ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 26-12-2006, 21:53   #1 (permalink)
azerhan
Kendini aşan 2de1'ci
 
azerhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 23.04.2006
Yaş: 27
Mesajlar: 2.991
İtibar Gücü: 19


Sabun Kokusu

Biraz uzun ama emin olun okumaya değer....



Her evin kendine has bir kokusu vardır ya hani; evlerine ilk girdiğimde mis gibi yaseminli beyaz sabun kokusu kaplamıştı içimi... İnsana çocukluk günlerini anımsatan güvende hissettiren beyaz sabun kokusu… Şimdi düşündükçe anlıyorum belki de bu koku birbirinden bu kadar farklı insanları bir aile yapan şeydi.

Evliliğimize kadar geçen yıllar içersinde ben de bu ailenin bir parçası olmuş ve bunu hiç yadırgamamıştım. Sanki yıllardır tanıyordum hepsini, sanki eşimin değil benim ailemdiler. Kendisinden yaşça büyük bir ablası ve bir ağabeysi olan eşim, yıllar önce babasını zamansız ve talihsiz bir şekilde kaybettiklerinden beri daha da kenetlendiklerini anlatmıştı bana. Hayat arkadaşı, can yoldaşının genç sayılacak yaşta ölümünden en çok anneleri etkilenmiş elbette; çocuklarına karşı daha da hassas, hayata karşı daha kırılgan olmuş. İşte bu hassasiyet sebebi ile de her ne olursa olsun annelerini her tür üzüntüden uzak tutmak için her şeyi yapabilecek üç kardeş vardı karşımda. İşi nedeni ile yılın yarısından fazlasını evinden uzakta geçiren ağabey, evin yeni babasıydı artık. Evin, annesinin ve iki erkek kardeşinin tüm sorumluluğunu almış, bu uğurda kendine dair pek çok şeyi ertelemiş olan ise dünyalar güzeli bir abla. Birine bir şey olsa diğerlerinin de canı yanıyordu, bir diğerinin mutluluğu ötekini daha çok mutlu ediyordu. Ben tanıdığımda birbirine sımsıkı bağlı, beyaz sabun kokulu bir aileydi onlar.

Beklenen gün gelmiş evlenmiştik, çok mutluydum, çok mutluyduk. Yıllardır evinden uzaklarda yaşamak zorunda kalan ben, nihayet kendimi bir parçası hissettiğim bir ağabey ve bir de abla sahibi olmuştum. İçine kapanık biriydi ağabeyim. Koşullar, şartlar ne olursa olsun hep dimdik ayakta durmaya, duygularını belli etmemeye, kendinden ziyade başkalarının mutluluğu için çabalamaya yemin etmişti sanki. Bir sevdiği varmış meğer yıllardır sürermiş ilişkileri bilmiyorduk. Hiçbirimizin haberi yoktu bundan. Bir gün tuttu kolundan getirdi. Evinden, hatta ülkesinden uzak kalmış bu kıza da kapılarımızı sonuna kadar açmış, içimizden biri gibi kabullenmiştik. Ailenin giderek büyüdüğünü görüp sevindiğimiz mutlu günlerin, hepimizin yaşamlarını bir daha dönülmeyecek bir şekilde değiştirecek olayların başlangıcı olduğunu bilmiyorduk elbette…



