ÜYE GİRİŞİ

HIZLI ARAMA


Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani.

Cevapla
Alt 04-12-2006, 12:45   #1 (permalink)
^^CeM^^
Banned
 
^^CeM^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
~~O da artık evLi~~
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 10.323
İtibar Gücü: 0


Kafi Değildir Aşk

KAFİ DELİLDİR AŞK!
Ahmet Ümit


Ankara'dan ayrılırken yanımdaki koltuk hala boştu. Doğrusu bu durumun hoşuma gitmediğini söylemeyeceğim. Siz de hak verirsiniz ki tanımadığınız biriyle yanyana oturarak saatlerce yolculuk yapmak pek de hoş bir durum değildir. Ancak keyfim uzun sürmedi. Otobüsümüz Gölbaşı'na gelince durdu. Bizim boş koltuğun sahibi de ortaya çıkıverdi. Oldukça yaşlı biriydi.

Otobüse binerken gençten bir adam ona yardım ediyordu. Koridorda ilerleyerek bana yaklaştı. Genç adamın işaretiyle, yaşlı adama yol verdim, o da pencere kenarındaki koltuğuna kendini bırakıverdi. Genç adam, "Hoşça kal dede," dedikten sonra kulağıma eğilerek, "Biraz rahatsız ona yardımcı olur musunuz?" diye rica edince çaresiz, kabul ettim.

Otobüsümüz yeniden yola koyulunca, yaşlı adam hiçbir şey söylemeden bir süre dışarıda kakıp giden bozkırı izledi. Sonra sanki aniden anımsamış gibi bana dönerek,

"Merhaba delikanlı," dedi titrek bir sesle "Yolculuk nereye?"

"Antep'e," dedim. İlk kez ona dikkatle bakıyordum. Ve onda ilgimi çeken şey yüzündeki keder oldu. Ağarmış saçları, alnındaki derin çizgiler, feri kaçmış kül rengi gözleri, sanki yaşlanmanın doğal bir sonucu değil de, derin kederini daha iyi vurgulamak için yerleşmişlerdi yüzüne. O da bir an beni süzdükten sonra,

"Niye gidiyorsun Antep'e?" diye yeniden sordu.

Savcı gibi böyle sorular sorması canımı sıktı ama ayıp olmasın diye yanıtladım.

"Yeğenimin nikahı var da."

Kül rengi gözlerinden bir ışık geçti.

"Düğün ha!" diye mırıldandı. "Görücü usulüyle mi evleniyor yoksa sevda mı?"

Daha fazla soru sormamasını umarak,

"Görücü usulüyle," diyerek kestirip attım.

Başını sallayarak, kendi kendine gülümsedi. Ben, artık kurtuldum, diye düşünürken, yeniden söze başladı.

"Görücü usulüyle evlenmek iyidir. Arada sevda filan olsaydı kötüydü."

Yaşlı adamın, sorularından sonra şimdi de Don Juan misali kendinden emin bir tavırla aşk üzerine atıp tutması beni sinirlendirdi.

"Bu konuları çok iyi biliyorsunuz galiba?" diye alaycı bir tavırla sordum.

Alay ettiğimi anlamadı, gözlerine tatlı bir özlem çöktü.
"Eh, biraz bilirim," dedi.
"Başından çok merak geçmiş anlaşılan," dedim alaycılığımı sürdürerek.

Yüzü ciddileşti. Sonunda alay ettiğimi anladı, şimdi bana kızacak, diye düşündüm ama sandığım gibi olmadı.

"Bu işin macerası olmaz," dedi yaralı bir ses tonuyla. é hakiki sevda tektir. Sonuna kadar da tek kalır."

"Yapma be dede, insanın gönlü o kadar dar mı?" dedim.
"İnsanın gönlü geniştir geniş olmasına ama sevda kuşu nazlıdır, öyle her önüne çıkan dala konmaz. Her önüne çıkan dala konana bizde başka ad verirler."

