HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Hangi ayrılık Hangi Ayrılık? Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... Yusuf Hayaloğlu |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim Seni özlemenin Ne demek olduğunu sor bana, Yetmiş iki dilde anlatabilirim Kitabını yazabilirim sayfalarca. Yalnızlığın rezilliğini Kokuşmuşluğunu Ve çıplaklığını da. Ama hiç kimse Kavuşmanın güzelliğini Sormasın bana / anlatamam. Ben sana hiç kavuşmadım ki! Bilmiyorum Dudakların nasıldır. Sıcak mı ateş topu kadar, Yoksa soğuk mu Buza kesmiş bir bardak su gibi? Kıvrımlarına, Kırmızı karanfiller mi tutunmuş, Küle gizlenmiş kor mu var? Tenime değdiğinde dudakların Cemre mi düşer bedenime, Mızrap değen bir saz teli gibi Titrer mi yüreğim bilmiyorum. Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki! Bir kadını sardığında kolların, Ürkek ceylânlar Nasıl kurtulur tuzağından? Dolu yemiş yaprak gibi Nasıl titrer bir yürek? Ellerin nasıl okşar bir bedeni, Goncalar Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum. Hiç sana sarılıp yatmadım ki! Kısacası: Tatmadım kavuşmayı / anlatamam. Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim. Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana. Yokluğunda yıllardır Özlemine dayanmayı öğrendim Yokluğuna katlanmayı Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa Ustası oldum beklemenin Tükenmek pahasına. Ama hiç kimse / kavuşmayı, İki derenin birbirine karışıp Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu Sormasın bana ,anlatamam. Çünkü seninle ben, Ayrı kaynaktan doğmuş Sularında hasretleri taşıyan Başka denizlere koşan iki ırmağız. Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız. İşte onun için İki dere nasıl karışır birbirine Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum. Seninle Hiç aynı yatakta coşmadım ki! Sen bana /yalnızca Ve sadece Kahpe sensizliği sor Rezil beklemeyi , özlemeyi sor. Tanrı şahidimdir Kurda kuşa Dağa taşa bile anlatabilirim. Demem o ki uzaktaki yakınım: Vuslatlara yabancıyım, Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim Kamuran Esen |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Bu Şehir Ve Sen Ömrümün en güzel senelerini Alıpta gittiniz bu şehir ve sen Gönlümün en masum ümitlerini Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen Döktüğüm yaşlara aldırmadınız Giden gençliğime acımadınız Düştüğüm yerlerden kaldırmadınız Basıpta gittiniz bu şehir ve sen Beni tanır bu kaldırımlar Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar Sizlerden bir ömür alacağım var Çalıpta gittiniz bu şehir ve sen Bağlayıp durdunuz hep ellerimi Delik deşik ettiniz seven kalbimi İçimde dağ gibi hayallerimi Yıkıpta gittiniz bu şehir ve sen Biriniz sağırdı duvardan bile Biriniz kalpsizdi taşlardan bile Bütün acıları dizip önüme Yakıpta gittiniz bu şehir ve sen Kimsesiz yalnızdım kollarınızda Herşeyi kaybettim yollarınızda Şimdi bir hesap var aramızda Vermeden gittiniz bu şehir ve sen Ben yine yaşarım içimde yasla Ya siz neylersiniz bu ihtirasla Bir daha dönmek mi buraya asla İçimde bittiniz bu şehir ve sen Ahmet Selçuk İlkan |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | bir sensizlik anı olmayınca yüzünün yanılası kıvrımları... olmuş olmanın ne anlamı var. bir bahar... ama yaşanılması gereken yüzünün hüzün mevsimi şöylesine kıvrılıp yanına sığınmak bu mültecilik senin ülkende güzel dermensız bir yara ama ölmemek ölesiye kanamak bu işte sensizliğin anlamı kalabalıklarda yalnız başına kalmak ellerinde gördüm hayatı nasırsız çizgilerinde hissedilen... görülmeyen o titreme bir çocuğun soluk yüzünde; aynı titreyiş bir gülün figanında avuçlarına sığabilirdim. utangaç bir ciddiyetle bir araya gelen parmaklarına hapsolabilirdim. yoksunluğunda hiç bir zindan yetmiyor bana mühimdeğil böyle hayatın ortasında kalmak günlerin geçme gayreti boşuna gecelere yenilmek kanıma dokunuyor geceler ki karanlığı bana helalliği ve tafra tanımazlığıyla aynı gözlerin bütün veballeri gözlerin saklar bakışınla yaktığın meydan okumaların o zamansız rest çekmelerin haddi hesabı yok o kıpırdanma