Soğuk ve karlı bir gündü; ağabeyim halsizlikten ve boğaz ağrılarından şikayet ediyordu. Biz de her zamanki gibi kendine dikkat etmediği ve soğuk algınlığına yakalanmakta olduğunu için sitem ediyorduk. Birkaç gün içinde durumu daha kötüye gitmeye başladı, evde kaynattığımız ıhlamurlar, sıcak çaylar, vitaminlerin bu duruma çözüm olmayacağı aşikârdı. İnatçılık ediyor ve doktora gitmemekte diretiyordu. Sonraki günler ateşi sürekli otuz sekiz derecede kalmaya başlamış, sırtında ve göğsünde kırmızı küçük benekler, döküntüler oluşmuştu. Günün tamamını yatarak geçiriyor, kolunu kaldırmaya hal bulamıyordu. Tüm bunları ağzında çıkan pek çok yara ve lenf bezlerinde şişlikler takip etti. Artık tüm gün tek lokma bile geçemiyordu boğazından. Bize belli etmemeye çalışsa da dayanılmaz bir ızdırabı olduğunu görebiliyor ve çaresizlik içinde kıvranıyorduk. Çaresizdik, çünkü verdiğimiz hiç bir ilaç, yaptığımız hiç bir şey biraz olsun toparlanmasına yaramıyordu. Bir gece apar topar yakındaki bir özel hastanenin acil servisine gittik. Doktorlar otuz dokuz derece ateşi düşürmek için bir takım müdahaleler yapıyorlar, ağabeyim orada öylece hareketsiz yatıyor ve biz hiç bir şey yapamıyorduk. Sonuç: viral bir enfeksiyon geçiriyordu, yani bir virüsün neden olduğu bir rahatsızlığı vardı ve bu yüzden pek çok ilaç faydasız kalıyordu. Doktorlar, bu sonuca göre tedaviler düzenleyip bizi eve gönderdiler. Saatler günler gibi uzun geliyordu artık; ağabeyim yaraları ve acıları nedeni ile hala yemek yiyemiyor, ateşi bir türlü düşmüyordu. Hastaneye bir daha gitmeyi kabul etmediği için bir doktor arkadaşımızdan yardım istemiştik, akşamları eve gelip damar yolu açıp serumla sıvı kaybını dengelemeye çabalıyordu. O da bizim kadar üzülüyor, bir taraftan da bizi teselli etmeye uğraşıyordu. Hatta bazı tahliler için birkaç kere evde kan alıp yakın hastanelerin laboratuarlarına teste götürmüştük birlikte. Sonuçları o da bir viral enfeksiyon olarak değerlendirmişti.

Tahliller, ilaçlar hepimizin çabaları iyiydi de, ağabeyim bir türlü iyi olamıyordu. Yattığı yerde doğrulamıyor, artık hiç bir işini tek başına halledecek derman bulamıyordu. Sonunda bir gece ansızın başka bir özel hastaneye götürdük. Acilen yatırdılar, takip eden iki gün aynı testler, araştırmalar, tedavi çabaları devam ediyordu ve -biz daha başında olduğumuzdan- henüz haberdar olmadığımız bu serüvende tam bir ayı geride bırakmıştık. Bir ay boyunca biz her sabah, her akşam biraz daha iyi olmasını beklemiş, aklımızdan kötü düşünceleri uzak tutmuş, kötü hiç bir şeyi yakıştıramamıştık. Birçok olasılık gelmişti aklımıza da, o gün öğleden sonra öğreneceğimiz şeyin bizim başımıza gelebileceği hiç düşünmemiştik.

Eşim, ağabeyinin yanında refakatçi olarak kalıyordu, ben ise ailenin kalanını toparlamaya çalışıyordum. Yine her gün olduğu gibi hastaneye uğramıştım ve eşim daha önce gözlerinde hiç görmediğim bir ifadeyle gözlerime bakıyordu. Ayakta zor duruyordu ve sanki en son gördüğümden beri bir kaç yaş yaşlanmış gibiydi. Biraz hava almak için hastanenin bahçesine çıkardım onu, bir banka oturduk. Boynuma sarıldı ve ağlamaya başladı. ”HIV pozitif‘’ dedi bana. Öylesine dudaklarından dökülen bu üç harf kulaklarımda çınlıyordu: “HIV pozitif dedi doktor, doğrulamak için testi tekrar yapıyorlar.” HIV pozitif, yani AIDS... O anı geri almak, bu üç harfi hiç duymamak için bugün bile çok şey verebileceğimi hissediyorum düşündükçe.



Ağlayamadım, ağlamamalıydım, sağlam durmalı ve olanları anlamaya, anlatmaya çalışmalıydım. Hemen ağabeyimin tedavisinde bize evde yardımcı olan doktor arkadaşımın numarasını çevirdim, ellerim titriyordu. ”HIV pozitif‘’ dedim ona.



Sonrası telefonda uzun bir sessizlik... Telefonu kapadığımda arkadaşım, elinde bulabildiği tüm kitaplarla bize doğru gelmek üzere yola çıkmıştı bile. Sonradan nasıl olup da gözünün önündeki bir şeye tanı koymayı akıl edemediği; hem arkadaşı, hem hastası olan ağabeyime bunu nasıl yakıştıramadığına dair çok hayıflanacaktı. Eşime döndüm, ben o kadar az şey biliyordum ve o kadar içim acıyordu ki ona sadece sakin olmasını, belki de her şeyin bir hatadan ibaret olduğunu söylemekten başka bir şey gelmedi elimden. Sımsıkı sarıldım ve bunu da atlatacağımız anlattım.



