HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Öyle Bir Gittin ki Benden! ![]() Bir papatya tarlasında düşmüştün yüreğime, zamansız gittin... Öyle bir gittin ki hem de; Öyle bir gittin ki benden, bana sadece yolun açık olsun demek kaldı. Yüreğimde ne yaş, ne acı, tebessüm dudaklarıma yapıştı kaldı. Mevsimsiz bir ayrılıktı bu, kardan bihaber soğuk, yağmurdan bihaber yaşlar, güneşten bihaber yangınlar, bahardan bihaber papatyalar... Öyle bir gittin ve beni öyle inandırdın ki bunun bir veda olmadığına, bana sadece beklemek kaldı. Korkularımı verip, yerine umutlar ektiğin tarlarda çıplak ayakla yürüdüğüm bir hasat zamanıydı vedan. Üzerine bastığım korkuların, toprağa karışıp bir gün yeniden hücrelerime yayılacağı bilimselliğinden uzaktı umutlarım. Öyle bir gittin ki, vuslata aşktan daha bir aşktı bu gidiş... Sana yüreğime çok gelen ne kadar ben varsa sundum... Tut hadi! Duy beni. Öyle bir gittin ki benden, sen giderken bana sadece bunu kabullenmek kaldı... Sustum... Dudaklarma bir tebessüm takıldı kaldı... Öyle bir gittin ki benden, bu yürek buna hiç inanmadı... Kim ikna edebilir ki beni dönmeyeceğine.. Konu aSi MeLeq tarafından (22-12-2006 Saat 04:32 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| aSi MeLeq için teşekkür edenler 3 kişi. |
| | #2 (permalink) | |
| Kayıt: 23.04.2006 Yaş: 27
Mesajlar: 2.991 İtibar Gücü: 19 | Alıntı:
| |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 1.272 İtibar Gücü: 16 | Sensizliğin İlk Sabahı Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım.. Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında.. Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için.. Gidişine sabahlar bile isyan etti.... Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde.. Zaman acımasız, zaman hain.... Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda.. Atmış gitmişsin beni bir köşeye.. Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım.. Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim.. Yokluğunun ilk sabahında... Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden.. Ama ozamana kadar bin kere ölürüm.. Bin kere dar ağacına asarım duygularımı.. Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime.. Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız.. Matemini dalga dalga yazarım gecelerime.. Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar.. Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde.. O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler.. İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet.. Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma.. Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine.... Benim olmayacağını bilerek yazacağım.. Ve benim hiç olmadığına içeceğim.. Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka.. Ama sen beni anlamadın istemedin asla... Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez.. Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez.. Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum.. Ben seni esen yellerden bile soruyorum... Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa.. Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa.. Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa.. Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında.. Sana hasretim sarılmasa.. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Gelmeyeceğini bilerek beklerken çocukluğumu düşündüm. Ayakkabısız bayram sabahlarını ayakkabım olmasa da bayramı nasıl beklediğimi sevinçlerle hüzünlerin aslında kardeş olduğunu çok küçükken öğrendim. Kaybederken kazanmasını da senin yokluğunda seni yaşarken belki de hiçbir zaman hissedemeyeceğimi duyguların içinde mutlu olduğumu da görüyorum. Göz yaşlarımın her tanesinde midye kabuğundan çıkmış incileri görüyorum. Gururlanıyorum kendimle. Ayrılıktan zaferle çıkmak buna denir işte. Hasretin acısından gurur kolyesi yapmak budur işte. “Sevda zor gelmez” diyorlar zora gelmeyen sevdanın adını değiştirsinler. Ben zoru seçtim. Kolay olan senin karşında diz çökmekti. Kolay olan aşkın kolyesi olmaktı. Ben ayrılığın hükümdarı olmayı seçtim. Her şeyi verdim diye gururumu da vermezdim ya… Kapanmayan yaralar içinde var bu dünya! Senin yaşadığın şehirde bende yaşıyorum. Gelmeyeceğini bile bile beklemek yormuyor beni. Nasılsa zaman sen olsan da geçiyor olmasan da gidenin yeri dolmasa da güneş yeniden doğuyor. Senden sakladığım dirençli yanımı sergiliyorum şimdi. Bitmiş