HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | ![]() Yoksun iste, öLümüne özlemini çekiyorum simdi. Gittin, hayatimdan düsLerimi, aniLarımi sarsarak ve tekmeLeyerek kaLbimin kapiLarini ardina kadar... BiLki yagan yagmura, açan günese aLdirmiıyorum artik. GünLerin tadi yok, suLar da akmiyor. Göçüp gitti uzak diyarLara sevgi kusLarim... YagmurLa da konusmuyorum artik, derdimi de anLatmiyorum nehirLere. AyriLik denizine düsmüs, tersine kürek çeken saskin bir denizci gibi kaLakaLmisim yorgun daLgaLar arasinda... Rüzgar da esmiyor... Yoksun iste gecenin zifiri saçlari akiyor uzaktaki dagLara usuL usuL, yokLugun öLüm gibi, buza dönüyor hayat , eLLerim, bedenim, ayakLarim üsüyor& Çekip uzakLara giden hayaLLerimin pesinde uçup gidiyor kirLangiçLar, kirLangiçLar gidiyor ben kaLiyorum... OmuzLari düsmüs basamakLardan inerek hiç bir sevgi kitasina variLamiyacagini anLadim. AnLadim ki, herkes kendi yarasini kanatir ve her aci bir baska aciya açiLan kapidir... Bir zamanLar gözLerin gönüL bahçemin çiçekLeriydi; gözgöze, geLdikce kokulu güLLer açardi yüzünde. Bakmaya, dokunmaya kiyamazdim... ELLerini her tuttugumda bir sonsuz sevinç kapLardi yeryüzünü, gökyüzünün bütün yiLdizLarini tutup basina taç yapmak geçerdi içimden. Ne zaman seninLe buLussam, zamani durdurmak ve zincire vurmak isterdim saatLeri. Sonra ayriLirdik, , gözyaslarin gücüme giderdi. Oturup agLardim senin yerine... Ne zaman buLustugumuz yerden geçsem içim burkuLur, gözLerim durup durup doLar. Her esen yeLde, yagan yagmurda, çagLayan irmakta, uguLdayan ormanda hep senin kokunu duyarim. Yoksun iste, yitirdim içimde güLen o sevdaLi çocugun gözLerini. AnLadim ki, kayip çocuk gözLeridir hüznün diger bir adi, bu karanLik soguk geceLerde. AnLadim ki, bütün yiLdizLarin karardigi gece sevinçLerin tükendigi yerdir. Iç çekmenin baska bir anLami var mi baska diLLerde biLmiyorum..?. Ben sustum, öpüLmemis zaman girdapLari kemiriyor dudakLarimi. AnLadim ki, bütün iççekisLer sevgiLiLerine kavusmayan sevdaLiLarin hüzünLü gözLerine benzer, yasamin kiyisinda kiriLmis tomurcukLara... Yoksun iste, uzandigimiz her nehirde bir mutsuz yasamin tortusu kaLdi. Sen ki, benim yaz yagmurum, güz günesimdin. AnLadim ki, sensiz hayat çekiLmiyor, terkediLmisLigin hüznü vurur simdi suLara... AnLadim ki, her gidis bir dönüsü anLatmaz... ÖzLem tek yönLü uzun bir yoL iste gidipte dönmeyen... AkLima düstükçe bakisLarin, bir hüzün sarkisi kiriLir kaLbimde. Ki, canima batiyor kirikLari her defasinda... Alıntı |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() ****$@I(!RT'3*** Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 8.400 İtibar Gücü: 63 | Ne zaman buLustugumuz yerden geçsem içim burkuLur, gözLerim durup durup doLar. Her esen yeLde, yagan yagmurda, çagLayan irmakta, uguLdayan ormanda hep senin kokunu duyarim. bu ne yaa ![]() çok güzell, yüreğine sağlık canım ... |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Ben teşekkür ederim canım, güzel yorumun için.. ![]() Gecenin bir yarısı. Yalnızlık başucumda yine...Yine bir sessizlik hakim herşeye...Yine bir sensizlik hakim geceme... Sensizlik... Ve... Sessizlik... Gürültünün orta göbeğinde ve kocaman bir sessiliğin içinde debeleniyorum şimdi... Hatıralarla birlikte karşıma çıkan görüntülerin oluşturduğu bir gürültü hakim etrafıma ve artık sensiz oluşumu hatırlatan bir sessizliğe gömülü yüreğim çaresiz... Hatıralar... Sen.. Sen ve ben... Biz... Hasretimin son damlası da akmak üzere artık gözlerimden... Özlemim içinde saklı, sevgim.. Yüreğim ve yüreğimdeki yerin... Herşey... Sana