suskunluğunla uyumlu karatı bütün hesapları ödeten o replik... o gemlik zeytini karasına eşlik o tanıdık bildik ... eziklik... eğer o kara feryat rüyalarıma dolmasaydı sana nasıl aşık olurdum gözlerin olmasaydı şimdi bir sensizlik anındayım bir savaş dansında ölüm gelmeden evvel aşkalede bir ırgat yatağında bir mavzerin sabırsızlığındayım tüm tetikler bakışlarından yana her hissedişimde yokluğunu her dalışımda uzaklara mermiler dökülür kirpiklerimden ben meçhul zamanların katili sen cümlelerimin gizli öznesi her şiirde unutup adındaki gizli harfleri yüreğimdeki bu sevdayla her vakit sana kurulurum beynimi mıhlayıp seni düşünme tutsaklığına vurup hayatın taşanılası yanlarını her sabah sana vurulurum bütün kinleri yanıma alıp hesaba katmam bir çok şeyi tek sende durur tek sende durulurum |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | BEDEL Şiir değil bu yazgı Bir isim bulacaksan şayet Yok bu ateşin adı... Birazdan; Acı bir çığlık yayılacak kulaklarına İstanbul Boğazı'na dökeceğim gözyaşlarımı Bir buse konacak çok uzaklardan Nisan rüzgarıyla yüzüne Sensizliği paylaşamadığımı haykıracaklar sana Sevgi değil bu ateşin adı Hiç değilse şimdi gözlerin dolmalı... Beni benden aldığından beri Seni aşan bir 'sen' var içimde Bilmiyorsun! Hangi yıldıza bıraktım gözlerini... Ve hangi kelimeyi doladım dilime Seninle dolu sensizlikte Tutku değil bu ateşin adı Hiç değilse şimdi, dilin adımı anmalı... Latif bir türkü konduruyorum Güvercin kanatlarına Dillerin dokunamadığı Ve sesinden yüreğime inen asil yağmurlar kadar Ulaşamadıkları... Adını anmanın bedelini ödemeye gidiyorum 'Aşk' değil bu yangının adı Hiç değilse şimdi, yüreğin sızlamalı... NURAY ALPER |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum. Yoksun işte. Cümlelerim bile değişti sensizliğin vurgun saatlerinde. Herşey anlamsız, herşey kapkaranlık. Seninle gülümseyen satırlarım bak şimdi yokluğunda karamsarılığa büründü "Hayatımın hiç bir karesinde sevgi olmamıştı. Sevgi zannetmiştim yalanları, umut zannetmiştim karanlıkları. Hep severken terkedildim, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi haketmedim ben. Belki de hiçbir zaman sevginin sofrasında gülüşlerimle nefes alamayacağım." Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz. Bıraktığın yerdeyim. Çok mu senden istediklerim ? Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim çok mu ? Haklısın. Ben sevgiyi hiç haketmedim..Hiçbir zaman da haketmeyeceğim. Şimdi bu yazıyı okuyupta çok karamsarsın deme bana. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin. Sanma senin yokluğundan kanayan yaralarımın sancı değil çektiklerim. Dört duvar yalnızlığı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissetiklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı öğretecektin bana ? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü " mutluluğa " boyamayı öğretecektin ? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım. Sevgiyi haketmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğin ağlıyor gözbebeklerimde.... Birkaç gün sonra doğum günüm. Haklısın dünyanın en mutlu insanı benim. Yanılıyorsun, dört duvar yalnızlığında üşüyorum. Artık dışarıya bile çıkmıyor. Herşey seni hatırlatıyor. Dört duvar yalnızlığında yokluğunu soluyorum. Çok mu istediklerim senden ? Çok mu sana dair beklentilerim....? Düşlerinde ellerini tutmaktan öte ne istedim senden. Karanlıklarıma bir avuç güneşinle gelmeni, gecenin avuçlarında uyumaktansa avuç içlerinin arasına kıvrılıp bir cocuk gibi senin yanında gülümsemeyi istedim hep. Gelmeyeceğini bile bile bir yudum sevgini diledim. Çok mu istediklerim ? Artık kelimeler anlamsız, çaresizliğim ise yapayalnız. Şimdi beni bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Çok şey istemiyorum senden. Yüreğime yüreğinle dokunmak, ılık nefesinden düşüp gülüşlerinden avuçlarına yuvarlanmak..Sadece gözlerinde demlenmiş umutları sesinden duymak, kirpiklerinde ıslanmış gözyaşlarınla kanayan yokluğunu yıkamak. Söyle hadi senden istediklerim çok mu sevgili ? Senden hiçbir zaman yollarıma serilecek bir ömür istemedim. Ya da duygularıma sunulacak