aşklar sokağında geziye çıkarken ayak izlerimi takip ediyorum. Aşk, sen varken de güzeldi yokluğun da güzel. Ben ayakkabısız çocukluktan hazineler çıkarmış adamım. Ben yalınayak geçen yazların, cam kırıklarıyla en harika tatilleri yapmış çocuğum.Hiç oyuncağım olmadı… O yüzden, bende hiç kimsenin oyuncağı olmadım olmayacağım... |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | Yüreklerinize Sağlık, Çok Teşekkürler Canlarımm ![]() Giden ve dönmeyen, bilen ve asla bildiklerinden şaşmayan, gözleri yaşlı içi boş gibi görünen ama bir o kadar kalbi dolu bir adamsın sen. Bildiğim ama bilmediğimi iddia ettiğim sayısız sonsuzluk birimlerinden biri olsan da her ne kadar, ben seni o bilinmezliğinin içindeki saf benliğinden tanıdım yolların sonuna doğru giderken. Bildiğim ama söylemediğim şeylerin hepsi seni anlatıyordu içimde. Seni bu kadar sevmemin, senden gidemememin, yine de karşına çıkmaya bu kadar çekinmemin ve sana bu kadar uzak kalmaya çalışmamın sonucunca neler gördüğümü bir sorsan, bir anlasan içimdeki bu yangını; ölüm olurum gecenin en vakitsiz vaktinde… Sen içimde karanlıklardan krallık kuran, yüreğimin en titrek anlarında içimi dolduran ve içimde çığlar düşüren, bir o kadar yaralayan ama bir o kadar da yaralarımı sarmaya çalışan, ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını asla anlayamayacağım sevgilim, bırak beni. Ben yalnızlığıma alışmışım ve sana susamışlığım kadar da içine gömüldüğüm bu şehrin her karışına adını yazmışım. Bırak beni. Ben burada öylece sessiz kalmaya çalışırken, sen bir yandan acımasız çığlıklar atmaya çalışan, bir yandan seven, bir yandan da nefret eden o adam… Sessizliğimi sorguladığın her anımda, içimde bir şeylerin hep acıdığı, içime düş kırıklarımın battığı, yüreğimde o koca vapurların battığı sen. Anlamaya çalıştığın her an benim anlamsızlığımda boğulmaya çalışmanın da anlamını çıkaramıyorum bir türlü. Neden kendini beni anlamak uğruna bu kadar karanlığın içine attığını, neden beni anlamak uğruna bu kadar canına kastını, neden bu kadar üzüldüğünü ve neden bu kadar yaraladığını anlayamadığım; sen… Kuru çöl geceleri gibi çatlak olan dudaklarımın sana susadığını bildiğin halde bu kadar neden kaçtığını, neden bu kadar ısrarla görünmezliğini ve bu kadar acemi sevişlerini hiç anlayamadığım sen,bir o yana bir bu yana savrulurken ellerimi tutmaya çalışan, bir yandan da tuttuğunu zannettiğim anda ellerimi bir boşluğa bırakan; neden? Köpeklerin ısırmaları acıtmıyo ve sevdiğim her şey sıcaklığıyla yakıyor Bir yandan da sen üşütüyorsun içimi; yalnızlığım kadar gizemli olan adam… Nedenini ve anlamsızlığını çözemediğim o mayışmış bakışlım. Şifreli konuşmalarının ve şifresiz susuşlarının,gözlerimin içine bu kadar buğulu ve bir o yandan hiçbir anahtarın açmadığı o soğuk bakışların.Ki ne zaman anlamaya çalışsam beni daha da içe çeken, daha da onulmaz halde yaralayan ve neden bu kadar acı ile doldurduğunu anlamadığım kalbimi bu kadar çok karartan ki; fal karanlığında, sen; neden susuyorsun? Sustuklarının ve bildiklerinin arkasına sığındığını gördüğümde gözlerime inanamadığım, gözlerimi aydınlık bakışların yüzünden açamadığım,sözcüklerimi hiçbir tümceye bağlayamadığım sen. Uzun tümcelerimin ardından düzeltmelere çalıştığım fakat cümlelerin içinden atamadığım o kelime; sen… Ne anlatmaya çalıştığımı ve neyi özlediğimi bilmediğim halde özlediğim, seni ne kadar özlemem gerektiğini bilmediğim, hiçbir ışığın aydınlatmayacağı o karanlık kalbim, hepsi şimdi birer muamma kalacak. Hiçbir anahtar bu sırrı açamayacak, dudaklarım kilitli, gözlerim rüzgara küs kalacak…Sormadığım ve sormaya cesaret edemediğim o birkaç kelimeden biriydi seni yaralayan ve gidişinin sebebi olan bu tümce. Karanlık sulardan geçecek ve bir daha asla geri dönmeyecek bu hisler. Günün birinde sana ithaf edilmiş olan bu yazıyı okuduğunda kime yazıldığı, kimi anlattığı, kimden hesap sorduğu anlaşılmayacak olan bu yazıyı belki bir başkasına yazıldığını zannederek ki, büyük zahmet ederek okuyacaksın. O zaman gözlerin mi buğulanır, yoksa senin de kalbine benim gibi düş kırıklarımı batışır, yoksa gözlerin kapanıp yaşlar mı boşalır bilemiyorum ama, ben, hala.......neyse....... Konu aSi MeLeq tarafından (22-12-2006 Saat 19:51 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() ~~O artık evLi~~ Kayıt: 19.11.