HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben Adı koyulmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben.Var olanla yok olan arasında fark bir isim. Onunla başlayan hayatımı, onun ismini bilmekle başlamak istedim. Varlığına dair, nefti gölgeli bir tütsü-buhur dükkanında, bana gösterdiklerinin dışında, hiçbir bilgiye sahip değilken sevmiştim onu. Başka bir şeyi değil, ateşe düşeceği ana kadar hiçbir şeyi merak etmeyerek sevmeyi bilen kalbimin bütün sükûnetiyle sadece onun ismini merak ettim ben. Gülün önce ilahi muhayyilede adının koyulduğunu, manasının sonradan yaratıldığını, bu dünyadaki suretinin ise en sonra geldiğini kavradığında imanı tamamlanan biriydim ben. Bunun başka yolunun olmadığını aklıma ancak böyle kabul ettirebilmiştim ben .Kolay olmamıştı ama yolculuğun suretten manaya doğru olduğunu öğrenmiştim ben. Böyle zamanlarda sıkışan ruh belli ki ne ileri ne geri gidebilince, ya düşer ya yükselirdi. Belli ki böyle zamanlarda aşk, sırtından kanlı bir gömleği sıyırıp da atar gibi gözden çıkararak geçmişi, ileri doğru yürümekti. Aşkın kalbe indiği makama doğru yükselmekti. Böyle zamanlarda aşık, kendisine görüntü veren sevgilinin aşkıyla mutlak olanın aşkı arasında bir bağlantı kurunca, Sevgilinin ismiyle O'nun ismi arasındaki binlerce ismi yol, durak, menzil, aşmayı başarınca. Belli ki bu yükselmeyi başaran âşıkın gönlüne; muazzam yangınlardan sonra başlayan bir yağmur, lanetlenmiş kavimleri yok eden ve dinmek bilmeyen rüzgarları kesen bir yağmur, denizin yüzünden gökyüzünün katlarına yükselen şiddetli hortumları bölen bir yağmur gibi, serinlik ve selamet dökülüverirdi. Ama ben, bu kemter kul.Yapamadım. Eşiğin bir adı da acıydı, aşamadım. Ödünç aldığı ışığın safiyetini kaybedince kayboldu aşkımın masumiyeti. Keşke aşkı saf olmayana da rıza olarak tanımlasaydım. Aklımla kalbimin, hâlimle sözümün, teslimiyetimle ve vehmimin arasında kaldım ben. Aklımı gösteren ismimle aşkımı gösteren ateş arasına düştüm, o uçurumda yittim ben. Aynı anda iki şey olunamadığı için aşkın saltanatında, o uçurumda yitirdim ben. alinti |
| | |
| DiLrUbA isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | **Zerd@** (31-01-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Ayrılık alinti İnsan sevdiklerinden ayrılması zordur... ayrılacağın an, o saat, o dakikalar, o saniyeler aklında hep bin yılmış gibi saniye saniye görüntülenir. o zaman varki, hiç unutmazsın, son bir kez bakmak icin başını yavaş yavaş ve korkarak döndürürsün… O zamanki gözündeki yaşlar gözünde birikiyor… o yaşlar gözlerinde hazır bekliyorlar, teker teker düşmek icin... gözlerinden akıp yavaş yavaş yanaklarından kayıp yere düşmek icin… Son kez olsun o kişiyi görmek istersin, bir daha göremiyeceğin gözlerin’in icine bakmak istersin ama bakamazsin…başını kaldırıp o gözleri görürsün, icine dalarsın. İcinden aĞlamak gelir ağlıyamazsın, gülmek gelir gülemezsin, istediğin tek şey orda kalıp bütün ömrünü o kisi'nin yanında harcamak, ama onuda yapamazsın. gözlerin kapanır yaşlar düşer, başını geri cevirdiğinde önünde bekliyen bom boş bir yol, kimsesiz karanlık bir yol, onun olmadığı bir yolda bulursun kendini…haykırırsın duyan olmaz. Etrafina bakarsın bakan olmaz...o zaman farkına varırsın ki sevdiklerin’den bir gün gelecek ayrılacaksın ve de kendini hep bu boş yolda bulacaksın.o gün’ün yaklaştığını farkına varırsın.yavas yavas uzaklaşmaya başladığını hissedersin, icine korku yerleşir ve ağlarsın. Sesizce, odana kapanıp o gün akıtamadığın yaşlar gözün’den ayrılıp, yanağında kayıp, yere düşerler. Yaş gözünden ayrıldığı gibi insan’da dostundan ayrılır, yaş yanağından tek başına kaydığı gibi, insan’da