HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() ….Özledigim…. Kayıt: 23.12.2006
Mesajlar: 4.104 İtibar Gücü: 25 | Biriyim... Biriyim, bir istasyondan öbürüne biletsiz gitmeye çalışan ve her kontrolde bir kabinin tahta aralığına sığınan. Mülteci bir hayattı yaşadığım. Atılan yarı dolu bir su şişesinde aradım mutluluğu, kana kana su içer gibi. Sonra hemen yanında ardışık ısırıklardan arta kalan bir çikolatada… Ekmeği beğenmedim. Hiçbir zaman da sevmedim. Şişirilmiş doyumlara yer vermedim hayatımda. Gündüzleri milyarlarca insandan biriydim, geceleri ise rüyanın en tatlı yerinde uyanan külkedisi… Damarlarımda pıhtılaşan nikotin kadar yaşamaktan öteye gidemedim sevdaları. Belki de bu yüzdendir mutsuzluğum, mutsuzlukla oluşum. Cümlelerle denklem kurmaya çalışmaktan öte, kısır döngüler yarattım kendime… Cevap şıkkı bile olmayan... Gün geçtikçe istemeden kısaldı cümlelerim. Daha net, daha açık olmaya başladılar. Üstü kapalılık karanlık çöktükçe terk etmeye başladı. Ve düşüncelerim de daralmaya… Şikâyetçi değilim. Tam tersi, ya da tam aksi… Ne fark eder ki! Kapkaranlık bir odadayım şu an. Klavyeye bakmıyorum. Parmaklarım yazıyor, ben de okuyorum. Şarjı azalan telefonumda tek tük çağrılar, ve ebediyete kazınmış mesajlar, ta ki silinene kadar... Sigarası gittikçe azalan bir paketi avuçluyorum 10 dakikada bir. Ve kibriti çakıp, uzun uzuna seyrediyorum. Tütünle buluştuğu anda hissediyorum feryadını, savuruyor dumanını, bir o yana, bir bu yana… Ciğerlerime çekip salmıyorum saniyelerce, belki 5, belki 10 saniye. Dayanamıyor, kusuyorum bir türkü adıyla “geçti sevdalarla ömrüm”. Bazen boğuluyorsun cümlelerin içinde. Yazamıyorsun. Anlatamıyorsun. Neyle başlasam, nasıl yazsam deyip duruyorsun. Kırdığın bir dost dalını aşılamak için yağmurlara, rüzgârlara göğüs geriyor, her yitirişi göze alıyorsun, fakat oyuncağı olduğun bir aşka dur diyemiyorsun. Aşka kukla oldukça, her bir parçanı teker teker yitiriyorsun. Bir dost eli aramak umutsuzca, belki haklı, belki de haksız bir serzeniş bu. Artık anla be , artık anla, törpülenen bir sevda yaşadığın. Kendini kandırma. Kaldır kafanı. Yanından geçip giden gözlerin peşinden koştun yıllardır, yeter sana bakan gözlere kan ağlatma... Ağlama...... (alıntı) |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Her yanım gece, Toz toprak her yanım. Hayat bilmece, Ben yine ziyanım... Gözlerin, ah vefasız gözlerin, İki çivi gibi çakılmış, Beynimin en narin yerine, Usulca, gülümseyerek... Düşsel avuntularda bulmak seni, Ve yitirmek olur olmaz zamanlarda, Çınar gibi kalıcı değil, Papatya gibi tez ölen aşklar mesela, Tuz basmak yaralarıma, Ve kanatmak kabuklarını, Hep seni düşünmek, Yaprak dökümlerine öykünmek ölesiye, Ve efkarlı mısralar miras kaldı, Beyaza boyanmış sevdamdan... Kafiyesiz şiirlerde bulmak seni, Ve her zaman 'öteki' olmak, Tanıyamamak kendimi, Düş sanmak bu zemini, Her sabah diriltip Her gece yeniden öldürmek sevgiyi, Bir de, Bir de bu efkarlı dumanlar kaldı, Yalan yanlış fikrimden... Yıllardır bu evdeyim ben. Kiracısıyım