HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 13.01.2007
Mesajlar: 2.184 İtibar Gücü: 15 | Yüreğime Yağmurlar Yağıyor ![]() Kocaman bir sessizlikti yaşamlarımız, çoğu zaman kimse birbirinin sesini duymadı, aslında duyuyor dediklerimiz bile çok uzaktaydı... Ben, bir tek sana sesleniyorum tüm gücümle ve şimdi duymanı istiyorum ne olur dur dinle... Kaç mevsim sığar bir ömre yada bir ömür kaç mevsimliktir.? Sen, yaşadığım en güzel dört mevsim, yüreğime ekip, göz yaşlarımla beslediğim en büyük sevdasın. Bazen kilometrelerce uzak, bazen aldığım nefes kadar yakınsın... Uzak diyarlardan gelen sesinin merhabasıyla gelir konar yüreğime yaz mevsimi... Engin denizlerin ortasında, yunuslarla yarışır, deniz kızlarıyla dertleşir bulurum kendimi. Korkutmaz suların rengi ve derinliği, tıpkı sana duyduğum sevgi gibi.. Nice bir zaman sonra, dans ettiğim beyaz köpüklü dalgalar, bilmediğim bir çölün kızgın kumlarına bırakır beni.. Kervanlarla yolculuk ederken bulurum kendimi.. Sen uçsuz bucaksız çöllerin ateş’ den prensi ben gölgene ve sana muhtaç bir kum tanesi.... Bir an, bir Dua sesi getirir kendime beni... Kurduğum hayal sona erer, gerçeğe dönüşür duygular, sen yoksun , yaşadığım hayal kırıklığıyla, hüzün yine kapımı çalar... Gözlerimde dolu misali birikir yaşlar ve sen bilmezsin, Yüreğime yağmurlar yağar... Yağan yağmurlarla gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, Alnina kondurduğum buseler, heyecanla elime tutuşturduğum gül goncaları gelir aklıma... Düşen bir dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar... Eteklerine kardelenler serpilmiş beyaz gelinliğiyle, dört başı mağrur gelinlere benzeyen bir dağın zirvesindeyim şimdi.. Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyor yüreğim... Dağ başı yalnızlığı ölümden beter…Yumruklarımı sıkıyor, avazım çıktığı kadar bağırıyorum.. “SENİ ÇOK SEVİYORUM” Sesimin yankısıyla çığlar düşüyor eteklerime… Yollarımda karlar, yollarımda kara yazım var. Gel desem, gelemezsin…. Gel desen ayaklarımda buzdan prangalar…. Gözlerime hapsettiğim yaşlar, Ve yüreğime yeniden yağmurlar yağar... Tüm cömertliğiyle gelen bahar.. çağıldayan dereler, el ele dolaşan sevgililer, bir yanda uçurtma kuyruğuna asılı kalmış çocuk sesleri, Taze bahar çiçekleri, çiğ taneleri, başımda eser kavak yelleri ve dilimde uzak diyarların sevda türküleri… Mevsimler geliyor ve geçiyor hayatımdan… Bir yarım hep eksik..Bir yanım hep sensiz kalıyor… Görmüyorsun..! Duymuyorsun..! Yüreğime yağmurlar yağıyor… Yağmurlar yüreğime ağlıyor, SEN, BİLMİYORSUN…………… |
| | |
| ^^DELİKIZ^^ isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | __ n i L i m __ (10-02-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | ![]() Ay Tutulursa Beni Çağırma Her dolunay vakti küçük derenin göle döküldüğü yeri mekan tutardım kendime. Ay doğmadan suyun vuslat şarkısını dinler, belleğimi temizlerdim. Günlük hayatın bütün atıkları orada toplanırdı çünkü. Bunlar, ya geçmişten bir hesabın içine sürüklerdi beni ya da gelecekle ilgili çıkmaz sokaklarda yapayalnız bırakırdı. Bu yüzden kimse bilmezdi şu an burada olduğumu. Gün boyu hayatta kalmak için çırpındığım akıntının kıyıya fırlattığı bir söğüt dalı gibi hissederdim kendimi. Ta ki ay doğunca can bulacak ve kök salacaktım fezâya uzanan şarkılarla... Karşı dağın yamacından geçen yolcular, çamların gümrah dalları arasından ansızın gölü görünce gözlerini alamazlardı. Bu çarpıcı güzellik asla çıkmazdı hafızalarından. Bir daha görme isteği hep saklı kalırdı içlerinde. Bitimsiz