HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | ![]() İçime Dönecek Yüzüm Yok... Bırakma Beni... Bazen içine dönmeli insan... Kendini dinlemeli ve öyle yürümeli uzun yolları. Yolların sonunu görmese de yürümeli... Bıkmadan, usanmadan, mola vermeden hem de. Mola verdiğin anda geriye dönüp bakma ihtimalini düşünmeden yürümeli. Oysa ne zamandır içime dönemiyorum ben. Durdum yolumda ve bakınıyorum öylece... Beni tutan bir el var bilmediğim. Azgın dalgalar vuruyor gönlüme... köpük köpük... bembeyaz... Sütliman olmayı bekliyorum sadece... Kafamı kaldırıp baktığımda aynaya; yeniden gülmeyi bekliyorum. Bekliyorum... Dün gece bir kez daha denedim kendimle barışmayı. İçimdeki şeytanın ruhu çok zorladı beni. Sırtını dönse de, biliyorum şefkatim dağıtırdı en kara bulutları bile... Israr ettim... ömrümde etmediğim kadar ısrar ettim kendime... Üst üste soğuk sular içtim sıcak gecede... İçimdeki beni yakaladığımda kan ter içinde kalmıştı dünyaya ait bedenim. Yorulmuştum... Ağırlaşmıştım... Uykum vardı... Ama pes etmeyecektim. Vazgeçemezdim. Dinlemeliydi beni... Niçin canımı yaktığını, niçin beni yok saydığını anlamalıydım. Telefonda “bazen samimi olmuyorsun” diyene borcumdu bu en azından... Ona verilmeliydi bunun hesabı. Daha da uysallaştı ruhum... Tüm dondurucu rüzgarları dinmişti. Köpük yoktu... Sıcacık bir bebek beşiğinde sessizce sallanıyordu sanki... Okşadım onu... Bilmediğim dillerde konuşturdum bedenimle. Kaçıp gitsin istemiyordum. Önce beni dinlemeli, sonrada bana açıklamalıydı bu anlamsız terk edişi. Evet terk etmişti beni ruhum. Beni hiç acımdan sıradanlaştırmış ve insanoğlu haline sokmuştu. Peki neden? Uzun uzun, ama yormadan anlattım ona bana verdiği acıları. Mutsuzluğumu,,, haksız kaybedişimi... Konuşur sanmıştım; sustu... Bakmadı bile gözlerime. Akan yaşlarımı silen bir yokluk hissi duyumsadığımda anladım vazgeçişini. Hissiz parmaklarını dudaklarıma götürüp; susmamı işaret etti ve sonra nereden geldiğini bilmediğim, uğultulu, yankılanan ama içi ızdırap dolu binlerce ses doldurdu bütün odayı... “ Yapma demiştim sana... Buna dayanamaz, bana yenik düşersin diye uyarmıştım seni. Doğrularını terk etme demiştim... Onlar olmadan oynamam bu oyunu demiştim. Sense içinden gelen hiçbir sese kulak vermeden vazgeçtin kendinden. Ne için? Ne için diyorum sana... Kaldır başını şimdi... Hadi bak bakalım o çok cesaretli bakışlarınla, hem de eskisi gibi... gözlerini hiç kaçırmadan... Beş para vermeye kıyamayacağın o sönük yüzlere karşı bile mahçup artık bakışların. Çünkü baştan aşağıya gizliliğe bürüdün hayatını. Sorulara cevap verecek durumun yok... Oyununu oynamak için sende onlara benzedin. Cesaretini kıracaktı madem oyunun; ne işin var dedim, gene dinlemedin beni... At gözlüğü hiç yakışmadı sana ama, hep burnunun dikine gitmekti tüm ısrarın. Yaşadıklarını koy önüne... Anları canlandır gözbebeklerinin en derinlerinde... Heyecanların vardı hani... Umutların... Yarını düşlemekle geçerdi geceleri uykuya gönderdiğin varlığım... Beni çeşitli düşlerin içine sokar, kimi zaman çok mutlu bir anne, kimi zaman başarılı bir iş kadını ve hatta pamuklar içinde nineler olurdum torunlarıyla kucak kucağa... Eğlenirdik uyumadan önce seninle... Özgürdük ikimizde göğü yaran kuşlar kadar. Uyuduğunda üstün açılmışsa diye korkarak bazen bedenine dönerdim. Bedenin o huzur dolu gülümseyişini nasıl özlüyorum bir bilsen... Hatırlıyor musun tüm bunları... Hala içini ısıtıyor değil mi geçmiş gecelerimiz... Oysa sen hepsini bile bile terk ettin... Kendi zincirini kendin vurdun bileklerine... İnan kınamamaya çalıştım seni... anlam vermeye çalıştım vazgeçişlerine... Yanında olmak için gayret sarf etmedim sanma. En büyük düşmanım olan