Bu konuda anlaşamayacağız," diyerek konuyu kapatmak istedim ama yapamadım. Yaşlı adamın yüzündeki keder mi desem, sesindeki tını mı bir şey bana engel oldu. Bu ihtiyarın sıkı bir hikayesi olduğunu sezinlemeye başladım.

"Kusura bakma dede, ama sormadan edemeyeceğim, sen hiç sevdalandın mı?"

Hiçbir şey söylemeden öylece yüzüme baktı sonra derinden bir iç geçirerek,

"Oldum ya," dedi. "Sevdaya düşmemiş adam, adam mıdır?"

"Bak şimdi olmadı dede," diye güldüm. "Az önce sevda kötüdür diyordun, şimdi de sevdaya düşmemiş adam, adam mıdır, diyorsun."

O da gülmeye başladı.

"İkisi de doğru," dedi. "Sana hikayemi anlatırsam, daha iyi anlarsın."

O zaman bütün bu girizgahı hikayesini anlatmak için yaptığını anladım. Ama artık yol arkadaşımdan şikayetçi değildim, pür dikkat anlatacaklarını dinliyordum.

"Ben, iki çocuklu bir ailenin büyük oğluydum. Babam, Antep'teki bedestende kuyumculuk yapardı. O zamanlar bizim mahallede yahudi bir aile yaşıyordu. Dinlerimiz ayrıydı ama iyi komşuyduk. Onların Florid adında bir de kızları vardı. Çocukluğum bu kızla birlikte geçti. Bazen onların bahçelerinde, bazen bizim evin damında oynardık. Ama Florid biraz serpilince, annesi benimle oynamasına izin vermemeye başladı. Artık onu yalnızca pencere kafeslerinin arkasında görebiliyordum. İçimi tuhaf bir duygu kaplamıştı.

Bu duygunun bir arkadaşa duyulan hasret olduğunu sanıyordum. Derken bizim askerlik de geldi çattı. Askerde Florid'in yokluğunu daha çok hissetmeye başladım. Ve bunun öyle kolay kolay bitmeyecek bir sevda olduğunu anladım. Anlamasına anladım ama o bir Yahudi kızıydı, ben ise Müslüman. Bırakın evlenmeyi, birlikte görülmemiz bile normal karşılanmazdı. Ben askerde böyle tasa içinde kıvranırken kötü haber geldi.

Florid kendisinden yaşlı, kumaş tüccarı Yasef'le nikahlanmıştı. Florid'in ailesi pek varlıklı değildi, kızın yüklü bir drahoması yoktu. Yasef yaşlıydı ama zengindi. Florid'in kıymetini bilirdi. Haberi duyar duymaz zaten zor geçen askerliğim tam bir cehenneme dönüştü. Ne söyleneni anlıyordum, ne
emredileni yapıyordum. Komutanlarım uyardılar beni, azarladılar, sövdüler, dövdüler; hayır, hiçbir şey kar etmiyordu. Kısa sürede adımız deli askere çıktı. Neyse lafı uzatmayalım. İyi kötü askerlik böyle geçti. Bu arada ben de, Florid'i unutmaya karar verdim.

Askerden dönünce de babam artık iyice yaşlandığı için kuyumcu dükkanının başına geçtim. Evden işe işten eve gidip geliyorum. Rastlantı bu ya, bir gün sokakta Florid'le karşılaştık. Sıcacık gülümsedi bana. Yüreğimi bir çarpıntıdır. Ama Florid'e hiçbir şey söylemedim, gülümseyemedim bile.
Florid geçti gitti yanımdan. Kederle girdim eve. Ertesi gün zor kalktım yataktan, canım işe gitmek istemiyordu.

Yine de dükkana gittim, çalışmaya başladım ama nasıl çalıştığımı, ne yaptığımı ben de bilmiyorum. Öğleye doğru bir de baktım ki Florid karşımda. Menevişi bol, ela gözleri tatlı tatlı beni süzmekte. Gözler anlaşırsa dil susar derler. Biz de fazla konuşmadık. Florid bana burmalı bir bilezik ısmarladı. Bileziğin bahane olduğunu biliyordum.

