ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 06-12-2006, 21:42   #1 (permalink)
sechill
Çalışkan 2de1'ci
 
sechill - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt: 09.05.2006
Mesajlar: 120
İtibar Gücü: 13


Ben sana çocukluğumdan vurgunum

Bir gün bir mektup yazdım ve hayatım değişti...
Gri renkli bir şehirde yaşardım o zamanlar... Sokakları cetvelle çizilmiş, caddelerin ablukasındaki köşeli parkları sahte yeşillere boyanmış, göğünde martıların kanat çırpmadığı bir şehirde... Rüyalarımda çocukluğuma dönerdim... Çocukluğumdan kalma kırık dökük birkaç anının yurdu İstanbul'a... Yıllarım geçmişti o gri şehirde... Yine de o birkaç yarım anının şehrini özler, orayı vatanım bilirdim... Anlam veremediğim tuhaf bir aşkla bağlıydım İstanbul'a... Sonra bir gün bir mektup yazdım ve o tuhaf aşkın nedenini anladım...
Sen o yıllarda kadere inanırmıydın bilmem... Ama ben inanmazdım... Hayatımıza kendi irademizle yön verdiğimizi, her şeyin bir nedeninin ve açıklamasının olduğunu ve seçimlerimizle yollarımızı kendimiz çizdiğimizi sanırdım... Tesadüflerin ve kesişmelerin birbirine görünmez iplerle bağlı olduğunu, anlaşılmaz bir sırrın büyüsüyle ömrümüze onların şekil verdiğini bilmezdim...
Sonra bir gün bir mektup yazdım ve kaderimle tanıştım... O yıllarda o mektubu neden yazdığımı ve niçin bir başkasına değil de sana yazdığımı açıklayamazdım... Aradan geçen onca yıldan sonra şimdi geriye dönüp baktığımda hayatımı değiştiren o mektubu bana yazdıran şeyin kader denen o tuhaf, o anlaşılmaz, o karşı konulmaz gizemden başka bir şey olmadığının farkına varıyorum... Ve sessizce Tanrı'ya gülümsüyorum...
Bir gün bir mektup yazdım sana... Yüzünü değil, yalnızca sözlerini bilirdim o zamanlar... Mektup da değildi aslında... O gri şehirde gözlerimi kapatıp daldığım uykularda rüyalarıma giren çocukluğumun İstanbul'unun o kırık dökük birkaç anısıydı gönderdiğim... Bir hapishanenin daracık penceresinden göğünde martılar uçuşan o mavi şehire uçurulmuş bir güvercinin ayağındaydı o mektup... Adresini onun kulağına fısıldayan, kaderin o açıklanamaz mucizesinden başka bir şey değildi... Öyle derin bir umutsuzlukla bağlıydım ki hayata, o güvercini bir daha asla geri dönmeyecek sanıyordum... Çocukluğuma dair o kırık dökük anıların senin kaderinle buluşacağını o zamanlar bilmiyordum...
Günler sonra aynı güvercin yeniden kondu pencereme... Ayağında bir mektup bağlıydı... Yüzünü görmediğim ama sözlerini bildiğim o sevgili yüreğinden geliyordu mektup... O zarfın içinde kaderim gizliydi... O zarfın içinde şimdi sessizce gülümsediğim Tanrı'nın mucizesi gizliydi... O zarfın içinde çocukluk düşlerimin şehri gizliydi...
O mektubu aldığımda anladım ki, beni nedenini açıklayamadan vatanım diye bildiğim o şehire çağıran şey senin kalp atışlarından başkası değildi... Rüyalarımda gördüğüm o kırık dökük birkaç anının fotoğrafında, annemin elinden tutarak yürüdüğüm o İstanbul sokağının arnavut taşlarında çocuk gölgem senin gölgenle buluşmuştu belki... Deniz kenarında bir konup bir kalkan martıların peşinden koşarken ansızın yere düştüğümde belki de elimden sıcacık tutup beni kaldıran o tanımadığım el senindi, kimbilir... Okuldan eve dönerken bindiğim bir otobüsten bilet attığım halde beni yalancılıkla suçlayıp indiren o şoförün acımasızlığına şaşkınlık içinde ağlarken, yanıma gelip başımı okşayan, gözyaşlarımı silen ve başka param olmadığından evime gidebilmem için bana yeni bir bilet veren o yabancı belki de sendin... O mektubu sana göndermem bir tesadüf değildi belki... Ve o gri şehirde geçen soluksuz yıllarım boyunca kırık dökük birkaç anıyla rüyalarıma giren ve beni durmadan kendine çağıran İstanbul'a bu denli aşık olmamın tek sebebi sendin...