karabasanlarla çok boğuştum ilk günler... Onlarınsa vazgeçmeye hiç niyetleri yoktu. Zincirlerinle dosttu onlar. Mıknatısın demiri çekmesi gibiydi ilişkileri. Onlar durdukça o incecik bileklerinde vazgeçmeye de niyetleri yoktu... Sana sessiz geceler vermek adına savaştım durdum zincirin her bir halkasının dostuyla... Ama yenildim... Ben tektim... Beni sen tek bırakmıştın hem de... Aldırmamaya çalışsam da terk edişine, yalnızlık beni de yormuştu. Gücüm yavaş yavaş tükenmiş, bu gücü benden aldığın için sana içten içe kin duymaya bile başlamıştım. Karabasanlarla didişmeyi bıraktım sonraları. Hani belki korkuyla uyanan gözlerin mani olur diye sana... Ama ne inatmışsın... Vazgeçmedin... Bu senin tercihindi tabi. Yapacak hiçbir şeyim yoktu. Benle değil de, onlarla olmayı seçiyordun açıkça... Bense tamamen vazgeçtim senin yerine... O çok değer verdiğin “aşk” a yenik düşmüştüm. Savaş sonrası her yenilen gibi en büyük ganimetimi (yani bedenini) bırakmak düşerdi bana. O günden sonra hiç yaklaşmadım sana. Karabasanların gecelerini paylaşmasını kıskanarak, ama yüzündeki sızıya içim acıyarak uzaklardan seyrettim seni... Beni çağırmanı bekledim belki de; bilmiyorum... Ve işte geldim... Küste olsam, dönmeme yeminleri etsem de buradayım... Et tırnaktan ayrılamıyor hakikaten. Vazgeçen varlığın, yeminlerini bozmak için fırsat arıyor. Ama rüyalarından uzaktayken çok düşündüm. İki varlık olmak zor bedende. Biri varsa diğerine yer yok... Eğer sevdan bu kadar büyükse, benim varlığım hala “vazgeçiş” olarak kalabilir. Birini tercih etmeli ve tercih etmediğini özlememelisin. Buna sen karar vermeli, bunu anlamalısın... İyice düşün ve anla... Terk eden kim... Suçlamadan önce bunu düşün... Ve tercih ettiğin ben değilsem eğer, beni çağırma... Ne zamanki zincirlerini çıkarmaya karar verirsin, o zaman sen gel demeden ben döneceğim... İçinde olmasam da asla terk etmiş değilim. Yokum, ama izliyorum” |
| | |
| **Zerd@** için teşekkür edenler 7 kişi. | !NC!PéR!S! (30-01-2007), aSi MeLeq (29-01-2007), bLue (29-01-2007), sweet_ (01-02-2007), yusuf (29-01-2007), _dAiSy_ (29-01-2007), __ n i L i m __ (30-01-2007) |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | ![]() Sevdamı düşlerimle besledim ben. Hiç düşlemediğim bir masaldı bu oysa ki. Seni ilk gördüğümde böyle olacağını bilseydim heyecanla geldiğim kapıyı kapatır gider miydim bilmiyorum. Ya da sorsalardı bana “yaşar mısın?” diye “hayır” diyebilir miydim; bilmiyorum. Ama seni sevip sevmeyeceğimi sorsalar “evet” derdim; biliyorum. Çünkü içimde sevdiğim aslında bedensiz bir sendi. Hayal ettiğim sendin. Öpmek istediğim, bağlanmak istediğim sendin. Hiç hesapta yokken kendine bir beden buldu içimdeki hayal sevda. Arsızca yerleşti bedenine. Elleri ellerin oldu... Gözleri gözlerin... Ve ben asla “hayır” diyemeyeceğim aşkıma kavuştum. Bilirsin severim yıldızları; yıldızlı gecelerde bir ömür gibi sürecek hayaller kurdum sana ve bana dair. Umutlarımı, heyecanlarımı, isteklerimi yatağımın sınırları içinde tek başıma yaşadım, tıpkı senle yaşıyormuş gibi. Sevgiler büyütüp içimden, yıldızlara kadar değdirdim kendimi sonra. Onları rengarenk boyayıp rüyalarına gönderdim. Ben hep güzel hayaller kurdum sana ve bana dair. Hiç keşfedilmemiş topraklarda bize ait odalarda yaşattım bizi. En güzel anları saatin o hain yelkovan ve akrebine lanet etmemeye çalışarak geçirdim. Seni sevmek için vardım sanki. Senin olacağım anlar içindi onca hayat koşuşturması. O sarılışların içindi varlığım... Mevsimler geldi geçti sevdamızın üstünden ama ne tenin kadar yakabildi bedenimi yaz güneşi ne de yokluğun kadar dondurabildi içimi kışın ayazı. Ben seni sevmek için bir ömrü döktüm ama sevdamızın karşısında tek bir