HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Neydin sen… Nasıl tohum olup yerleştin içime, bilemiyorum… Günbegün besleyenin bendim, şimdi gölgende üşüyorum… Öyle çok üşümüşüm ki gölgende, hiç bir tendeki terin tuzu yetmiyor artık, buz tutmuş derin yalnızlığımı çözmeye… Anımsıyorum da… Düşlerimde bile üşü(r)düm hemen her gece ben… Düşlerime beş kala düşerdim çocukken… Hala üşüyorum ve durmadan düşüyorum, oysa öyle çok büyüdüm ki ben… Alıştım ama… Önce dudaklarımın çatlaklarına, sonra çatlak kış akşamlarına… İklim ne olursa olsun yüzü donuk hayaletten bozma insanlara… Cirit attıkları şehirlerde çırılçıplak nasıl yaşanır, ıssız sokaklarında yalın ayak nasıl yürünür biliyorum artık… Ah… Azalan saçlarımı ve çoğalan sızılarımı ıslatan yağmurları sevmeyi bile öğrendim zamanla… Dipsiz kuyularda kaybolduğum, yitik aşklarımın suyunda boğulduğum oldu, hayat öpücüğünü kendim koyduğum oldu dudaklarıma… Arsız bir iştahla yediğim can simitlerimin susamları ağzımda duruyor bak hala… Boş ver şimdi sen bunları!... Parladığım oldu… Söndüğüm oldu… Kör düğümlendiğim oldu… Geldiğin gibi apansız gittin ya… O günden beri bana bir şeyler oldu… … II Neydin sen… Nasıl zehir olup aktın içime, bilemiyorum… Kanıma karıştı zehrin bir kere, damarlarımdan bir türlü atamıyorum… Öyle çok bulaştı ki zehrin içime, artık zehrin kanımda değil de, kanım zehrinde… Anımsıyorum da… Uykumda bile hep kaçar(d)ım karanlık basınca ben… Bastıkça damarıma insafsızlar, inadına koşardım çocukken… Hala kaçıyorum ve durmadan koşuyorum, oysa öyle çok yoruldum ki ben… Alıştım ama… Öncesiz korkularımı sargısız yaralarıma bastığımda duyduğum acıya… Yargısız infazlarımla baş başa kalmaya alıştım kendi kurduğum tuzaklarda… Ah… Kokusuna aldanıp daldığım gül bahçelerinden, korkuyla dağılıp çıkmalara bile alıştım zamanla… Tenimi zımparalayan kaldırımlara amansız sarıldığım oldu, çizgilerime basmayın diye namussuzlara yalvardığım oldu… Bedenime işledi izi kaldırım taşlarının, onlar ki artık benim bir parçam oldu… Boş ver şimdi sen bunları!... Sustuğum oldu… Kustuğum oldu… İçip içip sızdığım oldu… Geldiğin gibi apansız gittin ya… O günden beri bana bir şeyler oldu… … III Neydin sen… Nasıl çocuk gibi kandım sihrine, bilemiyorum… Defalarca kardım oysa iskambil kâğıtlarını, yine de hep ben yeniliyorum… Öyle çok zafer kazandın ki sen, yetim yenilgilere kucak açmak bana düştü mecburen… Anımsıyorum da… Eskiden de hile yapmayı bilmezdim ben… Öpüp, koklayıp yitirdiklerimi, elim boş, dizlerimde kan izleriyle eve dönerdim çocukken… Hala var dizlerimde kan izlerim ve hala hilesizim, oysa öyle çok yitirdim ki ben… Alıştım ama… Sınırsız kalabalıklar içinde dingin yalnızlıklarımla sarmaş dolaş yatmaya… Gece yarılarında, sonu olmayan sürgün yolculuklara bavul hazırlamalara… Ah… Su birikintilerinde karşılaşmaktan korktuğum yüzümle yüzleşmeyi bile öğrendim zamanla… İsimsiz yabancılara seslendiğim, duyan olur diye ürperdiğim oldu… Düştüğüm yollarda düşünüp, yarı yolda pes ettiğim oldu… Boş ver şimdi sen bunları!... Kestikçe çoğalan cesetlerim, Ettikçe bozulan yeminlerim oldu Geldiğin gibi apansız gittin ya… O günden beri bana bir şeyler oldu… … IV Neydin sen, bilemiyordum… Bilmek lanetler mi beni diye düşündüm de dün gece, artık sormuyorum… Yasak ettiğim gözyaşlarımı doldurup derinliğime, bu gece sana boğulmaya soyunuyorum! … V Lanet olsun! yapamıyorum! |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Üşüyorum, Sensiz daha karanlık burda geceler, korkuyorum. Yıldızlar