Sonra, o daracık hapishanenin penceresine konan güvercin olup, yanımda çocukluğumdan kalma o birkaç kırık dökük anıyla beraber düşlerime giren o mavi kentin semalarında aldım soluğu...
Bu şehre geldiğimde yağmur yağıyordu... Deli bir yağmur... Çocukluğumdan kalma anıların sokaklarını aradım o yağmurda... Hiçbirini bulamadım... Binalar yükselmiş, caddeler genişlemişti... Yıldızlar şehrin parlak ışıklarının ardına gizlenmiş, martılar yağmurdan ıslanmamak için saçak altlarına sığınmıştı... Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm... Sırılsıklam saçlarımdan süzülen damlalar gözyaşı olup yüreğime aktı... Seni bulma umudumu tam da yitirmişken kalabalığın içinde o daha önce hiç görmediğim yüzünü tanıdım ansızın... Çocukluk düşlerimdeki o İstanbul sokağının arnavut taşlarında gölgemle buluşan gölgenden tanıdım seni... Sahilde bir konup bir kalkan martıların peşinden koşarken düştüğümde beni yerden kaldıran o sıcacık ellerinden tanıdım... Haksız yere yalancılıkla suçlanıp evime giden otobüsten indirildiğimde gözyaşlarımı silen o sevgi dolu yüreğinden tanıdım...
Sonra yağmur dindi... Yıldızlar şehrin parlak ışıklarına inat göz kırptı bana... Martılar saçak altlarından çıkıp göğün maviliklerinde bıraktıkları izlerle yolumu çizdiler... Bu şehir çocukluğumdan kalma anılarımın şehri oldu yeniden...
Ben sana çocukluğumdan vurgundum... Ama sen bunu hiçbir zaman bilmedin... Soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç bilmedin... O güvercinin, savruk yılların telaşıyla yorgun düşmüş ömrünün semalarında neden durup dinlenmeden kanat çırptığını anlayamadın hiç... Benim gibi birini nasıl seversin, diye sorup durdun bu yüzden, yıllar boyunca... Bilseydin, belki bu kadar hoyrat olmazdın sana vurgun kalbime... Bilseydin, tıpkı bu şehre geldiğim o gün yağan deli yağmurlar gibi ömrümü sırılsıklam ıslatan aşkının ortasında beni bir başıma bırakıp hiç gitmezdin... Bir bulup bir kaybetme oyunuyla yormazdın sevdalı kanatlarımı... Çocukluk düşlerimdeki o İstanbul sokağında gölgemle buluşan gölgenden, beni yerden kaldıran sıcacık ellerinden, gözyaşlarımı silen o sevgi dolu yüreğinden hiç mahrum bırakmazdın...
Ben sana çocukluğumdan vurgundum... Sana aşık bir güvercindim... Durup dinlenmeden kanat çırptım o kutsal başının üzerinde... Bu yüzden ne zaman yüzünü yüzüme çevirsen bu şehir çocukluğumdan kalma anıların şehri oldu yeniden... Deli yağmurlar dindi... Martılar gizlendikleri saçak altlarından çıkıp senin göğünde yolumu çizdiler... Yıldızlar bu şehrin yalan ışıklarına inat göz kırptılar bana... Ne zaman seni yitirsem bu şehrin sokaklarında kayboldum hep... Caddeler genişledi... Binalar yükseldi... Yağmurlar yağdı yeniden... Martılar saçak altlarına sığındı... Senin semalarında yolumu kaybettim... Yıldızlar görünmez oldu... Ne zaman seni kaybetsem bu şehir yendi beni... Kırıp kanatlarımı, savurdu semalarından... Beni sana hasret bıraktı, beni çocukluğuma hasret bıraktı... Beni İstanbul'uma hasret bıraktı.
Ben sana çocukluğumdan vurgundum... Seninse en savruk yıllarındı. Her yeni yüzde yeni öyküler arardın... Her yeni ömürde yeni yolculuklara çıkardın... Telaşlıydın... Yıllarca aşka susuz kalmış kimsesiz bir yürektin... Bağlanmak sana göre değildi... Benim koşulsuz sevgim sana göre değildi... Korkardın durup dinlenmeden semalarında çırpınan kanatlarımdan... Bu şehirdeki yalnızlığımdan... Senden başka kimsesizliğimden... Korkardın... Bazı geceler beni koynuna alır, şefkatli kollarınla sımsıkı sarar, sen benim herşeyimsin, derdin... Bazen ateşli bir aşık gibi doyumsuzca sevişirdin benimle... Bazen de sıkılır, yalnız kalmak istiyorum, git artık, derdin... Beni gönderdiğin gecelerde, yıldızları gökyüzünden silecek kadar parlayan şehrin o yalancı ışıklarının arasına karışır, bilmediğim tuhaf barlarda saatlerce yalnız başıma oturur, önümdeki deftere senin karşında kuramadığım sitem cümlelerini, mahcup yüreğimin sana söyleyemediği sevda sözlerini, sana okuyamadığım mısraları yazardım.