bir beden diledim senden. Asla senin yüreğinde bir yudum sevgi damlası istedim. Dilinde ıslanan bir kelime, iki dudağından havaya kanatlanmış bir nefes olmayı diledim ben. Biliyorum hiçbir zaman ellerimiz birbirini tutmayacak. Yüreklerimiz hep hasretin avuçlarında " imkansızlığı " yaşayacak. Lakin karanlıkların içindeyim. Ne olur nefesinden bir yudum " hayat "yolla. Seni soluyayım havayı solur gibi. Zifiri gecenin içinde kaybolmak üzereyim. Yokluğun kanarken ne olur bir avuç güneşinle karanlıklarıma gel. Karanlıkların içinde sonbaharda solan bir yaprak gibi düşmek istemiyorum kuru toprağa. Anla sevgili; gözlerinde saklı aydınlığına ihtiyacım var benim.. Eğer gelmeyeceksen sevgili ; bırak tövbeleri yarım kalmış günahlarını ser bedenime. Sevgiyi haketmeyen kalbim bari bir işe yarayıp küllerimden yalnızlık gülleri yeşersin yalnızlığın gölgelerinde. Bir yudum sevginle düşlerime gelmeyeceksen; bırak ta sensizliğin içinde avuç içlerinden kanatlanayım sonsuzluğun satırlarına. Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım.. |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Seni sana rağmen yaşadım ben. Hep kaçışlarla dolu, hep eksik… Bir yanını tanısam mutlaka başka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gizlerinde kaybolup gidiyordum. Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyordum. Ben bir adanın değil. Bir kıtanın kaşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama,öyle çok duraklıyordum ki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki kaçıyordun. Ufukta bile görünmeyen seraptın artık. Kaç kez ‘vazgeç’ dedim kendime. Kaç kez o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm. Zaten yaşadığımda bu değimliydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana? Oysa nasıl coşku doluydum başlarken… Gecelerimi de gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü ögrenip şaşırtacaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutturmayacaktım, unutmayacaktım. Sen, sonbahar rüzgarında kopmuş, serseri bir defne yaprağı, ben, sana dal olacaktım. Hangimiz yaprak, hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu… Bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum. Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun komutanı gibi görüyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden… Ben düşmanı alt edemediğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum. Bir beyaz bayrak gerekiyor artık bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi de gerek. Uzun sürmez esaratim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme. Gidiyorum. Geride yaşanmamış zamanları bırakarak. Sen de ürkekliğinle baş başasın… Hep tamamlanacak değil ya, bizimki de farklı olsun. Bu da böyle yarım kalsın… |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.863 İtibar Gücü: 50 | Suya yazılan yaşamlardayız. Unutulan Savrulan. ![]() Sakin gitme! Istemiyorum.Beni birakip sakin gitme gözlerimin disina. Sensizlik adeta bir karabasan, bir kiyamet.Sensizlik; yapraksiz bir agaç yaz günlerinde, kurumus bir agaç.Ah canim içimdeki seni bir bilsen,bir bilsen kapladigin yerleri,nasil cennetim ve cehennemim oldugunu Masallari yeniden getirmistim dile,yeniden Mecnun Leyla’ya asik olmustu... Yeniden Ferhat daglari delmisti. Sen içimdeki sakin limanin firtinasiydin.Sen gönlümün deli esen rüzgarlariydin. N’olur gitme.Beni bensiz birakma. Bir uzvum oldun benim.Beni sakat özürlü birakma. Yarali kuslara kiyamazdin. Benim yarama nasil tuz bastin ellerinle. Bir gül yapragini koparamazdin. Benim dalimi, budagimi nasil kopardin? Sessiz siirlerimi söylerken yildizlar duyar onlar bile sevinirdi, iste bir asik diye. Sen hiç duymadin .Gözlerini her parlakliga kapadin.Nasil bir asamdin benim asla bilemedin. Tutundugum Bildigim tek sevgiydin. Seni seviyorum .Gitme. Sen benim yalanim degilsin,gerçegimsin. Içimde sen gittikçe çogalirken . Beni birakip gidemezsin. Ben çok agir çekerim askinla...Bu aski tasiyamazsin. Sen gitme dur. Ey hüznümün çekirdegi. Beraberce neler yasayacagiz daha.