terk edişlerin; Üst katta ihanetler, Karşıda gözlerin kalır.. Bazen unutulsa da dertler, Kafamda sözlerin kalır.. Her akşam uğrarım kapına, Elim uzanır ziline, Uzandığıyla kalır ya elim, Koyan o olsa yalnız! Biri bitince diğeri başlayan, Ve her biri tek tek hançerleyen, Eski aşklar vurur beni kapında.. Düşerim ulu orta apansız... Bir düş görüyorum her gece: Penceremde ufak bir serçe, Korkmuş, sefil, titriyor. Elimi uzatıyorum; Konuyor. Derken çırpınmaya başlıyor, Beraber ölüyoruz sanki, Öpüyorum yüzünü, gözlerini, Tek ölmesin, ölmeyeyim diye.. Ansızın donuyor gözleri, Ve bakıyor gözlerime.. O an anlıyorum ki aşk, Başka türlü ölmekmiş…!!!! |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ….Özledigim…. Kayıt: 23.12.2006
Mesajlar: 4.104 İtibar Gücü: 25 | Çabalama sakın anlamak için beni. Benim derdim bendeki benleri, bendeki senleri seninle paylaşmak değil ki...Seninle anlam kazanmadı sahip olduklarım. Ben zaten güneşin parlak bir tepsi gibi kapladığı göğe yabancı değildim ki! Ayın kızıydım ben senden önce de. Simden bir örtü gibi üstüme örter ayı, hıçkırıklarımla renklendirirdim dolunayı... Öpüşlerimi saklamadım hiç dudaklarına. İçimi kıpır kıpır yapan baharla taçlanan papatyaların sarı göbeklerinde de dolaştı dudaklarım, sahip olamadıklarının acısını inci tanelerine dönüştürüp yanaklarına bir kolye gibi dizen çocuğun acısını da tattı pembe yanım... İstediğim için vardın hayatımda. Sana uyanan sabahlar katmak istediğim için, düşlerimde soktum seni koynuma. Gülüşünün haylazlığını, gözyaşlarının tuzlu tadını tatmak istediğim için “aşk”a düştüm bu deli oyunun kucağında. Sokaklarda yürüyen, kendi geleceğine adımlar atan milyarlarca insandan ikisiydik yalnızca. Düşünsene olasılıkların sonsuzluğunu...Rastlantıysa, çarpışmalarımızı ben kattım adımlarımıza... İçimdeki melankolik kadını besledim yokluğunla...Bir kırmızı kadehin içinde boğuldum yalnızlığımla.Adaklar adamadım kavuşmaların uğruna.Çünkü sen kadar sensizliği de istedim ben aşkın tadına doyasıya varabilmek adına. Özlemek istedim seni, gecelerce uykusuz kalan bir kadının gözünü kapatıp rüyalara teslim olmasını istemesi gibi. Havai fişekler patlamalıydı gözlerimde seni yeniden gördüğümde...Kavuşmanın lezzetini sağlayan özlem değil miydi? Özlenmeyen bir yürekte aşk barınabilir mi? Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda elin elimde sarılmak istemedim yağmurlara. Yokluğunu yüklenip sırtıma, şeffaflığında hissedebilmek istedim seni umarsızca.Kolaydı ıslanmak sırılsıklam saçakların altında, zor olanı istedim; yağmurla değil, varlığının kattığı yoklukla yıkanmak...Başardım canözüm, az önce okşarken saçımın her bir telini bir sağanak, özleminle sırılsıklamdım sensizliği her bir hücremde anlayarak... Seni tüm bencilliğimle sevdim...Sevilme ihtiyacımın cevabıydın sen...Aşkın sendeki yansımalarıydı beni çeken. Yankılanan sesimdi, sesindeki. Ben sevmenin bana ait olan kısmını sevdim. Deniz dibinin büyüleyici evreninden çıkıp, vurgun yiyen yanını sevdim. Dingin doğanın içine kattığım fırtınayı sevdim...Belki seni değil, seni sevmeyi; belki seni değil, senin beni sevmeni sevdim... Bir senfoninin çok sesli ritminde, hayalini giyinip süslü bir elbise gibi üzerime, sonsuzluğa uzanan adımlarla dans etmekti istediğim. Sımsıkı sarıldığım bir beden yetmezdi ki bana. Kurallarla sınırlanmayan, dokunmakla doyulmayan bir eşti beklediğim...