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 4.816 İtibar Gücü: 0 | harika bir payLasim.. icinde bide papatya oLunca tskler payLasimin icin.. |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | Denedim... Çok denedim... Bir türlü beceremedim... Söktüm, koparttım, attım... Bir aşkı en ücra köşesinde yaşadım... Bir gecenin koynunda bıraktım beni ve içimdekileri. Çıktım sokaklara, koştum, soluk soluğa kaldım, bir köşeye çömelip ağladım... Üzerime boşalan gökyüzüne inat, daldım caddelere, kaçtım her ışıktan, saklandım karanlıklara... Kaçtım... Durmadan, ölümüne kaçtım tüm hasretlerden, bütün özlemlerden, arkama bile bakmadan...Ama başaramadım... Bir aşkın en dipsiz kuyusunda yaşadım... Ne bir damla sevgi değdi, ne de bir damla aşk dudaklarıma seninkinden başka... Sonra kapkara bir geçmişin gözyaşlarıyla boğuldum, yutkunurken boğazıma takılan o iki kelimeyi bile tüküremedim... İçimi kemiren, titreten o karşı koyulmaz hissi tek başıma göğüsledim. Kalbimin içinde hapsettim, sadece damarlarımda dolaşmasına izin verdim... Aşkı senle birlikte bir yere sakladım, yeşil bakışlarından kaçırdım... Ne sen onu gördüğünde tanıdın, ne de o seni... İkiniz bende iki yabancı gibi, dipdibe, omuz omuza, yan yana yaşadınız farkına bile varmadan... Yaşadığınız aslında bendim, koynuna girdim, en koyu acıların, en ağır sancıların, ama ne sana ne de ona hissettirmedim... Sonra ben direndim, istedim, acı verdi bazen, bazen de keder, ama ne senden ne de ondan vazgeçtim... İki yabancıydınız benliğimde birbirinize, ama ben her ikinize de çok tanıdık ve bir o kadar da sadık kaldım... İçim acıdı, bağırmadım, kalbim yarıldı, kanamadım, bedenim isyan etti, bırakmadım, ben bu aşkı senden habersiz ondan habersiz kendimde yaşadım... Bir ömrü bu sırrın içine sakladım |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | Süpersiniz kızLar ellerinize sağLık.. |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() Bildiğin Meleq İşte :) Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 8.501 İtibar Gücü: 32 | İncimm yüreğine sağlık canım benim ![]() Sweet, beğenmene sevindim bitanem..okuyan gözlerine sağlık ![]() Günbatımında başlar özlemler. El ayak çekilmeye başlayınca bu yalancı kentten, kalırsın baş başa bir sen, bir yalnızlığın, birde özlemlerin… Ellerin üşümeye başlar yoksa sevgilin yanında… En büyük özlem de onadır ya Kendini hep yarım hep eksik hissedersin. Duvarlar üstüne gelir Onun yokluğunda. Yaktığın sigara bile senin gibidir biraz acı biraz kederli yanar. Sonra bir şarkı tutturursun yada geliverir aklına. Söylersin ama O duymaz, istersin gelmez. Özlersin onu. Sonra bir bakmışsın iki damla yaş akmış yanaklarından ona doğru. Süzülürken yaşlar yanağından dudaklarına, öper de yollarsın o yaşları Ona. Özlemişsindir. Sonra ardından bir sigara daha yakarsın sonra bir tane daha bir tane daha... Baktın olmuyor, bulamıyorsun bir çare atarsın kendini yatağa uyuyup kurtulmak için bu özlem acısından… Önceleri acı zannedersin ama, sonra anlarsın ki o senin sevginin ateşi, sevginde onun oksijeni. Ama bilemezsin ki her şey daha ağır daha acı olacaktır şimdi. Kapatırsın ışığı girersin yatağa… Bir de bakmışsın bedenin yalnız, bedenin buz gibi. Ararsın beklersin bir dokunuş, bir sarılış… Uyurken duymak istersin o sıcak nefesin verdiği huzuru ama, sende bilirsin ki sağın karanlık solun karanlık. Hani alışmıştır kulakların duymak ister iyi geceler sözünü, küçücük masum bir öpücük istersin… Yalnızsın ne duyarsın ne hissedersin. Bir serseri mayınsındır artık… İçin özlem yüklü yüreğinde bir derin yara beklersin uykuyu bir sağa bir sola dönüp. Dedim ya yalnızsın ne uykun gelir ne sızısı diner gönlünün. Uyumak için kapatırsın gözlerini gözünün önüne mutlu anlar gelir, gülümser sana. O tebessüm ettikçe senin yüzün asılır. Sonra haykırmak istersin içinden ama, olmaz. Sonra bir küfür sallarsın yalnızlığına bir isyan edersin özlemine. Kızıp durursun sonra uyuya kalırsın… Sabah kalktığında geceden kalma hüznün hala damarlarında dolaştığını hissedersin… Sonra iş güç derken uzaklaşıverir damarlarında dolaşan bu serseri hüzün… Rahatlarsın. Ama unutmuşsundur ki, gün batımında başlar özlemler.. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| sen benden gittin gideli | BlackrosE | Şiir Köşesi | 19 | 11-09-2007 21:01 |
| Gittin Öyle mi? | f.kulalı | Paylaşmak İstedikleriniz | 1 | 14-02-2007 19:20 |
| Öyle ßir Gittin ki ßenden | ^^DELİKIZ^^ | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 08-02-2007 17:09 |
| Gittin... | gülümse75 | Paylaşmak İstedikleriniz | 2 | 17-12-2006 15:09 |