HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 32
Mesajlar: 367 İtibar Gücü: 14 | Sevgimin en siyahını bırakıyorum... Ben suskunluğunun esiriyim. Konuşmayan sözcüklerinin,gözlerine yansıyan tarafının esiriyim. Bana bakmayan gözlerinin,gizliden gizliye izleyen bakışlarının... Seni hep bir şeylerden saklayan yanım,gece uyuduğunda sevgimi avazım çıktığı kadar bağırarak,tüm Dünya'ya haykıran yanım... Yüzüne sessiz çığlıklarımla haykırmanın huzur dolu hırçınlığında,kendimi kaybetmemek için derin bir nefes daha çektim kokundan. Ellerini tuttum sıkıca ve senin yaptığın gibi,yanaklarımı ellerinin o sıcaklığına yerleştirdim. Biliyor musun? Kendimi kandırıyorum ben. Sen hiçbir yerde yoksun. Aslında yokluğunu oyunlarımla kapatmaya çalışıyorum. Sen varmışsın gibi masaya iki tabak yerleştiriyorum. Hala sevdiğin yemekleri yapıyorum biliyor musun? Gece yatağa uzandığımda düşlerinin binbir tanesiyle süslüyorum uykularımı. Seni beklerken,resimlerinle konuşuyorum,bazen kavga ediyorum onlarla. Evet farkındayım,ben hala anılarımı toparlamaya çalışıyorum. Hala uykumu yastıklarla boğup,gözlerime bir kibrit çöpü daha koyarak seni bekliyorum. Bir gün bu kapının çalacağını ve senin geleceğini düşündükçe,içimdeki uçurtmaların hepsi dans ediyor benimle. Seni beklerken umutlarımın en beyazını giyiyorum üstüme. Seni beklerken renklerle boğuşuyorum. Anladım,ben gene kendimi kandırıyorum... Gelmeyeceğini bile bile umutlarımla,hayallerimle dalga geçiyorum. Artık senden başkasına verecek sevgim,enerjim,sabrım kalmadı. Yokluğunda,sığınabileceğim,oyunlarla avunabileceğim bir ben kalmadı. Düşünüyorum da aramızdan neler geçmiş,ben nelere bürünmüşüm. Kendim olmak bir yana ne yalanlar geçmiş kimliğimden. En çok hangi kimliğimi sevdin çok merak ediyorum. Yokluğumu mu? Varlığımı mı? Yoksa sana esir olan yanımı mı? Yalvarışımı mı sevdin en çok? Sana dalıp giden gözlerimi mi sevdin? Yoksa kaybetme korkusuyla her gün eriyip giden tarafımı mı? Şehrine geldim senin hatırlıyor musun? Yoksa oradaki yabancılığımı mı sevdin benim? Sana karşı olan acizliğim,sevgimin umutsuzluklarla yok olup giden tarafı ve baştan başa her tarafı sen olan yaşam kaldı elimde... Gelgitlerden yorulmuş bir beden,konuşmayı unutmuş sözcükler kaldı. Hayatımda ne varsa tükettim senin için. Kendime ve insanlara olan güvenimi; sana olan sevgimdeki inancımı,o iki kelimenin anlamını... Hatırlıyor musun sevgili,bana kızdığın zamanlarda kendi şehrine git derdin. Yalvarışımın çığlıklarını hatırlıyor musun? Sonra geçerdi kızgınlığın,yanına çağırırdın beni. Gel derdin gelirdim ve yeniden giderdim. Bana varlığımdan bahsettiğin zamanlarda,birkez daha kovulurdum Dünya'ndan. Varlığımdan rahatsız olmadığını,hatta sadece varlığımın olmasının sana yettiğini söylerdin. Bana olan ilgisizliğini böyle açıklardın. Yokluğumda ise beni özlediğini söyler,geldiğimde varlığımın sana verdiği huzurla,beni tek başıma gecenin karanlığına iterdin. İşte,gelgitler arasındaki kayboluşum ilk burada başladı. Anladım; ben gene kendimi