İşte tam bu yüzden sendin istediğim.. Uçurumların ürkütücü yüksekliklerinden uzanıp beni kurtaracak bir el istemedim. Zirvelerden diplere yuvarlanmanın tanımsız heyecanını tatmak istedim. Sakin limanlara, dingin havalarda demir atmak istemedim. Alabora olmak, deniz tuzuyla yıkanmaktı...Monoton bir huzuru değil, tutkulu bir kaosu seçtim.Bana göre değildir düz çizgiler bilirsin, sivri uçlu köşeleri severim... Bedenimin içinde sanki binlerce peri, efsunlu sihirlerle ihtirasımı besledi. Dokunmak istemedim hemen, artık benim için erkek kelimesinin anlamı haline gelmiş tenine. Beklemekti tutkunun dehşetini arttıran. İlk dokunduğunda delice istediğin kadına, içine yuvarlandığın zevk dehlizlerini anımsa...İçiçeydik, bütündük, tektik. İstediğim için karışmıştık birbirimize... (alıntı) |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() "G£c£_£$iNTİ$i " Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 10.314 İtibar Gücü: 67 | Bir yasaktan ibaretsin kaç zamandır çiğneyemediğim ve adına suç demişim seni düşünmenin, işlemişim şehrin en derinlerine bir çığlık gibi... Bir yasak özlemine, bir yasak hayaline, bir yasak da düşlerime düşen gözlerine... İşte böyle sarmaş dolaş yasaklarla ulaşabilmek isterken sensizliğe mızmız bir oyunbozan olan yanım kabarır arasıra, engelleyemediğim kuralsızlığımdan sızar, köreltemediğim merhametimle çakışır, duygusal zaaflarımdan yararlanırsın. Sen de bilirsin özlemlerin yasakları delik deşik ettiğini, bilirsin o oyunbozan yanımın en ayyuka çıktığı zamanları ve uygulayabildiğim en katı yasağın yasaklara koyduğum yasaklar olduğunu. Akşamları tok karnına aldığım iki tablet "sen" yerine yeni bir aşkı antibiyotik niyetine yutmak gelirken içimden yasaklarımı anımsıyorum birden, öyle ya en öncelikli yasağımı sevdalara koymuştum ben. Bir yasaktan ibaretsin kaç zamandır delemediğim ve adına suç demişim en kuytu köşelerde hayalinle sevişmelerin. Zaten sen bütünüyle yasaksın bana da, benim yasaklarım senin sınırını aşanlara. Bir yasak sen kokan nefesime, bir yasak seni anan dudaklarıma, bir yasak da tüm tonlarında yansıdığın gözlerime. Yasak seni sevmek, yasak düşünmek, yasak ismini anmak ve düşlerime düşmemen için uykuya dalmak. Bu şehirde tek başına yürümek sensizliğe, kaldırımlarına yasak, sokaklarına yasak, denizine yasak... Kararlıyım hiç olmadığı kadar, ya sen yasaksın bu şehir ile bana, ya bu şehir ile bu can bana yasak! |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İşte Böyle Bi Çirkin Biriyim... | Handsome_Conqueror | Üye Resimleri | 30 | 29-06-2007 21:00 |
| slm arkadaşlar eskilerden biriyim ama isim değişikliği ile geldim | istteam | Tanışma / Kaynaşma | 31 | 24-06-2007 10:19 |