HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 32
Mesajlar: 367 İtibar Gücü: 14 | İşte aşk bu!!! Ölemiyorum Bile... Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu... İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu... Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı bu... Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez, onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu... Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu... Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu... Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu... |
| | |
| SUNRISE isimli kullanıcıya, bu konu için teşekkür edenler: | SweetWitch (12-08-2007) |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Seyret, sus ve dinle Seyret, sus ve dinle Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu. Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor." Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu. Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor. "İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?" Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi. Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre... Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu. Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi: "Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu? Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE." Dağ denize sordu: "SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?" Deniz, "Bak... Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin... Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin... Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin..." |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 22 İtibar Gücü: 0 | HaYaTa SıKı sIkI sArILmAK hiç kimsenin hayatının tamamiyle güzel geçtiğini söyleyemeyiz.herkesin ama herkesin içinde bir derdi bir sıkıntısı vardır.hatta öyleki bazen farkında olmadan isyan bile ederiz.oysa hayat öyle güzel öyle anlamlıki.belki sevdiğimiz bizi sevmeyebilir;belki çok yanlış geri dönülmeyen yollara sapmışızdır.ama hayat yinede güzel değilmi.etrafımızda onca çaresiz sokaklarda yaşayan bir aile sıcaklığına muhtaç o kadar yaşıtlarımız varki...biz ise hala birşeylerin doyumsuzluğunu yaşıyoruz.burada oturmuş teknoloji aletleriyle uğraşıyoruz fazla olmasada bolluk içindeyiz.her ne olursa olsun;yaşıyoruz nefes alıyoruz.ailemiz yanımızda daha ne osun... |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 183 İtibar Gücü: 0 | Bir AnnENiN KızıNA NAsiHAtLArI!!!... Kızım. Akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme. Sakın onu şikayet de etme. Aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma. Derler ki, “Söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna.” Bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. Sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. Mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. Bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. Her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış. Aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. Dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. Erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. Fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavvâm; gözetip kollayıcıdırlar. Ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. Kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sükûnun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır. Eşinin eve geleceği saati iyi belle. Mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. Kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. Adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. Velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. Söylemen gerekenleri kocana söyle. Anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. Konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. Konuşurken onun konuşmalarını kesme. Bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. Farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. Sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. Zaman zaman onun penceresinden bakmayı dene. Sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. Bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. Göz yaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. Bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. Zaman zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. Evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan. Görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikayet etme. Eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. Eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. Evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. Yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yada mümkünü olanları tehir et. Daima yanında olmaya çalış. Hal ve hatırını sor. Onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. Onu canı gönülden dinle. Onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. Sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver. Eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. Ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. Neyi sevip, neyi sevmediğini bil. Bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. Sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. Canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. Bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikayet etme. Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. Okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. Okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. Onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. Böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. Yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. Yatınca da lambayı hemen söndür. Eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. Halinden şikayetçi olma. Sürekli canlı ve dinamik ol. Sabahleyin mutlaka ondan önce kalk.. Namazdan sonra yatmayın. Onu da yatırma. Buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. Her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle. Eşine kahvaltısını erken hazırla. Onun yemesi için sende iştahla ye. Ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. Eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. Onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. Her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. Cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. Her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur. |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 43 İtibar Gücü: 0 | Küskün gönül Her şey ne kadar da değişti. Oysa hiçbir zaman küsmemişti böylesine bu gönül sana Böylesine darılmamiştı bu sarı güller o gözlere Kalbim hiç böylesine savrultulmamıştı geceye Hiç,hiçbir zaman yaşamadı bu gönül doyasıya Bu gözler hiç sarhoş olmadı ilkbaharda. Oysa öyle sevdi ki bu gönül seni Öyle derin yaşadı ki o gözlerin parlayışını Ama sende hep yanıldı bu küskün gönül Yine sisli bir gecenin pusunda kayboldu Oysa sığındığı bir dostluk kalmıştı ki O da senle beraber gecenın çığlığında boğuldu. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 43 İtibar Gücü: 0 | ayrılığın kaldı bana Gozlerimde kanlı yaşlar Yureğimde sızı kaldı Ruhumda derin yaralar Yokluğunun izi kaldı... Sen gittin söndu ışıklar Gönlüm karanlıkta kaldı Sensiz dirildi kabuslar Mutlu rüyam yarım kaldı... Bir bir tükendi umutlar Kavuşmak mahşere kaldı Sen olmayınca yarınlar Sabahsız geceye kaldı... Kahreden bitmez acılar Ayrılığın bana kaldı Dinmeyen derin sancılar Senden bir hatıra kaldı... |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 183 İtibar Gücü: 0 | _*İsTiFa*_ "OkuYunCa SİzDe İsTİFa EtMek İsteYeCEkSİniZ" :) Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm. Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım. Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, Kayalarda yürümek istiyorum. Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu, Çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup, Arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum. Bütün bildiğin, renkler, çarpım tablosu ve ninniler, Ama bu kadar az bilmek seni rahatsız etmiyor, Çünkü ne bilmediğini bilmiyorsun Ve umurunda da değil. Bildiğin tek şey mutlu olmak, Çünkü seni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihabersin. Dünyanın adil olduğunu, Herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Herşeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, Yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, Zevk almak istiyorum. Tekrar basit yaşamak istiyorum. Günümün, Bilgisayar arızaları, Kağıt yığınları, Üzücü haberler, Bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, Doktor faturaları, dedikodu, Hastalık ve sevdiklerin kaybedilmesinden ibaret olmasını istemiyorum. Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum. Gülümseme, Kucaklaşma, Tatlı bir söz, Doğruluk, Adalet, Barış, Rüyalar, Hayaller Ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum. İşte, Çek defterim ve arabamın anahtarları, Kredi kartlarımın ekstreleri, Gelir belgelerim. Resmi olarak yetişkinlikten istifa ediyorum. Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, Önce beni yakalaman lazım, Çünküüüü; Ebeee, elim sendeeeee! AlInTı |