ait olan herşey , o küçücük damlanın içinde akmak istemekte şimdi, nedensiz gitmeler peşinde hepsi.. Off... Havaya bakmalıyım.. Ve o... Son gözyaşım yıldızlar gibi asılı kalmalı gözpınarımda... Esir olmalı,esir kalmalı yüreğimin ortasında... Gecenin bir yarısı... Yalnızlık başucumda yine... Ve bir sessizlik hakim herşeye... Gözlerim havada...Gözlerim yıldızlarda... Bir yıldız kaysa şimdi... Kaysa ve bir dilek kopsa içimden... Taa derinimden bir sen çıksa mesela! O gece tuttuğun dilek yada..Hani aklından geçirdiğin sabahlarken birlikte Beşiktaş'ta... Mesela o geçse şimdi aklımdan ve geçtiği anda bir yıldız kaysa ,gecenin karanlığında kaybolsa... O yıldızla birlikte esir olsa son damla.. Akmasa.. Akamasa... Özlemim,sevgim,yüreğim ve yüreğimdeki sen benim olsa... Şimdi yar! Şimdi bir yıldız kaysa, dilimden sadece Haziran Sekiz çıksa.. Yüreğimde bir sen oluşsa.. Gecenin bir yarısı.. Yine bir SeNSiZliK hüküm sürmekte geceme SeSSiZCe... Hangi mevsimde gelmişti esintin? / Ah yar! / Zulmü ne zaman başlamıştı aşkın? / İsteksiz sevmelere alışmışken yüreğim / Rahatsız gülücükler saklanmışken bedenime... / Ah yar / Ne zaman başladı bir nehir gibi akışın ruhuma?... Sessizliğin ortasında dolaşırken, saklanmaya çabalayan ruhumla / Esintiler arasında kayboluyordum usulca. / Kaçmaktan yorulmuş bedenim ağlarken yavaşça / İnatçı ruhunla nasıl araladın kapılarımı yar? / Zulmün' Evet zulmün ne zaman başlamıştı yar, konuşsana! |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | ![]() Hep Tamamlanacak Değil Ya Bu Da Yarım Kalsın... Seni sana rağmen yaşadım ben. Hep kaçışlarla dolu, hep eksik... bir yanını tamamlasam, mutlaka başka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gizlerinde kaybolup gidiyordum. Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum. Ben bir adanın değil, bir kıtanın kaşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama, öyle çok duraklıyordum ki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki kaçıyordun. Ufukta bile görülmeyen seraptın artık. Kaç kez "vazgeç" dedim kendime o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm. Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana? Oysa nasılda coşku doluydum başlarken... gecelerimi de, gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım. Sen, sonbahar rüzgarında kopmuş, serseri bir defne yaprağı, ben sana dal olacaktım. Hangimiz yaprak, hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu... bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum. Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun komutanı gibi görüyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden.... ben düşmanı alt edemediğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum. Bir beyaz bayrak gerekiyor bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme. Gidiyorum. Geride yaşanmamış zamanları bırakarak. Sen de ürkekliğinle baş başasın... Seni sana rağmen yaşadım ben. Hep kaçışlarla dolu, hep eksik... bir yanını tamamlasam, mutlaka başka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gizlerinde kaybolup gidiyordum. Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum. Ben bir adanın değil, bir kıtanın kaşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama, öyle çok duraklıyordum ki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki kaçıyordun. Ufukta bile görülmeyen seraptın artık. Kaç kez "vazgeç" dedim kendime o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm. Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana? Oysa nasılda coşku doluydum başlarken... gecelerimi de, gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım. Sen, sonbahar rüzgarında kopmuş, serseri bir defne yaprağı, ben sana dal olacaktım. Hangimiz yaprak, hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu... bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum. Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun komutanı gibi görüyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden.... ben düşmanı alt edemediğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum. Bir beyaz bayrak gerekiyor bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme. Gidiyorum. Geride yaşanmamış zamanları bırakarak. Sen de ürkekliğinle baş başasın... Hep tamamlanacak değil ya, buda böyle yarım kalsın... |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | ![]() Bir zamanlar seni bir uçurumun kıyısından tuttuğumu ve kurtardığımı söylerdin. Buna karşılık, ne söyleyeceğini bilemeyen bir insanın, sol yanı şenlenen kadın rolünü oynuyordum. Yaşadıklarından inatla ders almaya çalışan, her şeye rağmen sevgiye olan inancını yitirmemiş, kıyısından deli, ucundan çocuk, gözleri denize girince yeşile çalan küçük bir kadının tatlı tesellisiydi belki de güzel sözler duymak. Seni gerçekten de kurtardığıma inandırmıştın beni. susuyorsun...devam et... Her güzel başlayan aşklar gibi şendik, heyecanlıydık, beklemedeydik..Görüşebileceğimiz zamanların ayarlamalarında, duvarlara çentik atan mahkumlar gibiydik. Korkularını ilk yenen sen oldun, sen akıttın dudaklarından “seni çok seviyorum” kelimelerini. Bense yaşadıklarını ve hatalarını tekrarlamak istemeyen ama yine de konuşmak için çıldırasıya tetik de duran telaşlı bir yürektim. Her şeye rağmen fazla bekletmedim seni. Bir gün..beklediğim ama hiç ummadığım bir anda sana boşaldı dudaklarım; seni seviyorum, diye... susuyorsun...devam et... Bedenimden önce beynimi tahrik eden bir adamın şarkısını dinliyordum. Bu yüzden ilk karşılaşmamız, tedirgin iki insanın karşılaşması gibi değildi. Küçük bir otel odasındaydık...her şeye rağmen, yaşadıklarına tez, utangaç bir profil çiziyordum ama seni seviyordum. İlk defa sen dokundun dudaklarıma..Yüreğim yerinden çıkacak gibiydi, yüreğim yerinden çıktı, sen yerleştirdin. Küçük bir otel odasıydı, şirindi ve belki de en güzeli pencerelerini açınca karşımızda Midilli’yi görmemizdi. Yağmur sularının ninnisinde seviştik seninle, balıkçı motorlarının makamında..Özlemlerimi koynunda uyuttum ve sabahın ışıkları vururken bedenlerimize, uyurken seyrettiğim yüzünü yüzümde unuttum. susuyorsun...devam et... Yazdığın kelimeleri bırak, adresime düşen yüz binlerce cümleden hiç birine sığdıramadın beni Yazdığın her satırda bir nehir gibi aktım bilinmezliğine. Başka bir şehirden gökyüzüne gönderdiğin sıcacık kelimeler benim şehrimin denizine düşüyordu ve ben her harfi tek tek çıkartırken derinlerden, parmaklarıma denizin değil yüreğinin mavisi bulaşıyordu. Bütün şiirlerini itinayla saklıyordum ve her aşk’da olası olan bir bitiş ertesinde kullanmak üzere, mahkeme tutanaklarına şiirlerini şahit olarak yazdırabileceğimi biliyordum. Çünkü şiirlerin çığlık çığlığa konuşuyorlardı ve ben senin yokluğunla şiirlerinle dertleşiyordum. susuyorsun...devam et... “Bekle” kelimesiyle bitirdiğin her cümleyi virgülle uzattım ve bekleyişlerime sığdırdım düşünü kurduğum geleceğimizi. Suskunluğu her gün daha fazla uzatıyordun ve ben tek başıma yaşıyordum, seninle beraber ellerinden tuttuğumuz ilişkimizi. Giderek uzaklaşıyordun, daha çok susuyordun ve ben bilinmezlerin ortasında senin gerçekte neyin