HIZLI ARAMA
| Paylaşmak İstedikleriniz Bizimle ne paylaşmak istiyorsanız yazında bilelim hani. |
![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.09.2006
Mesajlar: 3.485 İtibar Gücü: 18 | ![]() )Bir tahteravalli Aşk sanki..Acıyı yaşayan olmalı yerde çünkü daha ağır yüreği bedende..Ama ben havada asılı kaldım acılıyken, ağırken öylece..Düşemiyorum bile.. Ben bir tek harfine ne düşler adamıştım,oysa şimdi cümleler boyudur uzaklığım sana... Sen giderken gözlerine yüklediğim anlamlar boyudur yalnızlığım... Boynumun büküklüğü sana değil,yitirdiğim ve asla geri alamayacağım heveslerimedir.Payıma düşürdüğün sadece hıçkırıklar dolusu gecelerdir. Ama yine de asıl yanmışlığım; seni çok geç tanıyan kalbimedir... İşte yaşadıklarımı bulduğum andır satırlarda! Gömeceğim bu gece ona dair acıları sabaha kadar okuyacağım tüm satırlara.. Söz! Söz! Söz! Gece!!! Siyah… Özlem yüreğimde Laciverdimi boyadım Sen dolu Pırıltılı renklere Düşler yarattım Gecenin siyah hayallerine... Bu gece şimdiye kadar ki ömrümdeki ennnn Kara Gece! Bu geceden sonra değil gündüzlerm, gecelerim bile aydınlık olacak Rabbiminde izniyle..Söz sana Hayat! Yokluğun vurdu zayıflığımın ortasındayken ben, Yediremedim gururuma...dudaklarda sus kaldım Yağmurlar yağdırdım gittiğin şehre, Sen olmayınca...gözlerde yaş kaldım Ben bir köşede boğazımda düğümlerle kalmıştım..Kelimeler boğazıma takıldı.. Her ayrılık sonrası yaşanışlar sanırım bunlar..Kalanlar gidenler..Haksız sebeplerin ardına saklanıp da ama ben haklıydım diyenler,Haklı olupda haklı olduğu halde terkedilenler..Hep böyle kalıyor sanırım.. Sus.. Yaş.. Şifa yüreklere..Kızmayın bu gece son damlalarımı döküyorum artık ona!Bundan sonra acıyı ıslak değil kuru yaşamak var! Yine yalnızca karanlıklarla hemdem olasım var.. Gün ışığında kapalı gözlerle; huzurlu uykulara uyuyasım, kabussuz uykularda nefes alasım, acısız gecelere uyanasım, bu pişmalığı gömesim, yakasım, kaybedesim var! Yaş değil kan dökülüyor gözümden..Ama haksızım biliyorum..Çünkü emanet bir cana hıyanet ediyorum!Rabbim affeylesin, geçicek biliyorum..Üzülme sen ne olur..Sindire sindire yaşayayım acımı böylesi daha doğru olur..Sindire sindire tüketmezsem bu acıyı, bi gün aniden görürsem karşımda Onu yada ona dair birşeyi işte ozaman mutluysam bile herşey alt üst olur..Geçicek evet ge-çi-cek! Yok ötesi..! Ama sindire sindire tüketmek, O'na dair bir tek kırıntıyı bile içimde bırakmamak en iyisi.. Gitmeler en masum yürek sahibinden bile olsa haindir bilirim.. Bunu gidişimden sonra farkedeceğimi bilseydim gidermiydim? Nasip... neden giderler ki illa birileri gidiyo ve geride kalan acısıyla başbaşa kalıyo... hele ki geri dönülmez gidişler... Saçma bir sebebim vardı evet! Ardımdan defalarca gitmez olaydım dediğim! Ama kalanın acısından daha büyük acım! Pişmanlığım var birde yetmezmiş gibi! Ama giderken birkere bile "Gitme!" demedi! İyi bilin..Her gidiş giden için her gün yeni bir acıya kapı açıyor ve Terkedişler kalanı değil gideni vuruyor..! Geri dönülmez gidişlerde, döndüğün gidişlerden daha çok yaralamıyor! Döndüğünde kalbi Taş kesilen bir sevdiğin oluyor! Yalvarıyorsun ne olur bir şans daha diye ama nafile..! Gururu, seviyorsa bile yer gök kadar Aşkından büyük oluyor! Belkide sadece benim yaşadıklarım bunlar..!Genelleme yaptıysam eğer acımın büyüklüğünden her terkedişi haksız kılmak içindir! Hatalıyım, pişmanım! Bedelini ödemiş olduğumu sanıyorum ama bunu körolası acı dinlemiyor! Aşk beraber yürümektir ve iki kişi yaşanırsa güzeldir. Aşk yalnızken acı verir.Tek başınaysan yürümeye çalıştıkca düşmektir.! |
| | |
| SweetWitch için teşekkür edenler 5 kişi. | **Zerd@** (25-11-2006), DiLrUbA (27-11-2006), KãRdé£éN (19-02-2007), Ruhsar (28-11-2006), |
| | #2 (permalink) |
| Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 7.680 İtibar Gücü: 31 | Bir zamanlar seni bir uçurumun kıyısından tuttuğumu ve kurtardığımı söylerdin. Buna karşılık, ne söyleyeceğini bilemeyen bir insanın, sol yanı şenlenen kadın rolünü oynuyordum. Yaşadıklarından inatla ders almaya çalışan, her şeye rağmen sevgiye olan inancını yitirmemiş, kıyısından deli, ucundan çocuk, gözleri denize girince yeşile çalan küçük bir kadının tatlı tesellisiydi belki de güzel sözler duymak. Seni gerçekten de kurtardığıma inandırmıştın beni. susuyorsun...devam et... ![]() Her güzel başlayan aşklar gibi şendik, heyecanlıydık, beklemedeydik..Görüşebileceğimiz zamanların ayarlamalarında, duvarlara çentik atan mahkumlar gibiydik. Korkularını ilk yenen sen oldun, sen akıttın dudaklarından “seni çok seviyorum” kelimelerini. Bense yaşadıklarını ve hatalarını tekrarlamak istemeyen ama yine de konuşmak için çıldırasıya tetik de duran telaşlı bir yürektim. Her şeye rağmen fazla bekletmedim seni. Bir gün..beklediğim ama hiç ummadığım bir anda sana boşaldı dudaklarım; seni seviyorum, diye... susuyorsun...devam et... Bedenimden önce beynimi tahrik eden bir adamın şarkısını dinliyordum. Bu yüzden ilk karşılaşmamız, tedirgin iki insanın karşılaşması gibi değildi. Küçük bir otel odasındaydık...her şeye rağmen, yaşadıklarına tez, utangaç bir profil çiziyordum ama seni seviyordum. İlk defa sen dokundun dudaklarıma..Yüreğim yerinden çıkacak gibiydi, yüreğim yerinden çıktı, sen yerleştirdin. Küçük bir otel odasıydı, şirindi ve belki de en güzeli pencerelerini açınca karşımızda Midilli’yi görmemizdi. Yağmur sularının ninnisinde seviştik seninle, balıkçı motorlarının makamında..Özlemlerimi koynunda uyuttum ve sabahın ışıkları vururken bedenlerimize, uyurken seyrettiğim yüzünü yüzümde unuttum. susuyorsun...devam et... Yazdığın kelimeleri bırak, adresime düşen yüz binlerce cümleden hiç birine sığdıramadın beni Yazdığın her satırda bir nehir gibi aktım bilinmezliğine. Başka bir şehirden gökyüzüne gönderdiğin sıcacık kelimeler benim şehrimin denizine düşüyordu ve ben her harfi tek tek çıkartırken derinlerden, parmaklarıma denizin değil yüreğinin mavisi bulaşıyordu. Bütün şiirlerini itinayla saklıyordum ve her aşk’da olası olan bir bitiş ertesinde kullanmak üzere, mahkeme tutanaklarına şiirlerini şahit olarak yazdırabileceğimi biliyordum. Çünkü şiirlerin çığlık çığlığa konuşuyorlardı ve ben senin yokluğunla şiirlerinle dertleşiyordum. susuyorsun...devam et... “Bekle” kelimesiyle bitirdiğin her cümleyi virgülle uzattım ve bekleyişlerime sığdırdım düşünü kurduğum geleceğimizi. Suskunluğu her gün daha fazla uzatıyordun ve ben tek başıma yaşıyordum, seninle beraber ellerinden tuttuğumuz ilişkimizi. Giderek uzaklaşıyordun, daha çok susuyordun ve ben bilinmezlerin ortasında senin gerçekte neyin olduğumu öğrenmeye çalışıyordum. Aylar geçiyordu, aramıyordun...Buna karşılık ben de “iyi ki sesin var yoksa bu hasret beni öldürecek” diyen adamın ölüm haberini bekliyor gibiydim. Her şeye rağmen bir şeylere sığınmak ve acılarımdan kurtulmak istiyordum. Ne zaman sana ihtiyacım olsa, “aradığınız aşk’a şu an ulaşılamıyor” diyen kadının mutlu sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Sen sorunlarınla uğraşıyordun, bense sessizliğinle, sevdamla ve yalnızlığımla. Sevda, her şeye tek vücutmuş gibi göğüs germekti. Ben bunu biliyordum, böyle seviyordum, sense girdiğin mağaranın içinden uzattığım yardım elini bile görmüyordun. susuyorsun...devam et... Herkes seni soruyordu, selamını veriyordu, iletemiyordum. Hep böyle mi çalıyordu sevdanın çanları, farklı olduğumu düşündüğün bana bile geçmişimde bıraktığım yaralı sevdalarımı anımsatıyordun. Her şeye rağmen hiçbir kötü sözü yakıştıramadım