HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #21 (permalink) |
| Kayıt: 24.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 17 İtibar Gücü: 0 | Kendime Sarıldım Geçemezsin kalbimin sokaklarından artık sana geldiğim yollardan döndürdün beni kendime sarılacağım yeniden seni hiç sevmemiş gibi kimsesiz bir vedanın busesini söküp dudaklarımdan gökyüzüne fırlatacağım varsın söz dinlemesin gözlerim varsın ağlasın isterse yağmurlarla seni unutacağım Vuramayacak artık anıların da beni gönlümün arka sokaklarında dolaşmak yok korkmuyorum şarkılardaki veda makamından korkmuyorum kalbimle buluşmaktan beni benden başkası vuramaz artık inan seni unutacağım en yorgun yerindeyim hayatın en yoğun acısındayım sevdanın hüznün karanlığını aydınlatacağım her sabah biraz daha kendime sarılıp seni unutacağım |
| | |
| | #22 (permalink) |
![]() Kayıt: 21.04.2006
Mesajlar: 2.756 İtibar Gücü: 21 | ÇOCUĞUN MELEĞİ Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk,Yaratıcısına sormuş: -Kısa bir süre sonra beni dünyaya göndereceğini söylediler,fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki orada nasıl yaşayacağımı bilemiyorum! -Tüm melekler arasından bir tanesini senin için seçtim.O,seni bekliyor.Meleğin her gün sana şarkılar söyleyecek ve sana gülümseyecek,böylece sen onun sevgisini her zaman hissedecek ve mutlu olacaksın. -Peki,insanlar birşey söylediklerinde dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım? -Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel,en tatlı sözcükleri söyleyecek,sana konuşmayı dikkatle ve saygıyla öğretecek. -Dünyada kötü insanların olduğunu duydum,Beni onlardan kim koruyacak? -Meleğin seni hayatı pahasına koruyacaktır,merak etme! O sırada bir sessizlik olur ve dünyadan sesler gelmeye başlar.Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru daha sorar: -Eğer gitmek üzere isem lütfen söyler misin,benim meleğimin adı nedir? -Meleğinin adının önemi yok.Sen ona ANNE diyeceksin. |
| | |
| | #23 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | GÜLÜMSEMEK GÜLÜMSEMEK Her zaman mutlulugun dorugundayken gulunmez. Bazen sirf hayata giciklikolsun diye ucurumun kenarindayken bile gulumseyeceksin.Askin bir adi huzunse,obur adi mutluluktur. Yarisi zorluksa, diger yarisi rahat bir soluktur. Bir gun yuregin kanarsa biri aglar iste "O" gercek dostundur.Dostlarinla oyle yasa ki dusman oldugunda hakkinda soyleyecek sozleri olmasin. Dusmanlarinla oyle yasa ki dost oldugunda yuzun kizarmasin.Kucaklamaya kollarinin yetmeyecegi bir agac, bir tohumla baslar. En uzun yolculuklar bir adimla baslar. Gercek sevgiler ise kucuk bir tebessumle baslar.Deger verdigin insan sana deger vermiyorsa, birak kendi degeriyle kalsin. Luzumsuz seylerin pesinden kosan, luzumlu seyleri kacirir.Gulu oyle bir sevmelisin ki, soranlara dikeni yok diyebilmelisin. Dal ruzgari affetmistir, ama kirilmistir bir kere.Insanlari cilgina ceviren sey; bu gunun deneyimi degil, dun olan bir sey icin pismanlik duymak ve yarinin getireceklerinden korku duymaktir.Geldigin zaman bosluklari dolduran degil, gittigin zaman yeri doldurulamayan ol. Dostlar irmak gibidir kiminin suyu az, kiminin cok... kiminde ellerin islanir yalnizca, kiminde ruhun yikanir boydan boya.Hayatin en guzel ani her seyden vazgectiginiz zaman sizi hayata baglayan biri oldugunu dusundugunuz andir. Karamsar olmak zor degil. Zor olan cilgin bir firtinadan sonra gokkusagi gibi gulumseyebilmektir... hayat böyle gerçekten ama en büyük gerçek her zaman yeni güne umutla bakabilmek, hayatın süprizlerle dolu olduğunu hiç unutmamak,kendimize şans vermeliyiz her zaman yaşadığımız olumsuzluklar kötü deneyimler bizi karamsarlığa itmemeli,hayat nekadar zorda olsa bilmeliyizki bu hayat bize sunulmuş engüzel armadığındır,açık olmalı kapımız yeni insanlara yeni hayatlara,çünkü her insan farklı bir yaşamdır,aslında daha çok şey var yazacak ama son olarak güzenden tebessüm eksik olmasın hiçbir zaman... |
