HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı... Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu... Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı... Yine de engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi... Her gün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu... "Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var" demişti delikanlı... Genç kızda zaten başka birşey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki... Ama olmamıştı işte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş, onları ayırmıştı... İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi... Ne önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi... Ayrılıklarından bu yana beş bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti...Her günü zehir, her günü hüsran... Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı... Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, elerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi... En çok da saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş, koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu. Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Belki sevdiği yanında olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama... Zaten artık ölüm umrunda değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki... Tekrar o geldi aklına... Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık... Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufak da olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu... Sevdiği, kimbilir kiminle beraberdi? Kendi, sevgi dolu kalbini kimseyle paylaşmayı düşünmemişti bile ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun sevgisini silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza... Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada... Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti. Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belki de sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler içinde daldı... Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı... Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı... O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir şeyler eksikti... Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu... Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı... Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu... Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlatmıştı ama ameliyatı kolay değildi, bir aya kalmadan geçer demişti doktor. Aylar geçmişti ama hâlâ aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlara.. En çok kan kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi. O da genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle... Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti. Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı. Yıllar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği sevdiğinin kokusu vardı mektupta... Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip oturdu yavaşça... Kağıdı açtı ve elleri titreyerek okumaya başladı. "Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu... Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım... Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce ağladım... Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım... Ve bir gün her şeyi değiştirecek bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim. Ve değerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye... Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık... Senden çok uzaklardayım belki ama yine de seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hem de her gece...Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi bildiğini sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin altıncı senesi... Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarın da sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak olur mu? Çünkü göz yaşlarımla, adını yazdım ona... Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde unutma. Kırmızı gülü de unutma olur mu? Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadar da Seveceğim... SEVGİLİN |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() Yanımda Kal Gittin ya üşüyor ellerim Dışarda tipi dışarda kar Ellerim üşüyor; Ne olur Yanımda kal. Aklıma takılır bazan Seninle geçirdiğimiz geceler Mum ışığı ve gül rengi şarap Evin hali harap Dışarda tipi dışarda kar Ellerim üşüyor Ne olur Yanımda kal Ay kara Yıldızlar bir bir terkediyor beni Güneş desen Onunla da aram yok Sen gideli bu şehir viran Bu şehir derbeder Dışarda afat bir gece Ellerim üşüyor Ne olur dön artık Ne olur Yanımda kal. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() BANA AŞK BORÇLUSUN Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var! Genç kadın sordu: - Nasıl öderim ? Adam gözlerini kırptı: - Haydi gülümse..! Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz. Adam, seslendi yine: - Bana mutluluk borcun var..! Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim ? Heyecanlandı adam: - Haydi yat dizlerime..! Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı.. Ağladı..... Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı: - Bana yürek borcun var..! Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı: - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim ? Adam kollarını uzattı: - Haydi tut ellerimi..! Ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var..! Kadın irkildi; - Can mı? Sigarasından derin bir nefes geçti adam; - Evet.. Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni! Hoşuna gitti sözler kadının: - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun ? Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini..! Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına. - Bu ne şimdi yaptığın ? diyerek çattı kaşlarını kadın... Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi: - Hayat öpücüğüydü..! Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi ? Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü..! Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden, sümbülleri geri verdi kadına: - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar... Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini..! Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter..! Kadın, gözden kaybolurken haykırdı adam: - Umutlarımı kefil yaptım... Unutma, bana aşk borçlusun! Haykırışı yağmura karıştı, kadın yağmuru hissetmeyen kalabalığa... |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() BİR ''HİÇ'' DEĞİLSEN BUNU BANA BORÇLUSUN !!! Dünlerimin yarım kalmışlığıyla yazıyorum bu satırları.. Garip bir hüzün var içimde.. sanki bir yanım hep ağlamaklı .. Kaç kez söndürdüm yalnızlığımı sigaramın külünde ben bile unuttum.. kaç kez bitirdim o adı sigaramın dumanında..? Ama yine de sevdamı kırık kalemimde harcayamadım... Bir fotoğrafa bakıyorum şimdi... Resmi de;hayalim gibi ,ben gibi dünlerim gibi ,yarım kaldı, bir ocak sabahı.. Şimdi düşünüyorum da yarım kalan kimin düşüydü acaba? Sevmekse en büyüğünden seviyorum ama geleceğimde yok artık dünlerime bıraktım onu.. Sinsice akan zamanlara kattım sırtımdaki yaralarımı.. Şimdi ismi ritimsiz kalp atışlarımda saklı.. Ne yapalım bedenimize hapsolmuş ruhlarımızı ben özgürleştirdim, o yapamadı.. Şimdi o mahkum ben özgürüm.. iki kişilik bir yürek bu.. Artık ben yetemiyorum içine, ona verdikçe küçülüyor, küçücük oluyor gözümde.. Acı bir gerçek kıpırdıyor artık hayatımın sayfalarında.. rüzgar kulaklarıma fısıldıyor; *giden gitti diyor bekleme* yüreğimde onun için büyüttüğüm sevdamı hançerlediği vakit dünya dönmekten vazgeçti onun için sanki.. Bir ocak sabahı ben ondan vazgeçtim.. Ama sevgimden vazgeçmedim.. Anlamak biraz zor neden mi böyle..çünkü bütün benliğimle, duygularımla ve sevgimle o KADINI yaratan benim.. Olduğu gibi kabullenmek de bana düşerdi tabiiki özellikle de savunmak. . O'nu herşeyiyle sevdim ben.. Sevdim ve yarattım.. Bu uğurda herşeyimi kaybetsem bile.. Ne demiş üstad: güzelliğin beş para etmez..bu bendeki aşk olmasa... Şimdi bir hiç değilsen bunu benim sevgime borçlusun!!! Hadi gel de şimdi karanlığı konuşturan yazılarımı, sustur susturabilirsen... |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() Gülü sevdim, adını sevdiğim kadar olmasa da. / Çare aramadım yürek sızıma başka yerlerde. Hep senden bir haber bekledim hasretle. / Hasretini sevdim yüreğimde. Haber sordum hep turnalardan, / Ne zaman gelir diye... Bir yatağan palası gibi oturdun yüreğime. İçimde sızı oldu, alnımda yazı sevdan. Kanadı kırılmış turna gibi, Geri kaldım sevda katarından. Avuçlarıma çizdim güzelliğini, Mürekkebi yüreğimden damlayan kan. Her mevsim ayrı sevdim gözlerini, Haber sordum seni gören turnalardan. Gözlerinde hüzün var mıydı dedim, Bakışlarıyla beni arar mıydı dedim. Geçip giden turna katarlarına imrendim. Sana varacaklar diye... Acıyı sevdim, hüznü sevdim. Elâ gözlerini sevdiğim gibi. Sen olunca yolun sonunda, Gelemesem de sana; hasretini sevdim. Hasretin her rengini yaşadım, Sana hasretken. Yağmuru sevdim sırılsıklam. Güneşi sevdim sımsıcak. Bulutları sevdim özgürce. Ama en çok seni sevdim salkım saçak. Gülü sevdim, adını sevdiğim kadar olmasa da. Çare aramadım yürek sızıma başka yerlerde. Hep senden bir haber bekledim hasretle. Hasretini sevdim yüreğimde. Haber sordum hep turnalardan, Ne zaman gelir diye... |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() ![]() YALAN Duydum istememişsin beni hayatında, İsteme, çıkarım hayatından sorgusuz, İzinsiz girdiğim gibi… Ne kurduğum hayalleri düşünürüm, Ne de verdiğim sözleri mutluluk adına, Zor gelir, üzülürüm, Yarım kalırım ama giderim bakmadan arkama… Düşünmem ellerini aslında, Nasılsa tutmadım, Avuçlarıma alıp sıkmadım delicesine, Senin parmakların değildi küçücük, Kaybolan parmaklarım arasında… Gözlerin de gelmez aklıma, Hiç bakmadım çünkü ne var diye derinlerinde, Senin gözlerin değildi bana hayat veren, Yudum yudum içtiğim, Kandığım bakışların değildi… Saçlarını da bilmem merak ettiğin buysa, Nasıl dalgalanır rüzgârla, Savrulur deli bir fırtına gibi, Öylece nasıl coşar… Ve saçlar değildi yüzümü okşayan, Her baharda kokladığım en güzel çiçeklerin kokusunu taşıyan, Her sabah odama doğan, senin saçların değildi… Hiç görmedim aslında ben, Bulutlar arasındaki, güneş gibi gülüşünü… En tükenmez çöllerin ortasındaki, Tek sığıntı gölge gibi En kurak toprakların, Dolu dolu yaz yağmurları gibi gülüşünü… Arıları kıskandıracak dudaklarından, Billur gibi çıkan sesini hiç duymadım, Bembeyaz taşlara benzeyen dişlerin süslediği, Çocukluğumun unutulmaz ninnileri, Sislerimi dağıtan meltemleri andıran sesini… Ve unutmak da neymiş giderken, Önce sevmek gerekmez mi unutmak için??? Oysa ben hiç sevmedim seni, Yaş değildi gözümden dökülen her ayrılık sözünde, Üşüdüğümden di titrediğim korkumdan değil, Defterleri bir tarafa bırak, Yüreğime kazıdığım senin değil, Sen değilsin rüyalarımı süsleyen, Şaşmadan her gece bana gelen melek… Sen değildin saatlerce yalvardığım, Bakmaya utandığım, Utanma bir tarafa kıyamadığım sen değildin… Hadi git, Hatta sen kal ben gidiyorum, Dönmem bir daha yemin ediyorum, Çünkü giderken ben değilim yarım olan, Ve arama beni, Çünkü benim değil, Avuçlarına