bir bahar şarkısı söyleyen ormanın masmavi gözüydü sanki o. Gökyüzünün gönlüne düşen toprak sevdasıydı� Üstüne bir de dolunay doğunca akşam vakti, büyülenirdi yeryüzü. Ve bir şarkıyı çağırırdı rüzgârı sinesine çekerek. Kıyıda, çamların sükut içinde bekleyişleri sabrını tüketirdi suyun. Serenatların en güzeline alışmıştı ay. Bu yüzden biraz da nazlanırdı. Nerde bir bulut görse, peçe yapardı yüzüne. Ne zaman ki şarkı başlar, işte o an yavaş yavaş sıyrılırdı peçesinden. Çamların uvertürünü seyrederdi önce. Daha bir parlardı gülümseyen yüzü. Gölün sessiz sedasız teslimini gördükçe, sevinçten tüm evrene taşardı ışığı ayın. Piyanoyu çok severdi. İsterdi ki her doğuşunda Ayışığı Sonatı çalınsın kendisine. � Elimden gelse Beethoven�in mezarının üstünde hep bu halimle kalırdım. -İçimde Ayışığı Sonatı, Üstümde Mehtap- diye yazmak isterdim mezar taşına. � derdi sanki... Göl, ay tutulacak diye korkuya kapılırken ağırlaşan dağlar esnerdi. İçinde nergis saklı şiirleri vardı dağların. Yolcuları yoldan çıkaran dağ çiçekleri vardı. Sessiz ama gururlu bir yalnızlıkta aya açarlardı sırlarını. Yeni bir hayata �merhaba� diyeceğim sadece bu an�dı işte. Dağların sırrının çözüldüğü an� Kaç dolunay sığarsa ömrüme, o kadar hayat yaşadığımı itiraf etsem, bana ne diyeceklerini çok iyi biliyorum!.. Varsın beklenmedik davranışlara gebe olsun gönlüm! Geçmişle gelecek arasında bir mengenede sıkışıp kalmaktansa, nerede, ne zaman, ne yapacağım bilinmesin. Korksun benden şehir plancıları! Balıkçılar erken dönsün evlerine! Amansız bir tufandır gözlerimde saklanan. Yarın geç olabilir rıhtımlara tutunmak için� Bakın yeni bir ay doğuyor gölün gecesine� Öyleyse susmalı küçük dere. Kalemini kırmalı yargıç. Göle bakıyorum sadece. Ağaçlar da benim yaptığımı yapıyor. Kuş tüyünden hafif olduğuma göre, şarkıların vakti gelmiş olmalı. Fakat sessizlik uzuyor. Sıra bende mi acaba? Hem öylesine yenilendi ki hafızam, bir şarkıyı bitiremeyecek kadar acemiyim. Üstelik kostümlerimi de unutmuştum bu akşam. Beyaz pantolon ve keten gömleğim bir mazeret olabilir sahneye çıkmama... Böylece kıyafetimin arkasına gizlenip bu sihirli güzelliği resmedebilirim yenilenen belleğime. Ve bu manzarayla dolaşırım meçhul şehirlerde. Kayıp ilanlarına karışır gözlerimdeki yağmur. Sırrını verecek bir gül arar, sesi kısılmış yaz akşamlarında. Uzaklarda, çok uzaklarda Ayışığı Sonatı çalınıyor. Notalarla birlikte bir sandal turuna çıkıyor gölde ay. Ardınca yeryüzü de... Ne güzel çalıyor piyanoyu� Ah o parmaklar! Tümü hüzünle dolu olmalı� Merak ediyorum onları, hayat verişini notalara. Geceyi böylesine büyülediğine göre�. Şu an'ımı ölümsüzleştirecek tek iksir bekli de onlardır. Bir dolunay kaç ömür eder ey sevgili? -Artık sen de sus şairim.- İndirsin peçesini ay! Aydınlansın beton yansımalarda paslanan yüzümüz! Bırakıyorum öyleyse kendimi yakamozlara� İşte şimdi bir söğüt dalından farkım yok, kopmuşum zamanın gövdesinden. Baştan aşağı ay ışığı giymişim. Beni görmelerine imkan yok! |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| yağmurlar | purcum | Şiir Köşesi | 4 | 13-12-2007 15:43 |
| Yüreğime Yağmurlar Yağıyor... | Pasli_Hisler | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 24-09-2007 17:06 |
| Yine zamansız yağmuRLaR... | ^^DoLCe^^ | Paylaşmak İstedikleriniz | 5 | 21-04-2007 04:45 |
| Özletiyor Seni Bu Yağmurlar | DiLrUbA | Paylaşmak İstedikleriniz | 1 | 05-04-2007 01:23 |
| Yüreğime Yağmurlar Yağıyor... | bLue | Paylaşmak İstedikleriniz | 4 | 26-12-2006 21:46 |