yaprak bile dökemedi kendini hüzünlü sanan sonbahar. Ve asla ruhumda açan goncalar gibi açamadı bahar... Yağmur yağamadı ben yağmadıkça. Güneş doğmadı sen gelmedikçe ve kar kaplayamadı senin gelmediğin yolları. Dünya dönüyormuş... Bana ne... Sen yanımdaysan ömrüm ömür... Şimdi ne bahar ne de kış sevdamız. Tanımlanamayan bir mevsimdeyiz. Güneşin üzerini kar kaplarken, ateş topu oynuyoruz. Ve canımı acıtmıyor mevsimsizlik. Üzerime giydirip şifondan paltomu, yağmur altında şarkılar söylemeye gidiyorum her sabah. Yağdıkça yağmur, yüzümdeki ıslaklığı kimse fark etmiyor. Saklıyorum kendimi yağmurda. Geceden yorgun düşmüş bedenim her sabah yağan yağmurda yeniden hayat buluyor seni daha çok sevebilmek için. Özlemim o kadar büyüyor ki gecede, her sabahı ömrüme yeni bir milat olarak yaşıyorum. Yok olacağım yolların taşlarını şimdi kendi ellerimle dizsem de çimentolarını eksik koyuyorum sevgili. Ben o yolları sonu olmayan sevdamız için yapıyorum diye avutuyorum kendimi. Kanatsa da ellerimi beton, seni seviyorum ya... Ve hiç ayaklarımın üstünde durmuyorum o yolda biliyor musun... Beynimi katıp çimentoya egomu taşların arasına diziyorum. Nasılsa eksilen ne varsa sen dolduracaksın ya... Sen herkesten çok seveceksin beni değil mi sevgili... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ˙·KüçüĞüm˙· Kayıt: 10.08.2006
Mesajlar: 2.289 İtibar Gücü: 52 | buda çok güzel gerçekten yüreğine sağlık... |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ….Özledigim…. Kayıt: 23.12.2006
Mesajlar: 4.104 İtibar Gücü: 25 | çok güzel yazılar muhakkak ki her insanın kendinden bişeyler bula bileceği yazılar... birde o iç hesaplaşmamı diyeyim artık o da mükemmel olmuş.. paylaştığın için saolsın |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() I'm RoNiN™ Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 17.490 İtibar Gücü: 99 | uffffff çok güzeldi ablaa burda 3 kişiyiz sesli okudum burdakilerde etkilendi valla hatta duygusuz bi api var burda o bile duraksadı soluksuz dinledi ![]() yüreğine sağlık |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | SAOL ABLA SÜPERDİ Dayanamıyorum Ey Sevgili... Direniyorum..Ama Dayanamıyorum... "Hep Sana Doğru koşuyorum... Başını ve sonunu bilmediğim tüm yollarımda sen varsın .. Bense bütün karanLığıma rağmen hep Sana Doğru geliyorum.." dedikçe kaçtın benden.. Oysa bu karanLık ve ürpertici yoLcuLukta tek istediğim sarıLmaktı sana doya doya... Sıcak bir kâLbin aynasında şımarmaktı bir nefes.. BeLkide bir soLukLuk dinlenmekti yanı başında.. Ya da konakLamaktı seviLdiğim sürece sıcak yüreğinde.. Aşka kapattım tüm kapıLarımı ... Hep Sana Doğru Koşmuyorum artık.. Koşarken takıLan ayakLarım şimdi daha sağLam yere basıyor.. Acı yok.. Keder yok.. Bir gün dönersin diye BekLemek yok.. ÖzLemLerin Yakmıyor içimi... Yaşamdan bir parça vicdan diLeniyorum.. Ya adam gibi vaz geçersin nefesimi kesmekten.. Ya da sökerim insafını yerinden ....!! Kapattım tüm sayfaLarı,YazıLanların şahitLiğinde... Kimse ; ama hiç kimse , Artık Benim neden ağLadığımı ve neden öfkeLendiğimi biLmeyecek.. BiR Kendim.. Birde Yüreğim yazacak..ÖLüm Senaryosunu.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İçime sinmiyor...! | sweet_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 12 | 22-09-2007 19:44 |
| Seni Çeksem İçime | Gecem | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 19-04-2007 20:03 |
| Seninle İçime Kazınanlar | sennur | Paylaşmak İstedikleriniz | 11 | 22-02-2007 22:51 |
| Her Nefeste Sensizliği İçime Çekiyorum... | sweet_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 16 | 11-02-2007 10:18 |
| ::Aynadaki kırık yüzüm:: | Deli_Sibz | Paylaşmak İstedikleriniz | 0 | 12-07-2006 20:59 |