"Bir hafta sonra hazır," dedim.
O gözlerini yüzümden almadan,
"Bir hafta sonra bileziği bizim eve getir," dedi.

Onlarda ne olacağını biliyordum. "Evime getir," lafını ezber ede ede, gece gündüz çalışarak beş günde bitirdim bileziği. İşi gören kuyumcu arkadaşların ağzı açık kaldı.

"Böylesi Saba Melikesi Belkıs'ın hazinesinde bile yoktur," diyerek, gıpta ettiler bana.

Bileziği sedef bir kutuya koyarak, vardım kumaş tüccarı Yasef'in evine. Kapıyı Florid açtı. Yüzünde aynı tatlı, davetkar gülümseyiş. Evde başka kimsecikleri de yok. Sonrası... Sonrası tahmin edersin.

Ama Antep küçük yer. Üstelik her yerde olduğu gibi burada da dedikoduya meraklı. Kısa sürede Yasef'in kulağına gitmiş bizim aşk. Yasef olgun adam. Oturup düşünmüş, karısı genç, güzel, kendisi yaşlı, üstelik karısını sevmekte ki deliler gibi. En iyisi bu kentten kaçıp gitmek. Akşam Florid'e demiş,

"Ben bu kentten bıktım. Şam'da akrabalarım var, onların yanına taşınalım."

Ertesi gün Florid benim dükkana geldi. Olanı biteni anlattıktan sonra güzel gözlerini yüzüme dikerek,

"Benimle evlen. Yasef'i bırakıp, burada kalayım," dedi.

Ne diyeceğimi bilemedim, Florid'le evlenmeye kalksam, millet beni kınayacak; kadın hem gavur, hem dul. Bıraksam gidecek...

Ben böyle kıvranırken, Yasef erken davrandı, karısını aldığı gibi tuttu Şam'ın yolunu.

Herkes, "kurtuldun," diyor. Bir de bana sor. Gün günden daha zor geliyor. Aklımı kaçıracağım her köşe başında, her kapının önünde onu görüyorum, kulaklarımda onun sesi çınlıyor. Florid'siz yaşamaya ancak bir yıl dayanabildim. Anamın yalvarıp yakarmalarına aldırmadan, dükkanı küçük kardeşime teslim edip, yanıma da yüklüce bir para alarak ben de tuttum Şam'ın yolunu.

Şam'da Yasef'in dükkanını bulmak zor olmadı. Bu zengin yahudiyi tanımayan yok. Yasef'i gizlice izleyerek evini öğrendim. Ertesi gün sabah erkenden evin önünde beklemeye başladım. Yasef dükkanına gidince, eve yaklaşmaya başlamıştım ki, esmer bir delikanlının benden önce kapıyı çaldığını gördüm. Birkaç saat sonra çıktı evden. O gidince ben yaklaştım eve. Çaldım kapıyı. Florid beni görünce şaşırdı ama hiç sevinmişe benzemiyordu.

"Niye geldin?" diye sordu azarlar gibi.
"Sensiz olmuyor," dedim, üzüntüyle.
"Çok geç," dedi umursamaz bir tavırla, "ben seni unuttum."

Sanki başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü.

"Konuşalım," dedim.
"Konuşacak bir şey yok," dedi.

Baktım ısrar etmek faydasız, kaldığım hana geri döndüm. Sabaha kadar düşündüm. Ona hak verdim. Ben çok geç kalmıştım.

Ortalık ışıyınca çıktım handan. Şam'da ne kadar çiçekçi varsa hepsini dolaştım, cebimde ne kadar para varsa hepsine çiçek aldım. Aldığım çiçekleri, üç at arabasına yükledim. Vardım Florid'in kapısına. Sabah serinliğinde mis gibi kokan çiçekleri sevdiğim kadının evinin önüne yıktım, sonra ayrıldım oradan."