soluk gecelerde, bense yine aynı dertte, sende... Her an seni düşünmek ne kadar zor Başım,vucudum, heryerim ağrıyor, yorgunum Seni düşünmekten, özlemekten, beklemekten Sana ait ne varsa yıkıp gittiğin ve sana dair ne varsa beslediğim Hepsi birer nöbetçi kapımda Senden kurtuluş yok bana Onlar mı bırakmıyolar yoksa ben mi gitmek istemiyorum? bilmiyorum... Bilmek neye yararki bunca vakitten sonra Seni kaybettim!!! Kayıp gittin avuçlarımın arasından Yerin doldurulmaz, acın unutulmaz Bu yaralar nasıl iyileşir, orası mechul, birde canımı nasıl yakıyor bu yaralar bir bilsen.. Ama yınede umudum var vuslata dair Nedensiz olsada, kendimi kandırıyor olsamda, var Belki o da üzgündür diyorum, onunda yaraları kanıyordur Ya seviyorsa diyorum, ya seviyorsa? Geçmi kaldık herşey için, bitti mi hikayemiz? Cevap yok... Ama yinede şunu bilmelisin; Bana gözyaşı borçlusun, Göz yaşlarımdan sen sorumlusun.. |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Ey Sevgili..! Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım_? [ne kadar öğretilebiliyorsa..] Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir o zaman.. Böylece ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende.! Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız. Sakın sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma. Sevgi hayatın hem çekirdeği hem de meyvesidir.! Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil..! Ey Sevgili..! Sen bir sığınak arıyorsun.. Ama ben durulmaz bir fırtınayım.! Sen kendinin sakini olmak istiyorsun.. Ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.! Sen olmayacak bir barışı arıyorsun.. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum.! Sen küçücük bir çocuksun.. Ama ben küçükken çook büyüdüm.! Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun.. Ben karanlıkları aydınlatmak istiyorum.! Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun.. Bense ülkemi [yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke] arıyorum.! Sen bende kaybolmak istiyorsun.. Ama ben seni kaybetmek is-te-mi-yo-rum.!!! Sen susuyorsun.. Bense haykırıyorum.! Sakın unutma: Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir.Seninle bile. [ Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin_? ] Lütfen kendini ara..Beni değiL_! |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Kaçtım… Kendimden gelen haykırışları duymamak için.. sessizliğin içindeki sesleri, karanlığın içindeki yüzleri görmemek için.. kaçtım… Baktım… Geriye dönüp baktığımda yitik bir kentin kayıp bir düş’ü oldum… düşlerimin griliğinde kendime baktım.. sisli ve yağmurlu bir havada İstanbul’a bakar gibi baktım… Saklandım… Tüm kelimelerimi yanıma alıp saklandım.. cümlelerimin beni terk etmesine izin verdim… kilitli bir kapının ardında herkesten ve her şeyden saklandım… Islandım… Yağan yağmurlar altında şemsiyesiz saatlerce dolaştım… ıslandım… yağmurla birlikte yağdım avuçlarına… yağmurla ıslandım… Sustum… Tüm şiirleri, şarkıları sözsüz bestesiz bıraktım… cümlelerimi anlamsız, kelimelerimi çırılçıplak yalnız bıraktım… sustum… Döndüm.. Buz tutmuş düşlerim, yaban kalmış gülümseyişlerimle… eksik kalan günlerimle yaşanmamış yarınlarıma döndüm… Kaçarken baktığımda saklanan benliğimin yağmurda ıslanışını susmaların ardından gördüm… ve dünüme bu günüme yarınıma döndüm…. |
| | |