tek başına o karanlık yol’da gider, ve tıpkı yaş düşüp toprağa sığındığı gibi, o insan’da toprağa sığınmak ister… O an’ın yaşları hala gözlerinde durur… |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Vakitsiz Ölüm... Akşamdır, özlemektir adın Siyaha boyanır tüm yalnızlıklar Gülüşün gelir aklıma zamansız Saçlarıma pervasız dokunuşun Öylesi yorulurum tenine Bir sigara yakarım, sustuğum Gözlerine… Sabaha çıkmaz korkularım Çeker vururum bakışlarını Silerim tenimde kalan dokunuşlarını Sensizliğe uzanır soğuk bedenim Düşlerim senden arta kalan kül’dür Savrulur dört bir yana yüreğim.. Bir kadın doğar içimde vakitsiz Kimliksiz bir adam ölür…. ….. Akşamdır, sevmektir adın Bir martı kanat çırpar gökyüzüne Oltasına nasibini takar yaşlı balıkçı Deniz kokar öfkesi vuran dalgaların Sol omzuma değer bir yosmanın bakışı İçimde müşteri kılıklı şehvetin Meteliksiz kalışı… Siren sesleri bölerken geceyi Avuçlarında kış mevsimi ısıtan çocuk Kovulur hayatın penceresinden Ve hastane odasında yankılanır çığlık Sebebi henüz ismi konmamış bir gül’dür Hüzün başka mevsimleredir artık.. Bir çocuk doğar kolay, sancısız Yarınsız bir çocuk ölür…. ……… Akşamdır, sevmektir adın Sorguların can havli belasında Zihnimi kurcalar dudakların Ter içinde kalır yazdığım sözler Yokluğuna küfrederim umarsız Çokluğuna yeniktir öfkem Kuralsız… Oysa sensiz bir hayattır başladığım Kavgalarım yengilerim yenilgilerim Sensizdir onca yorgun sevişmelerim Şimdi neden bir yanım eksik? Yüreğimde cam kırığı bir kesik Sessizce kanar, gömülür… Bir şiir doğar bu .... Bir şair ölür… |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ../TURKEI:D/.. Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 12.995 İtibar Gücü: 98 | Sebepsiz sıkıntılar kovalıyor beni.. Anlayamadığım derdimi anlatmamı istiyorlar.. Rahat bırakın ben tamir ederim kendimi!.. Mevsimsel mi, içsel mi bilemediğim bir grilik çökmüş durumda ruhuma.. Şimdilik bu kadar.. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor; öyle durmak istiyorum. Sakince karışayım insanların arasına, kaybolayım; kimse fark etmesin beni.. Yürüdüğüm yollardan geçiyorum, ayak izlerim silinmiş, kaybolmuşum. Beni saran kollar yok, belki de ondandır.. Yoğunluğun sarmalamış her yanımı; ruhum büzülüyor! alıntı |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ama sana hiç dokunmazsam, bir tapınak gibi kurarım seni. Ve seni ışıkta kurarım. Ve sessizliğin kırları alır içine. Ve seni kendiminde, seninde ötende sevmesini bilirim. Ve imparatorluğunu kutlamak için ilahiler yaratırım. Ve gözlerin yumulur; dünyanın gözkapakları. Seni kollarımda yorgun tutarım, bir kent gibi. Tanrı'ya doğru yükselişimin bir basamağından başka bir şey değilsin. - Şimdi kulak ver sözlerime: Kentin tamamlanmışlık yüzünden ölecek. Çünkü aldıklarıyla değil, verdikleriyle yaşıyorlardı. Hazırlanmış erzakları birbirlerinin elinden kapmak için, inlerinde birer kurt olacaklar yeniden. Zulmünle onları yıldırırsan, inde kurt yerine, ahırda sığır olurlar. Çünkü bir kent hiçbir zaman tamamlanmaz. Ancak coşkusuz kaldığım zaman söylerim yapıtımın tamamlandığını. Önceden öldükleri için ölürler o zaman. Ama kusursuzluk erişilen bir erek değildir. Tanrı'da değişmedir. Ben kentimi hiçbir zaman tamamlamadım.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kalbin 3 DÜsmani | babür | Sağlık | 0 | 02-07-2007 21:45 |
| Kalbin Hizli Atmasi!!!!!! | babür | Sağlık | 0 | 01-07-2007 23:37 |
| Kalbin Sesi... | Sümbüle | Dini Konular | 0 | 02-06-2007 16:58 |
| Kalbin Kapısı | £R$$!İN | Fotoğrafçılık ve Resimler | 5 | 22-04-2007 01:21 |
| GöZLeR KaLBiN AyNaSıDıR | **Zerd@** | Bayanlara ÖZEL | 1 | 22-02-2007 07:56 |