Ölümü yeniden kesfedecegiz Sana senden olusmus bir dünya hediye edecegim.Sen günesinin etrafinda dönüp duracakSana bir kalp verecegim hiç görülmemis!!! Her an seni sayiklayacak bir çilgin gibi... Gitme...Göz yaslarimdan kolye yaptim boynuna. Göz bebegimden bir yüzük takacagim ellerine... Seni bir hançer gibi sokacagim bagrima. Seni seviyorum,Gitme... |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Anlamıyordun Ben gerçek bir aşkın olgunluğuna Erdim,ne yazık sen anlamıyordun... Hayır cevabını dalgınlığına Verdim,ne yazık sen anlamıyordun... Karanlık kapladı gündüzlerimi, Görseydin sensizlik krizlerimi! Geceler boyunca bu gözlerimi Yordum,ne yazık sen anlamıyordun... Sağ salim çıkar mı bilmem yarına? İncittin kalbimi yaktın nârına, En yakın dostları senin uğruna Kırdım,ne yazık sen anlamıyordun... Sevginin kanaat ettim azına; Çaresiz boynumu büktüm nazına, Ben senin yüzünden aşk çıkmazına Girdim,ne yazık sen anlamıyordun... Aşkımı sorsaydın ağaca,kuşa; Tutuldu derlerdi bir tek bakışa Yeter anla diye başımı taşa Vurdum,ne yazık sen anlamıyordun... Şiirdim kalbine yaz beni diyen, Resimdim aklına çiz beni diyen, Gönlüne sığınmış çöz beni diyen Sırdım,ne yazık sen anlamıyordun... Çevir dim kendimi sabır yönüne, Sonunda kavuştun leyla ününe, Mecnunum aşkımı gözler önüne Serdim,ne yazık sen anlamıyordun... |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() Kayıt: 24.01.2007 Yaş: 25
Mesajlar: 124 İtibar Gücü: 11 | Aşkım yetmedi sana..Yetinmek nedir hiç bilmezdin zaten..Ama benim sunduğum aşk yetinmen gerekenden çok daha fazlasını vaat etmişti sana..Benim gibi sevmeye biliyorum yüreğin yetmedi… .....Baştan evet daha en baştan biliyordum bir gün itilip unutulan ne varsa beni onlara katacağını..Kavgam,mücadelem seni anlık sevmelerle yaşatmak içindi..Hiçbir zaman sonsuza dek benim olmayacağını biliyordum..Asla bu beklentiyle sevmedim seni..Sevdim evet..Ve bir gün hiçbir şey söylemeden çekip de gideceğini bile bile..Kalman,beni,benim seni sevdiğim kadar sevmen gerekmedi hiç..Hiçbir şey için bana söz vermen gerekmedi..Adı üstündeydi işte..Karşılıksızdı..Gerçek aşktı..Varlığını oluşturan hiçbir zerre beni anlamadı..Belki de anladı da ya ben sana fazla geldim yada sende bir şeyler eksik kaldı.. .....Biliyor musun?Her elimi uzattığımda boşluktu tuttuğum..Her dokunmak isteyişimde hiçbir şeydi bulduğum..Her yemin edişimde bozmak oldu sonum..Savruldum..Ettiğim dualar kadar yoktun..Her sana bakışımda gözlerin öyle derin uçurumlara attı ki beni düşüp ölmekten değil her düştüğümde ölememekten yoruldum..Hiç isyan etmedim kadere..Hiç kimseyi sorumlu tutmadım..Hiç beddua etmedim sana ve hiç lanet okumadım aşkına..Hiç ağlamadım ardından bakarken..Hiç uykularım bölünmedi..Yaşamaya hiç ara vermedim ve hiçbir vakit düşünmedim ölümü..Yaşamalı ve yaşadıkça seni sevmeliydim..Çünkü biliyordum..Aşkın benimle birlikte gelmeyecekti mezara..Öteki dünyada kavuşamayacaktık..Burada sevemediysen beni orada da sevemeyecektin..İki dünyada da yokluğunu çekmek fazlaydı kahrolurcasına seven gönlüme.. .....Ben böyleyim işte..Böyle büyük sevdim seni..Söylesene kim sevdi seni bu kadar körü körüne..Bu kadar beklentisiz..Bir varlığı seviyor olmak kolaydı her zaman..Bense yokluğunu sevdim senin..Kolay olan varlığını değil,zor olan yokluğunu sevdim..Dönmen için değil..Hiç dönmeyeceğini bilerek…Sevmen için değil,hiç sevmeyeceğini bilerek,koskocaman bir sensizliği içimdeki her bir hücreye itinayla yerleştirerek,gittiğin yollara mutluluk duaları serperek,beklemeden,ağlamadan,dönmen için yalvarmadan,ölmeden,yaşaya yaşaya ve acımı sindirerek sevdim.. .....Dönme sakın! alıntı |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| ...Hangi Ayrılık... | BonJuk | Şiir Köşesi | 7 | 15-02-2008 21:37 |
| Hangi Ayrılık? | mylife | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 03-12-2007 13:31 |
| Hangi Ayrılık?? | aSi MeLeq | Şiir Köşesi | 8 | 29-04-2007 21:58 |
| Tutsat'ta hangi kurum hangi düzenlemeyi yapacak | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 18-03-2007 12:00 |
| Hangi gazetenin yayın müdürü hangi takımı tutuyor? | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 16-12-2006 11:00 |