kandırıyorum... Artık beklemenin o korkunç karanlığını yaşamaktan vazgeçip,senin beni her terk edişinde attığın o dipsiz kuyuya ben atıyorum kendimi. Çünkü çırpındıkça biraz daha batıyorum yokluğuna. Seni sevebilmek için verdiğim çabalarımı gene seninle tüketiyorum. Artık senin varlığını,yokluğunla birleştirip tozlu raflara kaldırıyorum. Nasıl olsa ikisi de aynı... Varlığında yokluk,yokluğunda beklentilerin en zehirlisi... Sana ise renklerin en koyusunu,yokluğumu bırakıyorum. Sana sadece sevgimin en siyahını bırakıyorum... Ben artık kuşlar kadar özgürüm.... |
| | |
| SUNRISE isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | BurcuUu_ (17-07-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Ynt: Sevgimin en siyahını bırakıyorum... Gittin... "Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. " demiştim dinlemedin... Ardına bile bakmadan acımasızca çekip gittin... Ardından söylediğim bu cümleleriyse duymadın bile... Çoktan yitirmiştim gölgeni gecenin karanlık sularında... "Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana.." Duymadın beni... Aşkım da benden yadigar kaldı sana... Unutma!... Yüreğimde yüreğini taşıdığım sürece aşkımda hücrelerinde gezinecek ve sen bu aşkı bir türlü söküp atamayacaksın hücrelerinden... Bil ki; ardına bile bakmadan acımasızca gidişinin izleri silinmeyecek... Geri döndüğündeyse bıraktığın gibi olmayacağım... Hep bir yanım kırık olacak... Ve bu aşk kangren bir sevda gibi her an kanayacak... Seni de kanatacak beni de kanatacak... |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 32
Mesajlar: 367 İtibar Gücü: 14 | Ynt: Sevgimin en siyahını bırakıyorum... Ne garip herşey. Gökyüzünde kavak pamukçuklarının dolaştığı bir gün. Yumuşak rüzgarlar uçuruyor çiçek tozlarını çok uzaklara. Hep beklediğim gibi bir hava. İşveli-cıvıldak-ve yemyeşil. Ağaçlar rengarenk bayramlıklarını giymiş, mayışmış ve mutlu mutlu bakıyorlar gökyüzüne. Bende de bayram çocuklarının sevinci. Yeni bir bahar görmenin şımarıklığı sarmış heryanımı ama kimseye göstermiyorum. Gizlice göz kırpıyorum mimozalara. Erguvanların renklerini kıskanma zamanı bana göre. Yüreğim köpük köpük, gözlerim uzaklarda, her bahar olduğu gibi yine “kaç” diyor bir ses dost mu düşman mı olduğunu hala anlayamadığım. Öyle garip nedenlerle bağlanmış ki ayaklarım bir türlü bırakıp kaçamıyorum. İçimde bir pişmanlık da yok değil. Çağıran sese gidememenin hain çaresizliği sarmış etrafımı hırçınlıklar ediyorum sadece kendime. Gözlerim, kulaklarım, yüreğim hep sesin geldiği yönde. “Kaç-kaç” ama nereye? Her bahar isyan ediyorum neden kanatlarım yok diye. Sorumluluklarıma sırtımı dönmeden özgür olmak istiyorum hesapsızca. Ne demek istediğimin nedenlerini kanıtlama çabası olmadan. Çaresizliklerimi baharın dışına bırakıp kaçmak istiyorum sürekli çağıran sesin geldiği yere. Bahar çiçeklerinin renklerinden çok kokuları beni tatlı tatlı bayıltan. İnsan soyundan hiç bir canlı olmasın bulunduğum yerlerde. Bunu sadece ben yaşamak istiyorum yüreğimde taşıdığım aşkla