Sonra o savruk ömrün duruldu... Bir sevdaya kalbinin kilitli kapılarını açtın. Sana aşık o güvercini unuttun... Sonra hep yağmurlar yağdı... Deli yağmurlar... Martılar o saçak altlarından hiç çıkmadı. Yıldızlar göz kırpmaz oldu artık... Yıllar geçti... Kanatlarım senin semalarını aramaktan yoruldu. Tam da düşmek üzereyken yeniden tuttun beni... Tıpkı bu şehre ilk geldiğim günlerdeki gibi çocukluk düşlerimdeki bir İstanbul sokağının arnavut taşlarında gölgem gölgenle buluştu yeniden... Sıcacık ellerinle beni yerden kaldırdın... Sevgi dolu yüreğinle gözyaşlarımı sildin... Hiç olmadığı kadar sıkı sarıldın bana... Hiç sevmediğin gibi sevdin... Kanatlarım eskisinden de güçlüydü artık... Yüzün bana dönüktü... Hayatını paylaştın benimle... Evini paylaştın... Sofranda ekmeğini paylaştın... Yatağını paylaştın... Ömrünü paylaştın... En mahrem sırlarını... Kimselere göstermediğin yüzünü gösterdin bana... Kimselere söylemediğin sözlerini paylaştın... Kimselere okutmadığın mısralarını okudun... Kimselere kurmadığın cümlelerini kurdun... Bazen can yoldaşın oldum... Bazen sevgilin... Bazen dostun oldum... Sonra ben sen oldum... Sen de ben... Yıllar geçti ve ben öyle inandım ki varlığına, bir daha hiç gitmeyeceksin sandım... Bu şehir hep benim çocukluk düşlerimden tanıdığım o şehir gibi kalacak sandım... O deli yağmurlar bir daha hiç yağmayacak... Martılar saçak altlarına hiç gizlenmeyecek... Yıldızlar şehrin parlak ışıklarına yenilmeyip, bize hep göz kırpacak... Ömrüm senin ömründe yaşlanacak... Ve bir daha hiç gitmeyeceksin sandım...
Ben sana çocukluğumdan vurgundum... Ama sen bunu hiçbir zaman bilmedin... Belki de en çok bu yüzden gittin... Sonra yeniden döndün... Sonra yeniden gittin... Sonra yeniden döndün... Sonra yeniden gittin... Sana sevdalı bir güvercindim... Martılar çizerdi yolumu yüreğinin semalarında... Yıldızlar bana göz kırpardı... Durup dinlenmeden kanat çırpardım başının üzerinde... Sense bu deli sevdama şaşırır, senin gibi birini nasıl sevebildiğimi bir türlü anlayamazdın...
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanamadım... Bu yüzden mucizeydi her dönüşün, ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım...
Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı... Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu...
Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çocukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, o kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut taşları üzerinde ansızın gölgemi okşayamayacak...
Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak...
Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç farketmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum...

C.Ersöz

Konu sechill tarafından (06-12-2006 Saat 21:46 ) değiştirilmiştir. Sebep: başlık yanlış oldu
sechill Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Ben sana aşK diyorum,oysa Sana isminLe hitap ediyor _aLmİrA_ Şiir Köşesi 14 03-05-2008 16:44
Sana AğLar Bu Yürek.. Sana Vurgun KaLdı Hep.. BurcuUu_ Paylaşmak İstedikleriniz 11 28-01-2008 16:07
Güllere Vurgunum Raid_IRON İslami Download 2 30-08-2007 11:54
Vurgunum Sana siirkosem Şiir Köşesi 0 26-07-2007 23:40
Bu Gece Son !! Sana !! Yaşlara !! Aciya !! Sana Olan Aşka !! SweetWitch Paylaşmak İstedikleriniz 3 27-11-2006 20:51





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849