| | #5 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Bir tahteravalli Aşk sanki..Acıyı yaşayan olmalı yerde çünkü daha ağır yüreği bedende..Ama ben havada asılı kaldım acılıyken, ağırken öylece..Düşemiyorum bile.. Ben bir tek harfine ne düşler adamıştım,oysa şimdi cümleler boyudur uzaklığım sana... Sen giderken gözlerine yüklediğim anlamlar boyudur yalnızlığım... Boynumun büküklüğü sana değil,yitirdiğim ve asla geri alamayacağım heveslerimedir.Payıma düşürdüğün sadece hıçkırıklar dolusu gecelerdir. Ama yine de asıl yanmışlığım; seni çok geç tanıyan kalbimedir... İşte yaşadıklarımı bulduğum andır satırlarda! Gömeceğim bu gece ona dair acıları sabaha kadar okuyacağım tüm satırlara.. Söz! Söz! Söz! Gece!!! Siyah… Özlem yüreğimde Laciverdimi boyadım Sen dolu Pırıltılı renklere Düşler yarattım Gecenin siyah hayallerine... Bu gece şimdiye kadar ki ömrümdeki ennnn Kara Gece! Bu geceden sonra değil gündüzlerm, gecelerim bile aydınlık olacak Rabbiminde izniyle..Söz sana Hayat! Yokluğun vurdu zayıflığımın ortasındayken ben, Yediremedim gururuma...dudaklarda sus kaldım Yağmurlar yağdırdım gittiğin şehre, Sen olmayınca...gözlerde yaş kaldım.. Ben bir köşede boğazımda düğümlerle kalmıştım..Kelimeler boğazıma takıldı.. Her ayrılık sonrası yaşanışlar sanırım bunlar..Kalanlar gidenler..Haksız sebeplerin ardına saklanıp da ama ben haklıydım diyenler,Haklı olupda haklı olduğu halde terkedilenler..Hep böyle kalıyor sanırım.. Sus.. Yaş.. Şifa yüreklere..Kızmayın bu gece son damlalarımı döküyorum artık ona!Bundan sonra acıyı ıslak değil kuru yaşamak var! Yine yalnızca karanlıklarla hemdem olasım var.. Gün ışığında kapalı gözlerle; huzurlu uykulara uyuyasım, kabussuz uykularda nefes alasım, acısız gecelere uyanasım, bu pişmalığı gömesim, yakasım, kaybedesim var! Yaş değil kan dökülüyor gözümden..Ama haksızım biliyorum..Çünkü emanet bir cana hıyanet ediyorum!Rabbim affeylesin, geçicek biliyorum..Üzülme sen ne olur..Sindire sindire yaşayayım acımı böylesi daha doğru olur..Sindire sindire tüketmezsem bu acıyı, bi gün aniden görürsem karşımda Onu yada ona dair birşeyi işte ozaman mutluysam bile herşey alt üst olur..Geçicek evet ge-çi-cek! Yok ötesi..! Ama sindire sindire tüketmek, O'na dair bir tek kırıntıyı bile içimde bırakmamak en iyisi.. Gitmeler en masum yürek sahibinden bile olsa haindir bilirim.. Bunu gidişimden sonra farkedeceğimi bilseydim gidermiydim? Nasip... neden giderler ki illa birileri gidiyo ve geride kalan acısıyla başbaşa kalıyo... hele ki geri dönülmez gidişler... Saçma bir sebebim vardı evet! Ardımdan defalarca gitmez olaydım dediğim! Ama kalanın acısından daha büyük acım! Pişmanlığım var birde yetmezmiş gibi! Ama giderken birkere bile "Gitme!" demedi! İyi bilin..Her gidiş giden için her gün yeni bir acıya kapı açıyor ve Terkedişler kalanı değil gideni vuruyor..! Geri dönülmez gidişlerde, döndüğün gidişlerden daha çok yaralamıyor! Döndüğünde kalbi Taş kesilen bir sevdiğin oluyor! Yalvarıyorsun ne olur bir şans daha diye ama nafile..! Gururu, seviyorsa bile yer gök kadar Aşkından büyük oluyor! Belkide sadece benim yaşadıklarım bunlar..!Genelleme yaptıysam eğer acımın büyüklüğünden her terkedişi haksız kılmak içindir! Hatalıyım, pişmanım! Bedelini ödemiş olduğumu sanıyorum ama bunu körolası acı dinlemiyor! Aşk beraber yürümektir ve iki kişi yaşanırsa güzeldir. Aşk yalnızken acı verir.Tek başınaysan yürümeye çalıştıkca düşmektir.! |
| | |
