HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Yalnızlık.. Kayıt: 20.05.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 2.186 İtibar Gücü: 19 | O 'Yarın' Hiç Gelmez Aslında.. Bekleyişlere yüklemişsen aşkını, senin için en tanıdık sözcük 'yarın'dır... Aslında o yoktur ve senin de beklemekten başka çaren yoktur. Bu yüzden yarın senin için hiç bitmeyen bir umuttur. O olmadan geçirdiğin hiçbir gün yaşanmış sayılmaz. Yaşamadığın günler eklendikçe birbirine, yarına olan özlemin daha da artar. Her gece gözlerini yarın olsun diye kaparsın, her gece o günü değil yarını düşünerek uyursun. Uyuyabilirsen tabii... Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman. Gündüzdür, bir uğraşın vardır, o ve yarın yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını. Ama gece... Kahrolası ge ce... Bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninledir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları. Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve yarın olmasıdır. Bugün yoktu ya o, belki yarın olacaktır. Günlerdir beklediğin telefon belki yarın gelecektir. Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki yarın göreceksindir. Kadehlere sığınarak ve kendini sarhoşluğun kollarına bırakarak bitirmek istersin geceyi. Yapamazsın çünkü içki seni uykuya değil yine yarınlı düşüncelere taşır. İki satır kitap okuyamazsın. Sözcükler çoktan anlamını yitirmiştir, anlamazsın. Belki bir iki şarkı daha çekilir kılar geceyi dersin ama dinlediğin her şarkı yine onu anlatır sana... Umudun vardır ya içinde yarına dair, bir tek ona sarılırsın. Yüzünde beliren gülümsemeyle kaparsın gözlerini. Zaten ne kalmıştır ki şurada yarın olmasına... Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. Yarın olmuştur ya, geceki sıkıntıdan eser kalmamıştır.Telefonlarını kontrol edersin, arayan, not bırakan var mı diye... Yoktur... Kapıyı dinlersin gelen var mı diye... Yoktur... Yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... İnce ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi... Yarın bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece yarın olmasını beklemekle geçecek bir gün daha vardır. Daha kaç gün geçecektir yarını bekleyerek bilinmez... Daha kaç gün geçecektir yaşanmadan bilinmez... Bekleyişlere yüklemişsen aşkını ve yarını bekleyerek tüketiyorsan zamanını, bekleme... O yarın hiç gelmez. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman. Gündüzdür, bir uğraşın vardır, o ve yarın yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını. Ama gece... Kahrolası ge ce... Bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninledir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları. Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve yarın olmasıdır. Bugün yoktu ya o, belki yarın olacaktır. Günlerdir beklediğin telefon belki yarın gelecektir. Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki yarın göreceksindir. ellerine sağlık |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Hele bi gel... Kayıt: 10.12.2006 Yaş: 27