Zihnimi kurcalayan sorulara engel olamıyordum: Ağabeyim ölecek miydi şimdi? Ya sevgilisi o da mı HIV pozitifti yani? Annelerinden bu durumu nasıl saklayacaktık? Ya ablasına nasıl anlatacaktık? Ya benim kendi ailem, bu durumu duyarlarsa nasıl tepki verirlerdi? Bu hastalık bize de bulaşır mıydı?



Ağabeyimin hastane odasının kapısına kocaman ‘’bulaşıcı hastalık’’ yazısı yapıştırılmış, özel hastane tedavimize orada devam edemeyecekleri, bizi başka bir devlet hastanesine sevk etmek zorunda oldukları söylenmişti. Hala bugün bile, hiçbir şeyden haberi olmayan annemin, kapıdaki yazıyı elleriyle parçalayışı gözlerimin önünden gitmiyor. Ablasına eşimle birlikte ağabeyimin tanısını söylemek yine yaşantımdaki en zor anlardan biriydi. Kardeşleri için her şeyi yapabilecek bir ablanın çırpınışları, feryadı... Aradan yıllar geçse bile hep insanın içinde bir yerlerde koca bir yumru gibi duracak bir acı...

Sonraki günlerde doğrulama testleri de pozitif geldi ve birinin test yapılması için ağabeyimin kız arkadaşına bilgi vermesi gerekiyordu. O kişi bendim. Birine büyük ihtimalle, çaresi henüz olmayan bir virüsün kanında dolaşıyor olabileceğini söylemek, üstelik bunu sizinde içiniz yanarken yapmak, tahmin edebileceğinizden çok daha zor.



Maalesef sevgilisinin de test sonuçları da beklendiği gibi pozitifti. Üstelik viral yük (kandaki virüs sayısı), CD4 (bağışıklık sistemi hücreleri), kombine ilaçlar gibi o günlerde anlamını bile bilmediğimiz bir sürü yeni şey vardı hayatımızda ve daha uzun yıllar bunlarla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyordu…



Birkaç kişinin paylaştığı ve acısını her gün o iki insanla birlikte yaşadığı bir sır olarak girdi HIV hayatlarımıza. Sevdiklerimizin kanında dolaştıkça bizlerin de içine girdi. Zamanla doğru bildiğimiz yanlışları, yaşamımızı nasıl sürdüreceğimizi ve daha pek çok şeyi öğrenmeye başlamıştık. Günün birinde yeni bir şeyler öğrenme umudu ile internette dolaşırken bir mail grubuna rastladım. HIV pozitif ve yakınlarının birbirlerine destek verdiği kimi zaman gözyaşları, kimi zaman kahkahalar hatta bazen de tartışmalar yaşanan bir gruptu bu. Sonrasında Pozitif Yaşam Derneği’nin doğuşu... Birbirleri ile yaşamlarını, umutlarını, çaresizliklerini, acılarını, sevinçlerini paylaşan her zorlukla birlikte mücadele eden insanlar...


Bugün geride bıraktığımız iki seneyi aklımıza bile getirmek istemiyoruz. Önümüze, gelecek günlere bakıyoruz sadece. Bir gün sadece bu virüse değil, taşıyıcılara karşı oluşan ayrımcılığa, önyargılara, ilaç erişimine ait sorunlara, damgalanmaya dair her ne varsa yok olacağına olan inancımız tam. Bu süreçte bizim yanımızda olan, yanlarında olmamıza izin veren tüm dostlarıma çok derin bir minnet duyuyorum hem ailem hem de kendi adıma…

Artık benim evim de yasemin kokulu beyaz sabun kokuyor ve ben nerede bu kokuyu duysam. Birlikte mücadele etmenin, beraber olmanın dünyada daha nelerin üstesinden gelebileceğini anımsayıp gülümsüyorum.
azerhan Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
azerhan isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler:
Selen (27-12-2006)
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Sabun Köpüğü.. :) BurcuUu_ Fotoğrafçılık ve Resimler 11 19-12-2007 17:41
Gözüme Sabun Kaçtı Anne!( Kızlar mutlaka okumalı) vendetta Paylaşmak İstedikleriniz 18 01-09-2007 20:42
Gözüme sabun kaçtı Anne!! (genc kızlar okuyun) Deli_Sibz Bayanlara ÖZEL 16 17-04-2007 23:36
.:: SaBuN baLoncuKLaRı ::. Law Fotoğrafçılık ve Resimler 4 06-10-2006 11:20
Gözüme sabun kaçtı Anne!! Marko_Pasa Paylaşmak İstedikleriniz 11 04-08-2006 21:58





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848