olduğumu öğrenmeye çalışıyordum. Aylar geçiyordu, aramıyordun...Buna karşılık ben de “iyi ki sesin var yoksa bu hasret beni öldürecek” diyen adamın ölüm haberini bekliyor gibiydim. Her şeye rağmen bir şeylere sığınmak ve acılarımdan kurtulmak istiyordum. Ne zaman sana ihtiyacım olsa, “aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor” diyen kadının mutlu sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Sen sorunlarınla uğraşıyordun, bense sessizliğinle, sevdamla ve yalnızlığımla. Sevda, her şeye tek vücutmuş gibi göğüs germekti. Ben bunu biliyordum, böyle seviyordum, sense girdiğin mağaranın içinden uzattığım yardım elini bile görmüyordun. susuyorsun...devam et... Herkes seni soruyordu, selamını veriyordu, iletemiyordum. Hep böyle mi çalıyordu sevdanın çanları, farklı olduğumu düşündüğün bana bile geçmişimde bıraktığım yaralı sevdalarımı anımsatıyordun. Her şeye rağmen hiçbir kötü sözü yakıştıramadım sana. Giderek çoğalan kırgınlıklarımı itinayla kapatmaya çalıştım. Bir güzel sözün yeterdi belki, bekletirdi, sesimi bile duymadın. Merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne..? Tutundum, çırpındım düşmemek için, uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm.. susuyorsun...devam et... Bize ait bir çok düşü sen yaratmıştın ve sen yok ettin yine. Birer masal kahramanıydık ve masal olarak kaldık, ilerde çocuklara anlatılmak üzere belki de. Yaşadığım ve yaşattığım hiçbir şey için pişman değilim. Hatta bir de teşekkürüm var sana, kendimi en güzel sevilen kadın gibi hissettirdiğin için. Adı üstünde bir bekleyişti yaşadığım, belki bu da bir düştü, uyandım, baktım ki yoksun, seni düşlerinde bıraktım. susuyorsun...devam et... Bir aşk’a kaç aşk sığar diye soruyor bir şair, ben aşkıma tek aşk sığdırmıştım oysa, bilmeden ismimin bile unutulduğunu. Sorulması gereken sorular tedavülden kalktı, ki zaten cevapları da sana aitti.Sana değil, seninle bir ömrün düşünü kuran kendime yakıştıramadım “hoşça kal” kelimesini. Ama sen, bedeni dar gelse de, almadan fikrimi, elbisesini diktin vedanın. Bana sadece ortada kalmamak için giymek ve gitmek düştü. Ama gitmek değil ki öfkeyle, kırgınlıklarla, acıyla..kendi özgürlüğüm için bağışladım seni. Yine de, her şeye rağmen merak etmiyor da değilim; içindeki hangi sen gerçekte sevdi beni..?, hangi sen haykırdı gökyüzüne, sen bende ömürlük olmalısın diye..? ve hangi sen bu kadar kayıtsız kalabildi yüreğini konuşturan bir kadının yüreğine..? susuyorsun...devam et... susuyorsun....artık konuşma... Konu aSi MeLeq tarafından (06-01-2007 Saat 01:43 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ... . .-. .--. .. .-.. Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 7.764 İtibar Gücü: 34 | Bana her bakışında bir masal düşer ellerime o kestane, o parlak. o şefkat dolu gözlerinden... toplamak isterim yüreğinden düşen nağmeleri, ve.... sana seni hediye etmek isterim bir bütün bir hayat, koca bir dünya olarak... kalbinden güvercinler kanatlansa, ve sen huzurun gölgesinde bir bakışını bir gülümseyişini armağan etsen bana... daha ne isterim..... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ama Yoksun.. Hani Yoksun..!! (KıbrısLım'a..) | BurcuUu_ | Paylaşmak İstedikleriniz | 15 | 05-06-2008 22:24 |
| Yoksun işte sen yoksun | KaLpsiz | Paylaşmak İstedikleriniz | 16 | 20-10-2007 17:13 |
| ...::YoKsUn::... | BonJuk | Şiir Köşesi | 3 | 24-08-2007 21:52 |
| Sen yoksun... | RoSe_Lu | Paylaşmak İstedikleriniz | 8 | 02-01-2007 17:51 |
| Yoksun İşte | SUNRISE | Paylaşmak İstedikleriniz | 13 | 22-12-2006 23:23 |