Mesajlar: 636 İtibar Gücü: 12 | Eline sağlık dostum... |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.863 İtibar Gücü: 50 | ellerien sağlık |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | o yarinlar hic gelmes eline saglik kulali |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 10 | O yarın hiç Gelmez Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. “Yarın” olmuştur ya, geceki sıkıntıdan eser kalmamıştır. Telefonlarını kontrol edersin, arayan, not bırakan var mı diye... Yoktur... Kapıyı dinlersin gelen var mı diye... Yoktur... Yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... İnce ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi... “Yarın” bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece “yarın” olmasını beklemekle geçecek bir gün daha vardır. Daha kaç gün geçecektir “yarın”ı bekleyerek bilinmez... Daha kaç gün geçecektir yaşanmadan bilinmez... Bekleyişlere yüklemişsen aşkını ve “yarın”ı bekleyerek tüketiyorsan zamanını, bekleme... O yarın hiç gelmez... Konu **Zerd@** tarafından (19-02-2007 Saat 18:04 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | evet gerçekten bugünü bırakıp yarını anımsayarak yaşıyoruz ama bunun bize bir faydası varmı bilmiyorum aslında her anımızı çok iyi degerlendirmemiz gerekir ama biz hiçbirzaman bunu başaramadan yaşıyacağız.birgün onuda öğrenecegiz ama inşallah iş işten geçmiş olmaz. yazı çok güzel gerçekten.. |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Geçmişin ve Geleceğin Kaderi: "Şimdi" Neden böyle düşman görünürsünüz Yıllar yılı dost bildiğim aynalar. Cahit Tarancı İş yerinde oturmuş, önünüzdeki dosyayı inceliyorsunuz. Bir anda sayfaları çeviren parmaklarınız bir sayfada takılıp kalırken, gözleriniz çevirdiğiniz sayfanın dışında bir yerlere kayıyor, donuklaşıyor, görüntüler netliğini kaybediyor. Ve zihninizin derinliklerinde tam olarak farkında olmadığınız bir anıya gidiyor, bazı görüntüler görüyor, konuşmalar duyuyorsunuz. Kelimeleri anlamasanız bile bu bir tartışma, bir iç hesaplaşma… Bedeniniz o tanıdık ağırlık, baskı ve soğukluk duygusuyla doluyor yeniden. Ter içinde, bir anda zamandan ve mekândan koptuğunuzu fark ediyorsunuz ve hızla geri geliyorsunuz. Belki de bu sayfaları okurken defalarca bunu yaşadınız. Tam olarak nereye gittiğinizin farkında değildiniz ve neden oraya gittiğinizi de bilmiyordunuz. Belki de farkındaydınız ama hangi kelime, hangi cümle sizi oraya götürdü, onu bilmiyordunuz. Bu ve buna benzer tabloları zaman zaman yaşarız. Çevremizde birilerinin söylediği bir söz, gördüğümüz bir şey bizi farkında dahi olmadan, sayısını bilmediğimiz irili ufaklı birçok anıya götürür. Araba kullanırken, televizyon izlerken, yemek yerken, dişlerinizi fırçalarken, biriyle konuşurken, yürürken, balık tutarken, spor yaparken hatta bir kitap okurken sık sık geçmişe gidersiniz. Oysa, geçmiş öyle güllük gülistanlık bir yer değildir. Geçmiş, aksine fırtınaların koptuğu, başarısızlıkların yaşandığı, ezilmişliklerin, dışlanmaların, küçük düşürülmüşlüğün, hayal kırıklıklarının ve acıların olduğu, çatışmaların geldiği bir yerdir. "O gün bunu yapmasaydım, şimdi kim bilir nerelerdeydim." "Kim bilir şimdi her şey ne kadar farklı olurdu." "Bana bunu nasıl yaptı?" "Bunu hiç hak etmemiştim." "Eğer yaşıyor olsaydı…" Bu cümlelerdeki üzüntüyü, sıkıntıyı fark edin lütfen. Sık sık içine düştüğümüz bu ruh hallerinin hiçbiri şimdiye ait değildir. Bu duyguların hepsi geçmişe aittir. Bu duygu ve düşünceler bizi boğar, esir alır. Hatalarımızı ve uğradığımız haksızlıkları düşünür ve bu düşüncelerin pençesinde kıvranıp dururuz, sanki onlardan hiç kurtulamayacakmışız gibi. Dünün ve Yarının Kaygısı Bugünü Kaybettirmesin Bir çift konuşmaya başladığında, söz dönüp dolaşıp geçmişte birbirlerine yaptıkları yanlışlara, birinin söylediği ve diğerinin rahatsız olduğu bir cümleye, karşılanmayan bir beklentiye gelir. Söz konusu