| | |
| | #24 (permalink) |
| Kayıt: 21.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 582 İtibar Gücü: 15 | Ya Sonra.! Ya Sonra.! Yasamak cesaret ister, belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azi yasar, çogunlugu Oscar Wilde'in dedigi gibi yalnizca günü kurtarir, varolmakla yetinir ve kendi varligi altinda ezilir. Degistiremeyecegi gerçekleri oldugu gibi kabul etmek ve bu degismezlikten kendine yeni bir yasam sevinci yaratmak da yürek ister, degistirebilecegini degistirmeye çalismak da. Sanildigi gibi insani korkutan dünya, zorluklar, yasam kosullari yada baskalari degildir, insan en çok; kendisinden; korkar. Kendi duygularindan, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarindan, kendi acilarindan, kendi coskularindan ürker, yasama her dokunusunda, duygularinin alevlenip kendisini yakacagindan çekinir, onun için kaçar yasamdan, asktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yasanamamis bir yasami ellerinde tasimaktan yorularak, kendisine uydurdugu bin bir türlü mazeretle yasama arkasini dönmeye, gizlenmeye ugrasip, gizliden gizliye yok olmaya çabalar. Korku kendine acimayi getirir, kendini zavallilastirmaya baslar yasamdan korktukça, yasamla yüz yüze gelmektense agir agir erimeyi tercih eder. Korktukça azalir gücü, korkuyla yaralanan bedeni artik en küçük dokunusta aciyla inler, her acida korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük, kendi korkusuna kalkip kader der sonra, korkuyu degistirilmez bir gerçek, alnina yazilmis bir yazgi olarak görür. Yeni bir askin düsüncesi bile titretir onu, kalabaliktan korktugu kadar yalnizliktan da korkar, hayatin hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sirtinda yasayamadigi hayati önünde yasanacak günleriyle, kendi geçmisiyle gelecegi arasinda sikisir kalir artik. Kendi duygulariyla kusatilir, döndügü her yanda bir düsman gibi kendi duygulari çikar karsisina, su yana dönse orada bir mutluluk vardir ama o mutlulugu degil mutlulugun arkasinda gölgesi sezilen aciyi görür, bu yana döndügünde bir isyanin sevki vardir ama o isyanin çekiciligini degil o isyan için ödenecek bedelin agirliginin farkeder, beri yaninda bir ask bekler onu ama o askin arkasindan gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini. Her kipirtiyla örselenebileceginden çekindiginden kipirdamaz bile, yasama yaklasabilmek için bir tek adim bile atmaya yetmez cesareti. Ona sevinci gösterseniz,; ya sonra; diye sorar, aski gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan,; ya sonra öfke, cosku, dostluk, sevisme, baskaldiri, direnme hep ayni soruyu sürükler pesinden; ya sonra. Bilinmeyen bir; ya sonra; için bilinenlerin hepsini iskalamayi kabullenir. Ama, ne garip duygularindan, yasanacaklarin; sonrasindan; korkanlar, acidan sakinanlar çeker en büyük aciyi, yasanmamis bütün duygulari zehirli sarmasiklar gibi boy atip ruhlarina dolanir,; sonrasi umurumda bile degil; deyip yasamla kucak kucaga gelenlerden çok fazla yarayi yasayamadiklari için alirlar. Yakinip dururlar, çektikleri acilardan söz ederler, aciyi da çekerler gerçekten ama acidan korktuklari için bunca aciyi çektiklerini görmezler bir türlü. Yasamanin cesaret istedigini fark etmezler. Onun için çok az insan yasar, çogunluk yalnizca gününü kurtarir, yasanmamis günlerin altinda inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayati tasir güçsüz omuzlarinda. Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularimizdir bizi böylesine ürküten, çatal diliyle tislayan bir yilan görmüs tavsan gibi bizi hareketsiz birakan. Ve ne kadar çok korkarsaniz, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yasarsaniz, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yasayamiyorsaniz, eger bu baskalarindan dolayi degildir. Sizi güçsüzlestiren, sizi çaresizlestiren sizi isyanlardan alikoyan, degistiremeyeceklerini kabul etmenize engel olan, degistirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yasatmayan, sizin kendi korkunuzdur YASAMAK CESARET iSTER ÇÜNKÜ |
| | |
| | #25 (permalink) |
![]() canını yakacak eller uzatıyor insanlar.. Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 25
Mesajlar: 853 İtibar Gücü: 16 | UNUTMAK YOK.... Yine rüzgarlara teslim oluyorum.herhangi bi üşüme sonrası değil sensizliğin tam ertesinde kendimi bırakmısken yele sadece susuyorum evet sen yoksun kokun yok o dalgalandıgında iz bırakan sacların yok optugu yerı yakan dudakların yok sesime değdiği anlarda efsaneleşen ılık sesin yok koskocaman bir yok var elımde karanlık var sensizlik sonrası buz gibi bir karanlık hemde oyle bı karanlıkki kollarını acmıs beklerken beni ve gidişinin burukluğunda özlerken seni kıskıvrak yakalıyor bedenimi korkuyorum masum bir cocugun ılgıt ılgıt aglaması kokuyor nefesımde gözlerim baktıgı her yerden kacırıyor kendini titriyor sesim çaresiz ellerimde üşüyor üstelik yapışsa nefesin bedenime değse gözlerin gözlerime sesin kulaklarımı inletse ve buz gibi ellerime dokunsan ellerin avuciçimi terletse ozaman korkmazdım susmazdım bu denli sen kokan yanlızlıgımdan sana dogru kosardım hemde oyle kosardımkı ozgurluge kosan delı taylar gıbı kanatlanırdım kendını gokyuzunun hakımı sanan ayvaz bı kartal gibi emın ol susmazdım butun cumlelerım sen olurdu biz olurduk gözyasım yerıne kan akmazdı ustelık ıslanırdım ıslanırdık ruhumun vardıyesı bırkac damla acı olmazdı ve kalbımın çöle dönmüş iklimi yemyeşil çiçekler açardı ama sanırım senin adın yoksullugumun basharfi sen sadece bana aıt olan düşler ülkesinin prensesi ben ruhunu sahıp olamayacagı bır ruha ıpotek etmıs bır masum serseri hepsi bu... işte buda benım hıkayem..seni sevmeye devam SANA DAİR NE VARSA UNUTMALARI YASAKLADIM KENDİME ------- M.SERSERİ |
| | |
| | #26 (permalink) |
| Kayıt: 22.04.2006
Mesajlar: 79 İtibar Gücü: 14 | Sınav stresine dikkat...! ( ÖSS' ye giricekler okumalı ) Sınav stresine dikkat.! Sınav öncesi yüksek beklentiler sınav kaygısına neden oluyor..., Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Güz, OKS ve ÖSS öncesinde yüksek beklenti, mükemmeliyetçilik ve hedefin belirsizliği gibi etkilerin sınav kaygısına neden olduğunu, bu kaygının sınav sırasında başarısızlığı pekiştirdiğini söyledi. OKS'nin 11 Haziran, ÖSS'nin de 18 Haziran'da gerçekleştirileceğini hatırlatan Doç. Dr. Hatice Güz, sınavların öğrenciler üzerinde büyük bir kaygı kaynağı olduğunu belirtti. Sınav kaygısının "öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili biçimde kullanılmasına engel olan ve başarıyı düşüren yoğun kaygı"ya dendiğini dile getiren Doç. Dr. Güz, başarı için kaygının ne az ne de çok olması gerektiğini dile getirdi. Doç. Dr. Hatice Güz, kaygının, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumu olduğunu ifade ederek, "Kaygının hiç olmadığı durumlarda kişi tamamen boş verebilir ve başarıya ulaşamayabilir. Bu nedenle başarı için kaygının ne az ne de çok olması gerekmektedir. Sınav kaygısı endişe ve yoğun duygulanım olarak iki boyutta incelenebilir. 'Sınavda başarılı olamayacağım', 'sınav sonunda her şey berbat olacak', 'evdekilerin yüzüne nasıl bakarım', 'herkes benim için ne diyecek', 'diğerlerinden zekam daha geri' gibi olmadık düşünceler kişide yoğun endişeler meydana getirir. Bunun yansıması olarak da kişinin duygulanımı değişir. Gerçeklik hissinin kaybolması, kontrolün kaybedileceği hissi, huzursuzluk, güvensizlik, ç****izlik, öfke, kızgınlık, ümitsizlik, hayal kırıklığı, mutsuzluk yaşar. Fiziksel belirtiler olarak da kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp-verme, nefes darlığı, terleme veya titreme, mide şikayetleri, karın ağrısı, ishal-kabızlık, baş ağrısı, baş dönmesi, uyku bozukluğu, konsantrasyon bozuklukları, yorgunluk belirtileri, yeme alışkanlıklarında değişme gözlenir" dedi. Sınav kaygısının görülme nedenleri hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Güz, "Kötü çalışma alışkanlıkları, yüksek beklenti düzeyi, mükemmeliyetçi yaklaşım içinde olma, hedefin belirsizliği, görev ve sorumluluklarını erteleme eğiliminde olanlarda sınav kaygısı daha fazla görülür. Ayrıca kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların tekrarlanabileceği endişesi, arkadaş çevresinin olumsuz etkileri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek olmaması, aileden kalıtım yoluyla getirilen davranışlar gibi birçok neden daha eklenebilir" diye konuştu. Sınav kaygısıyla baş edebilmek için her şeyden önce kaygının kaynağının bulunması gerektiğini vurgulayan Hatice Güz, "Kendine güvensizlik mi, hedefin olmaması mı, ailenin tutumu mu?" gibi soruların kaygı taşıyan öğrenciye sorulması gerektiğine değindi. Doç. Dr. Güz, "Daha sonra planlı çalışma programı hazırlanmalı ve gerçekçi hedefler seçilmeli. Planını uygulamayı başarabildiğini görünce kişinin kendine güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir. Kendine güvenin gelmesi ise kaygıyı azaltacaktır" şeklinde konuştu. Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre; bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelinmesinin önemine değinen Doç. Dr. Güz, şunları söyledi: "Sınava girecek öğrenciler eskiden başarılı olduğu etkinlikleri hatırlamalı, bunu tekrar yapabileceğine kendisini inandırmalıdır. Gerçekçi olmak çok önemlidir. Gerçekçi olunmazsa hedefe yönelik yetersiz çalışmalar güvenini kıracak, kendini beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Öyleyse kendini iyi tanımalı, kapasitesini iyi belirlemeli, bunun için de destek almalıdır. Olumsuz düşünceler olumlularla yer değiştirilmelidir. Kendine kendisi gibi olan, çalışkan arkadaşlardan oluşan bir grup kurmalı veya böyle bir grubun içinde yer almalıdır. Ders dışında da kendini rahatlatacak müzik, spor gibi etkinliklere zaman ayırmalıdır. Ne aile ne de birey kendini başkalarıyla karşılaştırmamalıdır. Kendini kendisiyle karşılaştırmalıdır. Hepsinden önemlisi de sınavın her şey olmadığını, sınavı kazanmak kadar kaybetmenin de normal olduğunu düşünmelidir. Kendi kendine bu sorunları aşamayan bireyler profesyonel yardım almalıdır. Kaygının şiddetine göre psikoterapi veya ilaç tedavisi uygulanması gerekebilir. Bu nokta da diğer bir sorun da, halkımızın psikiyatrik ilaçlara bakış açısının yanlış olmasıdır. Sınav kaygısı olan kişilerde ilaç seçimi yaparken dikkat, konsantrasyon ve hafıza bozukluğu yapmayacak; hatta düzeltecek ilaç seçimleri yapıldığı bilinmelidir." |