| | #6 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Tek kelimeyle bitir beni İsterse son bulsun bu sevda burada Sen gelme tek başıma bulurun ben yolumu Gideceğim yol karanlık olsada Hoşçakal kelimesi getiremez bu aşkın sonunu Çek git de arama sorma beni de Ama lütfen yavaş söyle Sonra küserim kaderime Yada dur hemen söyleme Başkası var de o senden çok seviyor de Gözlerime bakarak konuş İçten olsun sözlerin,anlatırken gülsün gözlerin O zaman anlarım o kişiye ait olduğunu O zaman anlarım benden koptuğunu Sonra usulca arkanı dön ve git Tıpkı beni değiştiğin o kişinin sana yaptığı gibi Ben hoşçakalamam sen gittikten sonra Ben vedalaşmayı sevmem de Hele ki yüreğim sendeyken elveda dememi isteme Sen gittikten sonra ben kendimi kaybedicem nasıl olsa Son adımlarım bir akıl hastanesine bırakır beni Mutluluklar dileme kadere bıraktım deme Ben bende değilim sendeyim Beni böyle çaresiz koyma bu yerlerde Ben kadere çelme takıp seni sevgili seçtim kendime Seninle ağladım,seninle güldüm Acılarımı hiç söylemedim sana üzülmeyesin diye Seni dinledim sırdaş oldum yaralarına Ve ben seni konuşurken daha çok sevdim Fakat yetmedi sana sevgim inanmadın Yüreğimi verdim sevgimi anlamakta geç kaldın Oysa tertemiz iki kişilik bir dünya kurmuştum Kadere esir olmuş hayallerimde Belki fakirdi düşlerim ama onurluydu ve güçlüydü Küçük bir çocuk kadar masum ve delikanlıydı sevgim Biliyorum yalan dünya üç günlüktü Ve kalan üç günde olsa dünyada Bu üç gün seninle yaşanacak güzel bir ömürdü Birtek seni doğru bildim bu yalan dünyada İnanıp güvendim doğrularınla adam gibi sevdim Bu şiir sanadır sevgili Sen ister sev,ister sevme istersen terket beni Beni bana bırak teselli vermek ilaç olmaz bu yaraya Kalbimin bir köşesine mahkum edeceğim seni Kalemini kırmayacağım Hücre hapsiyle yargılayacağım seni Orada yaşlanacaksın benimle Avukatın benim,hakimin benim Ve bundan sonra sanadır şiirlerimin hepsi "sen bir başka kollarda uyansan da ben senden başkasını almayacağım dünyama ve seni her gün daha çok seveceğim bana layık görmediğin sevgin utansın diye" "HAYAT VE HÜSRAN" HAYAT yaşadığın kadar vardır gerisi yalnız hafızada ki hatıra yada hayallerde ki ümitler kadardır HÜSRAN ise yaşamak mümkünken yaşanmamış olmaktır.... SÖYLE BE GÜLÜM BEN AĞLARKEN SEN GÜLEBİLECEKMİSİNNNNN... Konu blackangel tarafından (13-12-2006 Saat 04:08 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | Yüreğimin hecelerini susturmaya çalıştım gece boyunca, ancak hükmedebildim. (ya da öyle sandım) Kendimle başbaşa kalmaya çalıştıkça, yüzüme vurdu yüzsüzlüğünü hayat. Bir sahnede rol yapmaktan daha zordu sahnesi. Perdeler hesapsız açılır kapanırdı. Dublör yoktu. Prova yoktu. Yaşardın olabildiğince. Nereye olduğunu bilmediğim yollara girmekten korkarak, çaresizliğime yenisini ekledi yeni bir yol!Hayat(mış)! hadi ya! Acıya alışmış bir bedenin yüzüne mi vurmak gerek sancılarını tüm kök hücreleriyle! Bu yolun ortasında yer almalı ve işime gelmediğinde geri dönmeliyim belki de... Yorgunlukların, düne benzemesini istemiyorum. Soğuk odalarda yankılanan isyan sözcüklerini duymak istemiyorum. Acı istemiyorum... Kendim için istiyorsam, namerdim!!! Yine mi? Kendimi ne kadar arasam, o kadar uzağıma düşü(rülü)yor suretim... Sonsuz kelimeler biriktirmeye çalışıyordum ve son kelimelerini duyduğumu hissettim. "Geceydi ay vardı, bütün hayatımız, Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi, Dilimde bir gençlik şarkısıyla aradım eski hayalleri, Vakitsiz gelip geçen trenlerde sevgili arkadaş yüzleri" S(b)ana birileri lazımdı. S(b)enden daha çok biri olmalıydı bu. S(b)ana güç vermeliydi, dualar etmeliydi, sabır dilemeliydi...İnatla karaya bulayanlara, beyazdan bahsetmeliydi! Ağlatmamalıydı... İncitmemeliydi... Yazacağım son hecelerin anlamı ağır olmalı... Kan... Can... Çare(sizlik)... Hesap... Ömür... (ölüm) zaman... Zamandan bahsedebiliyorsam hala, demek ki yarın güneş doğacaktı... Güneşe leke sürülmemeliydi... Demek ki ellerimiz temiz olmalıydı. Güzel bir düş olacaksa eğer uyanacağım, kinimi akıtmamalıydım hayata daha çok... ve sadece susmalıydım... |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Kayıt: 11.12.2006