Yaşlı adamın öyküsü çok etkilemişti beni,

"Bravo dede," diye heyecanla söylendim. "Bu yaptığın çok güzel bir şey."

Yol arkadaşıma artık başka gözlerle bakıyordum. Benim için bir tür Anadolu bilgesi olup çıkmıştı. Bu arada otobüsümüz ilk molasını vermek üzere bir dinlenme tesisinde durdu. Birlikte indik. O tuvaletteyken, bizim otobüsümüzün muavini yaklaştı yanıma.

"Gene ne anlatıyor Ayvaz Dede?" diye sordu.

"Adı Ayvaz mı?" diye sorusuna soruyla karşılık verdim. "Onu tanıyor musun?"

"Abi, onu Antep'teki bütün otobüs şöförleri, muavinleri tanır.""Nasıl yani?"

"Ayvaz Dede biraz sıkıntılıdır. Memlekette en fazla bir ay kalabilir, sonra kendini yolculuklara vurur."

"Tuhaf," diye mırıldandım. "Neden böyle yapıyor?"

"Abi, bu Ayvaz Dede, gençken bir yahudi karısını sevmiş. Kadın evliymiş. Kocası durumu çakınca, Ayvaz'dan kurtulmak için evini Şam'a taşımış. Bizimki bırakır mı peşlerini. Haydi o da Şam'a. Ama kadın yüz vermemiş bizimkine. Ayvaz Dede'nin gururu kırılmış tabii. Çektiği gibi kasaturasını bir güzel şişlemiş hem kadını, hem kocasını."

Şaşırmıştım, Ayvaz Dede'nin anlattığı hikayenin sonuna hiç benzemiyordu bu.

"Sonra?" diye sordum meraklı muavine.

"Sonrası, kendi de iflah olmamış. Anlaşılan kadını gerçekten seviyormuş. Kafayı yemiş. Antep'te duramaz olmuş. Kendinden mi, öldürdüğü kadının hayaletinden mi bilinmez kaçmaya başlamış."

Muavine başka bir şey soramadım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Az sonra Ayvaz Dede geldi yanıma. Ona da hiçbir şey sormadım. Açık bir çay ısmarladım.

"Sağolasın evlat," dedi.

Çayını içerken onu izledim. Bu yaşlı adam hiç de katile benzemiyordu ancak çok dikkatli bakarsanız, sevdiği kadını öldürdükten sonra, ellerinin kanını gözyaşlarıyla yıkamaya çalışan bir adamın çaresizliğini görebilirdiniz onun kederli yüzünde.


not:E dergisinin verdiği Öykü '99 kitabından.

***alıntıdır.
^^CeM^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 04-12-2006, 19:51   #2 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Ayyy Cemmm süper bir hikaye yaaaa Ay dertlendim yaaaaaa
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 04-12-2006, 19:58   #3 (permalink)
^^CeM^^
Banned
 
^^CeM^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
~~O da artık evLi~~
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 10.323
İtibar Gücü: 0


Serpil Dertlenme Ya
Sileyimmi Hikayeyi
^^CeM^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
Alt 04-12-2006, 19:59   #4 (permalink)
^^DoLCe^^
Kendini aşan 2de1'ci
 
^^DoLCe^^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
... . .-. .--. .. .-..
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 26
Mesajlar: 7.764
İtibar Gücü: 34


Ay silme deli Sakınnn,çok güzel kalsın
^^DoLCe^^ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
 
 
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Kategori Cevaplar Son Mesaj
Cam neden katı değildir eLFiDa Merak edilen konular 1 02-01-2008 02:42
Hiçbirşey için geç değildir... SUNRISE Paylaşmak İstedikleriniz 3 01-09-2007 12:34
sevgi ne değildir? Lider Paylaşmak İstedikleriniz 4 09-02-2007 20:04
Hiçbir şey Tesadüf Değildir.. gülümse75 Paylaşmak İstedikleriniz 5 05-12-2006 05:29
Ölüm Bir Son Değildir belongtodeath Dini Konular 0 07-08-2006 09:39





1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848