olan hep geçmiştir ve geçmişe gidildiğinde ilk akla gelenler olumsuzluklardır. İlk önce geçmişteki felaketleri, acıları anımsarız. Düşmanlık duygularımız, öfkemiz, öç duygularımız da geçmişte barınmaktadır. Mutsuzluğun temel nedenlerinden biri de; içinde bulunduğumuz anın dışına çıkarak, geçmişe yaptığımız huzursuzluk ve tedirginlik dolu yolculuklardır. Geçmişimizde hep olumsuzluklar mı var? Elbette hayır. Ama insanoğlunun tercihi çoğu zaman olumsuz olana gitmektir. Elbette yaşadıklarımızdan ders çıkarmalıyız ve bugünün sorunlarını bugün çözmeliyiz. Yarın çözmeye kalkarsak, yarın yaşayacağımız güzellikleri ve mutlulukları da sonsuz ve belirsiz bir geleceğe erteleriz. Sürekli dönmesini beklediğimiz, ailenin dışarıda yaşayan bireyi gibidir "yarın". Yarını bekleriz ama yarın hiç gelmez. İşlerimizi, eylemlerimizi, önemli kararlarımızı ve birçok şeyi yarına erteleriz. Ya da "Yarın geldiğinde acaba ne olacak?" merakı ve endişesi vardır zihnimizde. Her türlü kaygıyı ve endişeyi yarına yükleriz. Sevgimizi vermek, işimizi yapmak, bir şeyleri paylaşmak için yarını beklemeye başlarız. Yine korkularımız depreşir en acı haliyle. Ve yarın gelmez. Çünkü yeni günün adı yine "bugün"dür. Elimizde var olan tek zaman dilimi aslında "şu an"dır. Bir şey yapacaksanız, elinizdeki büyük fırsatı kullanın ve "bugün", "şimdi", "şu an" yapın ya da "gelmeyecek sonsuz geleceğe" erteleyin. |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 10 | saol paylaşım için çok sevdiğim bi yazıydı bu bende yokdur diye aynı konuyu açma gafletinde bulundum kusra baqma |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() ღBad-ı sabahღ Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 4.553 İtibar Gücü: 72 | ![]() Geldin mi? ... Geldin sandım! Terk etti odamı yar güneş ve renkler. Senden sefaya hasretim, cefalar yeter! Bir lokma ekmek değil, su değil and isteğim... Bir seda ver, bir fer ol, bir gel yeter! İsli, sisli, pis, puslu bir odada seni beklemek(?) Yüreğimden kan sızıyor, yardım et! Döneceğine inandırarak gitmiştin. Ben vedaların vuslata gebe olmadığını ispatlamaya çalışırken, galip gelmiştin düşünceme. Ahh, ne erinçti bu yüreğime. İş bölümü yapmıştık. Sen gidecektin, ben seni bekleyecektim, sen gelecektin, ben seni sevecektim... Geçti... Ne kadar zaman oldu bilmiyorum. Lakin; aklım başımdan, söz dilimden, ferim gözlerimden, kokun tenimden geçti. Tahta kuraları çerçeveleri yedi bitirdi, hayalin de beni. Parmak uçlarında yüreğimin, nazlı sevdanla bekledim. Takvimlerden kışın eksileceğini haber ederken güzden kalma hüzünler, ne kadar kara varsa sildim. İlmek ilmek umut işledim seni beklerken. Ben vedaların vuslata gebe olmadığını ispatlamaya çalışırken, galip gelmiştin düşünceme. Geçti... Bir çiçekli bahar, Bir sıcak yaz, Bir serin hazan... Sırada ne var? Ben vedaların vuslata gebe olmadığını ispatlamaya çalışırken, sen yenildin düşünceme. Hiç bir doğru beni bu kadar acıtmadı... Geldin sandım! Ki geldin de... Yüreğinin en kuytu köşesinde aşk diye bir şey vardı. Bulamıyorum şimdilerde. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Dostunuz Randevuya Gelmez İse | Raid_IRON | Dini Konular | 1 | 29-08-2008 14:13 |
| Çocuklarda geniz eti ihmale gelmez | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 05-09-2007 17:30 |
| O 'Yarın' Hiç Gelmez Aslında.. | aSi MeLeq | Paylaşmak İstedikleriniz | 9 | 06-12-2006 21:22 |
| kara tren gelmez ola!!!! | @izci@ | Fotoğrafçılık ve Resimler | 0 | 23-05-2006 15:41 |