Mesajlar: 854 İtibar Gücü: 12 | Dear_Blackangel, nefessiz okunacak yazıları seçmişsin,yüreğin dedrt görmesin.. + rep verilecek bir konu.. |
| | |
| | #9 (permalink) |
![]() _FaFa_ Kayıt: 20.06.2006
Mesajlar: 7.875 İtibar Gücü: 65 | ellerine ve yüreğine sağlık arkadaşım gerçektende güsel paylaşımlar sunmuşsun yine bize tşk ederim paylaşımların için |
| | |
| | #10 (permalink) |
![]() Kayıt: 29.09.2006
Mesajlar: 493 İtibar Gücü: 13 | £-M@NY@K ve melihcan sizlerinde ellerine, okuyan gözlerinize sağlık çok çok teşekkürederim ![]() Saklanan Yalnızlık sabahın görülmeyen karanlığında, ruhların titrediği vakit ortaya çıkar yalnızlık. sonra, suların diplerini kendine mesken eder, hiç çıkmamak için yemin etmiştir sanki oradan. ama yengeçlerden rahatsız olur herhalde.. kaçar oradan arkasına bile bakmadan. sığınacak başka bir yer arar, sonra kendini bir mahzene kapatır. yıllanmış şaraplarla sarhoş olur. birden kapının açıldığını farkeder, mutlu bir yüzün içeri girdiğini hisseder. ama iyi bilirim ki o mutluluktan nefret eder. ordan da kaçar korkarak ve apansızca, sonra ısssız bir çölün ortasına bir vaha yapar kendisine. kaynağından su yerine kan çıkar, ve ağaçları hep kaktüslerdir oranın. birden dertli bir insan görür, sevinir o da yalnız kalmış diye, mecnun olduğunu anlar onun , sonra döner deliye. isyan eder kendi kendine bağırır, çağırır, hiç gidecek yerim yokmu diye.. aklına parka bir fikir gelir. bulutların arkasını düşünür. orda beni kimse rahatsız edemez diye. başında şimşeklerin çaktığını görür birden, sonra bulutların yavaş yavaş kaybolduğunu, bütün varlığıyla ortada kaldığını anlar, bir an dünyayı terk etmeği düşünür. başka bir alemde gizlenmeyi dener etrafındaki bütün ışıkları söndürür, çünkü o ıssızlığı ve karanlığı sever. aniden ortalığın aydınlandığını görür, göz alıcı bir ışığın varlığını hissder. sonra olağanüstü bir orkestranın sesini duyar. çünkü serenant yapmaktadır tanrıya orda melekler. hem gözlerini kapatır hemde tıkar kulaklarını. gizlendiğini sanar böylece varlığını. kaşmaktan başka çare kalmammıştır artık, sonsuz bir kaçış,nereye gideceğini bilmeden. saklasınlar diye güneşe ve aya yalvarır, unutur bir şeyi,ikiside aydınlatıcıdır. bir an yalnızlık kendini öldürmek ister, sonra cayar kararından, cehenneme gitmekten korkarak. sonra öyle bir yer bulur ki yalnızlık. ilelebet kimsenin rahatsız edemeteceği, istediğini yapabileceği, ve orası yaşadıkça onu da yaşayacağı ve onun istemediği halde onu paylaşacağı ve kimsenin onu bulamayacağı bir yer, neresimi oarası? paramparça bir yürek. kırılmış bir kalp..... |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| ölüyorum ! | One | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 01-12-2007 12:05 |
| Anne Ben Ölüyorum... | SuPeRiSi | Şiir Köşesi | 6 | 28-09-2007 18:32 |
| Ölüyorum...Sebebimsin... | adLer | Paylaşmak İstedikleriniz | 10 | 02-04-2007 22:10 |
| ben öLüyorum... | !NC!PéR!S! | Paylaşmak İstedikleriniz | 15 | 12-12-2006 09:36 |
| ÖLüyOrum..Sebebimsin.. | aSi MeLeq | Paylaşmak İstedikleriniz | 6 | 21-06-2006 23:55 |