sana. Giderek çoğalan kırgınlıklarımı itinayla kapatmaya çalıştım. Bir güzel sözün yeterdi belki, bekletirdi, sesimi bile duymadın. Merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne..? Tutundum, çırpındım düşmemek için, uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm.. susuyorsun...devam et... Bize ait bir çok düşü sen yaratmıştın ve sen yok ettin yine. Birer masal kahramanıydık ve masal olarak kaldık, ilerde çocuklara anlatılmak üzere belki de. Yaşadığım ve yaşattığım hiçbir şey için pişman değilim. Hatta bir de teşekkürüm var sana, kendimi en güzel sevilen kadın gibi hissettirdiğin için. Adı üstünde bir bekleyişti yaşadığım, belki bu da bir düştü, uyandım, baktım ki yoksun, seni düşlerinde bıraktım. susuyorsun...devam et... Bir aşk’a kaç aşk sığar diye soruyor bir şair, ben aşkıma tek aşk sığdırmıştım oysa, bilmeden ismimin bile unutulduğunu. Sorulması gereken sorular tedavülden kalktı, ki zaten cevapları da sana aitti.Sana değil, seninle bir ömrün düşünü kuran kendime yakıştıramadım “hoşça kal” kelimesini. Ama sen, bedeni dar gelse de, almadan fikrimi, elbisesini diktin vedanın. Bana sadece ortada kalmamak için giymek ve gitmek düştü. Ama gitmek değil ki öfkeyle, kırgınlıklarla, acıyla..kendi özgürlüğüm için bağışladım seni. Yine de, her şeye rağmen merak etmiyor da değilim; içindeki hangi sen gerçekte sevdi beni..?, hangi sen haykırdı gökyüzüne, sen bende ömürlük olmalısın diye..? ve hangi sen bu kadar kayıtsız kalabildi yüreğini konuşturan bir kadının yüreğine..? susuyorsun...devam et... susuyorsun....artık konuşma... ..merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne..? Tutundum, çırpındım düşmemek için, uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm../ susuyorsun...devam et... pelin onay |
| | |
| | #3 (permalink) |
![]() Kayıt: 20.09.2006
Mesajlar: 3.485 İtibar Gücü: 18 | Emeqinie saqLık çok qüzeL bi yazıyLa renk kattın Kaçtım… Kendimden gelen haykırışları duymamak için.. sessizliğin içindeki sesleri, karanlığın içindeki yüzleri görmemek için.. kaçtım… Baktım… Geriye dönüp baktığımda yitik bir kentin kayıp bir düş’ü oldum… düşlerimin griliğinde kendime baktım.. sisli ve yağmurlu bir havada İstanbul’a bakar gibi baktım… Saklandım… Tüm kelimelerimi yanıma alıp saklandım.. cümlelerimin beni terk etmesine izin verdim… kilitli bir kapının ardında herkesten ve her şeyden saklandım… Islandım… Yağan yağmurlar altında şemsiyesiz saatlerce dolaştım… ıslandım… yağmurla birlikte yağdım avuçlarına… yağmurla ıslandım… Sustum… Tüm şiirleri, şarkıları sözsüz bestesiz bıraktım… cümlelerimi anlamsız, kelimelerimi çırılçıplak yalnız bıraktım… sustum… Döndüm.. Buz tutmuş düşlerim, yaban kalmış gülümseyişlerimle… eksik kalan günlerimle yaşanmamış yarınlarıma döndüm… Kaçarken baktığımda saklanan benliğimin yağmurda ıslanışını susmaların ardından gördüm… ve dünüme bu günüme yarınıma döndüm…. |
| | |
| | #4 (permalink) |
![]() ★.HayaL MahsuLü.★ Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 7.898 İtibar Gücü: 74 | ![]() [size=12pt][i]Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş. Rıfat Ilgaz |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Kategori | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sana Olan Sevdamdandır Bilesin | FeYeZaN | Resimli Şiirler / Resimli Şarkı Sözleri | 16 | 24-02-2008 07:50 |
| Sana Olan Sevdamdandır | SeaBoy | Fotoğrafçılık ve Resimler | 12 | 05-02-2008 12:23 |
| Sana Olan Sevdamdandır!! | KãRdé£éN | Resimli Şiirler / Resimli Şarkı Sözleri | 6 | 06-12-2007 10:06 |
| Bu Gece Sana Kurdum Tüm Saatlerimi 'A$k' | zuzu | Paylaşmak İstedikleriniz | 21 | 18-09-2007 19:39 |
| Farkında deqiLsin sana oLan sevqimin.. | shaMarıq | Paylaşmak İstedikleriniz | 1 | 16-06-2007 13:33 |