HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | beklentisiz beklentiler alnt ...beklentisiz beklentilerim yine kocaman... ...engel tanımayan nüksetmelerin......karşılıksız sevi' m gibi... ...olmuyor çocuk...olmuyor... Sen' den gidilmiyor... ...zaman yine aldı başını geçip gidiyor...tutmak ne mümkün... ...son bir istek dürtüp duruyor tüm bastırmışlıklarımı... ...sadece benim olacak bir 24 saat... ...içinde senin olacağın...ve her saliyesine kadar... ...parçalanarak tüketeceğim bir 24 saat... ...hiç konuşmadan... ...gözlerimi kapatıp... ...sadece varlığını hissetmek istediğim... ...nefesini duymak... ...kokunu almak istediğim... ...parmaklarımla saçlarından ayak parmaklarına kadar... ...sana sadece dokunabileceğim... ...şu başı belli sonu belirsiz yaşamdan çalınmış bir 24 saat... ...son dileğim... ...yine "ne çok" ve "imkansızı" istemekteyim... |
| | |
| !NC!PéR!S! isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | **Zerd@** (17-01-2007) |
| | #2 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | İçimden gelmiyor artık senin için ağlamak. Senli hayallere dalmak gelmiyor işte ..Dualarıma seni katmayalı çok oldu .Rüyalarımdan da sildim seni .Ben keşkelere elveda dedim! Al senin olsun,sevgin, aşkın... al senin olsun. Nasıl yaşamak istiyorsan, kiminle istiyorsan yaşa. Al senin olsun yaşamak istediklerin… Bıraktım artık sevgini, bıraktım artık eskileri… Ve sildim anıları kafamdan, sildim yaşadıklarımızı, paylaştıklarımızı, birlikte ağladığımız günleri sildim Arkadaş olduğumuz günleri de sildim. Kilit vurdum anılara ve kapattım bir sandığa her şeyi. Kilidini de attım denize, bir daha bulmayayım diye. Kızgınım sana, Kızgınım bu vurdum duymazlığına. Ve kendime kızgınım. Niye değer verdim, niye bende unutmadım, niye bu kadar güvendim diye, sen güvenimi boşa çıkarttın. Sana bıraktım sevgileri, sana bıraktım dostlukları ve sana hediye ediyorum. Yalnız yaşanıyorsa sevgiler, yalnız yaşanıyorsa dostluk, al kendin yaşa, paylaş tek başına. Yalnızlıksa tercihin, al senin olsun. Yok saydım seni, bundan sonraki her baharı sensiz karşılayacağım. Her sonbaharda hüzünleri unutacağım sana inat. Bundan sonraki her yaza sensiz gireceğim, yine sevinçle. Ve her kışı sensiz yaşayacağım zemherisiyle... Geçerken her mevsim, sensizliğe üzüleceğim... Yinede bırakmayacağım sevinçlerimi. Ve sen bensizliğe alışmaya çalışacaksın. Gidişin kalacak sadece aklımda ve o gidişle yaşayacağım sensizliği. Sensizliğe inat, sana inat, her günü yaşayacağım hiç olmamışsın gibi. Al senin olsun gidişler... AL SENİN OLSUN HER ŞEY.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | yüreğine sağlık ,her ikiside muhteşemm özellikle ilkine bayıldım... ...sadece benim olacak bir 24 saat... ...içinde senin olacağın...ve her saliyesine kadar... |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | taşkkürlr saol Giden mi kalan mı yalnızdır bilinmez demiştin, gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında... Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin. Bense, hissettiğim halde görmezden geldim... Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim, sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere, bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe... Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle... İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde... diye yazmıştın... O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin, gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu... Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum... Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk... Giden mi yalnızdır kalan mı? Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim... Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi saplanıyordu yüreğime... Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk... Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni görüyordum... Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu... Ama bilirsin, içimden gelen o seslere inanmayı sevmem ben... O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim. Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara...güvenmek istemem... Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur... İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine... Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin. Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre... Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım... Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam. Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma... Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin. Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim... Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye... Yalnızım işte...bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında... Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı. Sensiz kalmak bana çok şey öğretti... İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu... Gidendir yalnız kalan sevdiğim... Yalnız değilsin, biliyorum. Yalnızım, görüyorsun... İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken, senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum... Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem... Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum... Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım. Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez insanlarla birlikte olduğunun farkındayım. Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla... Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık, durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda... Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim... Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum... Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan... Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden... Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden: “Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde...korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle dolmak...yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli...iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte... içimdeki yerini zor fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın olacak... gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan... inan ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük... en büyük farkları; içimdeki... benim dünyamda herkes olması gereken yerde, hakkettiği gibi... Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni... Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum...” |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() # ^a£e£uyia # asq'm Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 10.863 İtibar Gücü: 50 | küçük harfler ile yazılan büyük sözlerden biri olmalı aşk... seninle karşılaşmamız hiç mi hiç mucizevi olmadı. pek sıradan bir cuma akşamı, ben bir aşkı daha kapatmışken üzerime, orada karşılaştık. makus talih denilen şeyin orada. karşılaştık, tattık pek çok şeyi. gözlerimiz anlamlı değildi bize, bakışlarımız gelene dek. sen çocuksu sadeliğin ve bilmemezliğin ile, ben ise gösterişli yalnızlığımla. siz ne derseniz ben o idim ya, aynen öyle. bana hakaret dolusu aşk verdin ve nefret dolusu hüzün. ben sana vermedim hiç bir şeyimi, ödeştik. sanıyorum ki, bir durağanlıktı bizim istemediğimiz ve bulduğumuz. övündük. sinemalarda geçecekti ömrümüz, hiç bir filmi anlamayana dek. bakışlarımın buluştuğu giz seni bana sürüklerken. demiştin ki, her şey güzel olacak. güzeli bile bizler farklı tanımlarken... |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | bir yığın ölüm.. bir yığın ölüm biriktirdim her gece biriyle dibe vuruyorum ah yerimde olsaydın anlardın neden böyle saçmalıyorum… ama sen hiç ben olamadın!!!... ben gibi bakamadın yüzünü eskittiğin aynalarda gözlerine sana kapama dedim kipriklerini üşüyorum dedim karanlık oluyor ölüyorum dedim bakmaların kıymetini bilmedin… ben gibi sevemedin çiçekleri hırpalayan ellerini onlarki yüreğimin kafesi sana emanet edilen ne varsa har vurdun harman savurdun beni tut elimden dedim bırakma düşüyorum ölüyorum dedim sevmelerin kıymetini bilmedin… ben gibi öpemedin yüzünün camda yansıyan yarısını utansaydın kırmızıda yakışırdı avuçlarıma yasladığın yanaklarına seni ne çok sevmişim meğer anlam vermek imkânsız yüzünü çevirme dedim gitme dedim beni bırakma ölüyorum dedim |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 16.12.2006 Yaş: 24
Mesajlar: 7 İtibar Gücü: 0 | ask asık olmak cok guzel birsey.yadıklarınız icin cok tesekkurler.umarım devamı vardır |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | İki bilge karşılaşmış yolda. Biri beyaz, biri siyah. Girmiş bir cahil aralarına. Başlamış konuşmaya: - Güneş'i söyleyin bana? Nedir Güneş'in anlamı bu dünyada? - Gündüzün aracıdır o. Benim görünmemi sağlar, demiş beyaz. Siyah ise; - Onu görmek için kullanırım Güneş'i. En büyük rehberimdir, O'nu bulmada, demiş. Cahil şaşırmış iki cevaba. Ama bozuntuya da vermemiş. Peki, demiş; Nedir sizin için gecenin anlamı? Beyaz: Geceleri rüyalarda dolaşır ruhum. Hep aranan odur. Asla kendi rüyalarıma koymam başkasını. Geceler bana değil, ben gecelere göz kırparım. Gecelerde değil, gündüz yaşarım, demiş. Siyah: Gece kavuşurum O'na, rüyalarda. Gece ne ben kalırım dünyada, ne ruhum. Onun yanında olur, giderim uzaklara. Geceler bana her göz kırpışında, onun yanında bulurum kendimi. Herkes gündüz yaşasa da, ben gece yaşarım. Gece bulurum onu yanımda, rüyamda.. Sıkılmış cahil. Biri ak, biri kara. İkisi de aynı soruda fakat başka cevaplarda. Son sorusunu sormuş cahil, gitmeden uzaklara. -Aşk nedir bilgeler, söyleyin aşk nedir? Burada kesişirsiniz belki, aynı yollarda.. Beyaz tereddütsüz yanıtlamış soruyu: Ben aşık olmam aşka. Aşk, aşıktır bana. Sevmem, sevilirim daima. Böyle mutlu olur, acı çektiririm başkalarına.. Siyah ise; önce susmuş bu sözler üzerine. Sonra bir gökyüzüne bakmış, bir de beyaza. İçine çekmiş havayı en derin solukla. Eğilmiş kulağına beyazın ve şöyle fısıldamış kulağına: Aşk mı? Aşk, sensin bana.. Nasıl ki beyazla siyah birleşip gri olursa, yok olup giderlerse sonsuzda; Beyaz bilgeyle Siyah bilgede anlaşamazlar, kesişemezler bir cevapta, asla.. Öyle ya! Biri ak, biri kara! Bir gün iki bilge karşılaşmış yolda, son defa.. Biri beyaz, biri siyah.. Biri ak, biri kara.. Biri sevilen, biri seven.. Biri sen, biri ben.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Beklentiler boşa çıktı | Kr㣠| Son Dakika Haberleri | 0 | 23-11-2007 04:42 |
| 2007'de ekonomiden beklentiler olumlu | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 06-02-2007 15:00 |
| Beklentisiz sevmek | Kr㣠| Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 29-01-2007 09:50 |
| BeKLEnTiSiz SeVmEk | ozlm | Paylaşmak İstedikleriniz | 7 | 18-12-2006 23:12 |
| ...:::Beklentisiz Sevmek:::... | @G@NT@ | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 21-07-2006 06:49 |