| | |
| | #27 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.09.2006
Mesajlar: 3.485 İtibar Gücü: 18 | Melekler haber verin sevdiğime gece öyle doluyum ki! Sana, yine sensiz bir gecenin karanlıklarından sesleniyorum.Gece her zamankinden daha sessiz, dört duvar arasında bir sen, bir ben varız şu odanın yine uyku yok gözlerimde bir başka hüzün çöktü içime sevgili, bambaşka bir hüzün sen ağladığımı hissediyorsun diye, sen üzülüyorsun diye, günlerdir ağlayamıyorum sevgili, ağlayamıyorum çok yalnızım sensizliğe dayanamıyorum.Bu gece izin ver bana sevgili,izin ver çok doluyum bu gece ,hıçkırarak ağlamak istiyorum, hıçkırarak! Bu gece yanıma gel sevgili, yanıma gel! Sana çok ihtiyacım var anlatacak o kadar çok şeyim var ki! Ama sana söz sevgili, üzmeyeceğim seni yokluğunda çektiğim acıları değil,döktüğüm gözyaşları değil,yalnızlığımı,sensizliğimi, sen yoksun diye kimsesizliğimi değil sana olan bitmez tükenmez sevdamı anlatacağım sana. Hani ağladığımız zaman sen benim kollarımda ben senin kollarında ağlayacaktık ya! söz vermiştin ya! Gel sevgili, bu gece yanıma gel çok ihtiyacım var sana kokuna, sıcaklığına ihtiyacım var.”Ağlamaktan hiç utanmam” derdin ya!sende benim gibi çok ağlarmışsın ya! Aşkımız için döktüğün gözyaşlarının her damlasına kurban olayım sevgili, göremediğim o kara gözlerine kurban olayım. Bu gece bambaşkayım bambaşka, yine seninle gecen günlere daldım. Seninle ne güzel günler yaşadık sevgili Bambaşka bir dünyada yaşadık ne hayaller kurardık gerçekleşmesi imkansız hayallerdi ama bizi nasılda mutlu ederdi Mutluluktan uçardık zaman dursun, saatler geçmesin isterdik geceleri de hayallerde birleşirdik hani anlatırdık ya birbirimize “ Bu gece yine, sana sıkıca sarılarak kollarında uyudum,saçlarını okşadım seni mis gibi kokladım, gecem yine seninleydi bitanem” Diye anlatırdık ya!ne hayallerimiz vardı sevgili,ne kadar çok isterdik gerçekleşmesini dilimizde hep keşke….keşke kelimesi Şimdi sen yoksun artık sevgili,sen gittin giderken hayallerimi ,umutlarımı, sevinçlerimi de beraberinde götürdün Şimdi kim sevecek beni senin gibi,kim özleyecek kim bekleyecek özlemle yolumu sevgili,ya ben kimi bekleyeceğim kiminle hayaller kuracağım,kiminle aşkı paylaşacağım ne güzel paylaşırdık ne güzel yaşadık aşkı sevgili hem de aşkların en güzelini ruhum, sevdiğim,gözbebeğim duyuyormusun beni, ben seni çok sevdim çoookkk canımdan çok seviyorum bi tanemm SENİ SEVİYORUM, SENİ SEVİYORUM, SENİ SEVİYORUM söyledikce daha çok seviyorummm melekler haber verin sevdiğime ONU ÇOK SEVİYORUM bunu bilsin içi rahat olsun sevdiğimin |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| İşte Hak İşte Selahiyet! | KaaN | Osmanlı Devleti | 5 | 18-12-2007 15:41 |
| İşte O Köprü | KaaN | Fotoğrafçılık ve Resimler | 1 | 23-10-2007 09:37 |
| İşte Rum Barbarlığı ! | KãRdé£éN | Türkiye Hakkında - Genel - | 4 | 25-08-2007 18:34 |
| İŞTE ben | **İSYANKAR** | Üye Resimleri | 17 | 29-06-2007 20:19 |