birlikte. Ne çok ertelenmişlikler var etrafımda üzülüyorum ama kımıldamıyor ellerim bahar deliliğiyle bile. Bir tek bu mevsim saklayamıyorum kendimi kendimden. Biliyorum olacak beklediğim kendiliğinden yinede bazen olmadığını bile bile masallar bekliyorum baharlarda. Gözlerim birden çapkınlaşıyor tüm yeşillere. Yeşiller çoğaldıkça hayatı aldatıyorum sorumluluklarıma inat. Acılarım bile can çekişiyor bu şımarıklık içinde.. Yürümek istiyor ayaklarım mesafeleri hesaba katmadan.Kırmak istiyorum zamanın belini tam ortasından. Bahara çapkın gözlerim hep uzun yollarda gece gündüz gidiyor, gidecekleri yeri bilmeden. Neden niye gitmek istiyor kendinin de bildiğinden emin değilim. Beyaz yol şeritlerinin gerilerde bırakılmasını seviyor belkide kimbilir? Canlanan renklerle birlikte soğuğum sarıya, karanlıklarım ebrulilere dönüşürken hüzünlerimi incecik bir tül gibi uçuruyorum göklere. O tüllerin ardından bön bön bakıyor korkularım bana zarar veremeden. Daha önce söylediğim gibi beklediğim bir hava, işveli, cıvıldak ve yemyeşil. Zaman; boyu posu devrilesice hiçbir vakit beklemez kafanızı toplama süresini. En değerli andır yaşadığınız. Dün ve yarın sisli bir karabasan olabilir. Boş verin. Her şeye omuz silkip başınızı şöyle bir kaldırın yukarı. Yeşiller “Gel” der size. Gidin korkmadan. Kuru dallar gelin başları gibi olmuştur çoktan. Biraz arsız, edepsiz bir gelindir o. Kanınızı kaynatır da kaybolursunuz koynunda. Hiç korkmayın daha kimseyi boğmamıştır karanlıklarda. Bir bakarsınız ayaklarınız yerden kesilmiş bulutlarda dinlenmektesiniz. Gözünüzü açın ne olur BAHAR GELDİ. Zannetmeyin ki en büyük dert sizin ki. Ben bile kaç kere açılmaz sandım karanlıkları. Meğer acılar da zamana aitmiş yaşadığımız ve hissettiğimiz herşey gibi. Hep birlikte kıralım hiç değilse bir günlük işlerimizi ve dertlerimizi. Bir kere kahkaha atın umursamadan üzüntülerinizi. Güldükçe gülesi gelir insanın bir bakmışız sorunlarla bile dalga geçer olmuşuz. Bahar geldi ve ben yeniden görmenin şımarıklığıyla iyice aptala dönmüş durumdayım. Öyle güzel bir aptallık ki bu ne yaşı dert ediyor ne de yarını. Bahar geldi ne olur kaldırın ağaçlara bakışlarınızı. İpsiz, kuyruğu rengarenk bir uçurtma görürseniz gökyüzünde işte o, benim ipimi koparmış halim. Gözlerimin gördüğü her şeyi seviyorum bu mevsim. |
| | |
| | #4 (permalink) | |
| Kayıt: 15.04.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 21 İtibar Gücü: 0 | Alıntı:
| |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sevgimin Kurdelası Ateşten | Sümbüle | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 14-12-2007 22:20 |
| Sevgimin En Siyahı | SessizLik | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 31-08-2007 21:33 |
| sevgimin en siyahı | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 22-06-2007 15:02 |
| Sana Sevgimin En Siyahını Bırakıyorum | ^^CeM^^ | Paylaşmak İstedikleriniz | 3 | 28-02-2007 10:15 |
| SaNa yÜrEğİmİ BıRaKıYOrUm... | CaDı PrEnSeS | Paylaşmak İstedikleriniz | 1 | 09-10-2006 00:33 |