, bir sözü, bir maviyi... Sözün rengi olsaydım sevgili; ben mavi olurdum, kucağında mucizeler getiren, mucizeleri emziren bir deniz gibi MAVİ... Meğer yeni doğan güneşin kollarında beyaza mayalansa bile; mavi olmalıydım.... İşte sevgili sen böylesi düşlerime girip çıkarken, sen hayatımdaki tek sahici göz, tek yalansız söz, sen arada bir bulup bulup yitirdiğim tek sevdayken ;sabah olmadan, tan yeri atmadan dönüp o maviliğe seni bulmalıyım. Yoksun, ama ben sen varmışsın gibi düşlemeliyim.. , Düşünmeli, özlemeliyim... Özledin mi sevgili? Özledin mi? Ya ben?? Ah sevgili; ben hala bildiğin gibiyim. Hala ürkek bu yürek yeni bir yolculuğun telaşıyla.. Hala ne zaman bir huzur arasam sığındığım tek yer denizin uçsuz bucaksız koynu... Hala uzun uzadıya mektuplar yazıyorum, özlemini, olmayan bir sevdayı, yokluğu anlatan, hala bir kaç kadeh şarap yoldaş bana yalnız uyuduğum geceler, özleyince tenini birbiri ardına sigara yakmayı sürdürüyorum. yine.. Sözde dostlarla akşam yemeği yiyorum bazen görev icabı, hafta sonları mı ;biliyorsun işte seven sevmeyen kim varsa yanımda ;bir tek sen sevgili olmayan yanım, bir tek sen olmayanımsın.. Okuduğum kitapların sayfaları arasında yeni yolculuklara çıkıyorum hiç bilmediğim, hiç dönmediğim.. Yarım kitapların arasından yine ayraçlar koyuyorum bilinmez bir zamana erteleyip, hala bir iki kitap baş ucumda, bir kaçı salonda koltuklara dağılmış tam bıraktığın yerde, bıraktığın halde.. Yeni değişimler de yaşıyorum ara sıra şaşa kaldığım. Bütün yanlışların suçunu kendime yüklemekten vazgeçtim mesela.. Çok şaşıracaksın ama yeni satırlardan geldim bir kaç saat önce. uzun zamandır okumadığım, ve özlediğimi anladığım, özlemim olan satırlardan.. beni anladığına inandığım mavi satırlardan.. Düşlerin nerede diye soran, düşlerini hiç görmediğim satırlardan. Beni bana anlatan beni bana yazan satırlardan... O kadar çok yoktum ki sevgili; ne zaman vardım, ben var mıydım, sevda mıydım, yaşamış mıydım karıştığım bir zamandan.. Ben sevgili; bana bir nehir gibi akan ben gitmedikçe çekip gitmeyecek satırlardan çıkıp geldim.. Yalnız olduğumu düşünme sakın ;daha gidecek pek çok yolum, söylenmeyi bekleyen bir çok şarkım, içimde hınzırca gülümseyen bir yaramaz çocuk, içinde kaybolduğum deli dalgalarım, kocaman okyanus sessizliğim, nasılda ertelediğimi fark etmediğim duygularım, sabrım, gücüm, düşlerim ve sevmeyi bilen bir yüreğim var hala.. Zaman sevgili biliyorum ; koşarak geçti, dört nala geçti ömrümün üzerinden. Mevsimleri savurdu, seneleri yığdı yolumun üzerime.. Demir perdeler gerdi gecelerime, açılmaz bildiğim kilitler vurdu yüreğime.. Lâl kırmızı gün batımında güvercin kanatlarına yüklediğim sevinçlerimi aradım sonra... Sonra bir gece ıpıssız bir okyanusta yelkenler forayken sesimi hiç duymadan, yüzümü hiç görmeden alabildiğine rüzgar olan satırlardan geldim.., Ben sevgili bitmemiş şiirlerden çıkıp geldim az önce, sevdayı bir şiir gibi yaşayan satırlardan.. Hüzün kadar gerçek, aşk kadar masalsı, sevda kadar güzel. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Kendi filmimi yazıp, yönetiyorum. Tek kişilik bu oyunda sensizliği ve yalnızlığımı anlatıyorum. Bir rüyanın içinde uyanır gibiyim. Gerçek hangisi, ben nerdeyim çözemiyorum. Sen de yoksun... Çok güzeldi ya |
| | |
| | #4 (permalink) | ||
![]() ….Özledigim…. Kayıt: 23.12.2006
Mesajlar: 4.104 İtibar Gücü: 25 | Alıntı:
Alıntı:
saolsın zerda... | ||
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Teşekkür ederim yorumlarınız için... |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | ![]() Ben candan yanarım belli etmeden Sevmese de yarim mutlu ve mesut Gizli kalsın bende uçup gitmeden Benimle yıpranır belki bu mektup Haberde salmıştım hiç ses etmedi Bakardı durmadan dalgın halime Gitmez sanıyordum haber vermedi Değer biçmedi benim sevgime Olsun yanacağım yine uğrunda Küle döneceğim kimin umrunda Sevecek belki de o da yanacak Elbet savrulacak aşk yangınımda Belki gelecektir hep merakından Sorarsa beni gitti dersiniz Sizde çekmiştiniz aşk yarasından İsterse mektubu siz verirsiniz Yandım yanıyorum yine aşkıma Çare bulamadım Göz yaşlarıma Baksana mavilim beyazlar giymiş Vermeyin mektubu Allah aşkına |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Aramıza kapıdan başka her şey giriyor. Zaman giriyor, ayrılık, özlem bir de sensizlik. Kalan son gücümü çıktığın kapıyı kapatmak için kullanıyorum. Sessizliğin içinde buluyorum artık seni. Ruhumdaki tüm duyguları boşaltıyorum kapının arka yerine. Bıraktığın yerdeyim hala. Her gün gidişini yeniden izliyorum. Üzerimde ince yorgunluğun, yüreğimde külçe ağırlığınla duruyorum.... Yokluğuna alışamadım. Ancak, bu şekilde yaşamaya çalışıyorum... harika olmus ablam eline saglik |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yokluğun Buz Gibi soğuk | deste | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 12-01-2008 01:37 |
| Dokunur mu YokLuğun.. | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 20-08-2007 22:54 |
| YokLuĞuN SoN DemiNdE | Shef | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 15-07-2007 16:24 |
| yokluğun.. | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 26-01-2007 01:33 |
| ..::..YoKlUğUn BuZ GiBi SoĞuK..::.. | zuzu | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 09-08-2006 20:44 |