bıraktığım o kalp giderken |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() Her şey ne kadar garip ve yabancı... Sen ne kadar yabancı oldun?... Hani bir soru sormuştum sana; Bir gün, yanından geçerken merhaba bile diyemediğin bir yabancın olur muyum ? Hayır,diye kısa ve öz bir cevap vermiştin. Şimdi bu sorunun cevabı bile geçmiş zamanın tozlarına karıştı... İnsanın içinde neşeli kır çiçekleri açtıran bir bahar günüydü. Aklım ve yüreğim sende idi...Elini tutabilir miyim diye sormuştum?Bir yabancı gibi ona da hayır demiştin. Kaybedişlerim yüreğimin yanında aklımı da sana vermemle başladı. Kendimi her şeyimle sana adamam bir hata değildi. Ben seninle çoğalıyordum,şimdi eksildim, azaldım ve yalnızlaştım. Yine de vazgeçmedim yanında olmaktan... Aşktan çok sana sığındım ; olduğumuz günlere dönmek için...Sonra yaşadığım tüm savrulmalarım, acılarım, göz yaşlarım sana İNANAMAMAMIN bedelidir. Benden başka kimse bilemez bunu... Şimdi yabancılığın yüreğimi kanatan bir öykü oldu. Ve bu öykünün içinde senden sonra yaşanan her güne yazılmış pişmanlıklar, gözyaşları, hatalar, duygular, en çok da VEFASIZLIK saklıdır. Şimdi yabancılığın beni oradan oraya savuran bir acı türküdür. Senin duymadığın, benim dilimden düşmeyen bir türkü... Yokluğun bir yana,yabancılığın kanatıyor yüreğimi... |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() BANA AŞK BORÇLUSUN... Adam genç kadına seslendi - Bana gözyaşı borcun var! Genç kadın sordu - Nasıl öderim? Adam gözlerini kırptı - Haydi gülümse! Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp,borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar,digeri güz. Adam, seslendi yine - Bana mutluluk borcun var! Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu -Nasıl ödeyebilirim? Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime! Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaranmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra.Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı.. Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine bakti - Bana yürek borcun var! Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim? Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi! Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.Genç kadın gitmek üzereydi.Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var! Kadın irkildi; - Can mı? Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet.. Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni! Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsunuz? Adam, biraz daha yaklastı; - Yum gözlerini! Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına. - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaşlarını kadın... Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi.Kekeledi - Hayat öpücüğüydü! Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi? Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü! Kalan borçlarına karşılık. Yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar... Genç kadın sümbülleri aldı - Merak etme günaşırı sularım çiçeklerini! Adam sevindi - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter! Kadın, gözden kaybolurken haykırdı adam - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun! |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Kayıt: 17.06.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 2.059 İtibar Gücü: 0 | ![]() ADINI AŞK KOYDUM SENİN Güneş’in doğuşu gibi doğuyorsun dünyama. Doğuşuyla ısıttığı yüreğimin buz sarkıkları damla damla çözülmeye başlayıp, Her bir damlanın çoğalarak birleştiği, sevgiyle taşan bir şelaleyi andırıyor adeta. Ay’ın dünyamızı aydınlattığı gibi, Zifiri karanlıklardan çıkarıp, ışıklarını saçıyorsun etrafıma. Öyle büyülü bir ışık ki bu, hayallerin gerçekleşmesi gibi, adını koyamadığım düşünceler gibi, kapımı her an çalacak beklenen biri gibi .. Beklenen sen misin ? ..... Yoksa aşk mı? ... Hayır hayır, sen aşkın ta kendisi olmalısın. Seni beklemek, açılan her kapının ardında seni aramak .. Çalan her telefona sen diyerek koşmak, yine aramadı diyerek meraklanmak.. Beklenmedik anlarda seni karşımda bulup, mutlulukların en güzelini hissetmek .. En hüzünlü anlarında, hüznünü kalbimde yaşamak, sevincini sevincim, derdini derdim bilmek .. Doğan her yeni güne, senin için hayır duaları ile başlayıp, “günaydın” diyen sesini duymak için, uykuların en tatlısından uyanmanın sevincini yaşamak .. Bana bunları hissettirdiğin için.. Bu duyguları yaşattığın için, adını aşk koydum senin, Sen aşkın ta kendisisin... Telefonum her çaldığında içim titreyerek “o arıyor” diyorsam.. Her ne kadar ses tonumu ayarlamaya çalışıp, Hala bunu başaramıyor ve yinede sesimin titremesine engel olamıyorsam... Bana baktığında, saç diplerimdeki fırtınalara dur diyemiyorsam, Gözlerine bakarak, denizlerin en derinlerine dalıyor ve bir türlü çıkamıyorsam .... Ellerimi, titrek ve bir kor gibi yakıyorsa tenin.. Yüreğimde alaboralar kopuyorsa eğer.... Bunu başaran sen misin?. Yoksa sen aşk mısın?... Bana bu duyguları yaşattığın ve hayatıma girdiğin için .. Aşkı yalnız sana yakıştırdığım için Adını aşk koydum senin .. Sen aşk olmalısın.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İkinci fasıl mutabakatı salı gününe kaldı | Haberci | Dünyadan haberler | 0 | 24-03-2007 04:50 |
| İnsan Hakları gününe 2 yetkilinin katılması valiyi kızdırdı | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 10-12-2006 18:10 |
| Unutulmuş Sevgiler | SweetWitch | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 02-11-2006 18:43 |
| sewqii den sevgiler;) | sewqii | Tanışma / Kaynaşma | 21 | 11-06-2006 20:51 |