| | |
| | #8 (permalink) |
![]() bLackpearL Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 6.851 İtibar Gücü: 29 | uyanınca cocuq olmaq Siz ne iyisiniz, ben sizi bir şeylere benzetiyorum.. Bilmem bir testi, bir bakır sahan kolay mı sizinle..? Çok rahat bir gökyüzü mü var sizinle..? Güneş bir pazartesi olarak mı duruyor burnunuzda..? Yoksa bükülmüş bir nehir gibi mi küpelerinizde..? Siz küçük adıyla mı çağırırsınız sessizliği..? Öyle mi, ya kim uyandırır sizde..? Bu sevişme dalgalarını, aşk seslerini, Bak'ları, duy'ları, okşa'ları, evet'leri.. Hele bu elleri, ayakları bu, Gözleri gözleri..? Gidip bir bardak su içiyorum,ağzım benim.. Su böyle neye benziyor, çok çocuklu bir bahçeye değil mi..? Bakmayla içersek gözlerimiz de bir şeye benziyor.. Senin gözlerin, bizim gözlere, onun gözleri.. Her zaman söylüyorum kuyumcular için imzalı yazı gerekmez, Ama hiç gerekmez öyle değil mi..? Armut ağacı,iyi sabahlar..Sana bakınca yüzüm değişti.. Bütün gün çalışıyorum en kötü iş yerlerinde, Yorulup bunalınca hep o sana bakmayı deniyorum.. Birden çarşıyı gösteriyor dallarının inceliği.. Hem niye saklamalı, çarşıyı gösteriyor işte.. Bak,şakur şukur şapka satın alan birisi, Yusyuvarlak bir kişilik deniyor.. Pis adam -ne kötü dünya- öyle mi değil mi..? Siz yok mu, sizin her yeriniz şaşırıp kalmaya istekli.. Bir bakın, uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim. Şu da var ; Bir sokak en açılmış pencereler dalıyor, Dalıyor da söz mü, yatağa uzatıyor otomobillerini Aşk duyan bir kadını, Onun kişiliği olan göğüslerini, Gözlerim,hey sokak,geri getiriyor gözlerimi.. Kimi zaman da bir cam kırılıyor şangur şungur.. Diyorum böylesi gürültüler şiir için gerekli, Öyle mi değil mi..? Bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi.. Daha aldığım gün bildim maydanoz olacak üstündekileri. Maydonoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak.. İyi ama, niye sevmeli her önüne geleni..? Herkesin, herkese, herkesi. Daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire, Aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi. Ama iyi yaptım öyle mi değil mi..? |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21
Mesajlar: 5.107 İtibar Gücü: 25 | Bir Clickle Neler Yapabiliriz Yardımlarımızı esirgemeyelim lütfen ALINTI www.thehungersite.com bu sitedeki sarı Linke tıkLayarak dünyanın herhangi bir yerinde aç bir insanın yiyecek yardımı aLmasını sağLayabiLirsiniz.. www.therainforestsite.com bu sitedeki yeşiL Linke tıkLayarak yağmur ormanLarının korunmasına ve yeniLerinin oLuşturuLması için arazi sağLanmasına destek verebiLirsiniz.. www.theanimalrescuesite.com bu sitedeki mor Linke tıkLayarak zuLüm gören ve terkediLmiş hayvanLara yardım edebiLirsiniz.. www.thechildhealthsite.com bu sitedeki mavi Linke tıkLayarak önLenebiLir hastaLıkLardan öLen çocukLara yardım edebiLirsiniz.. her birine günde yaLnızca bir defa tıkLayabiLiriz.. üyeLik veya maiL gerektirmemektedir.. her gün tıkLayın.. |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 26
Mesajlar: 905 İtibar Gücü: 0 | Fatih S Mehmed’den Günümüze Mesaj Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul'u fethettikten sonra imparatorluk sarayını gezer. Bir ara mahzene iner ve zindanda yaşlı bir papaza rastlar. Yaşlı papaza sorar: -buraya neden hapsedildin? papaz cevap verir: -Arz edeyim Sutanım... Siz İstanbul'u kuşatmaya başladığınızda imparator beni huzura çağırıp, İstanbul'un düşüp düşmeyeceğini sordu. Ben de bilgime dayanarak bunun İstanbul'un uğradığı son muhasara olduğunu ve şehrin elimizden çıkacağını söyledim! Bu sözlerim imparatorun hiç hoşuna gitmedi... Çok kızdı bana!.. Bir sürü eziyetten sonra buraya attırdı beni. Fatih Sultan Mehmet Han bir an düşünür ve yaşlı papaza sorar: -Peki bu şehir bir gün gelir bizim de elimizden çıkar mıİ? Yaşlı papaz cevap verir: -Ne zaman ki içinizde fesat arır, ahaliniz kendi menfaatlerine teslim olur, mülklerini yabancılarına satanlar çoğalır, yabancılardan medet umanlar artar; işte o zaman bu şehir sizin elinizden çıkar. Bizans Fatih'i diz çöküp "Yarabbi! Böylelerini kahrına ve gazabına uğramanı niyaz ediyorum". diye beddua eder |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İşte Hak İşte Selahiyet! | KaaN | Osmanlı Devleti | 5 | 18-12-2007 15:41 |
| İşte O Köprü | KaaN | Fotoğrafçılık ve Resimler | 1 | 23-10-2007 09:37 |
| İşte Rum Barbarlığı ! | KãRdé£éN | Türkiye Hakkında - Genel - | 4 | 25-08-2007 18:34 |
| İŞTE ben | **İSYANKAR** | Üye Resimleri | 17 | 29-06-2007 20:19 |